Danıştay Kararı İdari Dava Daireleri Kurulu 2020/1736 E. 2021/2704 K. 01.12.2021 T.

DANIŞTAY İDARİ DAVA DAİRELERİ KURULU         2020/1736 E.  ,  2021/2704 K.
T.C.
D A N I Ş T A Y
İDARİ DAVA DAİRELERİ KURULU
Esas No : 2020/1736
Karar No : 2021/2704

TEMYİZ EDENLER :1- (DAVACI): … Kurumu
VEKİLİ: Av. …
2-(DAVALI): … Odaları Birliği
VEKİLLERİ: Av. …, Av. …

İSTEMLERİN KONUSU : Danıştay Sekizinci Dairesinin 28/01/2020 (Dairece sehven 8/01/2020 olarak yazıldığı anlaşılmıştır.) tarih ve E:2015/11978, K:2020/291 sayılı kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.

YARGILAMA SÜRECİ :
Dava konusu istem: 04/08/2015 tarih ve 29435 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren Serbest Muhasebeci Mali Müşavirler Odaları Yönetmeliğinde Değişiklik Yapılmasına Dair Yönetmeliğin 10. maddesiyle değişiklik yapılan Serbest Muhasebeci Mali Müşavirler Odaları Yönetmeliği’nin 39. maddesinin iptali istenilmiştir.
Daire kararının özeti: Danıştay Sekizinci Dairesinin 28/01/2020 tarih ve E:2015/11978, K:2020/291 sayılı kararıyla;
Dava Konusu Yönetmeliğin Yetki Unsuru Yönünden İncelenmesi:
Davacı idare tarafından, …’un Kurumlarının görev ve yetki alanını ihlal ettiği, meslek mensuplarının tabelalarında bu Yönetmelikte belirlenenlerin dışında unvan, deyim, yabancı dillerde yazılmış ifadeler ile sair şekiller, işaret, resim, fotoğraf ve benzerlerine yer verilemeyeceği belirtilmek suretiyle SMMM veya YMM unvanının yanı sıra bağımsız denetçi olarak yetkilendirilen kişilerin “bağımsız denetçi” ya da “bağımsız denetim kuruluşu” mesleki unvanlarının ve logolarının tabelalarında kullanımının haksız bir biçimde yasaklandığının ileri sürüldüğü,
Türkiye Serbest Muhasebeci Mali Müşavirler ve Yeminli Mali Müşavirler Odaları Birliğinin, 3568 sayılı Kanun’un 28. maddesi uyarınca kamu kurumu niteliğinde meslek kuruluşu olarak tanımlandığı ve kendisine mesleğin geliştirilmesi ile ilgili çalışmalar yapma, meslek mensuplarının menfaatlerini, mesleki ahlak, düzen ve geleneklerini koruma görevlerinin verildiği, bu çerçevede, kamu kurumu niteliğinde meslek kuruluşu olan davalı idarenin, Anayasa’da belirtilen kuruluş amaçlarına uygun olarak üyelerinin çalışma usul ve esasları ile kullanacakları tabelalarında gerekli standart ve yeknesaklığı sağlama konusunda yetkili ve görevli olduğunun şüphesiz olduğu,
Buna göre, davacı idarenin davalı …’un görev ve yetki alanı dışında düzenleme yaptığı yönündeki iddiasına itibar etmeye hukuken olanak bulunmadığı,
Dava Konusu Yönetmeliğin 39. maddesinin 2. fıkrasının (Dairece kararın tümünde sehven 1. fıkrası olarak yazıldığı anlaşılmıştır.) (a) bendinin incelenmesi:
Davacı idare tarafından, dava konusu Yönetmeliğin 39. maddesinin 2. fıkrasının (a) bendi yönünden, bağımsız denetçiler aleyhine eksik düzenlemenin bulunduğunun ileri sürüldüğü,
Dava konusu Yönetmeliğin 39. maddesinin 2. fıkrasının (a) bendinde yer verilen “Tabelada bu Yönetmelikte belirlenenlerin dışında unvan, deyim, yabancı dillerde yazılmış ifadeler ile sair şekiller, işaret, resim, fotoğraf ve benzerlerine yer verilemez.” düzenlemesiyle, davalı idarece meslek mensuplarının kullanacakları tabelalarda belirli bir standart getirilerek haksız rekabet ve reklam yasağı ilkelerine aykırılığa neden olabilecek tabela kullanımının önüne geçilmesinin hedeflendiği, nitekim, 21/11/2007 tarih ve 26707 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren Serbest Muhasebeci Mali Müşavirlik ve Yeminli Mali Müşavirlik Mesleklerine İlişkin Haksız Rekabet ve Reklam Yasağı Yönetmeliği’nin “Reklam Kuralları” başlıklı ikinci kısmı altında “Tabela” başlıklı 14. maddesinde de benzer düzenlemeye yer verildiği, tabelada belirlenen standartların dışına çıkılmasının reklam yasağı olarak değerlendirildiği,
Diğer taraftan, dava konusu Yönetmeliğin 39. maddesinin 2. fıkrasının (a) bendinde yer verilen “Tabelada bu Yönetmelikte belirlenenlerin dışında unvan kullanılamayacağı” düzenlemesiyle her ne kadar “bağımsız denetçi” ya da “bağımsız denetim kuruluşu” mesleki unvanları açısından eksik düzenlemenin bulunduğu ileri sürülmüş ise de, dava konusu Yönetmelik maddesine “bağımsız denetçi” yahut “bağımsız denetim kuruluşu” yönünden istisna hükmü eklenmesinin davalı …’un görev ve yetki alanı dışında bir düzenleme yapması sonucunu doğuracağının açık olduğu, zira Anayasa’nın 124. maddesi uyarınca kamu tüzel kişilerinin kendi görev alanlarını ilgilendiren kanunların uygulanmasını sağlamak koşuluyla yönetmelikler çıkarabileceği kuralı benimsenmiş olup, davalı idarenin de 3568 sayılı Kanun kapsamında serbest muhasebeci mali müşavir ve yeminli mali müşavir unvanını haiz meslek mensuplarının hukukunu ilgilendiren düzenlemeler yapma konusunda yetkili bulunduğunun şüphesiz olduğu,
