Danıştay Kararı 13. Daire 2019/2556 E. 2021/4121 K. 01.12.2021 T.

Danıştay 13. Daire Başkanlığı         2019/2556 E.  ,  2021/4121 K.
T.C.
D A N I Ş T A Y
ONÜÇÜNCÜ DAİRE
Esas No:2019/2556
Karar No:2021/4121

TEMYİZ EDEN (DAVALI) : … Kurumu
VEKİLİ : Av. …

KARŞI TARAF (DAVACI) : …
VEKİLİ : Av. …

İSTEMİN_KONUSU : … İdare Mahkemesi’nin … tarih ve E:… , K:… sayılı kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.

YARGILAMA SÜRECİ :
Dava konusu istem: Bayilik lisansı sahibi davacı şirkete, dağıtıcısı dışında akaryakıt ikmal ettiğinden bahisle 5015 sayılı Kanun’un 6455 sayılı Kanunla değişik 19. maddesinin ikinci fıkrasının (c) bendinin (3) numaralı alt bendi uyarınca 170.000,00-TL idari para cezası verilmesine ilişkin … tarih ve … sayılı Enerji Piyasası Düzenleme Kurulu (Kurul) kararının iptali istenilmiştir.
İlk Derece Mahkemesi kararının özeti: … İdare Mahkemesi’nce Dairemizin 21/02/2018 tarih ve E:2015/432, K:2018/635 sayılı usulden bozma kararına uyularak verilen kararda; davacının, 5015 sayılı Kanunun 8. maddesinin 1. fıkrası ve 2. fıkrasının (a) bendinin ihlaline ilişkin eylemi, Kanun’un 19. maddesinin 2. fıkrasının (c)-3 bendinde idari para cezası yaptırımına bağlanmış ise de, Anayasa Mahkemesi’nin 03/05/2016 tarih ve 29701 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanan 07/04/2016 tarih ve E:2015/109, K:2016/28 sayılı kararıyla; 5015 sayılı Kanun’un 19. maddesinin 2. fıkrasının (c) bendinin “Aşağıdaki hallerde sorumlulara sekiz yüz elli bin Türk Lirası idari para cezası verilir” bölümünün, bendin (3) numaları alt bendindeki “8. maddenin ihlali” yönünden Anayasa’nın 2. maddesine aykırı bulunarak iptal edildiği, anılan Anayasa Mahkemesi kararı ile iptal hükmünün, kararın Resmi Gazete’de yayımlanmasından başlayarak dokuz ay sonra yürürlüğe girmesine karar verilmiş ise de, Anayasa Mahkemesi’nce bir kanunun tümünün ya da belirli hükümlerinin Anayasa’ya aykırı bulunarak iptal edilmiş olduğu bilindiği halde, eldeki davaların Anayasa’ya aykırılığı saptanmış olan kurallara göre görüşülüp çözümlenemeyeceği, keza Anayasa Mahkemesi’nce verilen iptal kararı da 03/02/2017 tarihinde yürürlüğe girmiş bulunduğu, bu durumda, davacının, 5015 sayılı Kanun’un 8. maddesinin 1. fıkrası ve 2. fıkrasının (a) bendini ihlaline ilişkin eylemi nedeniyle, aynı Kanun’un 19/2(c)-3 maddesi uygulanmak suretiyle, hakkında ceza yaptırımı tesisi gerekmekte ise de, maddenin Anayasa Mahkemesi’nce iptal edilmiş olması nedeniyle, davacı hakkında bu madde yönünden yaptırım uygulanmasının mümkün bulunmadığı davacının eylemi dolayısıyla Kanun’un 19. maddesinin 7. fıkrası hükmü uyarınca cezalandırılamayacağı,19/2 (c)-3 maddesi de Anayasa Mahkemesi’nce iptal edildiğinden uygulanamayacağı anlaşıldığından davacı şirkete idari para cezası verilmesine ilişkin Kurul kurumda hukuka uygunluk bulunmadığı sonucuna ulaşılmıştır.
Belirtilen gerekçelerle hukuka aykırı bulunan dava konusu işlemin iptaline karar verilmiştir.

