Danıştay Kararı İdari Dava Daireleri Kurulu 2020/1052 E. 2021/2689 K. 29.11.2021 T.

DANIŞTAY İDARİ DAVA DAİRELERİ KURULU         2020/1052 E.  ,  2021/2689 K.
T.C.
D A N I Ş T A Y
İDARİ DAVA DAİRELERİ KURULU
Esas No : 2020/1052
Karar No : 2021/2689

TEMYİZ EDEN (DAVACI) : … Odası
VEKİLİ : Av. …
KARŞI TARAF (DAVALI) : … Bakanlığı
VEKİLİ : …

İSTEMİN KONUSU : Danıştay Onuncu Dairesinin 09/10/2019 tarih ve E:2013/1812, K:2019/6453 sayılı kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.

YARGILAMA SÜRECİ :
Dava konusu istem: 31/01/2012 tarih ve 28190 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren Su Hayvanlarının Sağlık Koşulları ile Hastalıklarına Karşı Korunma ve Mücadele Yönetmeliği’nin şekil yönünden tamamının, esastan ise 4. maddesinin 1. fıkrasının (çç) ve (mm) bendlerinin, 5. maddesinin 1. fıkrasının, 38. maddesinin 8. fıkrasının ve 40. maddesinin 2. fıkrasının iptali istenilmiştir.
Daire kararının özeti:Danıştay Onuncu Dairesinin 09/10/2019 tarih ve E:2013/1812, K:2019/6453 sayılı kararıyla;
5996 sayılı Veteriner Hizmetleri, Bitki Sağlığı, Gıda ve Yem Kanunu’nun 1., 2. maddeleri ile 3. maddesinin birinci fıkrasının (3) ve (31) numaralı bentleri, 4. maddesi, 6343 sayılı Veteriner Hekimliği Mesleğinin İcrasına, Türk Veteriner Hekimleri Birliği ile Odalarının Teşükkül Tarzına ve Göreceği İşlere Dair Kanun’un 5., 11. maddelerine, 5199 sayılı Hayvanları Koruma Kanunu’nun 7.maddesine, 1380 sayılı Su Ürünleri Kanunu’nun 1., 2., 13. maddelerine ve Su Hayvanlarının Sağlık Koşulları ile Hastalıklara Karşı Koruma ve Mücadele Yönetmeliği’nin 7. ve 8. maddelerine yer verilerek,
Yönetmeliğin şekil yönünden tamamının iptali istemi yönünden;
Mevzuat Hazırlama Usul ve Esasları Hakkında Yönetmeliğin “Görüş alma” başlıklı 6. maddesinin 1. fıkrasında, hangi taslaklar hakkında hangi bakanlıklar ile kamu kurum ve kuruluşlarının görüşünün alınmasının zorunlu olduğunun düzenlendiği; anılan fıkrada herhangi bir taslak hakkında üniversitelerin, kamu kurumu niteliğinde meslek kuruluşlarının görüşünün alınmasının zorunlu olduğuna ilişkin bir düzenlemeye yer verilmediği,
Aynı maddenin 2. fıkrasında ise, konuyla ilgili üniversiteler ve kamu kurumu niteliğinde meslek kuruluşlarının görüşünden faydalanılacağı düzenlemesine yer verildiği; bu maddede yer alan görüşün alınmasının zorunlu olmaması karşısında, davacının dava konusu Yönetmelik hazırlanırken ilgili odaların ve fakültelerin görüşünün alınmaması nedeniyle Yönetmeliğin şekil yönünden tamamının iptal edilmesi gerektiği yönündeki iddiasının yerinde görülmediği,
Yönetmeliğin 7. maddesinde düzenlenen ve su ürünleri yetiştiricilik işletmeleri ile işleme tesislerinin resmi kayıtlarında, maddede belirtilen hususların kayıt altına alınmasına ilişkin yükümlülüğün, yukarıda belirtilen mevzuat hükümlerinden anlaşılacağı üzere, su hayvanlarında görülen ve görülecek hastalıklarla ilgili gerekli kontrol ve koruma tedbirlerini almakla yükümlü davalı Bakanlığa verilmiş bir görev olduğu; Yönetmeliğin, … tarih ve … sayılı Su Hayvanları ve Ürünlerine İlişkin Hayvan Sağlığı Gereklilikleri ve Su Hayvanlarında Belirli Hastalıkların Önlenmesi ve Kontrolüne Dair Avrupa Birliği Konsey Direktifine ve Su Hayvanlarının Karantinaya Alınmasına İlişkin Gerekliliklere Dair … tarih ve … sayılı Komisyon Kararına paralel olarak ilgili kurum ve kuruluşların görüşleri alınarak hazırlandığı dikkate alındığında, davacı Odanın, Yönetmeliğin tümünün iptalini gerektiren nedenlerin bulunduğuna ilişkin iddialarına itibar edilmediği belirtilerek dava konusu maddelerin incelemesine geçildiği,
