Danıştay Kararı 10. Daire 2016/2344 E. 2021/5999 K. 01.12.2021 T.

Danıştay 10. Daire Başkanlığı         2016/2344 E.  ,  2021/5999 K.
T.C.
D A N I Ş T A Y
ONUNCU DAİRE
Esas No : 2016/2344
Karar No : 2021/5999

DAVACI : … Derneği
VEKİLİ : Av. …

DAVALI : … Bakanlığı
(Mülga … Bakanlığı)
VEKİLİ : Av. …

DAVANIN KONUSU : 17/03/2016 tarih ve 29656 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanan Şiddet Önleme ve İzleme Merkezleri Hakkında Yönetmeliğin 3. maddesinin 1. fıkrasının (m) bendinde yer alan “meslek elemanı” ibaresinin, 19. maddesinin 1. fıkrasında yer alan “meslek elemanı” ibaresinin, 34. maddesinin 1. fıkrasının (c) bendinde yer alan “sosyal inceleme raporu” ibaresinin ve 35. maddesinin 1. fıkrasının (b) bendinin iptali ile Yönetmeliğin dayanağı olan 6284 sayılı Ailenin Korunması ve Kadına Karşı Şiddetin Önlenmesine Dair Kanun’un 14. ve 15. maddeleri ile 633 sayılı Aile ve Sosyal Politikalar Bakanlığının Teşkilat ve Görevleri Hakkında Kanun Hükmünde Kararnamenin 9. ve 22. maddelerinin, Anayasa’nın 2, 5, 10, 17, 40 ve 70. maddelerine aykırı olduğu ileri sürülerek iptali için Anayasa Mahkemesine başvurulmasına karar verilmesi istenilmektedir.

DAVACININ_İDDİALARI_ : Sosyal çalışmacıların mesleki formasyonlarında bulunan “sosyal inceleme raporunun” mesleki formasyonlarında bulunmayan başka meslek gruplarına (psikolog, çocuk gelişimi vs.) düzenlettirilmesinin sosyal çalışmacıların meslek alanına müdahale niteliğinde olduğu, sosyal çalışmacı/sosyal hizmet uzmanının mesleki işlevleri olan sosyal hizmet mesleğine ilişkin görev ve sorumlulukların farklı meslek gruplarına atfedildiği, sosyal hizmet uzmanlarının mesleki raporu olan “sosyal inceleme raporunun” diğer meslek gruplarınca düzenlenmesinin kabul edilemez olduğu, diğer meslek gruplarının eğitim formasyonlarında bulunmayan bir beceriyi kullanmalarının beklenemeyeceği, bu nedenle donanım sahibi olmayan diğer meslek gruplarının bu alanda yapacağı faaliyetler sonucu kamu hizmetinin kötü işlemesine sebep olunacağı, düzenlemelerin dayanak Kanun maddelerine aykırı olduğu, Aile ve Sosyal Politikalar İl Müdürlükleri Görev ve Çalışma Esasları Yönergesi’nin 11. maddesinin (c) bendi ile “sosyal inceleme raporunu” hazırlama görev ve yetkisinin sosyal çalışmacılara verildiği, “sosyal inceleme raporuna” gerek hazırlanış, gerek içerik ve şekil, gerekse değerlendirme anlamında eğitim müfredatında yer veren tek okul ve bölümün sosyal hizmetler bölümü olduğu, ülkemizin kabul ettiği Genişletilmiş Avrupa Sosyal Şartı’nın 14. maddesi ve Uluslararası Sosyal Hizmetler Organizasyonu kararları gereğince ülke dışında sosyal hizmet uzmanlarınca hazırlanmayan sosyal inceleme raporlarının kabul edilmediği, bu nedenle Bakanlıkça yurt dışına gönderilecek raporların sosyal hizmet uzmanı tarafından hazırlanması aranırken yurt içinde böyle bir Yönetmeliğe dayalı olarak gerekli hassasiyetin gösterilmemesinin hizmet kusuruna neden olacağı, Yükseköğretim Kuruluna (YÖK), eğitim kurumlarına ve meslek örgütlerine görüş sorulmadan Yönetmelik düzenlenmesinin şekil unsuru bakımından hukuka aykırılık oluşturduğu, Yönetmeliğin 35. maddesinin 1. fıkrasının (b) bendi yönünden, psikolog ve sosyal çalışmacının birbirinin muadili ya da yedeği olarak kabul edilemeyeceğinden hukuka uygun olmadığı, kamu yararının bulunmadığı ve keyfi hareket edildiği ileri sürülmektedir.

