DANIŞTAY İDARİ DAVA DAİRELERİ KURULU 2021/1320 E. , 2021/2685 K.
T.C.
D A N I Ş T A Y
İDARİ DAVA DAİRELERİ KURULU
Esas No : 2021/1320
Karar No : 2021/2685
TEMYİZ EDEN (DAVALI) : … Bakanlığı
VEKİLİ : …
KARŞI TARAF (DAVACI) : … Sendikası
VEKİLİ : Av. …
İSTEMİN KONUSU : Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulunun 15/06/2017 tarih ve E:2015/2597, K:2017/2592 sayılı, uyuşmazlığın Danıştay İkinci Dairesinin görevine girdiği yolundaki bozma kararı üzerine verilen Danıştay İkinci Dairesinin 11/11/2020 tarih ve E:2020/295, K:2020/3342 sayılı kararının, davalı idare lehine vekalet ücretine hükmedilmemesine ilişkin kısmının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.
YARGILAMA SÜRECİ :
Dava konusu istem: 01/02/2010 tarihinde yayımlanan ”Merkez ve Taşra Teşkilatı Memur Kadroları İçin Görevde Yükselme Sınavı Başvuru Kılavuzu”nun 2.4. maddesinin (a) bendinde yer alan; “Sınava girecek adaylar 50 TL (Elli TL KDV Dahil) sınav ücretini 05/04/2010 – 09/04/2010 tarihleri arasında EĞİTEK Döner Sermaye İşletmesinin … Bankasının Beşevler Ankara Şubesi, … Bankası Ankara Merkez Şubesi veya Türkiye … Bankası Küçükesat Şubesinin herhangi birine Kurumsal Tahsilat Programı aracılığıyla yatıracaktır.” şeklindeki düzenlemedeki “50 TL (Elli TL KDV Dahil)” ifadesinin iptali istenilmiştir.
Daire kararının özeti: Danıştay İkinci Dairesinin 11/11/2020 tarih ve E:2020/295, K:2020/3342 sayılı kararıyla;
İdareye, verdiği sınav hizmeti karşılığında ücret alma ve bu ücretleri daha önceden belirleme yetkisi veren mevzuat hükümleri uyarınca, davalı idarece sınava girecek olan aday sayısı dikkate alınarak belirlenen sınav ücretinde hukuka aykırılık görülmediği,
Uyuşmazlıkta, dava dilekçesinin davalı Milli Eğitim Bakanlığına 19/08/2010 tarihinde tebliğ edildiği, otuz (30) günlük savunma ve ara karara cevap verme süresi içerisinde davalı idarece savunma verilmediği, Danıştay kayıtlarına 21/09/2010 tarihinde giren savunma dilekçesi ve ara karar cevabının verildiği; dolayısıyla, süresinde verilmeyen savunma dilekçesi ve ara karar cevabını düzenleyen davalı idare hukuk müşavirinin, dosyaya ve davaya katkısından söz edilemeyeceğinden hukuki yardımın karşılığı olan avukatlık ücretine hak kazanamayacağı, gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş ve davalı idare lehine vekalet ücretine hükmedilmemiştir.
TEMYİZ EDENİN İDDİALARI : Davalı idare tarafından, 659 sayılı Kanun Hükmünde Karaname’nin 6. ve 14. maddeleri uyarınca lehlerine vekalet ücretine hükmedilmesi gerektiği ileri sürülmektedir.
KARŞI TARAFIN SAVUNMASI : Savunma verilmemiştir.
DANIŞTAY TETKİK HÂKİMİ …’NUN DÜŞÜNCESİ : Temyiz isteminin reddi ile Daire kararının temyize konu kısmının onanması gerektiği düşünülmektedir.
TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulunca, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü:
HUKUKİ DEĞERLENDİRME:
Danıştay dava dairelerinin nihai kararlarının temyizen incelenerek bozulması, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu’nun 49. maddesinde yer alan;
“a) Görev ve yetki dışında bir işe bakılmış olması,
b) Hukuka aykırı karar verilmesi,
c)Usul hükümlerinin uygulanmasında kararı etkileyebilecek nitelikte hata veya eksikliklerin bulunması” sebeplerinden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
Temyizen incelenen karar usul ve hukuka uygun olup, temyiz dilekçesinde ileri sürülen iddialar kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
KARAR SONUCU:
Açıklanan nedenlerle;
1. Davalı idarenin temyiz isteminin reddine,
2. Danıştay İkinci Dairesinin 11/11/2020 tarih ve E:2020/295, K:2020/3342 sayılı kararının, davalı idare lehine vekalet ücretine hükmedilmemesine ilişkin kısmının ONANMASINA,
3. Bu kararın tebliğ tarihini izleyen günden itibaren 15 (onbeş) gün içinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere, 29/11/2021 tarihinde oyçokluğu ile karar verildi.
