Danıştay 9. Daire Başkanlığı 2019/3973 E. , 2021/5820 K.
T.C.
D A N I Ş T A Y
DOKUZUNCU DAİRE
Esas No : 2019/3973
Karar No : 2021/5820
TEMYİZ EDEN (DAVACI) : … Holding Anonim Şirketi Genel Müdürlüğü
VEKİLİ : Av. …
KARŞI TARAF (DAVALI) : … Belediye Başkanlığı-…
VEKİLİ : Av. …
İSTEMİN KONUSU : … Bölge İdare Mahkemesi … Vergi Dava Dairesinin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararının, temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.
YARGILAMA SÜRECİ:
Dava Konusu İstem: Davacı şirket adına 2017 yılına ilişkin olarak davalı idarece emlak vergisi tahakkuk ettirilmesine ilişkin işlemin iptali ile ihtirazi kayıtla ödenen 2017 yılı 2. taksidinin faiziyle birlikte iadesi istemine ilişkindir.
İlk Derece Mahkemesi kararının özeti: … Vergi Mahkemesi … tarih E:…, K:… sayılı kararıyla; 1319 sayılı Emlak Vergisi Kanunu’nun daimi muaflıkları düzenleyen 4/1. maddesinde, aşağıda yazılı binaların kiraya verilmemek (24/11/1994 tarihli ve 4046 sayılı kanun kapsamında işletme hakkı devirleri hariç) şartıyla bina vergisinden daimi olarak muaf olduğu hükmünden de anlaşılacağı üzere söz konusu muafiyetin 4046 sayılı Kanun kapsamında yapılan işletme hakkı devirlerine uygulanamayacağının açık olduğu, dava dosyasında bulunan tapu senetleri incelendiğinde, emlak vergisine konu olan taşınmazların bedelsiz olarak devredildiği ve bedelsiz devirlere vergi istisnası yada muafiyet uygulanmasına olanak bulunmadığı, davacı tarafından, 4706 sayılı Hazineye Ait Taşınmaz Malların Değerlendirilmesi ve Katma Değer Vergisi Kanunu’nda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanunun 7. maddesinin 4. bendi uyarınca vergiden muaf olduğu iddia edilmişse de; söz konusu maddede satış ve devire ilişkin işlemlerin vergiden müstesna tutulduğu ve satışı yapılan taşınmaz malların satış tarihini takip eden yıldan itibaren beş yıl süre ile emlak vergisine tabi tutulamayacağı belirtilmiş olup, madde hükmü içeriğinde bedelsiz olarak devri yapılan bir taşınmazın emlak vergisinden muaf tutulacağına dair bir düzenleme yer almadığı, ilgili maddenin satışı yapılmış taşınmazlar için 5 yıl süre ile muafiyet getirmekte olduğu (satış ve devir yapıldığında ise bu işlemler dolayısıyla alınacak olan, yani işlem kaynaklı vergiler için muafiyet getirdiği) gerekçesiyle davanın 2017 yılı 2. taksit tutarının faiziyle iadesi yönünden reddine, tahakkuk işleminin iptali ile ilgili olarak ise; tahakkuk işleminin 21/02/2017 tarihli olduğu, söz konusu tahakkuk işlemine karşı davacı tarafından 10/03/2017 tarihinde itiraz edildiği, itirazın ise 28/03/2017 tarihli yazı ile reddedildiği görülmekle, tahakkuk işlemine karşı 25/12/2017 havale tarihli dava dilekçesi ile açılan iş bu davanın bu kısmının yasada belirtilen sürede açılmadığının anlaşıldığı, davacı tarafından, ilgili taşınmazlardan kaynaklanan 2017 yılı emlak vergisi tahakkukunun iptali ve ihtirazi kayıtla ödenen 2017 yılı emlak vergisinin 1. taksit bedelinin iadesi amacıyla açılan davanın, Mahkemelerinin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararı ile reddedildiği, bu karara karşı yapılan istinaf başvurusunun ise, … Bölge İdare Mahkemesi … Vergi Dava Dairesi’nin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararı ile reddedildiğinin görüldüğü gerekçesiyle davanın bu kısmının süreaşımı nedeniyle reddine karar verilmiştir.