DAVALININ SAVUNMASI : Usul yönünden, davanın süresinde açılmadığı, dayanak Kanun maddelerinin Anayasa’ya aykırı olmadığı, Anayasa Mahkemesi tarafından 633 sayılı KHK’nın 9 ve 22. maddelerin de aralarında bulunduğu maddelere yönelik iptal isteminin reddedildiği; esas yönünden ise, Genişletilmiş Avrupa Sosyal Şartı’nın 13. ve 14. maddelerine göre, sosyal hizmet faaliyetlerinin sadece sosyal hizmet uzmanlarına münhasır olmadığı, Kanun’da “sosyal inceleme raporunun” sadece sosyal çalışmacı tarafından düzenleneceğine ilişkin hiçbir düzenlemenin bulunmadığı, 5395 sayılı Çocuk Koruma Kanunu ve 5402 sayılı Denetimli Serbestlik Hizmetleri Kanunu’nun “sosyal inceleme raporunu” hazırlayacak kişiler bakımından dava konusu Yönetmelikle benzer hükümler içerdiği, 6284 sayılı Kanun’un 14. ve 15. maddelerine uygun olacak şekilde diğer kurumların görüşleri alınarak düzenlenen Yönetmeliğin mevzuata ve usulüne uygun olarak hazırlandığı, ilgili kamu personeli tarafından etkin bir şekilde hizmet sunulmasının sağlandığı ve dava konusu düzenlemelerin hukuka uygun olduğu savunulmaktadır.

DANIŞTAY TETKİK HAKİMİ : …
DÜŞÜNCESİ : Davanın reddi gerektiği düşünülmektedir.

DANIŞTAY SAVCISI : …
DÜŞÜNCESİ : Dava; 17.3.2016 tarih ve 29656 sayılı Resmi Gazetede yayımlanan Şiddet Önleme ve İzleme Merkezleri Hakkında Yönetmeliğin 3. maddesinin 1. fıkrasının m bendinde yer alan “meslek elemanı” ibaresinin; 19. maddesinin 1. fıkrasında yer alan “meslek elemanı” ibaresinin; 34. maddesinin 1. fıkrasının c bendinde yer alan “sosyal inceleme raporu” ibaresinin; 35. maddesinin 1. fıkrasının b bendinin iptali ve yürütmesinin durdurulması; 6284 sayılı Ailenin Korunması ve Kadına Karşı Şiddetin Önlenmesine Dair Kanunun 14. ve 15. ile 633 sayılı Aile ve Sosyal Politikalar Bakanlığının Teşkilat ve Görevleri Hakkında Kanun Hükmünde Kararnamenin 9. ve 22. maddelerinin, Anayasa’nın 2, 5, 10, 17, 40 ve 70. maddelerine aykırı olduğu ileri sürülerek Anayasa mahkemesine götürülmesine karar verilmesi istemiyle açılmıştır.
Davacının, Anayasaya aykırılık iddiası yerinde görülmeyerek işin esasına geçildi.
6284 sayılı Ailenin Korunması ve Kadına Karşı Şiddetin Önlenmesine Dair Kanunun 14. maddesinde, “Bakanlık, gerekli uzman personelin görev yaptığı ve tercihen kadın personelin istihdam edildiği, şiddetin önlenmesi ile koruyucu ve önleyici tedbirlerin etkin olarak uygulanmasına yönelik destek ve izleme hizmetlerinin verildiği, çalışmalarını yedi gün yirmi dört saat esasına göre yürüten, çalışma usul ve esasları yönetmelikle belirlenen, şiddet önleme ve izleme merkezlerini kurar.
(2) Kurulan merkezlerde şiddetin önlenmesi ile koruyucu ve önleyici tedbirlerin etkin olarak uygulanmasına yönelik izleme çalışmaları yapılır ve destek hizmetleri verilir.” hükmü,
15. maddesinde ise “Bu Kanun kapsamında şiddetin önlenmesi ve verilen tedbir kararlarının etkin olarak uygulanmasının izlenmesi bakımından şiddet önleme ve izleme merkezleri tarafından verilecek destek hizmetleri şunlardır:
a) Koruyucu ve önleyici tedbir kararları ile zorlama hapsinin verilmesine ve uygulanmasına ilişkin veri toplayarak bilgi bankası oluşturmak, tedbir kararlarının sicilini tutmak.
b) Korunan kişiye verilen barınma, geçici maddi yardım, sağlık, adlî yardım hizmetleri ve diğer hizmetleri koordine etmek.” hükmü yeralmıştır.
Davacı Sosyal Hizmet Uzmanları Derneği vekili, Dava konusu Yönetmelikte düzenlenen görevlerin, sosyal hizmet uzmanları haricindeki mezunların yapmasına imkan tanınmasının hukuka ve Uluslararası sözleşmelere aykırı olduğunu öne sürmektedir.
Dava konusu Yönetmelikte, sosyal hizmet bölümü mezunlarının yanısıra psikoloji, çocuk gelişimi, psikolojik danışmanlık ve rehberlik ile sosyoloji bölümlerinden mezun olanların da meslek elemanı olarak tanımlanmasında herhangi bir Yasa hükmüne aykırılık sözkonusu olmadığı gibi, kamu yararına ve hizmet gereklerine de uygun bulunmaktadır.
Açıklanan nedenlerle, davanın reddi gerektiği, düşünülmektedir.

TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Danıştay Onuncu Dairesince, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü:

MADDİ OLAY VE HUKUKİ SÜREÇ :
17/03/2016 tarih ve 29656 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanan Şiddet Önleme ve İzleme Merkezleri Hakkında Yönetmeliğin 3. maddesinin 1. fıkrasının (m) bendinde yer alan “meslek elemanı” ibaresinin, 19. maddesinin 1. fıkrasında yer alan “meslek elemanı” ibaresinin, 34. maddesinin 1. fıkrasının (c) bendinde yer alan “sosyal inceleme raporu” ibaresinin ve 35. maddesinin 1. fıkrasının (b) bendinin iptali ile Yönetmeliğin dayanağı olan 6284 sayılı Ailenin Korunması ve Kadına Karşı Şiddetin Önlenmesine Dair Kanunun 14. ve 15. maddeleri ile 633 sayılı Aile ve Sosyal Politikalar Bakanlığının Teşkilat ve Görevleri Hakkında Kanun Hükmünde Kararnamenin 9. ve 22. maddelerinin, Anayasa’nın 2, 5, 10, 17, 40 ve 70. maddelerine aykırı olduğu ileri sürülerek iptali için Anayasa Mahkemesine başvurulmasına karar verilmesi istemiyle bakılan dava açılmıştır.
Her ne kadar dava dilekçesinin “konu” ile “sonuç ve talep” başlıklı kısımlarında, Yönetmeliğin 35. maddesinin 1. fıkrasının (c) bendinin iptalinin istenildiği belirtilmiş ise de; dilekçenin içeriğinde iptali istenilen bendin (b) bendi olduğu hususu, hiçbir tereddüde yer bırakmayacak şekilde açıkça belirtildiğinden, maddi hataya sonucu yazılan (c) bendinin dava konusu edilmediği anlaşılmış olup, hukuka uygunluk denetiminin Yönetmeliğin 35. maddesinin 1. fıkrasının (b) bendine yönelik yapılması uygun görülmüştür.

İNCELEME VE GEREKÇE :
USUL YÖNÜNDEN:
Davalı tarafından, davanın süresinde açılmadığı ileri sürülmüş ise de; iptali istenilen düzenlemeleri içeren Yönetmeliğin 17/03/2016 tarihinde Resmi Gazete’de yayımlandığı göz önüne alındığında, ilan tarihini izleyen günden itibaren altmış gün içinde 16/05/2016 tarihinde açılan davada, süre aşımı bulunmadığından, davalı idarenin bu itirazı yerinde görülmemiştir.

ESAS YÖNÜNDEN:
Anayasa’ya Aykırılık İddiasının İncelenmesi:
Davacı tarafından, dava konusu düzenlemeleri içeren Yönetmeliğin dayanağı 6284 sayılı Ailenin Korunması ve Kadına Karşı Şiddetin Önlenmesine Dair Kanun’un 14. ve 15. maddeleri ile 633 sayılı Aile ve Sosyal Politikalar Bakanlığının Teşkilat ve Görevleri Hakkında Kanun Hükmünde Kararnamenin 9. ve 22. maddelerinin, Anayasa’ya aykırı olduğu ileri sürülmüş ise de; davacının Anayasa’ya aykırılık iddiası ciddi görülmemiştir.