Her ne kadar bağımsız denetçiler 3568 sayılı Kanun uyarınca ruhsat almış meslek mensupları arasından yetkilendirilmekte ise de, bağımsız denetçi unvanının kazanılmasında kararda yer verilen mevzuat hükümleri uyarınca davacı idarenin yetkili olduğu görüldüğünden, davacı idarenin yetkilendirmesiyle kazanılan unvana ilişkin bir alanda davalı idarenin düzenleme yapması beklenemeyeceğinden dava konusu Yönetmelik maddesinde bu yönüyle hukuka aykırılık bulunmadığı sonucuna ulaşıldığı,
Dava Konusu Yönetmeliğin 39. maddesinin 2. fıkrasının (Dairece kararın tümünde sehven 1. fıkrası olarak yazıldığı anlaşılmıştır.) (c) bendinin incelenmesi:
Dava konusu Yönetmeliğin 39. maddesinin 2. fıkrasının (c) bendinde, “Tabela, büronun bulunduğu binanın giriş kapısının yanına, giriş holü veya koridoruna ya da büro giriş kapılarının yanına asılabilir. Bina cephelerine, büro balkonu ve pencerelerine birden fazla tabela asılamaz, benzeri yazılar yazılamaz, ışıklı tabela kullanılamaz.” hükmünün yer aldığı,
6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu’nun 400. maddesi uyarınca, 3568 sayılı Serbest Muhasebeci Mali Müşavirlik ve Yeminli Mali Müşavirlik Kanunu’na göre ruhsat almış yeminli mali müşavir veya serbest muhasebeci mali müşavir unvanını taşıyan ve Kamu Gözetimi, Muhasebe ve Denetim Standartları Kurumunca yetkilendirilen kişilerin ve/veya ortakları bu kişilerden oluşan sermaye şirketlerinin bağımsız denetçi olabileceği ifade edilmek suretiyle Kanun’un, bağımsız denetçiyi gerçek kişi bağımsız denetçi ve tüzel kişi bağımsız denetim kuruluşu olmak üzere ikiye ayırdığı, aynı zamanda denetçiliği bir meslek olarak benimsediği, Öte yandan, 660 sayılı Kanun Hükmünde Kararname’nin 9. maddesi ile Bağımsız Denetim Yönetmeliği’nin 11. maddesi uyarınca; denetimin, sadece Kurumca yetkilendirilen denetim kuruluşları veya denetçiler tarafından yetkileri çerçevesinde gerçekleştirileceği ifade edilerek denetçi yetkilendirme görevinin davacı idarenin tekelinde bulunduğunun vurgulandığı, Diğer taraftan, bağımsız denetim alanında faaliyette bulunacak denetçilerin 3568 sayılı Kanun uyarınca serbest muhasebeci mali müşavir veya yeminli mali müşavir unvanlarını haiz bulunan meslek mensuplarının arasından yetkilendirileceğine yönelik açık Kanun hükmü karşısında davacı idareye, meslek mensuplarının denetçi olarak yetkilendirilme şartlarının belirlenmesi, bu kapsamda meslek mensuplarına yönelik birtakım eğitim kriterleri, denetçilik sınavı, uygulamalı mesleki eğitim gibi hususlarda da belirleme yapma yetkisinin yanı sıra denetimlerde kalite ve güvenilirliğin sağlanması, mesleğin doğasından kaynaklı olarak bağımsızlığın korunmasına ilişkin birtakım kriterlerin ve mesleki etik ilkelerin belirlenmesi gibi pek çok alanda düzenleme yapma yetkisinin de verildiği, Şu halde, 6102 sayılı Kanun uyarınca yasal dayağa kavuşan ve 3568 sayılı Kanun uyarınca ruhsatname almış meslek mensupları arasından yetkilendirilen bağımsız denetçilerin ve bağımsız denetim kuruluşlarının, tabelalarında mesleki unvanlarını kullanabilmelerine olanak sağlanması gerekmekte olup; “bağımsız denetçi” veya “bağımsız denetim kuruluşu” unvanlarının SMMM veya YMM unvanıyla birlikte kullanılmasının reklam yasağına aykırı davranış olarak değerlendirilmesi de hukuken mümkün bulunmadığından, dava konusu Yönetmeliğin 39. maddesinin 2. fıkrasının (c) bendinde meslek mensuplarının birden fazla tabela kullanamayacaklarına ilişkin kısım yönünden dava konusu Yönetmelik maddesinde hukuka uyarlık görülmediği,
Dava Konusu Yönetmeliğin 39. maddesinin 2. fıkrasının (Dairece kararın tümünde sehven 1. fıkrası olarak yazıldığı anlaşılmıştır.) (b) ve (ç) bentlerinin incelenmesi:
Davacı idare tarafından, hukuka aykırılık iddialarının dava konusu Yönetmeliğin 39. maddesinin 2. fıkrasının (a) ve (c) bentlerine yönelik olduğu, bunun dışında (b) ve (ç) bentleri yönünden ise herhangi bir hukuka aykırılık iddiasının bulunmadığı anlaşıldığından, dava konusu Yönetmeliğin anılan fıkranın (b) ve (ç) bentleri yönünden yargısal denetiminin yapılmadığı gerekçesiyle,
04/08/2015 tarih ve 29435 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren Serbest Muhasebeci Mali Müşavirler Odaları Yönetmeliğinde Değişiklik Yapılmasına Dair Yönetmeliğin 10. maddesiyle değişiklik yapılan Serbest Muhasebeci Mali Müşavirler Odaları Yönetmeliğinin 39. maddesinin 2. fıkrasının (c) bendinde yer alan “Bina cephelerine, büro balkonu ve pencerelerine birden fazla tabela asılamaz.” ibaresinin iptaline, maddenin 2. fıkrasının (a) bendine yönelik iptal isteminin ise reddine karar verilmiştir.

