DANIŞTAY İDARİ DAVA DAİRELERİ KURULU 2021/490 E. , 2021/2729 K.
T.C.
D A N I Ş T A Y
İDARİ DAVA DAİRELERİ KURULU
Esas No : 2021/490
Karar No : 2021/2729
TEMYİZ EDEN (DAVACI) : … vasisi …
VEKİLİ : Av. …
KARŞI TARAF (DAVALI) :… Kurulu
VEKİLİ : Av. …
İSTEMİN KONUSU : Danıştay Beşinci Dairesinin 07/10/2020 tarih ve E:2016/57106, K:2020/4167 sayılı kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.
YARGILAMA SÜRECİ :
Dava konusu istem: 667 sayılı Olağanüstü Hal Kapsamında Alınan Tedbirlere İlişkin Kanun Hükmünde Kararname’nin 3/1. maddesi uyarınca FETÖ ile iltisak ve irtibatının olduğu gerekçesiyle davacının meslekte kalmasının uygun olmadığına ve meslekten çıkarılmasına ilişkin Hakimler ve Savcılar Kurulu Genel Kurulunun … tarih ve … sayılı kararına yönelik yeniden inceleme talebinin reddine ilişkin aynı Kurulun … tarih ve … sayılı kararının iptali ile bu karar nedeniyle yoksun kaldığı parasal haklarının yasal faiziyle birlikte ödenmesi ve özlük haklarının iadesine karar verilmesi istenilmiştir.
Daire kararının özeti: Danıştay Beşinci Dairesinin 07/10/2020 tarih ve E:2016/57106, K:2020/4167 sayılı kararıyla;
Davalı idarenin usule ilişkin itirazları yerinde görülmemiş,
“Maddi Olay ve Hukuki Süreç” ile “İlgili Mevzuat”a yer verilmiş; “Yargılamada İzlenen Usul ve Süreç”, “FETÖ’ye İlişkin Tespit ve Değerlendirmeler”, “Demokratik Anayasal Düzene Sadakat Yükümlülüğü”, “Dava Konusu Edilen Kararın Hukuki Niteliği” başlıkları altında genel; “Kişiselleştirme ve Delillerin Değerlendirilmesi” başlığı altında hem genel hem de davacıya özel değerlendirmelerde bulunularak,
Davacı Yönünden Yapılan Değerlendirmede;
Davacının, ceza yargılaması sonucunda … Ağır Ceza Mahkemesinin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararı ile silahlı terör örgütüne üyelik suçundan 7 yıl 6 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına karar verildiği, anılan karara karşı yapılan istinaf başvurusu …Bölge Adliye Mahkemesi … Ceza Dairesinin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararıyla reddedildiği, söz konusu istinaf kararının Yargıtay … Ceza Dairesinin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararı ile onanmasına karar verilerek davacının mahkumiyet kararının kesinleştiğinin görüldüğü,
ByLock delili yönünden, Emniyet Genel Müdürlüğü Kaçakçılık ve Organize Suçlarla Mücadele Daire Başkanlığı tarafından davacı hakkında düzenlenmiş “ByLock Tespit ve Değerlendirme Tutanağı”ndan, davacının, … ID numarasıyla ve bir kullanıcı adı ve şifre almak suretiyle bu ağa dahil olduğunun anlaşıldığı,
Davacı hakkındaki tanık beyanları yönünden, davacının örgütün içinde yer aldığına, üniversite ve hakim-savcı adaylığı döneminde örgüt evlerinde kaldığına, örgüt toplantılarına katıldığına, örgüte ait organizasyonlara katıldığına, örgüt içinde etkin bir görev (murakıplık gibi) ifa ettiğine, sınav sorularını örgüt içinde mahrem ev olarak adlandırılan evlerde kişilere verdiğine, FETÖ/PDY terör örgütü lideri Fethullah Gülen ile kişilerin görüşmesine aracılık ettiğine ve diğer hususlara yönelik yukarıda yer verilen ifadelerin değerlendirilmesi sonucunda, davacının beyanlarına itibar edilmeyerek FETÖ ile süregelen bir ilişki içerisinde olduğu sonucuna varıldığı,
Yurt Dışı Dil Eğitimi yönünden; davalı idare tarafından dosyaya sunulan belgelerin incelenmesinden; davacıya, FETÖ’nün etkin olduğu dönemde Adalet Bakanlığının 09/07/2013 tarihli Olur’u ile yurt dışında on beş ay süreyle yabancı dil eğitimi alması hususunda izin verildiği ve davacının bu amaçla Amerika Birleşik Devletlerine gönderildiğinin anlaşıldığı, davacının FETÖ/PDY terör örgütünün HSK’da etkin olduğu dönemde yurt dışına yabancı dil eğitimi yapmak üzere gönderilmesinin yukarıda yer verilen diğer tespitlerle birlikte değerlendirildiğinde anılan örgütle iltisak ve irtibatına yönelik destekleyici bir unsur olduğu,