İlgili Mevzuat:
Şiddete uğrayan veya şiddete uğrama tehlikesi bulunan kadınların, çocukların, aile bireylerinin ve tek taraflı ısrarlı takip mağduru olan kişilerin korunması ve bu kişilere yönelik şiddetin önlenmesi amacıyla alınacak tedbirlere ilişkin usul ve esasları düzenlemek amacıyla yürürlüğe konulan 6284 sayılı Ailenin Korunması ve Kadına Karşı Şiddetin Önlenmesine Dair Kanun’un 2. maddesinin 1. fıkrasının (f) bendinde, şiddetin önlenmesi ile koruyucu ve önleyici tedbirlerin etkin olarak uygulanmasına yönelik destek ve izleme hizmetlerinin verildiği, çalışmalarını yedi gün yirmidört saat esası ile yürüten merkezler, “şiddet önleme ve izleme merkezleri” olarak tanımlanmaktadır.
6284 sayılı Kanun’un “Şiddet önleme ve izleme merkezlerinin kurulması” başlıklı 14. maddesinin 1. fıkrasında, “Bakanlık, gerekli uzman personelin görev yaptığı ve tercihen kadın personelin istihdam edildiği, şiddetin önlenmesi ile koruyucu ve önleyici tedbirlerin etkin olarak uygulanmasına yönelik destek ve izleme hizmetlerinin verildiği, çalışmalarını yedi gün yirmidört saat esasına göre yürüten, çalışma usul ve esasları yönetmelikle belirlenen, şiddet önleme ve izleme merkezlerini kurar.” hükmüne; 2. fıkrasında, “Kurulan merkezlerde şiddetin önlenmesi ile koruyucu ve önleyici tedbirlerin etkin olarak uygulanmasına yönelik izleme çalışmaları yapılır ve destek hizmetleri verilir.” hükmüne; “Destek hizmetleri” başlıklı 15. maddesinde ise, “(1) Bu Kanun kapsamında şiddetin önlenmesi ve verilen tedbir kararlarının etkin olarak uygulanmasının izlenmesi bakımından şiddet önleme ve izleme merkezleri tarafından verilecek destek hizmetleri şunlardır:
a) Koruyucu ve önleyici tedbir kararları ile zorlama hapsinin verilmesine ve uygulanmasına ilişkin veri toplayarak bilgi bankası oluşturmak, tedbir kararlarının sicilini tutmak.
b) Korunan kişiye verilen barınma, geçici maddi yardım, sağlık, adlî yardım hizmetleri ve diğer hizmetleri koordine etmek.
c) Gerekli hâllerde tedbir kararlarının alınmasına ve uygulanmasına yönelik başvurularda bulunmak.
ç) Bu Kanun kapsamındaki şiddetin sonlandırılmasına yönelik bireysel ve toplumsal ölçekte programlar hazırlamak ve uygulamak.
d) Bakanlık bünyesinde kurulan çağrı merkezinin bu Kanunun amacına uygun olarak yaygınlaştırılması ve yapılan müracaatların izlenmesini sağlamak.
e) Bu Kanun kapsamındaki şiddetin sonlandırılması için çalışan ilgili sivil toplum kuruluşlarıyla işbirliği yapmak.
(2) Korunan kişilerle ilgili olarak şiddet önleme ve izleme merkezleri tarafından verilecek destek hizmetleri şunlardır:
a) Kişiye hakları, destek alabilecekleri kurumlar, iş bulma ve benzeri konularda rehberlik etmek ve meslek edindirme kurslarına katılmasına yönelik faaliyetlerde bulunmak.
b) Verilen tedbir kararıyla ulaşılmak istenen amacın gerçekleşmesine yönelik önerilerde bulunmak ve yardımlar yapmak.
