Danıştay 10. Daire Başkanlığı 2019/3033 E. , 2021/5950 K.
T.C.
D A N I Ş T A Y
ONUNCU DAİRE
Esas No : 2019/3033
Karar No : 2021/5950
TEMYİZ EDEN (DAVACILAR) : 1- Kendi adına asaleten, … ve …’e velayeten …
2- Kendi adına asaleten, … ve …’e velayeten …
3- …
4- …
VEKİLLERİ : Av. …
TEMYİZ EDEN (DAVALI) : … Bakanlığı / ANKARA
VEKİLİ : 1. Hukuk Müş. Yrd. …
İSTEMİN_KONUSU : … İdare Mahkemesinin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararının, taraflarca aleyhlerine olan kısımlarının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.
YARGILAMA SÜRECİ :
Dava konusu istem: Davacılar tarafından, 09/08/2011 tarihinde Şanlıurfa ili, … ilçesinde bulunan … Petrol isimli akaryakıt istasyonuna terör örgütü mensuplarınca düzenlenen silahlı saldırı sonucu iki kardeş olan … ve …’in hayatını kaybetmesi olayında davalı idarenin hizmet kusuru bulunduğundan bahisle, uğranıldığı iddia edilen zararlara karşılık hayatını kaybeden …’in eşi … ile çocukları … ve …’in her biri için 100.000,00 TL maddi ve 100.000,00 TL manevi, hayatını kaybeden …’in eşi … ile çocukları … ve …’in her biri için 100.000,00 TL maddi ve 100.000,00 TL manevi, maktullerin annesi … için her bir maktul için 100.000,00 TL olmak üzere 200.000,00 TL manevi, maktullerin kardeşi … için saldırının gerçekleştiği akaryakıt istasyonunun çalışamaz hale gelmesi nedeniyle 100.000,00 TL maddi ve her bir maktul için 100.000,00 TL olmak üzere 200.000,00 TL manevi tazminatın (toplam 700.000,00 TL maddi ve 1.000.000,00 TL manevi tazminatın) ödenmesine karar verilmesi istenilmiştir.
İlk Derece Mahkemesi kararının özeti: … İdare Mahkemesince; her ne kadar olaya ilişkin fezlekede, olayın terör örgütü üyelerince gerçekleştirildiği belirtilmiş ise de, idarenin kendisine haber verilen olası bir saldırı üzerine önlem almaması nedeniyle olayın 5233 sayılı Kanun kapsamında değerlendirilemeyeceği ve uyuşmazlığa sosyal risk ilkesinin uygulanamayacağı, makul bir süre öncesinde kendisine haber verilmesine karşın saldırı ve ölüm olaylarını engelleyemeyen idarenin yaşama hakkının korunmasına dönük hizmet kusurunun bulunduğu kanaatine varıldığı, bu itibarla davalı idarenin, davacıların uğradığı maddi ve manevi zararları tazminle yükümlü olduğu; bununla birlikte davacılardan …’in istasyonun işlemez hale gelmesi nedeniyle uğradığını iddia ettiği zararın somut olarak ortaya konulamadığı, bu nedenle maddi tazminat talebinin bu kısmının karşılanmasına imkan bulunmadığı; öte yandan, davacıların destekten yoksun kalma tazminatlarının hesaplanması amacıyla yaptırılan bilirkişi incelemesi sonucu düzenlenen ve hükme esas alınabilecek nitelikte bulunan raporda hesaplanan maddi zararları ile Mahkemelerince hizmet kusurunun ağırlığını ortaya koyacak ve caydırıcı olacak şekilde takdir edilen manevi zararlarının karşılanması gerektiği gerekçesiyle davanın kısmen kabulü ile vefat eden …’in eşi … için taleple bağlı kalınarak 100.000,00 TL, çocuğu … için 20.438,78 TL, çocuğu … için 24.202,94 TL, vefat eden …’in eşi … için taleple bağlı kalınarak 100.000,00 TL, çocuğu … için 22.948,22 TL, çocuğu … için 29.221,82 TL maddi tazminatın ödenmesine, fazlaya ilişkin maddi tazminat istemleri ile kardeş …’in maddi tazminat isteminin reddine; davacılardan anne …’e her iki çocuğu için ayrı ayrı 50.000,00 TL olmak üzere toplam 100.000,00 TL, kardeş …’e her iki kardeşi için ayrı ayrı 25.000,00 TL olmak üzere toplam 50.000,00 TL, …’in eşi …’e 50.000,00 TL, çocukları … ve …’e ayrı ayrı 25.000,00 TL, …’in eşi …’e 50.000,00 TL, çocukları … ve …’e ayrı ayrı 25.000,00 TL olmak üzere toplam 350.000,00 TL manevi tazminatın ödenmesine, fazlaya ilişkin manevi tazminat istemlerinin reddine karar verilmiştir.