Yönetmeliğin 4. maddesinin 1. fıkrasının (çç) bendi yönünden;
“Su ürünleri”nin, 1380 sayılı Kanun’un 2. maddesinde, denizlerde ve içsularda bulunan bitkiler ile hayvanlar ve bunların yumurtaları olarak tanımlandığı; bu Kanun’un, 1. maddesinde belirtildiği üzere su ürünlerinin korunması, istihsali ve kontroluna dair hususları düzenlemek amacıyla hazırlandığı,
5996 sayılı Kanun’da, “hayvan”ın, suda yaşayan hayvanlar, sürüngenler ve amfibik hayvanlar dâhil omurgalı ve omurgasız canlıları ifade edeceğinin belirtildiği ve anılan Kanuna dayanılarak, yetiştiriciliği yapılan su hayvanı ile bunlardan elde edilen ürünlerin ithalatı ve transit geçişinde, pazara sunumunda uygulanacak hayvan sağlığı şartlarını, su hayvanı hastalıkları için minimum önleyici tedbirler konusunda, yetkili otoritenin, su ürünleri üretimi yapan işletmecilerin ve bu endüstrideki tarafların farkındalığının ve hazırlığının artırılması, bazı su hayvanı hastalıklarının ortaya çıktığından şüphe duyulması veya bu hastalıkların ortaya çıkması durumunda alınacak minimum kontrol önlemlerini düzenlemek amacıyla dava konusu Yönetmeliğin çıkarıldığı,
Yukarıdaki tanımlardan anlaşılacağı üzere su ürünlerinin, su hayvanları dışında denizlerde ve iç sularda bulunan bitkileri de kapsadığı; dava konusu Yönetmeliğin yukarıda belirtilen amaçla su hayvanlarına yönelik olarak hazırlandığından, iptali istenilen Yönetmeliğin 4. maddesinin 1. fıkrasının (çç) bendindeki “su hayvanları” tanımında, üst hukuk normlarına, kamu yararına ve hizmet gerekliliklerine aykırılık bulunmadığı sonucuna varıldığı,
Yönetmeliğin 4. maddesinin 1. fıkrasının (mm) bendi yönünden;
5996 sayılı Kanun’un “Tanımlar” başlıklı 3. maddesinin 1. fıkrasının (3) numaralı bendinde, “Bakanlık”ın Tarım ve Köy İşleri Bakanlığını ifade ettiğinin belirtildiği; Kanun’un 4. maddesinde ise, Bakanlığın ihbarı mecburî bir hastalığın varlığı veya şüphesi ya da yeni bir salgın durumunda, inceleme yapmak, teşhis etmek, gerekli kontrol ve koruma tedbirlerini almakla yükümlü olduğunun hüküm altına alındığı,
Yönetmeliğin iptali istenilen 4. maddesinin 1. fıkrasının (mm) bendinde, “Yetkili otorite”nin, “Bakanlık Teşkilatında görev yapan Veteriner Hizmetleri, Bitki Sağlığı, Gıda ve Yem Kanunu veya bu Yönetmelik çerçevesinde fiziksel kontrolleri ve idari işleri yerine getirmekle yükümlü olan yetkiliyi veya bu yetkilerin devredildiği otorite”yi ifade etiği; davacı Odanın iddia ettiği üzere yetkili otoritenin belirsiz olduğundan bahsetmenin mümkün olmadığı,
İptali istenilen Yönetmeliğin 4. maddesinin 1. fıkrasının (mm) bendindeki “yetkili otorite” tanımında, üst hukuk normlarına, kamu yararına ve hizmet gerekliliklerine aykırılık bulunmadığı,
Yönetmeliğin 5. maddesinin 1. fıkrası yönünden;