c) Tedbir kararlarının uygulanmasının sonuçlarını ve kişiler üzerindeki etkilerini izlemek.
ç) Psiko-sosyal ve ekonomik sorunların çözümünde yardım ve danışmanlık yapmak.
d) Hâkimin isteği üzerine; kişinin geçmişi, ailesi, çevresi, eğitimi, kişisel, sosyal, ekonomik ve psikolojik durumu hakkında ayrıntılı sosyal araştırma raporu hazırlayıp sunmak.
e) İlgili merci tarafından istenilmesi hâlinde, tedbirlerin uygulanmasının sonuçları ve ilgililer üzerindeki etkilerine dair rapor hazırlamak.
f) 29/5/1986 tarihli ve 3294 sayılı Sosyal Yardımlaşma ve Dayanışmayı Teşvik Kanunu hükümleri uyarınca maddi destek sağlanması konusunda gerekli rehberliği yapmak.
(3) Şiddet uygulayanla ilgili olarak şiddet önleme ve izleme merkezleri tarafından verilecek destek hizmetleri şunlardır:
a) Hâkimin isteği üzerine; kişinin geçmişi, ailesi, çevresi, eğitimi, kişisel, sosyal, ekonomik ve psikolojik durumu ile diğer kişiler ve toplum açısından taşıdığı risk hakkında ayrıntılı sosyal araştırma raporu hazırlayıp sunmak.
b) İlgili makam veya merci tarafından istenilmesi hâlinde, tedbirlerin uygulanmasının sonuçları ve ilgililer üzerindeki etkilerine dair rapor hazırlamak.
c) Teşvik edici, aydınlatıcı ve yol gösterici mahiyette olmak üzere kişinin;
1) Öfke kontrolü, stresle başa çıkma, şiddeti önlemeye yönelik farkındalık sağlayarak tutum ve davranış değiştirmeyi hedefleyen eğitim ve rehabilitasyon programlarına katılmasına,
2) Alkol, uyuşturucu, uçucu veya uyarıcı madde bağımlılığının ya da ruhsal bozukluğunun olması hâlinde, bir sağlık kuruluşunda muayene veya tedavi olmasına,
3) Meslek edindirme kurslarına katılmasına,
yönelik faaliyetlerde bulunmak.
(4) Şiddet mağduru ile şiddet uygulayana yönelik hizmetler, zorunlu hâller dışında farklı birimlerde sunulur.” hükmüne yer verilmiştir.
Dava konusu düzenlemenin yayımlandığı tarihte yürürlükte olan haliyle 633 sayılı Aile ve Sosyal Politikalar Bakanlığının Teşkilat ve Görevleri Hakkında Kanun Hükmünde Kararname’nin 9. maddesinin 1. fıkrasında, “a) Bakanlığın kadınlara yönelik koruyucu, önleyici, eğitici, geliştirici, rehberlik ve rehabilite edici sosyal hizmet faaliyetlerini yürütmek ve koordine etmek.
b) Kadına karşı ayrımcılığın önlenmesi, kadının insan haklarının ve toplumsal statüsünün korunması ve geliştirilmesi, kadının toplumsal hayatın tüm alanlarında etkin hale getirilmesine yönelik ulusal politika ve stratejilerin belirlenmesi çalışmalarını koordine etmek, belirlenen politika ve stratejileri uygulamak, uygulanmasını izlemek ve değerlendirmek.
c) Kamu kurum ve kuruluşları, gönüllü kuruluşlar ile gerçek ve tüzel kişilerce kadınlara yönelik yürütülen sosyal hizmetlere ilişkin ilke, usûl ve standartları belirlemek ve bunlara uyulmasını sağlamak.
ç) Kadına karşı her türlü ayrımcılığı önlemek ve kadının insan haklarını geliştirmek amacıyla faaliyet ve projeler yürütmek, bu alanda yapılan çalışmalara destek vermek.