Bölge İdare Mahkemesi kararının özeti: İstinaf başvurusuna konu Vergi Mahkemesi kararının 2017 yılı emlak vergisinin 2. taksidine ilişkin kısmının usul ve yasaya uygun olduğu, kararın kaldırılmasını gerektiren bir neden de bulunmadığından davacının bu kısma ilişkin istinaf başvurusunun reddine, 2017 yılı emlak vergisine ilişkin olarak yapılan tahakkuk işleminin iptali istemine ilişkin hüküm fıkrasına yönelik istinaf başvurusunun ise; davacı tarafından, ilgili taşınmazlardan kaynaklanan 2017 yılı emlak vergisi tahakkukunun iptali ve ihtirazi kayıtla ödenen 2017 yılı emlak vergisinin 1. taksit bedelinin iadesi amacıyla açılan davanın, … Vergi Mahkemesinin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararı ile reddedildiği, bu karara karşı yapılan istinaf başvurusunun ise, … Bölge İdare Mahkemesi … Vergi Dava Dairesinin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararı ile reddedilerek kesinleştiği görüldüğünden kesin hüküm nedeniyle aynı tahakkuk işleminin iptali istemiyle aynı davacı tarafından açılan bu davanın esasının yeniden incelenmesine olanak bulunmadığı gerekçesiyle reddine karar verilmiştir.
TEMYİZ EDENİN İDDİALARI: Sermayelerinin tamamının Özelleştirme İdaresi Başkanlığına ait olduğu, özelleştirme işlemlerinden elde edilen gelirlerin tamamının idarenin nam ve hesabına yapıldığı, taşınmazların mülkiyet hakkını kullananın Özelleştirme İdaresi Başkanlığı olduğu bu nedenle 1319 sayılı Emlak Vergisi Kanunu’nun 14/a maddesindeki daimi muafiyet hükümlerinin holdinglerinin sermayesindeki kamu payı %50 nin altına düşünceye kadar kendilerine uygulanması gerektiği, Maliye Bakanlığı Gelir İdaresi Başkanlığının yazısının da bu doğrultuda olduğu, konuyla ilgili yargı kararlarının da bu yönde olduğu iddialarıyla kararın bozulması istenilmektedir.
KARŞI TARAFIN SAVUNMASI: Savunma verilmemiştir.
DANIŞTAY TETKİK HÂKİMİ … ‘NIN DÜŞÜNCESİ: Temyiz isteminin reddi gerektiği düşünülmektedir.
TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Danıştay Dokuzuncu Dairesince, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü:
İNCELEME VE GEREKÇE:
MADDİ OLAY:
Davacı şirket adına 2017 yılına ilişkin olarak davalı idarece emlak vergisi tahakkuk ettirilmesine ilişkin işlemin iptali ile ihtirazi kayıtla ödenen 2017 yılı 2. taksidinin faiziyle birlikte iadesi istenilmektedir.
İLGİLİ MEVZUAT
04/02/2011 tarih ve 27836 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanan ve 01/10/2011 tarihinde yürürlüğe giren 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun ”Dava Şartları” başlıklı 114. maddesinde; aynı davanın, daha önceden açılmış ve hâlen görülmekte olmaması ve daha önceden kesin hükme bağlanmamış olması dava şartları arasında sayılmıştır.
6100 sayılı Kanun’da, “derdestlik” ilk itirazlar arasında değil, dava şartlarını düzenleyen 114. maddesinin birinci fıkrasının (ı) bendinde “Aynı davanın, daha önceden açılmış ve halen görülmekte olmaması” hükmüne yer verilmek suretiyle doğrudan dava açma şartları arasında sayılmış, Kanun’un 115. maddesinde ise, mahkemenin dava şartı noksanlığını tespit etmesi halinde davayı usulden reddedeceği kurala bağlanmıştır.
