Danıştay Kararı İdari Dava Daireleri Kurulu 2020/1950 E. 2021/2754 K. 01.12.2021 T.

DANIŞTAY İDARİ DAVA DAİRELERİ KURULU         2020/1950 E.  ,  2021/2754 K.
T.C.
D A N I Ş T A Y
İDARİ DAVA DAİRELERİ KURULU
Esas No : 2020/1950
Karar No : 2021/2754

TEMYİZ EDEN (DAVACI) : …
VEKİLİ : Av. …

DİĞER DAVACI : … Federasyonu
VEKİLİ : Av. …

KARŞI TARAF (DAVALILAR) : 1- …
2- … Bakanlığı
VEKİLİ : Hukuk Müşaviri Av. …

İSTEMİN KONUSU :Danıştay İkinci Dairesinin 25/12/2019 tarih ve E:2016/4190, K:2019/7487 sayılı kararının davanın reddine ilişkin kısmının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.

YARGILAMA SÜRECİ :
Dava konusu istem: 16/04/2015 tarih ve 29328 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanan Aile Hekimliği Uygulaması Kapsamında Sağlık Bakanlığınca Çalıştırılan Personele Yapılacak Ödemeler ile Sözleşme Usul ve Esasları Hakkında Yönetmelikte Değişiklik Yapılmasına Dair Yönetmelik’le değişik Aile Hekimliği Ödeme ve Sözleşme Yönetmeliği’nin (Yönetmeliğin adı “Aile Hekimliği Uygulaması Kapsamında Sağlık Bakanlığınca Çalıştırılan Personele Yapılacak Ödemeler ile Sözleşme Usul ve Esasları Hakkında Yönetmelik” iken, dava konusu Yönetmeliğin 1. maddesiyle belirtilen şekilde değiştirilmiştir) 16. maddesinin 1. fıkrasının (a) bendinde yer alan “…Nüfus ve coğrafi yapısı nedeniyle kayıtlı nüfusun zorunlu olarak düşük olduğu Bakanlıkça belirlenen yerlerde ilk 1350 kişiye kadar, her gruptaki kişi sayısı o grubun katsayısıyla çarpılır ve bulunan puanlar toplanır (A). Bu toplam puan 2 katsayısıyla çarpılır (Ax2). Daha sonra, 1351 sayısı ile 2400 kişiye kadar kayıtlı kişiler için de her gruptaki kişi sayısıyla o grubun katsayısı çarpılır ve bulunan puanlar toplanarak (B), daha önce bulunmuş olan puanan eklenir (Ax2)+B) ve maaşa esas puan hesaplanır.” ibaresi ile aynı bendin son fıkrasının ve Geçici 2. maddesinin iptali istenilmiştir.
Daire kararının özeti: Danıştay İkinci Dairesinin 25/12/2019 tarih ve E:2016/4190, K:2019/7487 sayılı kararıyla;
Davacılardan Aile Hekimleri Dernekleri Federasyonu yönünden, dava konusu düzenlemelerin anılan Federasyon üyesi derneklere uygulanma olanağı bulunmadığından, iptallerini istemekte doğrudan menfaatinin bulunmadığı;
Diğer davacı …’in istemlerine gelindiğinde:
Dava konusu Yönetmeliğin 16. maddesinin 1. fıkrasının (a) bendinin dava konusu kısımları yönünden;
5258 sayılı Aile Hekimliği Kanunu’nun 8. maddesinin 2. fıkrasında davalı idarelere, aile hekimlerine yapılacak ödeme tutarları ile indirim oran ve şartlarını yönetmelik ile düzenleme yapma konusunda yetki verildiği, anılan hükmün iptali isteminin de Anayasa Mahkemesinin 21/02/2008 tarih ve E:2005/10, K:2008/63 sayılı karar ile reddedildiği belirtilerek;
Davalı idarelerin aile hekimlerine ve aile sağlığı elemanlarına yapılacak ödeme tutarları ile bu ücretlerden indirim oran ve şartlarını 5258 sayılı Kanun’da yer alan esaslar çerçevesinde belirleme yetkilerinin bulunduğu, anılan Kanun’un 3. maddesinin 7. fıkrasında belirtilen kriterlerin dikkate alındığı anlaşılan dava konusu düzenlemelerin hukuka uygun olduğu;
Yönetmeliğin Geçici 2. maddesi yönünden;
Dava konusu maddenin geçiş düzenlemesi niteliğinde olduğu, aile hekimliği sözleşmelerinin iki mali yıl ile sınırlı olduğu da göz önüne alındığında, dava konusu maddeyle aile hekimliği çalışanlarına ödenen ücretlerin hesabında yapılan değişiklerden önce, entegre sağlık hizmeti sunulan merkezlerde ya da nüfus ve coğrafi yapısı nedeniyle kayıtlı nüfusun zorunlu olarak düşük olduğu Bakanlıkça belirlenen yerlerde sözleşmeli olarak çalışan aile hekimlerinin ve aile sağlığı elemanlarının haklarının, Yönetmelik değişikliği ile yapılan hesaplamaya eşitleninceye kadar korunduğu;
Öte yandan; davacı tarafından, dava konusu düzenlemenin eskiden anılan yerlerde görev yapan aile hekimleri ve aile sağlığı elemanlarıyla yeni sözleşme imzalayanlar arasında ücret farklılaşmasına yol açması nedeniyle eşitlik ilkesine aykırı olduğu iddia edilmekte ise de; Anayasa’nın 10. maddesinde ifadesine bulan eşitlik ilkesinin, aynı hukuksal durumda olan kişilerin aynı kurala bağlı tutulmalarını gerektirdiği, Anayasa Mahkemesinin pek çok kararında vurgulandığı gibi, kanun önünde eşitlik ilkesinin, herkesin her yönden aynı kurallara bağlı olacağı anlamına gelmediği, birbirleriyle aynı durumda olanlara aynı kuralların uygulanmasını ifade ettiği, bu şekilde bazı kişilere ayrıcalık tanınmasının engellediği, bu bağlamda, daha önceki şartlara ve mevzuata göre sözleşme imzalayanlar ile sözleşme serbestisi çerçevesinde yeni şartları kabul ederek sözleşme imzalayanlar arasında belli bir süre ile farklı hesaplama yöntemine bağlı olarak ücret farklılaştırmasının bulunmasının eşitlik ilkesine aykırılık oluşturmadığı, bu durumda, dava konusu düzenlemede hukuka aykırılık bulunmadığı gerekçesiyle;
-Davacılardan Aile Hekimleri Dernekleri Federasyonu açısından davanın ehliyet yönünden reddine,
-Diğer davacı …’in istemleri yönünden ise davanın reddine karar verilmiştir.