e) Kadına yönelik her türlü şiddet, taciz ve istismarın önlenmesi için çalışmalarda bulunmak, kadının aile ve sosyal yaşamdan kaynaklanan sorunlarının çözümüne destek oluşturmak.”, Bakanlığın hizmet birimlerinden olan Kadının Statüsü Genel Müdürlüğünün görevleri arasında sayılmış; 22. maddesinin 1. fıkrasında da, adı geçen Genel Müdürlüğün yukarıda sayılanlara ilaveten yapacağı görevler arasında, “b) Kamu kurum ve kuruluşları, üniversiteler, yerel yönetimler, sosyal amaçlı vakıf, dernek ve diğer sivil toplum kuruluşları ve özel sektör arasında işbirliği ve koordinasyonu sağlamak, müşterek projeler hazırlamak ve uygulamak. … d) Görev alanına giren konulara ilişkin mevzuatı ve uygulanmasını izlemek, bu konuda yürütülen mevzuat yenileme çalışmalarına katkıda bulunmak.” hükümlerine yer verilmiştir.
02/7/2018 tarihli ve 703 sayılı Anayasada Yapılan Değişikliklere Uyum Sağlanması Amacıyla Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun Hükmünde Kararname’nin 3. maddesinin (f) bendi uyarınca 633 sayılı Kanun Hükmünde Kararname’nin adı Sosyal Hizmetler Alanında Bazı Düzenlemeler Hakkında Kanun Hükmünde Kararname olarak değiştirilmiş, 9. ve 22. maddeleri yürürlükten kaldırılmıştır.
Öte yandan; 5395 sayılı Çocuk Koruma Kanunu’nun, 6327 sayılı Kanun’un 38. maddesi ile değişik “Tanımlar” başlıklı 3. maddesinin (e) bendinde, sosyal çalışma görevlisinin, psikolojik danışmanlık ve rehberlik, psikoloji, sosyoloji, çocuk gelişimi, öğretmenlik, aile ve tüketici bilimleri ve sosyal hizmet alanlarında eğitim veren kurumlardan mezun meslek mensuplarını ifade ettiği düzenlemesine yer verilmiştir.
Dava konusu düzenlemeleri içeren Şiddet Önleme ve İzleme Merkezleri Hakkında Yönetmelik, 6284 sayılı Ailenin Korunması ve Kadına Karşı Şiddetin Önlenmesine Dair Kanun’un 14. ve 15. maddeleri ile 3/6/2011 tarihli ve 633 sayılı Aile ve Sosyal Politikalar Bakanlığının Teşkilat ve Görevleri Hakkında Kanun Hükmünde Kararnamenin 9. ve 22. maddelerine dayanılarak hazırlanmıştır.
Şiddet Önleme ve İzleme Merkezleri Hakkında Yönetmeliğin 1. maddesinde, bu Yönetmeliğin, Şiddet Önleme ve İzleme Merkezleri (ŞÖNİM)’nin kuruluş, işleyiş ve yürüteceği işlemlere ilişkin usul ve esaslar ile ŞÖNİM’de çalışacak personelin görev, yetki ve sorumluluklarının belirlenmesi amacıyla hazırlandığı; 3. maddesinin 1. fıkrasının (ı) bendinde, meslek elemanının, üniversitelerin sosyal hizmet, psikoloji, çocuk gelişimi, psikolojik danışmanlık ve rehberlik ile sosyoloji bölümlerinden mezun olan meslek mensupları olarak; (m) bendinde ise, sosyal inceleme raporunun, şiddet mağduru ve beraberindeki çocuklar veya şiddet uygulayanla yapılacak görüşme ve gözlem sonrasında, sorunun geçmişi, kişilerin sosyal, ekonomik ve sağlık durumları ile fiziksel, zihinsel, psikolojik özellikleri ve yaşadıkları çevre, aile ve kültür yapılarının değerlendirildiği, sunulacak sosyal hizmet ile sorunun çözümünde uygulanacak müdahale yönteminin belirlendiği meslek elemanı tarafından hazırlanan rapor şeklinde tanımlandığı; “Hizmetlerden yararlanacak kişiler” başlıklı 12. maddesinin 1. fıkrasında, sunulacak hizmetlerden ev içi şiddete uğrayan veya şiddete uğrama tehlikesi bulunan kadınlar, çocuklar, aile bireyleri ve tek taraflı ısrarlı takip mağduru olan kişilerin yararlanacağı, şiddet uygulayana yönelik hizmetlerin ŞÖNİM koordinasyonunda ilgili kurum ve kuruluşlar tarafından yürütüleceği; 2. fıkrasında, şiddet mağdurlarından ağır ruhsal ve zihinsel sorunları veya ağır psikiyatrik hastalığı olduğu gözlemlenenlerin, psikiyatrik bozukluk tanısı olanların, öz bakımını sağlayamayacak kadar bedensel ve zihinsel engellilerin, altmış yaşından büyükler ile yatılı bakım hizmetine ihtiyaç duyan kişilerin, Engelli ve Yaşlı Hizmetleri Genel Müdürlüğüne bağlı olarak hizmet veren kuruluşlara yönlendirileceği, bu kişilerden haklarında Kanun kapsamında alınan tedbir kararlarının takibinin ŞÖNİM tarafından yapılacağı; 3. fıkrasında, on sekiz yaşından küçük şiddet mağduru, hamile veya doğum yapmış kız çocuklarının Çocuk Hizmetleri Genel Müdürlüğüne bağlı olarak hizmet veren kuruluşlara yönlendirileceği, bu kişilerden haklarında Kanun kapsamında alınan tedbir kararlarının takibinin ŞÖNİM tarafından yapılacağı; 19. maddesinin 1. fıkrasında, ŞÖNİM’e hayati tehlikesi ve barınma ihtiyacı bulunmayan şiddet mağdurları tarafından yapılan başvuru veya tebliğ edilen tedbir kararına istinaden, şiddet mağduru ve beraberindeki çocukların ihtiyaçları da göz önünde bulundurularak, meslek elemanı tarafından uygun sosyal hizmet modeli çerçevesinde müdahale planının belirleneceği; 2. fıkrasında, şiddetin önlenmesine yönelik olarak ilgili kurum ve kuruluşlar ile iş birliği içerisinde toplumsal ölçekli programların hazırlanacağı ve uygulanacağı; “Meslek elemanı” başlıklı 34. maddesinin 1. fıkrasının (c) bendinde, meslek elemanları tarafından, hâkim tarafından istenilmesi hâlinde şiddet mağduru ve şiddet uygulayanın ailesi, çevresi, eğitimi ve kişisel, sosyal, ekonomik ve psikolojik durumu ile hakkında alınan tedbir kararlarının uygulanmasının kişiler üzerindeki etkilerine dair sosyal inceleme raporunun hazırlanacağı; “Sosyal çalışmacı” başlıklı 35. maddesinin 1. fıkrasının (b) bendinde ise, psikoloğun olmadığı hallerde cinsel şiddet mağdurlarının bilgisine başvurulması esnasında yanında bulunmak görevinin sosyal çalışmacının 34. maddede belirtilenlerin yanında diğer görevleri arasında olduğu kurallarına yer verilmiştir.