HUKUKİ DEĞERLENDİRME:
Bölge İdare Mahkemesi kararının 2017 yılı emlak vergisi tahakkukuna ilişkin hüküm fıkrasının incelenmesinden;
2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu’nda “derdestlik” müessesesi düzenlenmemiş ve Kanun’un 31. maddesinde, Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu ve onun yerine çıkarılan Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun derdestlik ile ilgili maddelerine atıfta bulunulmamış olmakla birlikte, tarafları ve konusu aynı olan bir davanın daha önce aynı veya başka bir mahkemede açıldığının ve görülmekte olduğunun saptanması halinde, usul hukukunun temel kavramlarından olan derdestlik müessesesinin temelinde yatan, ilk davanın aynısı olan ikinci davanın açılmasında davacının hukuki yararı bulunmadığı olgusundan hareketle, ikinci davanın derdestlik nedeniyle incelenmeksizin reddine karar verilmesi gerekmektedir.
Derdestlik durumunun ortaya çıkması için; aynı davanın iki kere açılmış olması, birinci davanın görülmekte (derdest) olması, birinci dava ile ikinci davanın aynı dava olması şartları birlikte gerçekleşmelidir. Davaların aynı dava olarak kabul edilebilmesi de; davaların taraflarının, konularının, dava konusu işlemlerin hukuki sebeplerinin aynı olmasına bağlıdır.
Davacı tarafından dava konusu taşınmazlardan kaynaklanan 2017 yılı emlak vergisi tahakkukunun iptali ve ihtirazi kayıtla ödenen 2017 yılı emlak vergisinin 1. taksitinin iadesi istemiyle açılan davanın, … Vergi Mahkemesinin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararı ile reddedildiği, bu karara karşı yapılan istinaf başvurusunun … Bölge İdare Mahkemesi … Vergi Dava Dairesinin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararı ile reddedildiği, söz konusu kararın Danıştay Dokuzuncu Dairesinin 30/11/2021 tarih ve E:2018/4040 K:2021/5858 sayılı kararıyla bozulduğu anlaşıldığından aynı tahakkuk işleminin iptali istemiyle aynı davacı tarafından açılan bu davanın derdestlik nedeniyle incelenmeksizin reddine karar verilmesi gerekirken, anılan Bölge İdare Mahkemesi kararının kesinleştiği görüldüğünden kesin hüküm nedeniyle incelenmeksizin reddi yolunda verilen Bölge İdare Mahkemesi kararının bu kısmında sonucu itibarıyla hukuka aykırılık bulunmamaktadır.
Bölge İdare Mahkemesi kararının 2017 yılı emlak vergisinin 2. taksidine ilişkin kısmına yönelik davacı temyiz istemine gelince;
2017 yılı emlak vergisi tahakkukuna karşı açılan davanın reddine ilişkin … Vergi Mahkemesinin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararına karşı yapılan istinaf başvurusunun … Bölge İdare Mahkemesi … Vergi Dava Dairesinin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararı ile reddedildiği, söz konusu kararın Danıştay Dokuzuncu Dairesinin 30/11/2021 tarih ve E:2018/4040 K:2021/5818 sayılı kararıyla bozulduğu görüldüğünden 2017 yılı emlak vergisinin 2. taksidinin faiziyle birlikte iadesi istemine ilişkin olarak Bölge İdare Mahkemesince bu husus dikkate alınarak yeniden bir karar verilmesi gerekmektedir.
KARAR SONUCU:
Açıklanan nedenlerle;
1. Davacının temyiz isteminin kısmen kabulüne,kısmen reddine,
2. … Bölge İdare Mahkemesi … Vergi Dava Dairesinin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararının, 2017 yılı emlak vergisinin 2. taksidine ilişkin kısmının BOZULMASINA, 2017 yılı emlak vergisi tahakkukuna ilişkin hüküm fıkrasının yukarıda belirtilen gerekçeyle ONANMASINA,
3.Temyiz isteminde bulunandan … TL maktu harcın alınmasına,
4. Bozulan kısım hakkında yeniden bir karar verilmek üzere dosyanın … Bölge İdare Mahkemesi … Vergi Dava Dairesine gönderilmesine, 30/11/2021 tarihinde kesin olarak oybirliğiyle karar verildi.