TEMYİZ EDENİN İDDİALARI :
Davacı tarafından, davalı idarenin kendi meslek mensupları için yapmış olduğu bir düzenlemenin, Kurumlarının düzenleme alanında bulunan meslek olan bağımsız denetçiliği etkilediği, davalı idarenin meslek mensuplarının tabela kullanması durumunda bu tabelada nelerin yer alacağına ve nelerin yer almayacağına karar verebileceği, ancak yasal olarak bu tabelada yer alması gereken bir unvanın/logonun yer almamasına yönelik bir düzenleme yapamayacağı, yani bağımsız denetçilik mesleğine ilişkin unvanın ve logonun kullanılmasını yasaklayamayacağı, şayet böyle yapılırsa her iki mesleğe sahip olan kişilerin yalnızca bir mesleğine ilişkin tabela asabileceği, taraflarınca gerçekleştirilen bağımsız denetçi yetkilendirme faaliyetleri neticesinde; 2019 yılı sonu itibarıyla toplam 18.621 Bağımsız Denetçi yetkilendirildiği; 3.069 tanesinin Yeminli Mali Müşavir (YMM), 15.552 tanesinin de Serbest Muhasebeci Mali Müşavir (SMMM) unvanını haiz olduğu, söz konusu düzenleme ile Birliğe üye meslek mensuplarının tabela kullanımlarına bir standart getirmek istendiği ancak bağımsız denetçilik mesleği yok sayılarak; Bağımsız Denetim Yönetmeliği’nin 23. maddesinde belirtilen “bağımsız denetçilerin meslek unvanlarını tabelalarında kullanmaları hakkının” elinden alındığı, temyize konu kararın da; denetçilerin SMMM’lik meslekleri için kullandıkları tabelada denetçilik unvanlarına yer verememelerine, denetçilik unvanları için tabela kullanmak istemeleri halinde ise ikinci bir tabela kullanabilmelerine imkan tanıyacak sonuç doğurduğu, aynı zamanda YMM veya SMMM olan denetçilerin iki ayrı tabela kullanmalarının, ekstra maliyete katlanmalarına, söz konusu tabelaların asılacağı mekanları elverişli olmayanların tabela asacak yer konusunda çeşitli sıkıntılar yaşamalarına sebebiyet vereceği, davalı idarenin dava konusu Yönetmeliği uygulamaya koymak suretiyle Anayasa’nın 135. maddesiyle kendisine verilen görevi yerine getirmediği, üyelerinin müşterek ihtiyacını karşılamadığı, mesleki faaliyetlerini zorlaştırdığı ileri sürülmektedir.
Davalı idare tarafından, iptal edilen düzenleme ile iptal kararının gerekçesi arasında bir bağlantı bulunmadığı, “bağımsız denetçi” ve “bağımsız denetim kuruluşu” olarak yetkilendirilenlerin bu unvanlarını SMMM ve YMM unvanıyla birlikte kullanmalarının reklam yasağına bir aykırı davranış olarak değerlendirilmekten öte, tam tersine istenildiği ve hatta teşvik edildiği, bu hususa yönelik taraflarınca yapılan düzenlemelerin dava konusu edildiği, “Bina cephelerine, büro balkonu ve pencerelerine birden fazla tabela asılamaz.” hükmünün iptal edilmesinin, bağımsız denetçilerin ve bağımsız denetim kuruluşlarının tabelalarında mesleki unvan kullanabilecekleri anlamına gelmeyeceği, verilen iptal kararının meslek mensupları arasında haksız rekabete sebebiyet vereceği, temyiz istemine konu kararın barındırdığı çelişki nedeniyle de hukuka aykırı olduğu, dava konusu edilen düzenlemenin tek amacının, serbest muhasebeci mali müşavirler ve yeminli mali müşavirlerin tabela asmalarına ilişkin esasları düzenlemek olduğu, davacı idarenin yetki alanı ile ilgisinin bulunmadığı ileri sürülmektedir.