Su ürünlerinin korunması, istihsali ve kontrolüne dair hususları düzenlemek amacıyla çıkarılan 1380 sayılı Kanun’un 13. maddesinin 1. fıkrasında, su ürünleri yetiştiricilik tesisleri kurmak isteyenlerin, Tarım ve Köyişleri Bakanlığından izin almak zorunda olduğu; 2. fıkrasında, su ürünleri yetiştiricilik tesislerine ilişkin izinlerin, bu tesislere ait projenin sağlık, memleket ekonomisi, seyrüsefer, teknik ve ilmî bakımlardan mahzur taşımaması halinde Tarım ve Köyişleri Bakanlığınca verileceği; 3. fıkrasında, kurulacak yetiştiricilik tesisleri için 4. maddenin son fıkrası hükümlerinin uygulanacağı; 4. fıkrasında ise yetiştiricilikle ilgili usul ve esasların Tarım ve Köyişleri Bakanlığınca çıkarılacak yönetmelikle düzenleneceğinin belirtildiği; Kanun’a dayanılarak hazırlanan Su Ürünleri Yönetmeliği’nin 25. maddesinde, su ürünleri işleme tesisi kuran gerçek ve tüzel kişilerin faaliyete geçmeden önce Bakanlığa müracaat ederek çalışma izni almakla yükümlü olduğu, uygun görülen tesislere çalışma izni verileceği; 26. maddesinde, çalışma izni için tesislerde sağlık şartları açısından bulunması gereken fiziksel özellikler ile personelin sağlık ve hijyen durumlarına ve üretim kapasitesi 500 kg/gün ve yukarı olan tesislerde gıda konusunda yüksek öğrenim görmüş teknik elemanın istihdam zorunluluğuna ilişkin şartların düzenlendiği,
5996 sayılı Kanun’un, gıda ve yem güvenilirliğini, halk sağlığı, bitki ve hayvan sağlığı ile hayvan ıslahı ve refahını, tüketici menfaatleri ile çevrenin korunması da dikkate alınarak korumak ve sağlamak amacıyla çıkarıldığı; bu Kanun’a dayanılarak hazırlanan dava konusu Su Hayvanlarının Sağlık Koşulları ile Hastalıklarına Karşı Korunma ve Mücadele Yönetmeliği’nin ise, yetiştiriciliği yapılan su hayvanı ile bunlardan elde edilen ürünlerin ithalatı ve transit geçişinde, pazara sunumunda uygulanacak hayvan sağlığı şartlarını, su hayvanı hastalıkları için minimum önleyici tedbirler konusunda, yetkili otoritenin, su ürünleri üretimi yapan işletmecilerin ve bu endüstrideki tarafların farkındalığının ve hazırlığının artırılması, bazı su hayvanı hastalıklarının ortaya çıktığından şüphe duyulması veya bu hastalıkların ortaya çıkması durumunda alınacak minimum kontrol önlemlerini düzenlemek amacıyla hazırlandığı,
Su ürünleri yetiştiricilik işletmesi ve işleme tesislerine dava konusu Yönetmelik hükümleri uyarınca verilecek izinlerin koşullarının ise, Yönetmeliğin 6. maddesinde düzenlendiği; işletme ve tesis sahibinin, Yönetmeliğin 10., 11. ve 12. maddelerindeki kayıt yükümlülüklerine, iyi hijyen uygulamalarına ve hayvan sağlığı gözetim programına ilişkin yükümlülüklerini yerine getirmesi gerektiğinin hüküm altına alındığı,
Yukarıda açıklanan mevzuat hükümleri uyarınca, 1380 sayılı Kanun ve Su Ürünleri Yönetmeliği hükümlerine göre verilen iznin, su ürünleri yetiştiricilik tesislerine verilen çalışma izni ile 5996 sayılı Kanun’a dayanılarak hazırlanan Su Hayvanlarının Sağlık Koşulları ile Hastalıklarına Karşı Korunma ve Mücadele Yönetmeliği hükümleri uyarınca, su ürünleri yetiştiricilik işletmesi ile su ürünleri işleme tesislerine verilen izinlerin koşullarının ve amaçlarının birbirinden farklı olduğu anlaşıldığından, iptali istenilen Yönetmeliğin 5. maddesinin 1. fıkrasında, üst hukuk normlarına, kamu yararına ve hizmet gerekliliklerine aykırılık bulunmadığı,
Yönetmeliğin 38. maddesinin 8. fıkrası yönünden;
6343 sayılı Kanun’un, 5. maddesinde, veteriner hekimlere, hayvanları muayene, hayvan hastalıklarını tedavi etmek ve hayvanlar üzerinde muktedir olabildiği her türlü ameliyatı yapmak, ihtisası gerektiren durumda ise ihtisas sahibi veteriner hekime müracaatı tavsiye etme görevi verildiği; 11. maddesinde, veteriner hekimin bulunduğu şehir, kasaba ve köylerde veteriner hekim olmayanların her türlü hayvan hastalıklarını muayene ve tedavi etmeleri, hayvanlar üzerinde ameliyat yapmalarının yasak olduğu; 5199 sayılı Kanun’un 7. maddesinde ise, hayvanlara tıbbî ve cerrahi müdahalelerin sadece veteriner hekimler tarafından yapılacağı hükümlerine yer verildiği,