TEMYİZ EDENİN İDDİALARI: Davacılardan … tarafından, dava konusu düzenlemeler ile aile hekimlerine yapılan ödemelerin düştüğü, iş güvencelerinin ihlal edildiği, herhangi bir neden olmadan yeni düzenlemelerin ertelenmesinin hukuka aykırı olduğu, yeni başlayan ile önceden çalışan aile hekimi arasında ücret farklılığı oluşmasının eşitlik ilkesine aykırı olduğu ileri sürülmektedir.

KARŞI TARAFIN SAVUNMALARI : Davalı idareler tarafından, Danıştay İkinci Dairesince verilen kararın davanın reddine ilişkin kısmının usul ve hukuka uygun bulunduğu ve temyiz dilekçesinde öne sürülen nedenlerin, kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte olmadığı belirtilerek temyiz isteminin reddi gerektiği savunulmaktadır.

DANIŞTAY TETKİK HÂKİMİ …’UN DÜŞÜNCESİ : Temyiz isteminin reddi ile Daire kararının temyize konu kısmının onanması gerektiği düşünülmektedir.

TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulunca, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü:

HUKUKİ DEĞERLENDİRME:
Danıştay dava dairelerinin nihai kararlarının temyizen incelenerek bozulması, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu’nun 49. maddesinde yer alan;
“a) Görev ve yetki dışında bir işe bakılmış olması,
b) Hukuka aykırı karar verilmesi,
c)Usul hükümlerinin uygulanmasında kararı etkileyebilecek nitelikte hata veya eksikliklerin bulunması” sebeplerinden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
Temyizen incelenen kararın, davanın reddine ilişkin kısmı usul ve hukuka uygun olup, temyiz dilekçesinde ileri sürülen iddialar kararın temyize konu bu kısmının bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.

KARAR SONUCU:
Açıklanan nedenlerle;
1. Davacılardan …’in temyiz isteminin reddine,
2. Davanın yukarıda özetlenen gerekçeyle kısmen reddine, kısmen ehliyet yönünden reddine ilişkin Danıştay İkinci Dairesinin 25/12/2019 tarih ve E:2016/4190, K:2019/7487 sayılı kararının temyize konu davanın reddine ilişkin kısmının ONANMASINA,
3. Kesin olarak, 01/12/2021 tarihinde oyçokluğu ile karar verildi.

KARŞI OY
X- Dava; 24/12/2010 tarih ve 2010/1237 sayılı Bakanlar Kurulu kararı ile yürürlüğe konulan Aile Hekimliği Ödeme ve Sözleşme Yönetmeliği’nde 16/04/2015 tarih ve 29328 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanan Yönetmelik ile yapılan bazı değişikliklerin iptali istemiyle açılmıştır.
Dava konusu 24/12/2010 tarih ve 2010/1237 sayılı Bakanlar Kurulu kararı ile yürürlüğe konulan Aile Hekimliği Ödeme ve Sözleşme Yönetmeliği’nin, 30/06/2021 tarih ve 31527 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanan 29/06/2021 tarih ve 4198 sayılı Cumhurbaşkanı Kararı ile yürürlüğe giren Aile Hekimliği Sözleşme ve Ödeme Yönetmeliği’nin 28. maddesinin 1. fıkrası ile yürürlükten kaldırıldığı ve herhangi bir uygulama işleminin de dava konusu edilmediği anlaşıldığından, davaya konu edilen Yönetmelik maddelerinin uygulanma imkanı kalmamıştır.
Açıklanan nedenle, konusu kalmayan dava hakkında karar verilmesine yer olmadığına karar verilmesi gerektiğinden Daire kararının temyize konu davanın reddine ilişkin kısmının bozulması gerektiği oyuyla, çoğunluk kararına katılmıyoruz.