KARŞI TARAFIN SAVUNMASI :
Davalı idare tarafından, savunma verilmemiştir.
Davacı tarafından, Danıştay Sekizinci Dairesince verilen kararın iptale ilişkin kısmının usul ve hukuka uygun bulunduğu ve temyiz dilekçesinde öne sürülen nedenlerin, kararın bu kısmının bozulmasını gerektirecek nitelikte olmadığı belirtilerek temyiz isteminin reddi gerektiği savunulmaktadır.

DANIŞTAY TETKİK HÂKİMİ …’ÜN DÜŞÜNCESİ : Temyiz isteminin reddi ile Daire kararının onanması gerektiği düşünülmektedir.

TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulunca, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra, dosya tekemmül ettiğinden davacının yürütmenin durdurulması istemi hakkında ayrıca bir karar verilmeksizin gereği görüşüldü:

İNCELEME VE GEREKÇE:

MADDİ OLAY :
Serbest Muhasebeci Mali Müşavirler Odaları Yönetmeliği’nin “Tabela asılması” başlıklı 39. maddesinin dava konusu Yönetmelik değişikliğiyle “(1) Meslek mensuplarınca tabela asılması ihtiyaridir.
(2) Tabela asılması halinde;
a) Tabelalarda; oda ve Birlik amblemi, meslek unvanı ile ad ve soyadı, ortaklık bürosu unvanı, şirket ise şirket unvanı varsa akademik unvanı, büronun adresi, telefon numarası, internet adresi ile elektronik posta adresi yer alabilir. Tabelada bu Yönetmelikte belirlenenlerin dışında unvan, deyim, yabancı dillerde yazılmış ifadeler ile sair şekiller, işaret, resim, fotoğraf ve benzerlerine yer verilemez.
b) Aynı büroda birlikte çalışma halinde, birlikte çalışan meslek mensuplarının ad ve soyadlarının, ortaklık şeklinde çalışılması durumunda ise ortaklık unvanının tabelada yer alması zorunludur.
c) Tabela, büronun bulunduğu binanın giriş kapısının yanına, giriş holü veya koridoruna ya da büro giriş kapılarının yanına asılabilir. Bina cephelerine, büro balkonu ve pencerelerine birden fazla tabela asılamaz, benzeri yazılar yazılamaz, ışıklı tabela kullanılamaz.
ç) Tabelaların mavi zemin üzerine beyaz yazılı olması ve bunlarda Birlik adına tescilli Mm logosunun kullanılması zorunludur.” hükmünün getirilmesi üzerine temyizen incelenen dava açılmıştır.