TEMYİZ EDENİN İDDİALARI : Davalı idare tarafından, davacının “dağıtıcısı dışında akaryakıt ikmali” fiilini işlediğinin tereddüte yer vermeyecek şekilde açık olduğu, dava konusu idarî para cezasının hukuka uygun olduğu ileri sürülmektedir.

KARŞI TARAFIN SAVUNMASI : Davacı tarafından, Mahkeme tarafından verilen kararın hukuka uygun olduğu belirtilerek istemin reddi gerektiği savunulmuştur.

DANIŞTAY TETKİK HÂKİMİ … ‘IN DÜŞÜNCESİ : Temyiz isteminin reddi ile Mahkeme kararının gerekçeli olarak onanması gerektiği düşünülmektedir.

TÜRK MİLLETİ ADINA

Karar veren Danıştay Onüçüncü Dairesi’nce, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü:

İNCELEME VE GEREKÇE:
MADDİ OLAY :
Bayilik lisansı kapsamında … Kasabası … Mahallesi … Caddesi, … adresinde faaliyet gösteren davacı hakkında 09/12/2013 tarihli şikayet üzerine başlatılan soruşturma neticesinde bayisi olduğu dağıtıcı haricinde akaryakıt ikmal ettiği tespit edildiğinden bahisle dava konusu işlem tesis edilmiştir.
Bunun üzerine bakılan dava açılmıştır.

İLGİLİ MEVZUAT:
5015 sayılı Petrol Piyasası Kanunu’nun “Bayiler” başlıklı 8. maddesinin 1. fıkrasında; Bayi lisanslarına ilişkin düzenlemelerin (teknik, güvenlik, kapasite, çevre vb.) Kurum tarafından yapılacağı, bayilerin, dağıtıcıları ile yapacakları tek elden satış sözleşmesine göre bayilik faaliyetini yürütecekleri kuralına, aynı maddenin 2. fıkrasının (a) bendinde; Bayilerin lianslarının devamı süresince, bayisi olduğu dağıtıcı haricinde diğer dağıtıcı ve onların bayilerinden akaryakıt ikmali yapılmaması ile yükümlü olduğu kuralına yer verilmiştir.

5015 sayılı Kanun’un “idari para cezaları” başlıklı 19. maddesinin 2. fıkrasının (c) bendinin 3 numaralı alt bendinde; 5, 6, 7, 8 ve 17. maddelerin ihlali halinde, sorumlulara sekiz yüz elli bin Türk Lirası idari para cezası verileceği, aynı maddenin 2. fıkrasının (d) bendinde; 8. maddenin ihlali halinde bayiler için (c) bendinde yer alan cezanın beşte birinin uygulanacağı, 19. maddesinin 7. fıkrasında ise; yukarıda belirtilenlerin dışında kalan ancak bu Kanunun getirdiği yükümlülüklere uymayanlara Kurumca bin beş yüz Türk Lirasından yetmiş bin Türk Lirasına kadar idari para cezası verileceği kurala bağlanmıştır.
Petrol Piyasası Lisans Yönetmeliğinin “Bayilik Lisansı Sahiplerinin Yükümlülükleri” başlıklı 38/d maddesinde; “Bayisi oldukları dağıtıcı haricinde akaryakıt temini yapılmaması” düzenlemesi yer almaktadır.
Danıştay Onüçüncü Dairesi’nce; 5015 sayılı Kanun’un 19. maddesinin 2. fıkrasının (c) bendinin “Aşağıdaki hallerde sorumlulara sekiz yüz elli bin Türk Lirası idari para cezası verilir” bölümünün, bendin (3) numaralı alt bendindeki “8. maddenin ihlâli” yönünden Anayasa’ya aykırı olduğu kanaatiyle Anayasa Mahkemesi’ne başvurulmuş ve Anayasa Mahkemesi’nin 03/05/2016 tarih ve 29701 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanan 07/04/2016 tarih ve E:2015/109, K:2016/28 sayılı kararıyla; 5015 sayılı Kanun’un 8. maddesinin 2. fıkrasının (a) bendi yönünden Anayasa’nın 2. maddesine aykırı bulunarak iptaline ve iptal hükmünün de kararın Resmî Gazete’de yayımlanmasından başlayarak dokuz ay sonra yürürlüğe girmesine karar verilmiştir.

