YARGITAY KARARI
DAİRE : 2. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2012/24290
KARAR NO : 2012/46226
KARAR TARİHİ : 19.11.2012
Tebliğname No : 2 – 2012/131077
MAHKEMESİ : İstanbul 25. Asliye Ceza Mahkemesi
TARİHİ : 23/06/1988
NUMARASI : 1988/415 (E) ve 1988/532 (K)
SUÇ : Hırsızlık
Dosya incelenerek gereği düşünüldü;
Dosya kapsamına göre diğer temyiz sebepleri yerinde görülmemiştir. Ancak;
1- 5252 Sayılı Türk Ceza Kanununun Yürürlük ve Uygulama Şekli Hakkındaki Kanunun 9/1.maddesine göre, 01.06.2005 tarihinden önce kesinleşmiş hükümlerle ilgili olarak Türk Ceza Kanununun lehe olan hükümlerinin derhal uygulanabileceği hallerde, duruşma yapılmaksızın da karar verilebileceği belirtilmiş ise de;
Aynı kanunun 9/3.maddesine göre de, lehe olan hüküm önceki ve sonraki kanunların ilgili bütün hükümleri olaya uygulanarak ortaya çıkan sonuçların birbirleriyle karşılaştırılması suretiyle belirleneceğinin belirtildiği düzenleme ve Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 27.12.2005 gün ve 2005/3-162-173 sayılı kararından anlaşılacağı üzere, kesin yargı haline gelmiş bir hükümde değişiklik yargılaması yapılması, önceki hükümde sabit kabul edilen olaya her iki yasanın tüm hükümleri birbirine karıştırılmaksızın uygulanmak suretiyle ayrı ayrı sonuçlar belirlenmesini ve bunların karşılaştırılmasını gerektirir. Sonraki yasa suçun unsurlarını veya özel hallerini değiştiriyorsa veya cezanın teşdiden tayini nedeni sayılacak olguların tartışılması, alt ve üst sınırlar arasında bir oran belirlenmesi yada artırım veya indirim nedenlerinin değerlendirilmesi gerekiyorsa, cezanın paraya veya tedbire çevrilmesi ya da ertelenmesi hususunda mahkemece takdir hakkının kullanılması ve böylece bireyselleştirme yapılması zorunlu ise, duruşma açılmak suretiyle tüm bunların neden ve gerekçeleri de gösterilerek hüküm kurulması gerekir.
Tüm bu hususlara göre, mahkemenin duruşma açarak delilleri tartışması, eylemi nitelendirdikten sonra lehe kanunu belirlemesi gerekirken, evrak üzerinde yaptığı inceleme sonucunda yazılı şekilde hüküm kurulması,
2- 5237 Sayılı TCK.nun 141 ve 142.maddelerinde tanımlanan hırsızlık suçu ile 765 Sayılı TCK.nun 493/1.maddesinde yer alan suçun öğelerinin farklı olduğu hükümlünün gündüz vakti sayılan zaman dilimi içinde hükümleri temyiz kapsamında olmayan diğer sanıkla birlikte yakınana ait evin muhkem olan kapı kilidini kırmak suretiyle eve girip gerçekleştirdiği hırsızlık eylemi karşısında, hükümlünün eyleminin 5237 Sayılı TCK.nun 142/1-b maddesinde belirtilen hırsızlık suçu yanında aynı kanunun 116/1, 119/1-c maddesinde düzenlenen konut dokunulmazlığını bozmak ve 151/1. maddesinde düzenlenen mala zarar verme suçlarını da oluşturacağı, suç tarihi itibariyle konut dokunulmazlığını bozmak ve mala zarar vermek suçlarının uzlaşma kapsamında oldukları da gözetilerek 5271 Sayılı CMK.nun 253 ve 254. maddeleri uyarınca uzlaştırma işlemleri yapılıp, uzlaştırma işleminden sonuç alınması halinde hükümlü hakkında konut dokunulmazlığını bozmak ve mala zarar verme suçlarından açılan kamu davasının düşürülmesine, uzlaşmadan sonuç alınamaması halinde ise hükümlünün eylemlerine uyan 765 Sayılı TCK.nun 493/1, 61, 522 (pek fahiş), maddeleriyle 5237 Sayılı TCK.nun 142/1-b, 116/1, 119/1-c, 151/1.maddeleri uyarınca verilmesi gereken cezalar ayrı ayrı tespit edilip sonuç cezalar karşılaştırılarak lehe olan kanun belirlenip sonucuna göre hükümlünün hukuki durumunun tayin ve takdiri gerekirken yazılı şekilde hüküm kurulması,
3- Kabule göre de; hırsızlığa konu eşyaların bir kısmının, soruşturma evresinde yakınana iade edilmiş olması karşısında, yakınanın etkin pişmanlık hükümlerinin uygulanmasına rıza göstermesi halinde, sanık hakkında 5237 sayılı TCK’nun 168/1. maddesinin uygulanması gerektiğinin gözetilmemesi,
Bozmayı gerektirmiş, hükümlünün temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan hükmün bu sebeplerden dolayı istem gibi BOZULMASINA, 19/11/2012 gününde oybirliğiyle karar verildi.