YARGITAY KARARI
DAİRE : 2. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2012/20733
KARAR NO : 2012/45463
KARAR TARİHİ : 08.11.2012
Tebliğname No : 6 – 2011/173522
MAHKEMESİ : İzmir 4. Asliye Ceza Mahkemesi
TARİHİ : 11/10/1999
NUMARASI : 1999/450 (E) ve 1999/1165 (K)
SUÇ : Hırsızlık
Dosya incelenerek gereği düşünüldü;
Dosya içeriğine göre diğer temyiz itirazları yerinde görülmemiştir.Ancak;
1-5252 Sayılı Türk Ceza Kanununun Yürürlük ve Uygulama Şekli Hakkındaki Kanunun 9/1.maddesine göre, 01.06.2005 tarihinden önce kesinleşmiş hükümlerle ilgili olarak Türk Ceza Kanununun lehe olan hükümlerinin derhal uygulanabileceği hallerde,duruşma yapılmaksızın da karar verilebilir.Aynı kanunun 9/3.maddesine göre de, lehe olan hüküm önceki ve sonraki kanunların ilgili bütün hükümleri olaya uygulanarak ortaya çıkan sonuçların birbirleriyle karşılaştırılması suretiyle belirlenir.
Bu düzenlemelerden ve Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 27.12.2005 gün ve 2005/3-162-173 sayılı kararından anlaşılacağı üzere kesin yargı haline gelmiş bir hükümde değişiklik yargılaması yapılması,önceki hükümde sabit kabul edilen olaya her iki yasanın tüm hükümleri birbirine karıştırılmaksızın uygulanmak suretiyle ayrı ayrı sonuçlar belirlenmesini ve bunların karşılaştırılmasını gerektirir.Sonraki yasa suçun unsurlarını veya özel hallerini değiştiriyorsa veya cezanın teşdiden tayini nedeni sayılacak olguların tartışılması, alt ve üst sınırlar arasında bir oran belirlenmesi ya da artırım veya indirim nedenlerinin değerlendirilmesi gerekiyorsa, cezanın paraya veya tedbire çevrilmesi ya da ertelenmesi hususunda mahkemece takdir hakkının kullanılması ve böylece bireyselleştirme yapılması zorunlu ise, duruşma açılmak suretiyle tüm bunların neden ve gerekçeleri de gösterilerek hüküm kurulması gerekir. Açıklanan nedenlerle, mahkemece duruşma açılarak delillerin tartışılması, ve lehe kanunun belirlenmesi gerekirken, evrak üzerinde yapılan inceleme ile yazılı şekilde hüküm kurulması,
2- 5237 sayılı TCY.nın 145. maddesindeki “ malın değerinin azlığı ” kavramının, 765 sayılı TCY’nın 522. maddesindeki “hafif” veya “pek hafif” ölçütleriyle her iki maddenin de cezadan indirim olanağı sağlaması dışında benzerliği bulunmadığı, “değerin azlığının” 5237 sayılı Yasaya özgü ayrı ve yeni bir kavram olduğu, Yasa koyucunun amacı ile suçun işleniş biçimi, olayın özelliği ve sanığın kastı da gözetilmek suretiyle, daha çoğunu alma olanağı varken yalnızca gereksinimi kadar ve değer olarak da gerekiyorsa ceza vermekten vazgeçebileceği ölçüdeki düşük değerler esas alınmak, yasal ve yeterli gerekçeleri de açıklanmak koşuluyla uygulanabileceği düşünülmeden, yakınanlar H. Ç..,M. T..,C.R.. ve K.V..’ya karşı hırsızlık suçlarından verilen mahkumiyet kararlarında koşulları bulunmadığı halde anılan madde uyarınca cezalardan indirim yapılması,
3-Sanığın ve suç arkadaşının müşteki Kemal’in cebinden 140 Tlyi çaldıktan sonra kaçmaya çalışırlarken, müştekinin parasının çalındığını fark etmesi üzerine “hırsız var” şeklinde bağırması sonucu olay yerindeki kolluk görevlilerince yakalandıklarının anlaşılması karşısında; yakınan Kemal Vardarlı’ya yönelik eyleminin kalkışma aşamasında kaldığı gözetilmeden, yeterli ve yasal gerekçelerde göstermeden suçun tamamlandığı kabul edilerek hüküm kurulması,
Bozmayı gerektirmiş, hükümlünün temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan hükmün bu sebeplerden dolayı istem gibi BOZULMASINA, 08.11.2012 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.