HUKUKİ DEĞERLENDİRME:

Mahkeme kararının davacının, 5015 sayılı Kanun’un 8. maddesinin 1. fıkrası ve 2. fıkrasının (a) bendini ihlaline ilişkin eylemi nedeniyle, aynı Kanun’un 19/2(c)-3 maddesi uygulanmak suretiyle, hakkında ceza yaptırımı tesisi gerekmekte ise de, maddenin Anayasa Mahkemesi’nce iptal edilmiş olması nedeniyle, davacı hakkında bu madde yönünden yaptırım uygulanamayacağına ilişkin gerekçesinde hukukî isabetsizlik bulunmamaktadır.

Mahkeme kararının dava konusu dağıtıcısı dışında akaryakıt ikmal etmek fiilinin karşılığı uygulanan idarî para cezası yaptırımının 5015 sayılı Petrol Piyasası Kanunu’nun 19. maddesindeki yaptırım maddesinin Anayasa Mahkemesi tarafından iptal edilmesi akabinde 19. maddede sayılanların dışında kalan fiiller için verilecek olan cezayı düzenleyen 19. maddesinin 7. fıkrasının, anılan fiile uygulanacak idarî para cezası yaptırımı için yasal dayanak olarak belirlenmesinin mümkün olmadığı yönündeki gerekçesi yönünden yapılan incelemede;
İdari yaptırımlar ve idari para cezaları idarenin bir yargı kararına gerek olmaksızın, yasaların açıkça verdiği bir yetkiye dayanarak, idare hukukuna özgü yöntemlerle, doğrudan doğruya bir işlem ile uyguladığı yaptırımlarla verdiği cezalardır. Kabahatler Kanununa göre hangi fiillerin kabahat oluşturduğu, kanunda açıkça tanımlanabileceği gibi kanunun kapsam ve koşulları bakımından belirlediği çerçeve hükmün içeriği, idarenin genel ve düzenleyici işlemleriyle de doldurulabilecek, fakat kabahat karşılığı olan yaptırımların türü, süresi ve miktarı, ancak kanunla belirlenecektir.
Esasen ceza hukukunu ilgilendiren suçta kanunilik ve cezada kanunilik ilkeleri ceza hukukundan kabahatler hukukuna sirayet etmiştir. İdarenin düzenleyici işlemleriyle suç ve ceza içeren hükümler ihdas edip edemeyeceği açısından idareye genel ve düzenleyici işlemlerle, kanunla çizilen çerçeve hükmün içeriğini hangi kabahatlerin yaptırım gerektireceği konusunda doldurma yetkisi verilmiştir. Fakat kabahatler karşılığında uygulanacak idari yaptırımlar ise ancak kanunla düzenlenecektir.
Dava konusu işlemin tesis edildiği tarih itibarıyla 5015 sayılı Petrol Piyasası Kanunu’nun “İdari para cezaları” başlıklı 19. maddesinde, bir kısım fiillere yönelik idarî para cezaları fıkralar hâlinde sayıldıktan sonra, yukarıda belirtilenlerin dışında kalan ancak bu Kanunun getirdiği yükümlülüklere uymayanlara Kurumca bin beş yüz Türk Lirasından yetmiş bin Türk Lirasına kadar idarî para cezası verileceği kurala bağlanmıştır. Kanun koyucunun bu düzenlemeyle, Kanuna aykırı hiçbir fiilin yaptırımsız kalmamasını sağlamayı amaçladığı görülmektedir.
Somut olayda, Anayasa Mahkemesi’nin 03/05/2016 tarih ve 29701 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanan 07/04/2016 tarih ve E:2015/109, K:2016/28 sayılı kararıyla; 5015 sayılı Kanun’un 6455 sayılı Kanun’un 44. maddesiyle değiştirilen 19. maddesinin 2. fıkrasının (c) bendinin “Aşağıdaki hallerde sorumlulara sekiz yüz elli bin Türk Lirası idari para cezası verilir” bölümünün 8. maddesinin 2. fıkrasının (a) bendi yönünden Anayasaya aykırı bulunarak iptal edilmesine ve iptal hükmünün de kararın Resmi Gazetede yayımlanmasından başlayarak dokuz ay sonra yürürlüğe girmesine karar verilmiştir.