TEMYİZ_EDENLERİN_İDDİALARI : Davacılar tarafından, olayda idarenin hizmet kusurunun bulunduğu talep edilen tazminat miktarlarının tamamının kabulüne karar verilmesi gerektiği, kararın bu yönüyle bozulması gerektiği ileri sürülmektedir. Davalı idare tarafından, olayın meydana gelmesinde idarenin sorumluluğu bulunmadığı, tazminat miktarlarının fahiş olduğu belirtilerek kararın kabule ilişkin kısmının bozulması gerektiği ileri sürülmektedir.
TARAFLARIN_SAVUNMASI : Davalı idare tarafından, davacıların temyiz istemlerinin reddi gerektiği savunulmaktadır. Davacılar tarafından savunma verilmemiştir.
DANIŞTAY TETKİK HAKİMİ : …
DÜŞÜNCESİ : Mahkeme kararının kısmen onanması, kısmen bozulması gerektiği düşünülmektedir.
TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Danıştay Onuncu Dairesince, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü:
İNCELEME VE GEREKÇE :
MADDİ OLAY :
Dosyanın incelenmesinden; 07/08/2011 tarihinde … ve kardeşleri … ve …’in Suruç İlçe Emniyet Müdürlüğüne giderek, 01/08/2011 tarihinde terör örgütü üyesi yüzü puşi ile örtülü iki kişinin, kaleşnikof silahlarla gelerek kendilerinden para istediklerini ve 08/08/2011 tarihine kadar kendilerine süre verdiklerini beyan ettikleri, …’e yakın koruma polisi tahsis edilmesi ve pompacı gibi çalışan özel harekat polislerinden oluşan personel ile koruma tedbiri alınması teklif edilmesine karşın, …’in Suruç’un küçük bir yer olması nedeniyle bu durumun anlaşılacağı, ayrıca personeline güvenmediği gerekçesiyle bu teklifi reddederek kardeşi ve personeli ile birlikte gerekli önlemleri alabileceğini belirttiği, kendisine istasyon çevresinde özel harekat timlerinin pusu kuracağının ve gerektiğinde hemen cep telefonundan Suruç İlçe Emniyet Müdürünü aramasının söylendiği, 08/08/2011 tarihinde kapalı kasa bir minibüs içerisinde hava karardıktan sonra gerekli önlemlerin alındığı, ancak gelen olmaması üzerine gece saat 02.00’da tedbirin kaldırıldığı, 09/08/2011 tarihinde ise, bir önceki gün minibüs ile yapılan faaliyetin istasyon çevresinin aydınlık bulunması ve aynı şekilde tedbir alınmasının şüphe uyandırabilecek olması nedeniyle bu kez istasyonda tedbir alınmadığı, ancak istasyona hakim, en yakın yer olan ilköğretim okulunda tedbir alındığı, 09/08/2011 tarihinde gece saatlerinde yüzü puşili teröristlerin gelerek ateş açtığı, istasyondaki hareketliliğin fark edilmesi üzerine harekete geçen görevlilerin o esnada silah sesleri duyulması üzerine istasyona geldiği, davacılar yakını … ve …’in açılan ateş sonucu hayatını kaybettiğinin görüldüğü, bunun üzerine olayda idarenin kusuru bulunduğundan bahisle, davacılar tarafından maddi ve manevi tazminat istemiyle Suruç Asliye Hukuk Mahkemesinde açılan davanın görev yönünden reddi üzerine bakılan davanın açıldığı anlaşılmaktadır.
İLGİLİ MEVZUAT:
Anayasanın 125. maddesinde; idarenin her türlü eylem ve işlemlerine karşı yargı yolunun açık olduğu belirtildikten sonra, son fıkrasında, idarenin kendi eylem ve işlemlerinden doğan zararı ödemekle yükümlü olduğu hükme bağlanmıştır.
İdare, kural olarak yürüttüğü kamu hizmetiyle nedensellik bağı kurulabilen zararları tazminle yükümlü olup; idari eylem ve/veya işlemlerden doğan zararlar, idare hukuku kuralları çerçevesinde, hizmet kusuru veya kusursuz sorumluluk ilkeleri gereği tazmin edilmektedir.