Yönetmeliğin Dava Konusu Kısımlarının İncelenmesi:
6284 sayılı Kanun’un 14. maddesinin 1. fıkrasında, gerekli uzman personelin görev yaptığı ve tercihen kadın personelin istihdam edildiği, şiddetin önlenmesi ile koruyucu ve önleyici tedbirlerin etkin olarak uygulanmasına yönelik destek ve izleme hizmetlerinin verildiği, çalışmalarını yedi gün yirmidört saat esasına göre yürüten, çalışma usul ve esasları yönetmelikle belirlenen şiddet önleme ve izleme merkezlerinin davalı Bakanlıkça kurulacağının öngörüldüğü, anılan yetki çerçevesinde Şiddet Önleme ve İzleme Merkezleri (ŞÖNİM)’nin kuruluş, işleyiş ve yürüteceği işlemlere ilişkin usul ve esaslar ile ŞÖNİM’de çalışacak personelin görev, yetki ve sorumluluklarını belirlemek amacıyla dava konusu Yönetmeliğin hazırlandığı anlaşılmaktadır.
Yönetmeliğin incelenmesinden; meslek elemanının; üniversitelerin sosyal hizmet, psikoloji, çocuk gelişimi, psikolojik danışmanlık ve rehberlik ile sosyoloji bölümlerinden mezun olan meslek mensuplarını kapsadığı görülmektedir.
Yine Yönetmelikte, şiddet mağduru ve beraberindeki çocuklar veya şiddet uygulayanla yapılacak görüşme ve gözlem sonrasında, sorunun geçmişi, kişilerin sosyal, ekonomik ve sağlık durumları ile fiziksel, zihinsel, psikolojik özellikleri ve yaşadıkları çevre, aile ve kültür yapılarının değerlendirildiği, sunulacak sosyal hizmet ile sorunun çözümünde uygulanacak müdahale yönteminin belirlendiği, hâkim tarafından istenilmesi hâlinde hakkında alınan tedbir kararlarının uygulanmasının kişiler üzerindeki etkilerinin yer aldığı “sosyal inceleme raporu” ile ŞÖNİM’den hizmet alanlar için oluşturulan, şiddet mağdurlarının karşılaştığı sorunların çözümü konusunda izlenecek aşamaların belirlenebilmesi amacıyla sorunu ve kişiyi tanıma ve tanımlama, veri toplama, durum saptama, değerlendirme ve sonuçlandırma aşamalarını, dolayısıyla uygun sosyal hizmet modelini içeren “müdahale planı”nın ise, üniversitelerin belirtilen bölümlerinden mezun olan meslek elemanları tarafından hazırlanabileceği öngörülmüştür.
Davacı tarafından, Şiddet Önleme ve İzleme Merkezleri Hakkında Yönetmelikte yer alan meslek elemanı tanımının iptali istenilmeksizin, Yönetmelik hükümleri ile farklı meslek gruplarına atfedilen sosyal inceleme raporunu ve müdahale planını hazırlama görev ve yetkisinin, mesleki formasyonları gereği sadece sosyal çalışmacılar/sosyal hizmet uzmanlarına ait olması gerektiği, bu yönüyle dava konusu düzenlemelerin hukuka aykırı olduğu ileri sürülmektedir.