İLGİLİ MEVZUAT :
Türkiye Cumhuriyeti Anayasası’nın 135. maddesinde, kamu kurumu niteliğindeki meslek kuruluşları ve üst kuruluşları; “belli bir mesleğe mensup olanların müşterek ihtiyaçlarını karşılamak, mesleki faaliyetlerini kolaylaştırmak, mesleğin genel menfaatlere uygun olarak gelişmesini sağlamak, meslek mensuplarının birbirleri ile ve halk ile olan ilişkilerinde dürüstlüğü ve güveni hakim kılmak üzere meslek disiplini ve ahlakını korumak maksadı ile kanunla kurulan ve organları kendi üyeleri tarafından kanunda gösterilen usullere göre yargı gözetimi altında, gizli oyla seçilen kamu tüzelkişilikleridir.” şeklinde tanımlanmıştır.
3568 sayılı Serbest Muhasebeci Mali Müşavirlik ve Yeminli Mali Müşavirlik Kanunu’nun “Türkiye Serbest Muhasebeci Mali Müşavirler ve Yeminli Mali Müşavirler Odaları Birliği” başlıklı 28. maddesinde, “Serbest muhasebeci mali müşavirler ve yeminli mali müşavirlere ait bütün Odaların katılacağı Türkiye Serbest Muhasebeci Mali Müşavirler ve Yeminli Mali Müşavirler Odaları Birliği kurulur. Bu Kanunda kullanılan Birlik deyimi, Türkiye Serbest Muhasebeci Mali Müşavirler ve Yeminli Mali Müşavirler Odaları Birliğini ifade eder. Birlik, tüzelkişiliğe sahip kamu kurumu niteliğinde meslek kuruluşudur. (…)” “Birliğin görevleri” başlıklı 29. maddesinde, “Birliğin görevleri aşağıda gösterilmiştir. a) Mesleğin geliştirilmesi ile ilgili çalışmalar yapmak. b) Meslek mensuplarının menfaatlerini, mesleki ahlak, düzen ve geleneklerini korumak. (…) e) Bu Kanuna göre çıkarılacak yönetmelikleri hazırlamak. (…) “; “Yasaklar” başlıklı 45. maddesinin 5. fıkrasında, “Meslek mensupları, iş elde etmek için reklam sayılabilecek faaliyetlerde bulunamazlar. Tabela veya basılı kağıtlarında ruhsatname ile belirlenen mesleki unvanları dışında başka sıfat kullanamazlar.”; “Ceza hükmü” başlıklı 49. maddesinin 26/07/2008 tarih ve 26948 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanan 5786 sayılı Kanun’un 19. maddesi ile değişik 2. fıkrasında, “(…), 13, 15/4, 41/2, 43/1, 43/2 ve 45 inci maddenin birinci ve beşinci fıkrası hükümlerine aykırı davranışta bulunanlar hakkında, fiil daha ağır bir cezayı gerektiren bir suç oluşturmadığı takdirde, yüz güne kadar adli para cezasına hükmolunur.” hükümlerine yer verilmiştir.
6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu’nun “Denetçi olabilecekler” başlıklı 400. maddesinin 1. fıkrasında, “Denetçi, bağımsız denetim yapmak üzere, 1/6/1989 tarihli ve 3568 sayılı Serbest Muhasebeci Mali Müşavirlik ve Yeminli Mali Müşavirlik Kanununa göre ruhsat almış yeminli mali müşavir veya serbest muhasebeci mali müşavir unvanını taşıyan ve Kamu Gözetimi, Muhasebe ve Denetim Standartları Kurumunca yetkilendirilen kişiler ve/veya ortakları bu kişilerden oluşan sermaye şirketi olabilir.” hükmüne yer verilmiştir.
02/11/2011 tarih ve 28103 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren 660 sayılı Kamu Gözetimi, Muhasebe ve Denetim Standartları Kurumunun Teşkilat ve Görevleri Hakkında Kanun Hükmünde Kararname’nin “Amaç” başlıklı 1. maddesinde, “Bu Kanun Hükmünde Kararnamenin amacı; uluslararası standartlarla uyumlu Türkiye Muhasebe Standartlarını oluşturmak ve yayımlamak, bağımsız denetimde uygulama birliğini, gerekli güveni ve kaliteyi sağlamak, denetim standartlarını belirlemek, bağımsız denetçi ve bağımsız denetim kuruluşlarını yetkilendirmek ve bunların faaliyetlerini denetlemek ve bağımsız denetim alanında kamu gözetimi yapmak yetkisini haiz Kamu Gözetimi, Muhasebe ve Denetim Standartları Kurumunun kuruluş, teşkilat, görev, yetki ve sorumluluklarına ilişkin usul ve esasları düzenlemektir.”; “Tanımlar” başlıklı 2. maddesinde, “Bu Kanun Hükmünde Kararnamenin uygulanmasında; a) Bağımsız denetçi: Bağımsız denetim yapmak üzere, 1/6/1989 tarihli ve 3568 sayılı Serbest Muhasebeci Mali Müşavirlik ve Yeminli Mali Müşavirlik Kanununa göre yeminli mali müşavir ya da serbest muhasebeci mali müşavirlik ruhsatını almış meslek mensupları arasından Kurum tarafından yetkilendirilen kişileri, (…) c) Bağımsız denetim kuruluşu: Bağımsız denetim yapmak üzere, Kurum tarafından yetkilendirilen sermaye şirketlerini, (…) Meslek mensubu: 3568 sayılı Kanun kapsamında faaliyette bulunan serbest muhasebeci mali müşavir ve yeminli mali müşavirleri, (…) ifade eder.” ; “Kurumun teşkilatı” başlıklı 3. maddesinde, “Bu Kanun Hükmünde Kararnamede belirtilen görevleri yerine getirmek üzere kamu tüzel kişiliğini haiz ve idari özerkliğe sahip, Bakanlıkla ilişkili Kamu Gözetimi, Muhasebe ve Denetim Standartları Kurumu kurulmuştur.”; “Kurulun görev ve yetkileri” başlıklı 9. maddesinde, “Kurulun görev ve yetkileri şunlardır: (…) ç) Bağımsız denetçiler ve bağımsız denetim kuruluşlarının kuruluş şartlarını ve çalışma esaslarını belirlemek, bu şartları taşıyan kuruluşları ve bağımsız denetim yapacak meslek mensuplarını yetkilendirerek listeler halinde ilan etmek ve bunları oluşturacağı resmi sicile kaydederek Kurumun internet sitesinde kamuoyunun erişimine sürekli olarak açık tutmak. (…), f) Bağımsız denetim yapacak meslek mensuplarına yönelik sınav, yetkilendirme ve tescil yapmak, disiplin ve soruşturma işlemlerini yürütmek, sürekli eğitim standartları ile mesleki etik kurallarını belirlemek, bunlara yönelik olarak kalite güvence sistemini oluşturmak ve bu alanlardaki eksikliklerin düzeltilmesi için gerekli tedbirlerin alınmasını sağlamak.” hükümleri yer almaktadır.
26/12/2012 tarih ve 28509 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren Bağımsız Denetim Yönetmeliği’nin “Denetim yapmaya yetkililer” başlıklı 11. maddesinde, “Denetim, sadece Kurumca yetkilendirilen denetim kuruluşları veya denetçiler tarafından yetkileri çerçevesinde gerçekleştirilir. Denetim kuruluşları ve denetçilerin yetkilerinin kullanımı, yetkilendirmenin Kurum tarafından ilanıyla başlar. (…)”; “Yetki belgeleri” başlıklı 12. maddesinde, “Başvuruları bu Yönetmelik çerçevesinde Kurum tarafından uygun görülen sermaye şirketlerine Bağımsız Denetim Kuruluşu Belgesi, meslek mensuplarına ise Bağımsız Denetçi Belgesi verilir.”; “Denetim kuruluşlarının yetkilendirilmesi” başlıklı 13. maddesinde, “3568 sayılı Kanun ve ilgili mevzuatta öngörülen şartlar saklı kalmak kaydıyla, denetim alanında faaliyet izni talebinde bulunan kuruluşun; (…) c) Faaliyet konusunun bağımsız denetime veya bununla birlikte 3568 sayılı Kanun kapsamındaki mesleki alana münhasır olması, (…) şarttır.”; “Denetçilerin yetkilendirilmesi” başlıklı 14. maddesinin 1. fıkrasında, “Denetim faaliyetinde bulunmak isteyenlerin:” (…) b) Meslek mensubu olması, (…) şartlarını taşıması gerekir.”; 2. fıkrasında, “Denetçi olmak isteyen meslek mensupları birinci fıkradaki şartları sağladıklarını gösteren bilgi ve belgelerle birlikte Kuruma başvuruda bulunurlar. Başvurular şahsen veya görev alınan denetim kuruluşu aracılığıyla yapılır. Kurum tarafından gerekli şartları taşıdığına karar verilen başvuru sahipleri gerekli harç ve ücretleri ödemeleri ve Kuruma tescil talebinde bulunmaları halinde sicile kayıt ve ilan edilirler. Tescil işleminden sonra bu kişilere Bağımsız Denetçi Belgesi, denetçi kimliği ve denetçi mührü verilir.”; “Reklam yasağı” başlıklı 23. maddesinde, “Denetim kuruluşları ve denetçiler doğrudan veya dolaylı olarak reklam yapamazlar, reklam sayılabilecek faaliyetlerde bulunamazlar. Ticaret unvanlarında, tabela veya basılı kağıtlarında mesleki ve akademik unvanları dışında başka unvan veya sıfat kullanamazlar.” hükümlerine yer verilmiştir.