Yukarıda yer alan mevzuat hükümleri ile suda yaşayan hayvanlar da dahil olmak üzere, hayvanları muayene ve hayvan hastalıklarını tedavi etme görev ve yetkisinin sadece veteriner hekimlere verildiği; veteriner hekimlerin ihtisas sahibi olmadığı alanlarda ise, yine bu konudaki ihtisas sahibi veteriner hekimlere müracaat edilmesi gerektiğinin düzenlendiği,
Bu durumda, iptali istenilen Yönetmeliğin 38. maddesinin 8. fıkrasında, üst hukuk normlarına, kamu yararına ve hizmet gerekliliklerine aykırılık bulunmadığı,
Yönetmeliğin 40. maddesinin 2. fıkrası yönünden;
5996 sayılı Kanun’un 6. fıkrasında, bir yerde bulaşıcı hayvan hastalığı ya da sebebi belli olmayan hayvan ölümlerinden haberdar olan ilgililerin, durumu Bakanlığa ihbar etmekle yükümlü olduğu hükmünün düzenlendiği; iptali istenilen Yönetmelik hükmünde de, işletme sahibi ve su hayvanlarıyla ilgilenen kişiler, hayvanlara nakil sırasında eşlik eden kişiler, su hayvanlarına yönelik sağlık hizmetlerinde görev yapan veteriner hekimler ve diğer uzmanların, ilgili kişi olarak kabul edildiği, kendilerine bildirim yükümlülüğü getirildiği; diğer uzmanlar ifadesi içerisinde, su hayvanları sağlığı konusunda eğitim almış su ürünleri mühendisleri, balıkçılık teknolojisi mühendisleri ile su ürünleri mühendislerinin yer almadığının düşünülemeyeceği,
Diğer taraftan, anılan Dairelerinin 19/09/2018 tarih ve E:2013/1812 sayılı ara kararıyla, Yönetmeliğin iptali istenilen 40. maddesinin 2. fıkrasında, veteriner hekimler dışındaki diğer uzmanların hangi meslek gruplarını kapsadığı düşünülerek Yönetmeliğin hazırlandığının davalı Bakanlığa sorulduğu; ara kararına verilen cevapta, diğer uzmanlar tabiri ile su hayvanı işletmesinde görev alabilecek herhangi bir meslek grubunun düşünüldüğünün belirtildiği,
Bu durumda, iptali istenilen Yönetmeliğin 40. maddesinin 2. fıkrasında, üst hukuk normlarına, kamu yararına ve hizmet gerekliliklerine aykırılık bulunmadığı gerekçesiyle,
davanın reddine karar verilmiştir.

TEMYİZ EDENİN İDDİALARI : Davacı tarafından, temyize konu kararın usul ve hukuka aykırı olduğu; Daire kararında, hayvanlar hususunda sadece veterinerlerin yetkisini düzenleyen mevzuatın dikkate alındığı oysa bu düzenlemeden sonra yapılan düzenlemeler açısından genel düzenleme/özel düzenleme ayrımına dikkat edilerek bir değerlendirme yapılması gerektiği; su ürünleri konusunda yetkinliği bulunan meslek gruplarına düzenlemede yer verilmemesinin eksik düzenleme olduğu; resen tahkik ilkesi uyarınca bir inceleme yapılmadan, eksik incelemeye dayalı olarak karar verildiği; su hayvanları ile ilgili olarak görev alan, faaliyet gösterenlerin daha çok Su Ürünleri Fakültesi, Su Bilimleri Fakültesi ve Balıkçılık Teknolojisi Mühendisliği Bölümleri mezunları olduğu ancak düzenlemelerin gerçeğe ve özel düzenlemelere aykırılığı nedeniyle, bu meslek gruplarında çalışanların bir veteriner hekimin imzasını şeklen de olsa almak zorunda kaldıkları ileri sürülmektedir.

KARŞI TARAFIN SAVUNMASI : Davalı idare tarafından, Danıştay Onuncu Dairesince verilen kararın usul ve hukuka uygun bulunduğu ve temyiz dilekçesinde öne sürülen nedenlerin, kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte olmadığı belirtilerek temyiz isteminin reddi gerektiği savunulmaktadır.