Unvanlı Görev yönünden; davalı idare tarafından dosyaya sunulan davacıya ait hizmet belgesinin incelenmesinden, davacının hakim olarak görev yapmakta iken FETÖ/PDY terör örgütünün yargıda etkin olduğu dönemde Adalet Bakanlığının 27/05/2011 tarihli onayı ile Adalet Bakanlığı Kanunlar Genel Müdürlüğüne tetkik hakimi olarak atandığı, 30/12/2011 tarihli onay ile Adalet Bakanlığı Kanunlar Genel Müdürlüğünde vekaleten daire başkanı olarak görevlendirildiğinin görüldüğü, davacının FETÖ/PDY terör örgütünün yargıda etkin olduğu dönemde Adalet Bakanlığı Kanunlar Genel Müdürlüğünde daire başkanı olarak görevlendirilmesinin yukarıda yer verilen diğer tespitlerle birlikte değerlendirildiğinde anılan örgütle iltisak ve irtibatına yönelik destekleyici bir unsur olduğu belirtilerek,
Dava dosyasında bulunan bilgi ve belgeler ile kararda yer verilen açıklamalar bir bütün olarak değerlendirildiğinde; davacının, FETÖ ile iltisak ve irtibatının olduğu ve bu nedenle demokratik anayasal düzene sadakat yükümlülüğünü ihlal ettiği, dava konusu kararla özel hayatına saygı hakkına yapılan müdahalenin AİHS ve Anayasa anlamında durumun gerektirdiği ölçüde bir tedbir niteliğinde olduğu anlaşıldığından dava konusu kararda hukuka aykırılık görülmediği,
Dava konusu kararda hukuka aykırılık görülmediğinden davacının bu kararlar nedeniyle yoksun kaldığı parasal haklarının yasal faiziyle birlikte ödenmesi ve özlük haklarının iadesine karar verilmesine yönelik isteminin de reddi gerektiği gerekçesiyle, davanın reddine karar verilmiştir.
TEMYİZ EDENİN İDDİALARI :Davacı tarafından, usul kurallarına uymadan 15/07/2016 tarihinin suç tarihi olarak kabul edildiği, hakkında bir soruşturma açılmadığı, gerekçeli kararda işlemin tesis edildiği tarihten sonra ortaya çıkan olay ve olguların dikkate alındığı, hakkında hiçbir delil bulunmadığı, meslekten çıkarmaya dayanak alınacak bir disiplin soruşturması bulunmadığı, savunma hakkı verilmediği, yapılan işlem ile Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesinde düzenlenen tarafsızlık, adil yargılanma hakkı, masumiyet karinesi, ayrımcılık yasağı, eğitim hakkı, mülkiyet hakkı ve kanunsuz suç ve ceza olmaz ilkelerinin ihlal edildiği ileri sürülmektedir.
KARŞI TARAFIN SAVUNMASI :Davalı idare tarafından, Danıştay Beşinci Dairesince verilen kararın usul ve hukuka uygun bulunduğu ve temyiz dilekçesinde öne sürülen nedenlerin, kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte olmadığı belirtilerek temyiz isteminin reddi gerektiği savunulmaktadır.
DANIŞTAY TETKİK HÂKİMİ …’İN DÜŞÜNCESİ : Temyiz isteminin reddi ile Daire kararının onanması gerektiği düşünülmektedir.
TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulunca, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü:
HUKUKİ DEĞERLENDİRME :
Danıştay dava dairelerinin nihai kararlarının temyizen incelenerek bozulması, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu’nun 49. maddesinde yer alan;
“a)Görev ve yetki dışında bir işe bakılmış olması,
b)Hukuka aykırı karar verilmesi,
c)Usul hükümlerinin uygulanmasında kararı etkileyebilecek nitelikte hata veya eksikliklerin bulunması” sebeplerinden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
Temyizen incelenen karar usul ve hukuka uygun olup, temyiz dilekçesinde ileri sürülen iddialar kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
KARAR SONUCU :
Açıklanan nedenlerle;
1.Davacının temyiz isteminin reddine,
2.Davanın yukarıda özetlenen gerekçeyle reddine ilişkin Danıştay Beşinci Dairesinin temyize konu 07/10/2020 tarih ve E:2016/57106, K:2020/4167 sayılı kararının ONANMASINA,
3. Adli yardım kararından dolayı ertelenmiş olan temyiz aşamasına ilişkin yargılama giderinin, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 339. maddesinin 1. fıkrası uyarınca davacıdan tahsili için Dairesince müzekkere yazılmasına,
4. Kesin olarak, 01/12/2021 tarihinde oybirliği ile karar verildi.