İdarenin yürütmekle görevli olduğu bir hizmetin kuruluşunda, düzenlenişinde veya işleyişindeki nesnel nitelikli bozukluk, aksaklık veya boşluk olarak tanımlanabilen hizmet kusuru; hizmetin kötü işlemesi, geç işlemesi veya hiç işlememesi hallerinde gerçekleşmekte ve idarenin tazmin yükümlülüğünün doğmasına yol açmaktadır.
HUKUKİ DEĞERLENDİRME:
Temyize konu kararın, davacılardan anne …’in manevi tazminat isteminin kısmen kabulüne, kısmen reddine ilişkin kısmının incelenmesi:
İdare ve vergi mahkemelerinin nihai kararlarının temyizen bozulması, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu’nun 49. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
Temyizen incelenen kararın, davacılardan …’in manevi tazminat isteminin kısmen kabulüne, kısmen reddine ilişkin kısmı usul ve hukuka uygun olup, dilekçede ileri sürülen temyiz nedenleri kararın bu kısımlarının bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
Temyize konu kararın, davacılardan kardeş …’in maddi tazminat isteminin reddine ilişkin kısmının incelenmesi:
İdare Mahkemesince, davacı … tarafından, terör saldırısı ve kamera görüntülerinin yazılı ve görsel medyaya dağıtılması sebebiyle akaryakıt istasyonunun çalışamaz hale geldiği belirtilerek talep edilen maddi tazminatın, davacının dosyaya bilgi ve belge sunmadığı gerekçesiyle reddine karar verilmişse de; öncelikle tazmini istenilen zararların gerçekleşmiş veya gerçekleşmesi kesin bir zarar olması gerekir. Davacı … tarafından dosyaya zararını gösterir herhangi bir bilgi ve belge sunulmamış olmakla birlikte, tazmini istenilen zarar muhtemel bir zarar olup, somut olarak ortaya konulamayan, ihtimale dayalı (varsayımsal) olarak oluştuğu ileri sürülen zararların karşılanması mümkün olmadığından, bu gerekçe ile davacının maddi tazminat isteminin reddine karar verilmesi gerekmektedir.
Bu durumda, temyize konu kararın, davacı …’in maddi tazminat isteminin reddine ilişkin kısmında sonucu itibariyle hukuki isabetsizlik bulunmadığından, kararın bu kısımının yukarıda belirtilen gerekçe ile onanması gerekmektedir.
Temyize konu kararın, vefat eden … ve …’in eş ve çocukları ile kardeş …’in manevi tazminat istemlerinin kısmen kabulüne, kısmen reddine ilişkin kısmının incelenmesi:
İdare Mahkemesince; …’in eşi … için 50.000,00 TL, çocukları … ve … için ayrı ayrı 25.000,00 TL, …’in eşi … için 50.000,00 TL, çocukları … ve … için ayrı ayrı 25.000,00 TL manevi tazminat ödenmesine karar verilmiş ise de; olayın oluş şekli, zararın niteliği, vefat edenlerin, davacıların eş ve babaları olduğu dikkate alındığında, takdir edilen manevi tazminat miktarının uğranılan zarar göre orantısız ve düşük kaldığı, olay karşısında duyulan acıyı giderecek düzeyde olmadığı; ayrıca kardeş … için hükmedilen manevi tazminatın da iki kardeşinin ölümünün yanı sıra, olayın bizzat işlettiği akaryakıt istasyonunda gerçekleştiği, durumun basına yansıdığı ve bu hususların manevi zararı artırıcı etkisi olduğu dikkate alındığında, yetersiz olduğu sonucuna varılmıştır.
Bu itibarla, Mahkeme kararının, …’in eşi …, çocukları … ve …, …’in eşi …, çocukları … ve … ile kardeş … için hükmedilen manevi tazminata ilişkin kısımlarında hukuki isabet görülmemiş olup, anılan davacıların manevi tazminat istemlerinin yeniden karara bağlanmasını teminen kararın belirtilen kısımlarının bozulması gerekmektedir.
Temyize konu kararın, vefat eden … ve …’in eş ve çocuklarının maddi tazminat istemlerinin kısmen kabulüne, kısmen reddine ilişkin kısmının incelenmesi:
1- Mahkemece karara esas alınan bilirkişi raporunda; vefat edenlerin çocuklarının bölgenin sosyal ekonomik durumu göz önünde bulundurulduğunda, erkek çocuklar için yüksek öğrenime devam edecekleri varsayılarak 25 yaşına kadar, kız çocuğu için yüksek öğrenime devam etmeyeceği varsayılarak 22 yaşına kadar destek payı hesaplandığı anlaşılmaktadır.