HUKUKİ DEĞERLENDİRME:
Davalı idarenin temyiz istemi yönünden;
Danıştay dava dairelerinin nihai kararlarının temyizen incelenerek bozulması, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu’nun 49. maddesinde yer alan;
“a) Görev ve yetki dışında bir işe bakılmış olması,
b) Hukuka aykırı karar verilmesi,
c) Usul hükümlerinin uygulanmasında kararı etkileyebilecek nitelikte hata veya eksikliklerin bulunması” sebeplerinden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
Temyizen incelenen kararın iptale ilişkin kısmı usul ve hukuka uygun olup, temyiz dilekçelerinde ileri sürülen iddialar kararın bu kısmının bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
Davacının temyiz istemine gelince;
Yukarıda metnine yer verilen mevzuat hükümleri uyarınca, bağımsız denetçiler, 3568 sayılı Serbest Muhasebeci Mali Müşavirlik ve Yeminli Mali Müşavirlik Kanunu’na göre ruhsat almış yeminli mali müşavir veya serbest muhasebeci mali müşavir unvanını taşıyan ve Kamu Gözetimi, Muhasebe ve Denetim Standartları Kurumunca yetkilendirilen kişiler; bağımsız denetim kuruluşları da, ortakları bu kişilerden oluşan sermaye şirketleridir.
3568 sayılı Kanun’un 28. maddesi uyarınca kamu kurumu niteliğinde meslek kuruluşu olan davalı idarenin, kendisine verilen mesleğin geliştirilmesi ile ilgili çalışmalar yapma, meslek mensuplarının menfaatlerini, mesleki ahlak, düzen ve geleneklerini koruma görevlerine istinaden üyelerinin çalışma usul ve esasları ile kullanacakları tabelalarında gerekli standart ve yeknesaklığı sağlama konusunda yetkili ve görevli olduğu açık ise de, davalı idarece dava konusu Yönetmeliğin 39. maddesinin 2. fıkrasının (a) bendinde, tabelalarda; oda ve Birlik amblemi, meslek unvanı ile ad ve soyadı, ortaklık bürosu unvanı, şirket ise şirket unvanı varsa akademik unvanı, büronun adresi, telefon numarası, internet adresi ile elektronik posta adresinin yer alabileceği, tabelada bu Yönetmelikte belirlenenlerin dışında unvan, deyim, yabancı dillerde yazılmış ifadeler ile sair şekiller, işaret, resim, fotoğraf ve benzerlerine yer verilemeyeceği kuralına yer verilerek, anılan Yönetmelik kapsamında olan ve davacı Kamu Gözetimi, Muhasebe ve Denetim Standartları Kurumu tarafından yetkilendirilen bağımsız denetçi ve bağımsız denetim kuruluşlarının tabelalarında mesleki unvanları olan “bağımsız denetçi” veya “bağımsız denetim kuruluşu” unvanlarının kullanılmasının engellenmesine yol açıldığı, serbest muhasebeci mali müşavir veya yeminli mali müşavir unvanıyla birlikte reklam yasağı kapsamında değerlendirilmesi mümkün olmayan söz konusu unvanların kullanılabilmesine olanak sağlanması gerekmekte olup; tabelalarda bu unvanların kullanılmasını engelleyen dava konusu Yönetmelik maddesinin anılan hükmü hukuka aykırı bulunmaktadır.
Bu itibarla, temyize konu Daire kararının davanın reddine ilişkin kısmında hukuki isabet bulunmamaktadır.

