Danıştay 9. Daire Başkanlığı 2018/6554 E. , 2021/5890 K.
T.C.
D A N I Ş T A Y
DOKUZUNCU DAİRE
Esas No : 2018/6554
Karar No : 2021/5890
TEMYİZ EDEN (DAVALI) : …Vergi Dairesi Müdürlüğü – …
VEKİLİ : Av. …
KARŞI TARAF (DAVACI) : …
VEKİLİ : Av. …
İSTEMİN KONUSU : Davacı adına, 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu’nun geçici 7. maddesi uyarınca ticaret sicilinden re’sen kaydı silinen … Süpermarket Gıda Pazarlama Ticaret Limited Şirketi’nin 2005/Eylül-Aralık ve 2009/Ocak-Şubat dönemlerine ilişkin vergi ziyaı cezalı katma değer vergisi ile gecikme faizine ilişkin vergi borçlarının tahsili amacıyla kanuni temsilci sıfatıyla düzenlenen …tarih ve …sayılı ödeme emrinin iptali istemiyle açılan davayı; tahsil zamanaşımına uğradığı sonucuna varılan borçlar için kanuni temsilci sıfatıyla davacı adına düzenlenen ödeme emrinde hukuka uyarlık bulunmadığı gerekçesiyle kabul edip, dava konusu ödeme emrini iptal eden …Vergi Mahkemesinin …tarih ve E:…, K:…sayılı kararına karşı davalı tarafından yapılan istinaf başvurusunu; 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu’nun geçici 7. maddesinin 12. fıkrasında, bu maddeye göre ticaret sicilinden silinen limited şirketlerin silinme tarihinden önceki kamu borçlarından yalnızca şirket ortaklarının sorumlu olacaklarının düzenlendiğinden, 13/06/2014 tarihinde ticaret sicilinden silinen asıl borçlu şirketin silinme tarihinden önceki vergi borçlarından kanuni temsilci olan davacının sorumluluğunun bulunmadığı gerekçesiyle reddeden …Bölge İdare Mahkemesi …. Vergi Dava Dairesinin …tarih ve E:…, K:…sayılı kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.
TEMYİZ EDENİN İDDİALARI: Limited şirket kanuni temsilcilerinin sorumluluğunun 6102 sayılı Kanuna göre özel kanun niteliğinde olan 6183 sayılı Kanunun mükerrer 35. maddesinde düzenlendiği, buna göre şirket tüzel kişiliğinden tahsil edilemeyen kamu alacağının kanuni temsilci olan davacı nezdinde tahsiline yönelik düzenlenen dava konusu ödeme emrinde hukuka aykırılık bulunmadığı iddialarıyla kararın bozulması istenilmektedir.
KARŞI TARAFIN SAVUNMASI: Yasal dayanaktan yoksun olan temyiz isteminin reddi gerektiği yolundadır.
DANIŞTAY TETKİK HÂKİMİ …DÜŞÜNCESİ: Temyiz isteminin reddi ile usul ve yasaya uygun olan Bölge İdare Mahkemesi kararının onanması gerektiği düşünülmektedir.
TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Danıştay Dokuzuncu Dairesince, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü:
İleri sürülen iddialar temyize konu Bölge İdare Mahkemesi kararının bozulmasını sağlayacak durumda bulunmadığından, temyiz isteminin reddine ve kararın onanmasına, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu’nun 50. maddesi uyarınca, kararın taraflara tebliğini ve bir örneğinin de …Bölge İdare Mahkemesi …. Vergi Dava Dairesine gönderilmesini teminen dosyanın …Vergi Mahkemesine gönderilmesine, 01/12/2021 tarihinde kesin olarak gerekçe yönünden oyçokluğuyla karar verildi.
(X) KARŞI OY : 6183 sayılı Amme Alacaklarının Tahsil Usulü Hakkında Kanunun tahsil zaman aşımını düzenleyen 102. maddesinin 1. fıkrasında; amme alacağının, vadesinin rastladığı takvim yılını takip eden takvim yılı başından itibaren 5 yıl içinde tahsil edilmezse zamanaşımına uğrayacağı, zamanaşımının kesilmesi başlıklı 103. maddesinde; ödeme, haciz tatbiki, cebren tahsil ve takip muameleleri sonucunda yapılan her çeşit tahsilat, ödeme emri tebliği, mal bildirimi, mal edinme ve mal artmalarının bildirilmesi, bu muamelelerden herhangi birinin kefile veya yabancı şahıs ve kurumlar mümessillerine tatbiki veya bunlar tarafından yapılması, ihtilaflı amme alacaklarında kaza mercilerince bozma kararı verilmesi, amme alacağının teminata bağlanması, kaza mercilerince icranın tehirine karar verilmesi, iki amme idaresi arasında mevcut bir borç için alacaklı amme idaresi tarafından borçlu amme idaresine borcun ödenmesi için yazı ile müracaat edilmesi ve amme alacağının özel kanunlara göre ödenmek üzere müracaatta bulunulması ve/veya ödeme planına bağlanması hallerinde zamanaşımının kesileceği, kesilmenin rastladığı takvim yılını takip eden takvim yılı başından itibaren zaman aşımının yeniden işlemeye başlayacağı kurala bağlanmıştır.
Dosyanın incelenmesinden; dava konusu ödeme emri içeriği vergi borçlarının asıl borçlu şirket tarafından 31/05/2011 tarihli dilekçe ile 6111 sayılı Kanun kapsamında yapılandırıldığı, yapılandırma planında yer alan taksitlerin zamanında ödenmediğinden bahisle şirket adına ödeme emirleri düzenlendiği ve dosyada mevcut tebliğ alındısına göre 27/01/2012 tarihinde tebliğ edildiği görülmekle birlikte, şirket adına düzenlenen söz konusu ödeme emirlerine karşı açılan davalarda usulsüz tebliğ yapıldığından bahisle iptal kararları verildiği ve bu kararların temyiz incelemesinden geçerek onandığı, bunun üzerine 2017 yılında tekrar şirket adına ödeme emri düzenlendiği, ardından şirketten tahsil imkanı bulunmadığından bahisle davacı adına kanuni temsilci sıfatıyla dava konusu ödeme emirlerinin düzenlendiği ve 03/07/2017 tarihinde tebliğ edildiği anlaşılmaktadır.
Asıl borçlu şirket adına düzenlenen ödeme emirlerinin 27/01/2012 tarihinde yapılan tebliğinin yargı kararıyla usulüne uygun olmadığına karar verildiğinden, tahsil zaman aşımı yönünden esas alınacak tarihin 31/05/2011 tarihinde yapılan yapılandırma başvurusu olduğu, olayda zaman aşımını kesen başka bir sebep de bulunmadığından, dava konusu ödeme emri içeriği kamu alacağının 31/12/2016 tarihinde zaman aşımına uğradığı sonucuna ulaşılmıştır.
Sonuç olarak; temyiz istemine konu Bölge İdare Mahkemesi kararının, dava konusu ödeme emri içeriği kamu alacağı tahsil zaman aşımına uğradığından, davacı adına kanuni temsilci sıfatıyla düzenlenen ödeme emrinde hukuka uyarlık bulunmadığı gerekçesiyle onanması gerektiği oyuyla gerekçe yönünden çoğunluk kararına katılmıyorum.