DANIŞTAY TETKİK HÂKİMİ …’IN DÜŞÜNCESİ : Temyiz isteminin kısmen kabulü ile Yönetmeliğin 38. maddesinin 8. fıkrası ile 40. maddesinin 2. fıkrası yönünden kararın bozulması; diğer yönlerden ise, temyiz isteminin reddi ile kararın onanması gerektiği düşünülmektedir.

TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulunca, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü:

HUKUKİ DEĞERLENDİRME:
Danıştay dava dairelerinin nihai kararlarının temyizen incelenerek bozulması, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu’nun 49. maddesinde yer alan;
“a) Görev ve yetki dışında bir işe bakılmış olması,
b) Hukuka aykırı karar verilmesi,
c)Usul hükümlerinin uygulanmasında kararı etkileyebilecek nitelikte hata veya eksikliklerin bulunması” sebeplerinden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
Temyizen incelenen karar usul ve hukuka uygun olup, temyiz dilekçesinde ileri sürülen iddialar kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.

KARAR SONUCU:
Açıklanan nedenlerle;
1. Davacının temyiz isteminin reddine,
2.Davanın yukarıda özetlenen gerekçeyle reddine ilişkin Danıştay Onuncu Dairesinin temyize konu 09/10/2019 tarih ve E:2013/1812, K:2019/6453 sayılı kararının ONANMASINA,
3. Kesin olarak, 29/11/2021 tarihinde oyçokluğu ile karar verildi.

KARŞI OY
X- Dava konusu işlemlerin tesis edildiği tarihte yürürlükte bulunan mülga 3056 sayılı Başbakanlık Teşkilatı Hakkında Kanun Hükmünde Kararnamenin Değiştirilerek Kabulü Hakkında Kanun’un 2. maddesinde, mevzuat hazırlama usul ve esasları ile ilgili ilkeleri tespit etme ve geliştirme, yürürlükte bulunan mevzuatın sicillerini tutma, kodlama, tek metin haline getirme, bilgi işlem sistemi içinde takip etme ve yayınlama, Başbakanlığın görevleri arasında; 8. maddesinde, Bakanlıklarca hazırlanan kanun, kanun hükmünde kararname, tüzük, yönetmelik ve Bakanlar Kurulu kararlarına ait tasarıların; Anayasa’ya, kanunlara, genel hukuk kurallarına, kalkınma plan ve programları ile Hükümet Programına uygunluğu açısından inceleme; Bakanlar Kurulunda görüşülecek duruma getirme ve Genel Müdürlüğün görev alanına giren konularda kamu kurum ve kuruluşları ile koordinasyonu sağlama, mevzuat hazırlama ve esasları ile ilgili ilkeleri belirleme Kanunlar ve Kararlar Genel Müdürlüğünün görevleri arasında sayılmış olup, 33. maddesinde, Başbakanlığın, kanunla yerine getirmekle yükümlü olduğu hizmetleri tüzük, yönetmelik, tebliğ ve genelgelerle düzenlemekle görevli ve yetkili olduğu kuralına yer verilmiştir.
Anılan Kanun’a dayanılarak hazırlanan ve 17/02/2006 tarih ve 26083 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe konulan Mevzuat Hazırlama Usul ve Esasları Hakkında Yönetmeliğin 1. maddesinde; Yönetmeliğin amacının; Başbakanlık, bakanlıklar, bağlı, ilgili, ilişkili kurum ve kuruluşlar ile diğer kamu kurum ve kuruluşları tarafından hazırlanacak kanun, kanun hükmünde kararname, tüzük, yönetmelik, Bakanlar Kurulu kararı eki kararlar ve diğer düzenleyici işlemlerin taslak metinlerinin hazırlanmasına ilişkin usul ve esasları düzenlemek olduğu kuralına yer verilmiş olup; “Görüş alma” başlıklı 6. maddesinin birinci fıkrasında ise; “Başbakanlığa sunulmadan önce, taslaklar hakkında ilgili bakanlıklar ile kamu kurum ve kuruluşlarının görüşleri alınır. Bu çerçevede ilgili bakanlıklar ile kamu kurum ve kuruluşlarının yanı sıra; a) Bakanlıklarca hazırlanan ekonomik, sosyal politikalar ve tedbirlerle ilgili kanun ve kanun hükmünde kararname taslakları ile yeni bir teşkilatlanmayı öngören taslaklar hakkında Devlet Planlama Teşkilatı Müsteşarlığının,