KARAR SONUCU:
Açıklanan nedenlerle;
1. Davacının temyiz isteminin kabulüne,
2. Davalı idarenin temyiz isteminin reddine,
3. Yukarıda özetlenen gerekçeyle Danıştay Sekizinci Dairesinin temyize konu 28/01/2020 tarih ve E:2015/11978, K:2020/291 sayılı kararının, 04/08/2015 tarih ve 29435 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren Serbest Muhasebeci Mali Müşavirler Odaları Yönetmeliğinde Değişiklik Yapılmasına Dair Yönetmeliğin 10. maddesiyle değişiklik yapılan Serbest Muhasebeci Mali Müşavirler Odaları Yönetmeliğinin 39. maddesinin 2. fıkrasının (c) bendinde yer alan “Bina cephelerine, büro balkonu ve pencerelerine birden fazla tabela asılamaz.” ibaresinin iptaline ilişkin kısmının ONANMASINA, maddenin 2. fıkrasının (a) bendi yönünden davanın reddine ilişkin kısmının BOZULMASINA,
4. Bozulan kısım yönünden yeniden bir karar verilmek üzere dosyanın anılan Daireye gönderilmesine,
5. Kesin olarak, 01/12/2021 tarihinde oyçokluğu ile karar verildi.

KARŞI OY

X- Dava dilekçesinde, 04/08/2015 tarih ve 29435 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren Serbest Muhasebeci Mali Müşavirler Odaları Yönetmeliğinde Değişiklik Yapılmasına Dair Yönetmeliğin 10. maddesiyle değişiklik yapılan Serbest Muhasebeci Mali Müşavirler Odaları Yönetmeliği’nin 39. maddesinin iptaline karar verilmesi istenilmiştir.
2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu’nun “İdari davaların açılması” başlıklı 3. maddesinin 2/b bendinde; dava dilekçelerinde davanın konusunun gösterileceği hükmüne yer verilmiş, Kanun’un 3/g bendinde; dava dilekçelerinin 3 ve 5. maddelere uygun olup olmadıkları yönünden de inceleneceği belirtilmiş; 15. maddesinin 1/d bendine ise; “3/g bendinde yazılı halde otuz gün içinde 3 ve 5 inci maddelere uygun şekilde yeniden düzenlenmek veya noksanları tamamlanmak (…) üzere dilekçelerin reddine karar verileceği” hükmüne yer verilmiştir.
Dava dilekçesinin “Talep Konusu” ve “Sonuç ve İstem” bölümlerinde düzenleyici işlemin ismine yer verilerek, Yönetmeliğin 39. maddesinin iptali isteminde bulunulmuştur. Dava dilekçesinde yer alan dava açma iradesinin en somut biçimde ortaya konulduğu bu kısımlarda, anılan maddenin herhangi bir fıkrası belirtilmek suretiyle sınırlandırma yapılmamıştır.
Dairece yapılan incelemede; dava dilekçesinde yer verilen iddiaların, anılan maddelerin belli fıkra ya da fıkralarına ilişkin olduğu kanaatine varılması halinde ise, dilekçe bütünlüğü içerisinde iptal talebinin (“Konu”, “Sonuç ve İstem” ile “Açıklamalar” bölümündeki taleplerin uyumsuz olması nedeniyle) tutarlı bir biçimde ortaya konulmamış olduğunun değerlendirilmesi ve bu bağlamda, davacının talebini açık, somut ve her türlü kuşkudan uzak bir biçimde ortaya koyabilmesine imkan sağlamak üzere, yukarıda metnine yer verilen usul hükümleri uyarınca dilekçenin reddine karar verilmesi gerekirdi.
Dairece, davacının iddiaları dikkate alınmak suretiyle, Yönetmeliğin 39. maddesinin 2. fıkrasının (a) ve (c) bentleri ile sınırlı olarak inceleme yapıldığı belirtilerek, davanın, dava konusu edilen Yönetmelik maddesinin bir kısmına hasren incelenmesi mümkün değildir. Böyle bir nitelendirme, dava dilekçesinde yer verilen dava açma iradesinin yöneldiği olgular bakımından davacıların iradesine müdahale etme veya davacıların talebini yönlendirme sonucu dahi doğurabilir.
Bu durumda, anılan Yönetmelik maddesinin iptali istenilen ve hüküm kurulmayan fıkraları yönünden inceleme yapılarak bir karar verilmesi gerektiğinden, temyize konu kararın, iptali istenilen ve hüküm kurulmayan fıkralar yönünden bozulması gerektiği oyuyla karara katılmıyoruz.