Anayasa Mahkemesi tarafından verilen 07/04/2016 tarihli iptal kararının yürürlüğü 03/05/2016 tarihinden itibaren dokuz ay ertelenmesine rağmen bu süre içerisinde, iptal edilen kısma ilişkin yeni bir yasal düzenleme yürürlüğe girmemiştir.
5015 sayılı Kanun’un Anayasaya aykırı bulunarak iptal edilen hükmü bayilerin, bayisi olduğu dağıtıcı dışında başka bir dağıtıcıdan ve onların bayilerinden akaryakıt ikmali yapılmamasına yönelik yükümlülüğe ilişkin olmayıp, bu yükümlülüğe aykırılık nedeniyle verilecek idari para cezasının maktu olarak düzenlenmesinin adalet ve hakkaniyet ilkeleriyle bağdaşmayacağından, bu fiili işleyenler hakkında uygulanacak ceza maddesine ve miktarına yönelik bir iptal kararı olduğu, söz konusu yükümlülüğe aykırı davranan bayiler hakkında Kurumca ilgili mevzuat hükümleri dikkate alınarak işlem tesis edilebileceği açıktır.
Dağıtıcısı dışında akaryakıt ikmal etmeme yükümlülüğüne ilişkin olarak bu yükümlülüğün hukuka aykırı olduğundan bahisle verilmiş bir iptal kararı bulunmadığından, belirtilen yükümlülüğe riayet etmeyen bayilere, bu ihlal nedeniyle verilecek cezayı özel olarak ayrıca düzenleyen kanun maddesinin iptali nedeniyle oluşan hukukî durum dikkate alındığında, Kanun’un 19. maddesinde özel olarak sayılmayan ihlaller nedeniyle uygulanacak cezaları düzenleyen aynı maddenin yedinci fıkrası uyarınca idarî para cezası verilmesinin mümkün olduğu sonucuna varıldığından aksi yöndeki gerekçede hukukî isabet bulunmamıştır.
Bu itibarla, dava konusu Kurul kararının Anayasa Mahkemesi’nce iptale karar verilen kanun hükme dayalı olarak tesis edildiğinden anılan Kurul kararında hukuka uygunluk, dava konusu işlemin iptali yönündeki Mahkeme kararında ise sonucu itibarıyla hukukî isabetsizlik bulunmamaktadır.

KARAR SONUCU :
Açıklanan nedenlerle;
1. Davalının temyiz isteminin reddine,
2. Dava konusu işlemin iptali yolundaki … İdare Mahkemesi’nin … tarih ve E:… , K:… sayılı temyize konu kararında, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu’nun 49. maddesinde sayılan bozma nedenlerinden hiçbirisi bulunmadığından anılan Mahkeme kararının yukarıda belirtilen GEREKÇEYLE ONANMASINA,
3. Temyiz giderlerinin istemde bulunan üzerinde bırakılmasına,
4. Posta giderleri avansından artan tutarın davalıya iadesine,
5. Dosyanın anılan Mahkeme’ye gönderilmesine,
6. 2577 sayılı Kanun’un 20/A maddesinin ikinci fıkrasının (i) bendi uyarınca kesin olarak (karar düzeltme yolu kapalı olmak üzere), 01/12/2021 tarihinde esasta oybirliğiyle gerekçede oyçokluğuyla karar verildi.

(X) GEREKÇEDE KARŞI OY:

Temyize konu İdare Mahkemesi kararı usul ve hukuka uygun bulunduğundan, kararın aynen onanması gerektiği oyu ile karara katılmıyorum.