b) Kamu personeli ve teşkilatlanmayla ilgili olarak hazırlanan taslaklar hakkında Devlet Personel Başkanlığının,
c) Tüzük taslakları hakkında devlet bakanları dâhil bütün bakanlıkların,
ç) Kamu gelir ve giderlerini etkileyen kanun ve kanun hükmünde kararname taslakları
hakkında Maliye Bakanlığı ile ilgisine göre Devlet Planlama Teşkilatı Müsteşarlığı veya Hazine Müsteşarlığının; malî konuları düzenleyen kanunlar ile düzenleyici işlemlere ilişkin taslaklar hakkında Maliye Bakanlığının,
d) Kanun ve kanun hükmünde kararname taslakları hakkında Adalet Bakanlığının,
e) Bakanlıklar ile Sayıştayın denetimine tâbi diğer kamu kurum ve kuruluşlarınca malî konularda düzenlenecek yönetmelik taslakları hakkında Sayıştay Başkanlığının,
f) Avrupa Birliği müktesebatına uyum çerçevesinde hazırlanan taslaklar hakkında Avrupa Birliği Genel Sekreterliğinin, görüşlerinin alınması zorunludur.”; aynı maddenin 2. fıkrasında ise “Taslaklar hakkında konuyla ilgili mahallî idareler, üniversiteler, sendikalar, kamu kurumu niteliğindeki meslek kuruluşları ile sivil toplum kuruluşlarının görüşlerinden de faydalanılır.” düzenlemeleri yer almaktadır.
Mevzuat Hazırlama Usul ve Esasları Hakkında Yönetmelik ve bu Yönetmeliğin dayanağı olan 3056 sayılı Kanun’un 2, 8 ve 33. maddelerinin bir bütün olarak değerlendirilmesinden, Başbakanlık, bakanlıklar, bağlı, ilgili, ilişkili kurum ve kuruluşlar ile diğer kamu kurum ve kuruluşları tarafından hazırlanacak kanun, kanun hükmünde kararname, tüzük, yönetmelik, Bakanlar Kurulu kararı eki kararlar ve diğer düzenleyici işlemlerin taslak metinlerinin hazırlanmasına ilişkin usul ve esasları düzenleyen Mevzuat Hazırlama Usul ve Esasları Hakkında Yönetmelik’te yer alan kuralların anılan idarelerin iç işleyişine ilişkin olduğu anlaşılmakta olup, söz konusu kurallara uyulmamış olması yayımlanan düzenleyici işlemi hukuka aykırı hale getirmeyecektir.
Dava konusu Yönetmeliğin, … tarih ve … sayılı Su Hayvanları ve Ürünlerine İlişkin Hayvan Sağlığı Gereklilikleri ve Su Hayvanlarında Belirli Hastalıkların Önlenmesi ve Kontrolüne Dair Avrupa Birliği Konsey Direktifine ve Su Hayvanlarının Karantinaya Alınmasına İlişkin Gerekliliklere Dair … tarih ve … sayılı Komisyon Kararına paralel olarak ilgili kurum ve kuruluşların görüşleri alınarak hazırlandığı görülmekte olup, ilgili kurum ve kuruluşlardan görüş alınması da kanunî bir zorunluluk değildir.
Temyiz edilen kararla ilgili dosyanın incelenmesinden; Danıştay Onuncu Dairesince verilen kararın,”Yönetmeliğin şekil yönünden tamamının iptali isteminin incelenmesi”ne ilişkin kısmına “Mevzuat Hazırlama Usul ve Esasları Hakkında Yönetmelikte yer alan kuralların, kapsamdaki idarelerin iç işleyişine ilişkin olduğu, davalı idarenin dava konusu Yönetmeliği hazırlarken ilgili kurum ve kuruluşlardan görüş almasının zorunlu olmadığı” gerekçesinin de eklenerek onanması gerektiği oyuyla, kararın anılan kısmına katılmıyoruz.

KARŞI OY
XX- 5996 sayılı Veteriner Hizmetleri, Bitki Sağlığı, Gıda ve Yem Kanunu’nun”Tanımlar” başlıklı 3. maddesinin 1. fıkrasının (3) numaralı bendinde, “Bakanlık”ın Tarım ve Köy İşleri Bakanlığını ifade ettiği belirtilmiş, Kanun’un 4. maddesinde ise, Bakanlığın ihbarı mecburî bir hastalığın varlığı veya şüphesi ya da yeni bir salgın durumunda, inceleme yapmak, teşhis etmek, gerekli kontrol ve koruma tedbirlerini almakla yükümlü olduğu hüküm altına alınmıştır.