KARŞI OY
X- 24/11/2020 tarih ve 31314 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi’nin 1. maddesinde, tüm hukuki yardımlarda, taraflar arasındaki uyuşmazlığı sonlandıran her türlü merci kararlarında ve ayrıca kanun gereği mahkemelerce karşı tarafa yükletilmesi gereken avukatlık ücretinin tayin ve takdirinde, Avukatlık Kanunu ve bu Tarife hükümlerinin uygulanacağı; 2. maddesinde, bu tarifede yazılı avukatlık ücretinin kesin hüküm elde edilinceye kadar olan dava, iş ve işlemlerin ücreti karşılığı olduğu; 3. maddesinde, yargı yerlerince avukata ait olmak üzere karşı tarafa yükletilecek avukatlık ücretinin, ekli Tarifede yazılı miktardan az ve üç katından çok olamayacağı; bu ücretin belirlenmesinde, avukatın emeği, çabası, işin önemi, niteliği ve davanın süresinin göz önünde tutulacağı; “Ücretin tümünü haketme başlıklı” 5. maddesinde, hangi aşamada olursa olsun, dava ve icra takibini kabul eden avukatın, Tarife hükümleri ile belirlenen ücretin tamamına hak kazanacağı; 15. maddesinin 1. fıkrasında, idare mahkemelerinde davaya cevap verme sürelerinin bitimine kadar anlaşmazlığın feragat ya da kabul nedenleriyle ortadan kalkması veya bu nedenlerle davanın reddine karar verilmesi durumunda tarifede yazılı ücretin yarısına, diğer durumlarda tamamına hükmedileceği; 21. maddesinde, avukatlık ücretinin takdirinde, hukuki yardımın tamamlandığı veya dava sonunda hüküm verildiği tarihte yürürlükte olan tarifenin esas alınacağı kurala bağlanmıştır.
Taraf vekillerinin hangi aşamada olursa olsun dava takibi ile görevlendirilmesi halinde, vekille temsil edilme hukukunun ve vekilin de yasal yetki ve sorumluluklarının devreye gireceği, bu muhataplık ve vekalet ilişkisinin yargılamanın seyrini değiştirebileceği, ayrıca uyuşmazlığın kanun yolları aşamasını takip sorumluluğu da göz önüne alındığında, avukatlık asgari ücret tarifesinde öngörülen ücrete hak kazanılacağı açıktır.
Somut olayda, davalı idareyi temsil eden hukuk müşaviri tarafından, her ne kadar savunma dilekçesi ve ara karar cevabı süresinde sunulmamış ise de kanun yolu aşamalarında hukuk müşavirinin takip sorumluluğu devam etmiş ve temyiz ve karar düzeltme dilekçeleri sunulmuştur. Bu nedenle hukuk müşaviri ile temsil olunan davalı idare lehine Avukatlık Asgari Ücret Tarifesinin zikrolunan hükümleri uyarınca vekalet ücretine hükmedilmesi gerekmektedir.
Bu itibarla, davalı idarenin temyiz talebinin kabulü ile Daire kararının davalı idare lehine vekalet ücretine hükmedilmemesine ilişkin kısmının bozulması gerektiği oyuyla, aksi yöndeki karara katılmıyorum.
KARŞI OY
XX- Taraf vekillerinin hangi aşamada olursa olsun dava takibi ile görevlendirilmesi halinde, vekille temsil edilme hukukunun ve vekilin de yasal yetki ve sorumluluklarının devreye gireceği, bu muhataplık ve vekalet ilişkisinin yargılamanın seyrini değiştirebileceği, ayrıca uyuşmazlığın kanun yolları aşamasını takip sorumluluğu da göz önüne alındığında, avukatlık asgari ücret tarifesinde öngörülen ücrete hak kazanılacağı açıktır.
