YARGITAY KARARI
DAİRE : 2. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2012/25186
KARAR NO : 2012/46316
KARAR TARİHİ : 20.11.2012
Tebliğname No : 6 – 2011/71624
MAHKEMESİ : Eskişehir 2. Asliye Ceza Mahkemesi
TARİHİ : 10/11/2010
NUMARASI : 1981/265 (E) ve 1981/273 (K)
SUÇ : Hırsızlık
Dosya incelenerek gereği düşünüldü;
5237 sayılı TCK.nun 7/2. ve 5252 sayılı Yasanın 9/3. maddeleri uyarınca lehe olan yasa hükümlerinin belirlenmesi amacıyla yapılan karşılaştırmada, 5237 sayılı Yasa hükümlerine göre hırsızlık suçundan 142/1-b. maddesi uyarınca , mala zarar vermek suçundan 151/1. maddesi uyarınca , iş yeri dokunulmazlığını bozmak suçundan 116/2-4. maddesi uyarınca gerekçesi belirtilmek suretiyle altı sınırdan uzaklaşılarak temel cezanın belirlemesine dair mahkemenin kabul ve uygulamasında bir isabetsizlik bulunmadığından tebliğnamedeki bu hususa dair “2” numaralı bozma düşüncesine iştirak edilmemiş, dosya içeriğine göre diğer temyiz itirazları yerinde görülmemiştir. Ancak;
5237 sayılı TCK’nın 7/2 ve 5252 sayılı Kanunun 9/3. maddesi uyarınca sanıklar yararına olan hükmün, önceki ve sonraki kanunların ilgili bütün hükümlerinin olaya uygulanarak ortaya çıkacak sonuçların birbiriyle karşılaştırılması suretiyle bulunacağı, 5237 sayılı TCK’nın 142/1-b. maddesinde tanımlanan hırsızlık suçu ile 765 sayılı TCK’nın 493/1. maddesinde yer alan suçun ögelerinin farklı olduğu; sanığın arkadaşı Yakup Turan ile birlikte geceleyin 24.00 sıralarında yakınanın iş yerinin muhkem nitelikteki balkon demir parmaklıklarını kırıp içeri girerek gerçekleştirdiği hırsızlık eyleminin 5237 sayılı TCK’nın 142/1-b maddesine uyan hırsızlık suçunun yanı sıra, aynı Kanunun 151/1. ve 116/2-4, 119/1-c. maddelerine uyan mala zarar vermek ve konut dokunulmazlığını bozma suçlarını da oluşturduğu, ancak; ancak yakınanın 09.07.1981 günlü oturumda sanıklar hakkındaki şikayetinden vazgeçtiğinin anlaşılması karşısında, 5560 sayılı Yasanın 6. maddesi ile 5237 sayılı TCK.nun 142. maddesine eklenen 4. fıkranın yürürlük tarihi olan 06.12.2006 gününden önce işlenen mala zarar vermek suçunun hırsızlık suçu ile birlikte işlense dahi soruşturma ve kovuşturmasının şikayete tabi olduğu bu nedenle suç tarihi itibari ile soruşturması ve kovuşturması mağdurunun şikayetine tabi olan mala zarar vermek suçundan ceza hükmü kurulamayacağı, ayrıca 5237 sayılı TCK.nun 142/1-b. maddesine uyan hırsızlık suçu ve 116/2-4. maddesine uyan iş yeri dokunulmazlığını bozmak suçlarının müeyyidelerinin alt sınırlarının 2 yılı aşmadığının anlaşılması karşısında, suç tarihinde 15-18 yaş grubunda olduğu anlaşılan sanık hakkında; 5271 sayılı CMK’nın 253 ve 254. maddelerini değiştiren 5560 sayılı Yasanın yürürlüğe girdiği 19.12.2006 tarihinden önce kasten işlenen ve alt sınırı iki yılı
aşmayan hapis veya adli para cezasını gerektiren suçlar yönünden suça sürüklenen çocuklarla ilgili uzlaşma mümkün bulunduğu halde , uygulama olanağı bulunan 5395 sayılı Çocuk Koruma Kanunun 24. maddesine göre ve 5560 sayılı Yasanın 25. maddesi ile değişik 5271 sayılı CMK’nın 254. maddesi uyarınca aynı Yasanın 253. maddesindeki yöntem izlenerek uzlaşma girişiminde bulunulması gerektiği gözetilip hırsızlık ve iş yeri dokunulmazlığını bozmak suçlarından 5271 sayılı CMK.nın 253 ve 254. maddelerinde öngörülen yöntemlere uygun olarak sanık ve mağdura uzlaşma önerisinde bulunulup, uzlaşmanın sağlanması halinde 5237 sayılı TCK. hükümlerinin hükümlü lehine sonuç doğuracağı , ancak uzlaşmanın sağlanamaması halinde sanığın eylemine uyan 765 sayılı TCK.nun 493/1, 55/3. maddeleriyle 5237 sayılı TCK.nun 142/1-b, 143/1, 31/3 (suç tarihlerinde 15 yaşını bitirip 18 yaşını ikmal etmediği anlaşılan hükümlü hakkında tayin olunan cezadan, 5237 sayılı TCK.nun yürürlüğe girdiği 01.06.2005 tarihi ile aynı yasada 5377 sayılı Yasa ile değişiklik yapıldığı 08.07.2005 tarihleri arasında 5237 sayılı TCK’nun 31/3.maddesindeki indirim oranının 1/2 olduğu gözetilmek suretiyle). , 116/2-4, 119/1-c, 31/3. maddeleri uyarınca verilmesi gereken cezalar ayrı ayrı tespit edilerek sonuç cezalar karşılaştırıldığında 765 sayılı TCK. hükümlerinin hükümlü lehine ve yararına sonuç doğuracağı gözetilmeksizin, eksik inceleme ve hatalı değerlendirme sonucu yazılı şekilde karar verilmesi,
Bozmayı gerektirmiş hükümlünün temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan hükmün bu sebepten dolayı istem gibi BOZULMASINA, 20.11.2012 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.