Dava konusu Yönetmeliğin “Tanımlar” balıklı 4. maddesinin 1. fıkrasında iptali istenilen (mm) bendinde ise, “Yetkili otorite”nin tanımı yapılmış ve “Bakanlık Teşkilatında görev yapan Veteriner Hizmetleri, Bitki Sağlığı, Gıda ve Yem Kanunu veya bu Yönetmelik çerçevesinde fiziksel kontrolleri ve idari işleri yerine getirmekle yükümlü olan yetkiliyi veya bu yetkilerin devredildiği otorite”yi ifade ettiği düzenlenmiştir.
Anayasa Mahkemesi’nin birçok kararında olduğu gibi 22/09/2021 tarih ve E:2021/16, K:2021/62 sayılı kararında da, “hukuk devleti ilkesi” ve “hukuki belirlilik ilkesi” arasındaki ilişkiye vurgu yapılmış ve “Anayasa’nın 2. maddesinde belirtilen hukuk devleti; eylem ve işlemleri hukuka uygun, insan haklarına saygılı, bu hak ve özgürlükleri koruyup güçlendiren, her alanda adil bir hukuk düzeni kurup bunu geliştirerek sürdüren, hukuki güvenliği sağlayan, Anayasa’ya aykırı durum ve tutumlardan kaçınan, hukuk kurallarıyla kendini bağlı sayan ve yargı denetimine açık olan devlettir… Hukuk devletinin temel unsurlarından biri de belirlilik ilkesidir. Bu ilkeye göre yasal düzenlemelerin hem kişiler hem de idare yönünden herhangi bir duraksamaya ve kuşkuya yer vermeyecek şekilde açık, net, anlaşılır ve uygulanabilir olması, ayrıca kamu otoritelerinin keyfî uygulamalarına karşı koruyucu önlem içermesi de gereklidir. Belirlilik ilkesi, hukuksal güvenlikle bağlantılı olup birey hangi somut eylem ve olguya hangi hukuksal yaptırımın veya sonucun bağlandığını, bunların idareye hangi müdahale yetkisini doğurduğunu bilmelidir. Birey ancak bu durumda kendisine düşen yükümlülükleri öngörebilir ve davranışlarını belirler. Hukuk güvenliği, normların öngörülebilir olmasını, bireylerin tüm eylem ve işlemlerinde devlete güven duyabilmesini, devletin de yasal düzenlemelerde bu güven duygusunu zedeleyici yöntemlerden kaçınmasını gerekli kılar. ” denilerek düzenlemelerin anılan ilkeler nedeniyle hem kişiler açısından hem de idare açısından net, anlaşılır olması gerektiği belirtilmiştir.
5996 sayılı Kanun’da “Bakanlık” ifadesinin, Tarım ve Köyişleri Bakanlığını ifade ettiği düzenlenmekle birlikte; anılan Kanun’da “yetkili otorite” tanımına yer verilmemiştir. Dava konusu Yönetmeliğin 4. maddesinin 1. fıkrasının (mm) bendinde ise, “yetkili otorite” tanımına yer verildiği fakat anılan tanım incelendiğinde, bu tanımın net ve anlaşılır bir tanım olmadığı; muğlak ifadeler içeren ve karışıklığa yol açabilecek bir tanım olduğu görüldüğünden bu durumun hukuk devleti ilkesi ile hukuki belirlilik ilkesine aykırı olduğu sonucuna varılmıştır.
Bu durumda, Su Hayvanlarının Sağlık Koşulları ile Hastalıklarına Karşı Korunma ve Mücadele Yönetmeliği’nin “yetkili otorite” tanımının yapıldığı 4. maddesinin 1. fıkrasının (mm) bendinin hukuka aykırı olduğu sonucuna varıldığından anılan Yönetmeliğin 5. maddesinin 1. fıkrası, 38. maddesinin 8. fıkrası ve 40. maddesinin 2. fıkrasında geçen “yetkili otorite” ifadelerinin de hukuka aykırı olduğu sonucuna varılmıştır.
Açıklanan nedenlerle, davanın reddi yolundaki Danıştay Onuncu Dairesince verilen kararın 4. maddesinin 1. fıkrasının (mm) bendi ve 5. maddesinin 1. fıkrası, 38. maddesinin 8. fıkrası ile 40. maddesinin 2. fıkrasındaki “yetkili otorite” ifadeleri yönünden kararın bozulması gerektiği oyuyla, karara katılmıyoruz.