Somut olayda, davalı idareyi temsil eden hukuk müşaviri tarafından, her ne kadar savunma dilekçesi ve ara karar cevabı süresinde sunulmamış ise de kanun yolu aşamalarında hukuk müşavirinin takip sorumluluğu devam etmiş ve temyiz ve karar düzeltme dilekçeleri sunulmuştur. Bu nedenle hukuk müşaviri ile temsil olunan davalı idare lehine Avukatlık Asgari Ücret Tarifesinin zikrolunan hükümleri uyarınca vekalet ücretine hükmedilmesi gerekmektedir.
Açıklanan nedenle, davalı idarenin temyiz isteminin reddi ile Daire kararının davalı idare lehine vekalet ücretine hükmedilmemesine ilişkin kısmının düzeltilerek onanması gerektiği oyuyla, karara katılmıyorum.
KARŞI OY
XXX- 02/11/2011 tarihli Resmi Gazete’de yayımlanarak aynı gün yürürlüğe giren 659 sayılı Kanun Hükmünde Kararname’nin 6. maddesinin 2. fıkrasında; idareleri adli ve idari yargıda vekil sıfatıyla doğrudan temsil yetkisinin; hukuk birimi amirleri, hukuk müşavirleri, muhakemat müdürleri ve avukata ait olduğu kurala bağlanmıştır.
Anılan Kararname’nin 14. maddesinin 1. fıkrasına göre, yukarıda sözü edilen kişiler tarafından temsil ve takip edilen dava ve işlerde davalı idareler lehine vekalet ücreti takdir edilmesi gerekmektedir.
659 sayılı KHK ile 1136 sayılı Avukatlık Kanunu’na göre özel bir düzenleme getirilerek, 5018 sayılı Kanun’a ekli 1 ve 2 sayılı cetvellerde belirtilen genel ve özel bütçe kapsamındaki idarelerin avukatları dışında hukuk birimi amirleri, hukuk müşavirleri ve muhakemat müdürlerince takip ve temsil edilen davalarda, anılan idareler lehine vekalet ücretine hükmedilmesinin yasal yolu açılmıştır. Ancak, 659 sayılı KHK’de sözü edilen kişiler nedeniyle idareler lehine vekalet ücretine hükmedilebilmesi; takip ve temsilin vekil sıfatıyla yapılması şartına bağlanmıştır.
659 sayılı KHK’nin 18. maddesinin 2. fıkrası ile yürürlükten kaldırılan ve 02/11/2011 tarihinden önce idarelerin, davayı takip ve temsil edebilmesinin dayanağını oluşturan 4353 sayılı Kanun’un 22. maddesinde avukat dışındaki kişilere vekil sıfatıyla davayı takip ve temsil yetkisi verilmemiş olup, bu yetki 02/11/2011 tarihli Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren 659 sayılı KHK ile tanınmıştır.
Davalı idare savunması hukuk müşaviri sıfatını taşıyan kişi tarafından hazırlanarak 21 Eylül 2010 tarihinde dava dosyasına sunulmuş ve dosya bu savunmaya davalı tarafından cevap verilmesi suretiyle tekemmül etmiştir. Danıştay Onuncu Dairesi kararının verildiği 11/01/2014 tarihine kadar da hukuk müşavirince başka bir işlem yapılmamış, Daire kararının temyiz edilmesine dair 26 Mart 2015 tarihinde kayda giren temyiz dilekçesinde ise 659 sayılı KHK’dan bahisle vekalet ücreti talebinde bulunulmuştur.
Bu itibarla; davalı idare savunmasını hukuk müşaviri sıfatıyla imzalayan kişinin söz konusu savunmanın verildiği tarihte vekil sıfatını taşımadığı, bu sıfata 02/11/2011 tarihinden sonra haiz olduğu, bu tarihten sonra da Daire kararı verilinceye kadar dosyanın çözümüne yönelik herhangi bir belge veya bilgi sunmadığı gibi dosyanın sözü edilen savunmanın sunulmasıyla tekemmül ettiği anlaşılmakta olduğundan, hukuk müşaviri tarafından 659 sayılı KHK’nın yürürlüğe girdiği 02/11/2011 tarihinden önce verilen savunma nedeniyle davalı idare lehine vekalet ücretine hükmedilemeyeceğinden, temyize konu kararın bu gerekçeyle onanması gerektiği oyuyla, karara katılmıyorum.