5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu’nun 3. maddesinin 1. fıkrasının 10. bendinin (b) alt bendi ile ülkemiz şartları dikkate alındığında, belli bir gelire sahip ailelerin, rapor tarihi itibarıyla öğrenim gören çocuklarının kız-erkek ayrımı yapılmaksızın yüksek öğrenime devam edeceği, dolayısıyla 25 yaşını doldurduğu tarihe kadar destekten yoksun kaldıkları kabul edilmelidir. Buna göre, davacılardan çocuk … için (halihazırda öğrenime devam ediyor olması kaydıyla) yüksek öğrenime devam edeceği varsayılarak 25 yaşına kadar destek payı hesaplanması gerekirken, 22 yaşına kadar hesap yapılması mevzuata ve hakkaniyete uygun bulunmamaktadır.
2- Davacılar tarafından, dava konusu olay sebebiyle destekten yoksun kalma tazminatı ödenmesi istemiyle sigorta şirketi … Sigorta A.Ş’ye karşı adli yargıda açılan davada, … Asliye Hukuk Mahkemesinin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararı ile … Petrol Gübre İnş. Nak. Gıda Teks. Ltd. Şti. ile sigorta şirketi arasında imzalanan Akaryakıt Plus Sigorta Poliçesine istinaden talep edilen destekten yoksun kalma tazminatının kabulüne ilişkin kararın, Yargıtay …. Dairesinin .. tarih ve E:…, K: … sayılı kararı ile onandığı anlaşılmaktadır.
Sigorta sözleşmeleri kapsamında zarar görenlere ödeme yapılması halinde söz konusu ödemenin rücuya tabi olup olmadığı hususu önem arz etmektedir. Rücu işlemleri mal ve sorumluluk sigortalarında geçerli olup, can sigortaları rücuya tabi sigortalardan değildir. Sigorta kapsamının rücuya tabi olması halinde bu kapsamda yapılan ödemenin, hesaplanacak maddi tazminat miktarından düşülmesi gerekmektedir.
Bu durumda, dava konusu olay sebebiyle davacılara destekten yoksun kalma tazminatı adı altında sigorta şirketi tarafından tazminat ödenmesine ilişkin yargı kararı bulunduğundan, söz konusu tazminatın dayanağını oluşturan … Sigorta Poliçesinin mahiyetinin araştırılarak söz konusu sigortanın, can sigortası mı yoksa mal veya sorumluluk sigortası mı olduğu, rücuya tabi bulunup bulunmadığı hususunun Mahkemece tespit edilerek buna göre maddi tazminat miktarının belirlenmesi gerekmektedir.
Bu itibarla; yukarıda belirtilen hususlar dikkate alınarak maddi tazminat istemi hakkında karar verilmesi gerektiğinden, Mahkeme kararının vefat edenlerin eş ve çocukları için hükmedilen maddi tazminata ilişkin kısmında hukuka uygunluk bulunmamaktadır.
KARAR SONUCU :
Açıklanan nedenlerle;
1. Tarafların temyiz istemlerinin KISMEN KABULÜNE, KISMEN REDDİNE,
2. Temyize konu … İdare Mahkemesinin .. tarih ve E:…, K:… sayılı kararının, davacılardan anne …’in manevi tazminat isteminin kısmen kabulüne, kısmen reddine ilişkin kısmının ONANMASINA, davacılardan kardeş ….’in maddi tazminat isteminin reddine ilişkin kısmının yukarıda belirtilen gerekçe ile ONANMASINA, müteveffa … ve …’in eş ve çocukları ile kardeşi …’in manevi tazminat istemlerinin kısmen kabulüne, kısmen reddine ilişkin kısmı ile vefat edenlerin eş ve çocuklarının maddi tazminat istemlerinin kısmen kabulüne, kısmen reddine ilişkin kısmının BOZULMASINA,
3. Bozulan kısımlar hakkında yeniden bir karar verilmek üzere dosyanın anılan Mahkemeye gönderilmesine,
4. 2577 sayılı Kanun’un (Geçici 8. maddesi uyarınca uygulanmasına devam edilen) 54. maddesinin birinci fıkrası uyarınca bu kararın tebliğ tarihini izleyen günden itibaren on beş gün içinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere, 30/11/2021 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.