KARŞI OY
XXX- Danıştay Onuncu Dairesinin 19/09/2018 ve 12/07/2019 tarih ve E:2013/1812 sayılı ara kararıyla, Üniversitelerarası Kurul Başkanlığından, veterinerlik fakülteleri dışında üniversitelerin su ürünleri mühendisliği ile balıkçılık teknolojisi mühendisliği bölümlerinde su hayvanlarında görülen hastalıkların tespit, muayene veya tedavisine yönelik olarak hangi derslerin verildiği, bunların anılan Yönetmelik’te öngörülen amaç ve kapsamı karşılayabilecek nitelikte olup olmadığının sorulmasına karar verildiği ve Üniversitelerarası Kurul Başkanlığının … tarih ve … sayılı cevabi yazısında, ara kararı ile sorulan konu hakkında Ziraat-Orman ve Su Ürünleri Eğitim Konseyince düzenlenen raporun, Üniversitelerarası Kurul Yönetim Kurulunda, 23/01/2019 tarihinde görüşülerek kabulüne karar verildiği belirtilmiştir.
Üniversitelerarası Kurul Yönetim Kurulunun … tarih ve … sayılı kararında; Ülkemizde su ürünleri fakültelerinde eğitim-öğretim veren su ürünleri mühendisliği programlarında “su hayvanlarında görülen hastalıkların tespit, muayene veya tedavisine” yönelik olarak “balık hastalıkları” dersinin verildiği, balık hastalıkları dersinin amacının, Ülkemizde ve Dünyada yaygın olarak yetiştiriciliği yapılan deniz ve tatlı su balıkları ile diğer su canlılarında rastlanan ve ekonomik kayıplara neden olan hastalıkların tanıtılması ve alınacak önlemlerin öğretilmesi, su ürünleri yetiştiriciliğinde balık hastalıkları konusunun erken teşhis, tedavi ve önlem bazında olmak üzere tüm yönleriyle incelenmesi olduğu; balık hastalıkları dersi kapsamında, balıklarda ve diğer su canlılarında hastalıklara neden olan biyotik ve abiyotik etkenleri, hastalık kavramını, hasta su canlısında meydana gelen patolojik bozuklukları, balık ve diğer su canlılarında görülen hastalıkların klinik bulguları, immun reaksiyonu, teşhis yöntemlerini, tedbirleri, koruyucu aşıları ve tedavi yöntemlerini içerdiği, balık hastalıkları dersinin amaç ve kapsamı incelendiğinde ilgili Yönetmeliğin amacını ve kapsamını tamamen karşıladığının görüldüğü; Dünya Hayvan Sağlığı Organizasyonu ve Avrupa Birliği Direktiflerine göre, veterinerlerle birlikte su hayvanları konusunda uygun eğitim almış “su hayvanları sağlığı” mesleği mensuplarına da bu hizmet için yetki verildiği, Direktifte belirtilen su hayvanları sağlığı uzmanlarının karşılığının ülkemizde üç mühendislik dalı olan su ürünleri mühendisleri, balıkçılık teknoloji mühendisleri ve su bilimleri mühendisleri olduğu, sonuç olarak, su ürünleri mühendisliği müfredatının su hayvanlarında görülen hastalıkların tespit, muayene ve tedavisine yönelik olarak, dava konusu Yönetmelik’te öngörülen amaç ve kapsamı karşılayacak nitelikte olduğu belirtilmektedir.
Bu durumda, Üniversitelerarası Kurul Yönetim Kurulunun … tarih ve … sayılı kararından anlaşılacağı üzere, “su hayvanlarında görülen hastalıkların tespit, muayene veya tedavisine” yönelik olarak gerekli eğitimi alan ve dava konusu Yönetmelik’te öngörülen amaç ve kapsamı karşılayacak nitelikleri taşıdığı belirtilen üç mühendislik dalı olan, “su ürünleri mühendisleri”, “balıkçılık teknoloji mühendisleri” ve “su bilimleri mühendisleri”nin, dava konusu Yönetmeliğin 38. maddesinin 8. fıkrası ile 40. maddesinin 2. fıkrasındaki düzenlemelerde yer almadığı, eksik düzenleme nedeniyle dava konusu Yönetmeliğin 38. maddesinin 8. fıkrası ile 40. maddesinin 2. fıkrasının hukuka aykırı olduğu sonucuna varılmıştır.
Açıklanan nedenlerle, temyize konu Danıştay Onuncu Dairesinin davanın reddi yolundaki kararının, Yönetmeliğin 38. maddesinin 8. fıkrası ile 40. maddesinin 2. fıkrası yönünden bozulması gerektiği oyuyla karara bu maddeler yönünden katılmıyoruz.