Dava konusu Yönetmeliğin hizmetten yararlanacaklara ilişkin hükümleri incelendiğinde; hizmetten yararlanacakların ev içi şiddete uğrayan veya şiddete uğrama tehlikesi bulunan kadınlar, çocuklar, aile bireyleri ve tek taraflı ısrarlı takip mağduru olanlar ile şiddet mağdurlarından ağır ruhsal ve zihinsel sorunları veya ağır psikiyatrik hastalığı olduğu gözlemlenenler, psikiyatrik bozukluk tanısı olanlar, öz bakımını sağlayamayacak kadar bedensel ve zihinsel engelliler ve altmış yaşından büyükler ile yatılı bakım hizmetine ihtiyaç duyan kişiler, on sekiz yaşından küçük şiddet mağduru, hamile veya doğum yapmış kız çocukları olduğu; bu bireylerin ihtiyaç ve sorunlarının çeşitliliği karşısında, meslek elemanlarının da, bu ihtiyaç ve sorunlar gözetilerek sosyal hizmet yanında psikoloji, çocuk gelişimi, psikolojik danışmanlık ve rehberlik ile sosyoloji alanlarında eğitim almış personel arasından istihdam edilmesinin hizmet gereği zorunlu olduğu sonucuna varılmaktadır.
Nitekim, dava konusu Yönetmelik kapsamında ŞÖNİM hizmetlerinden yararlanacaklar arasında yer alan korunma ihtiyacı olan çocuklara yönelik düzenleme içeren 5395 sayılı Çocuk Koruma Kanunu’nda da, sosyal çalışma görevlisi; sosyal hizmet alanı dışında, psikolojik danışmanlık ve rehberlik, psikoloji, sosyoloji, çocuk gelişimi gibi alanlarda eğitim veren kurumlardan mezun meslek mensupları olarak tanımlanmıştır.
Ayrıca, sosyal hizmete esas olan sosyal inceleme raporunun sadece sosyal hizmet uzmanları tarafından düzenleneceği yönünde mevzuatta sınırlayıcı bir hüküm bulunmadığı da anlaşılmaktadır.
Öte yandan; davacı tarafından, Yönetmeliğin 35. maddesinin 1. fıkrasının (b) bendinin, psikolog ve sosyal çalışmacının birbirinin muadili ya da yedeği olarak kabul edilemeyeceğinden hukuka uygun olmadığı ileri sürülmekte ise de; Yönetmeliğin ülke çapında uygulanacağı ve ülkemizde her yerleşim biriminin aynı imkanlara sahip olmadığı da göz önünde bulundurulduğunda, psikoloğun bulunmadığı yer ve zamanlarda cinsel şiddet mağdurlarının bilgisine başvurulması esnasında durumuna yönelik uygun destek ve yardım sunabilecek herhangi bir uzman olmaksızın beyanda bulunması yerine, mesleki formasyona sahip bir sosyal hizmet uzmanının katılımı/eşliğinde bilgi aktarmasında hukuka, kamu yararına ve hizmet gereklerine aykırı bir yön görülmemiştir.
Bu durumda, dava konusu düzenleyici işlemde üst hukuk normlarına, kamu yararına ve hizmet gereklerine aykırılık bulunmadığı sonucuna ulaşılmıştır.

KARAR SONUCU :
Açıklanan nedenlerle;
1. Davanın REDDİNE,
2. Ayrıntısı aşağıda gösterilen toplam … TL yargılama giderinin davacı üzerinde bırakılmasına,
3. Karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca … TL vekâlet ücretinin davacıdan alınarak davalı idareye verilmesine,
4. Posta gideri avansından artan tutarın kararın kesinleşmesinden sonra davacıya iadesine,
5. Bu kararın tebliğ tarihini izleyen 30 (otuz) gün içerisinde Danıştay İdari Dava Daireleri Kuruluna temyiz yolu açık olmak üzere, 01/12/2021 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.