KARŞI OY

XX- Temyiz edilen kararla ilgili dosyanın incelenmesinden; Danıştay Sekizinci Dairesince verilen kararın; dava konusu Yönetmeliğin 39. maddesinin 2. fıkrasının (a) bendine yönelik iptal istemi yönünden davanın reddine ilişkin kısmının, usul ve hukuka uygun bulunduğu, dilekçede ileri sürülen temyiz nedenlerinin kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte olmadığı anlaşıldığından, davacının temyiz isteminin reddi ile temyize konu kararın bu kısmının onanması gerektiği oyuyla, kararın bozmaya ilişkin kısmına katılmıyoruz.

KARŞI OY

XXX- Temyize konu kararın, 04/08/2015 tarih ve 29435 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren Serbest Muhasebeci Mali Müşavirler Odaları Yönetmeliğinde Değişiklik Yapılmasına Dair Yönetmeliğin 10. maddesiyle değişiklik yapılan Serbest Muhasebeci Mali Müşavirler Odaları Yönetmeliğinin 39. maddesinin 2. fıkrasının (c) bendinde yer alan “Bina cephelerine, büro balkonu ve pencerelerine birden fazla tabela asılamaz.” ibaresinin iptaline ilişkin kısmı incelendiğinde;
Bina cephelerine, büro balkonu ve pencerelerine birden fazla asılan tabelanın, çevre kirliliğine yol açacağı, ilgililer bakımından ekstra maliyet ve vergi yüküne sebebiyet vereceği ve Kurulumuzca dava konusu Yönetmeliğin 39. maddesinin 2. fıkrasının (a) bendi yönünden davanın reddine ilişkin kısmının bozulmasına karar verildiği hususları birlikte dikkate alındığında, “bağımsız denetçi” veya “bağımsız denetim kuruluşu” unvanlarının tek tabelaya yazılmak suretiyle kullanımının mümkün olduğu, dolayısıyla ikinci bir tabela kullanımına gerek olmadığı sonucuna varıldığından, temyize konu kararın iptale ilişkin kısmının bozulması gerektiği oyuyla, kararın bu kısmına katılmıyoruz.

KARŞI OY

XXXX- Temyize konu kararın, 04/08/2015 tarih ve 29435 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren Serbest Muhasebeci Mali Müşavirler Odaları Yönetmeliğinde Değişiklik Yapılmasına Dair Yönetmeliğin 10. maddesiyle değişiklik yapılan Serbest Muhasebeci Mali Müşavirler Odaları Yönetmeliğinin 39. maddesinin 2. fıkrasının (c) bendinde yer alan “Bina cephelerine, büro balkonu ve pencerelerine birden fazla tabela asılamaz.” ibaresinin iptaline ilişkin kısmı incelendiğinde;
3568 sayılı Kanun’un 28. maddesi uyarınca davalı Türkiye Serbest Muhasebeci Mali Müşavirler ve Yeminli Mali Müşavirler Odaları Birliğinin kamu kurumu niteliğinde meslek kuruluşu olduğu ve kendisine mesleğin geliştirilmesi ile ilgili çalışmalar yapma, meslek mensuplarının menfaatlerini, mesleki ahlak, düzen ve geleneklerini koruma görevlerinin verildiği, bu çerçevede, Anayasa’da belirtilen kuruluş amaçlarına uygun olarak üyelerinin çalışma usul ve esasları ile kullanacakları tabelalarında gerekli standart ve yeknesaklığı sağlama konusunda yetkili ve görevli olduğu açıktır.
Anayasa’nın 124. maddesi uyarınca kamu tüzel kişilerinin kendi görev alanlarını ilgilendiren kanunların uygulanmasını sağlamak koşuluyla yönetmelikler çıkarabileceği kuralı uyarınca davalı idarenin ancak 3568 sayılı Kanun kapsamında serbest muhasebeci mali müşavir ve yeminli mali müşavir unvanını haiz meslek mensuplarının hukukunu ilgilendiren düzenlemeler yapma konusunda yetkili bulunduğu, bu nedenle dava konusu Yönetmelik maddesine “bağımsız denetçi” veya “bağımsız denetim kuruluşu” yönünden istisna hükmü eklenmesi, davalı idarenin görev ve yetki alanı dışında bir düzenleme yapması sonucunu doğuracaktır.
Her ne kadar, bağımsız denetçiler 3568 sayılı Kanun uyarınca ruhsat almış meslek mensupları arasından yetkilendirilmekte ise de, davacı idarenin yetkilendirmesiyle kazanılan bağımsız denetçi veya bağımsız denetim kuruluşu unvanlarına ilişkin bir alanda davalı idarenin düzenleme yapması beklenemeyeceğinden dava konusu Yönetmelik maddesinde bu yönüyle hukuka aykırılık bulunmadığı sonucuna ulaşıldığından, davalı idarenin temyiz isteminin kabulü ile temyize konu kararın iptale ilişkin kısmının bozulması gerektiği oyuyla, çoğunluk kararının bu kısmına katılmıyorum.