Danıştay Kararı 10. Daire 2019/6878 E. 2021/5899 K. 29.11.2021 T.

Danıştay 10. Daire Başkanlığı         2019/6878 E.  ,  2021/5899 K.
T.C.
D A N I Ş T A Y
ONUNCU DAİRE
Esas No : 2019/6878
Karar No : 2021/5899

TEMYİZ EDEN (DAVACILAR) : 1- … 2- …
VEKİLLERİ : Av. …
KARŞI TARAF (DAVALI) : … Bakanlığı…
VEKİLİ : Av. …
İSTEMİN_KONUSU : Davacıların oğlu … ‘in 18/07/2011 tarihinde meydana gelen iş kazasında iş makinası altında kalması akabinde ambulansla getirildiği İspir Devlet Hastanesi’nde yeterli tedavi ve cerrahi girişim yapılmadan Erzurum Bölge Eğitim ve Araştırma Hastanesi’ne sevk edildiği, sevk esnasında durumunun ağırlaşması üzerine en yakın Şifa Hastanesi’ne getirildiği ve burada meydana gelen ölüm olayında idarenin hizmet kusuru bulunduğundan bahisle uğranılan zararlara karşılık 50.000,00 TL manevi tazminatın olay tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte ödenmesine karar verilmesi istemiyle açılan dava sonucunda, … İdare Mahkemesince davanın reddi yolunda verilen … tarih ve E:… , K:… sayılı kararın temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.

TEMYİZ_EDENLERİN_İDDİALARI : Davacılar tarafından, otopsi raporuna göre müteveffanın ölümünün künt travmaya bağlı genel beden travması ile birlikte oluşan ekstremite ve omur kırıkları ile birlikte bulunan iç organ ve büyük damar yaralanmasından gelişen iç kanama sonucu olduğu, konuyla ilgili olarak tarafımıza tebliğ edilen ve gerekçeli karara da dayanak alınan Adli Tıp Kurumu Genel Kurulu raporunda her ne kadar yetkili hekime atfedilebilecek bir kusur bulunmadığı belirtilmiş ise de bu raporun davalı kurumlar personelince yapılan hizmet kusurunu tüm açılardan değerlendirmediğinden eksik inceleme neticesinde düzenlendiği, müteveffada iç kanama riskinin bulunup bulunmadığının tespitine ilişkin herhangi bir tetkik yapılmadığı, hastaya müdahale eden Dr. …’in düzenlediği 19/07/2011 (tutanak tarihi bu şekilde okunmakta) tarihli ve 1634 sayılı tutanakta “karında düşen makinenin izi ve buna bağlı ağrısı vardır.” şeklinde bir ibarenin yer aldığı, ağır cisim altında ezilmenin iç kanamaya yol açabileceğinin basit bir tıbbi bilgi ile dahi öngörülebileceği, batından çekilebilecek film ve grafiler ile iç kanama riskinin olup olmadığının tespitinin mümkün olduğu, iç kanama riski olup olmadığına dair herhangi bir detaylı inceleme yapılmayarak, kan tahlili ile yetinildiği, sadece kan tetkikleri ve bacağındaki kırık nedeniyle film çekilmesinin eksiklik olduğu, bu tetkiklerin iç kanama riskini ve organlardaki ağır yaralanmayı belirleyici bir özelliği olmadığı, iç kanama riski tespit edilmiş ise hastanın hava ambulansı ve doktor refakatinde acil ve hızlı olarak sevkinin sağlanması gerektiği, yapılan işlemlerden sonra müteveffa yanında herhangi bir doktor veya hemşire/paramedik olmaksızın sadece hastaların teknik olarak naklini sağlama bilgisi olan ve bunun dışında acil müdahale bilgi ve yetkisi olmayan bir acil tıp teknisyeni refakatinde kara ambulansı ile İspir Erzurum arası 3 saatlik mesafeyi kat etmek zorunda bırakıldığı, hükme esas alınan bilirkişi raporunda, çekilen grafilerde sol bacak kemiğinde ve pelvis kemiğinde kırık tespit edildiği, hastanın hemogram tetkikinin yapıldığı ve değerlerin normal geldiğinin belirtildiği, sadece hemogram tetkikinin hasta bakımından iç kanama riskini belirleyici olmadığı, iç kanama riskini belirleyici tetkikler yapılmadığı, üzerine künt cisim düşmüş olan hastanın olası bir iç kanamaya karşı hava ambulansı tahsis edilmek suretiyle daha hızlı ve uzman refakatinde naklinin sağlanması gerekirken üç saatlik yolda kaderine terk edildiği, ambulans ile sevke sadece acil tıp teknisyeni görevlendirilmesi akabinde hastanın ağırlaşması neticesinde tıbbi bilgisi yetersiz olan nakil personeli tarafından herhangi bir müdahalede bulunulamadığı, hastanın nakli sırasında hava ambulansı tahsis edilmemesi ve hastanın yanında hekim veya uzman sağlıkçı bulundurulmaması gibi hususların raporda dikkate alınmadığı, personel yetersizliği, doktorun ameliyatta olması, vasıta yetersizliği gibi savunmaların idarenin kusurunu ortadan kaldırmadığı, davanın reddi kararının bozulması gerektiği ileri sürülmektedir.
KARŞI_TARAFIN_SAVUNMASI : Davalı idare tarafından, temyiz isteminin reddi gerektiği savunulmaktadır.

DANIŞTAY TETKİK HAKİMİ : …
DÜŞÜNCESİ : Temyiz isteminin reddi ile usul ve yasaya uygun olan İdare Mahkemesi kararının onanması gerektiği düşünülmektedir.

TÜRK MİLLETİ ADINA

Karar veren Danıştay Onuncu Dairesince, 5018 sayılı Kamu Mali Yönetimi ve Kontrol Kanunu’na Ekli (I) sayılı cetvelde yer aldığı cihetle 659 sayılı Kanun Hükmünde Kararname’nin 2/1-ç ve 6/1 maddeleri uyarınca taraf sıfatını haiz bulunduğundan bakılan davada hasım mevkiine alınan Türkiye Kamu Hastaneleri Kurumu’nun, 25/08/2017 tarih ve 30165 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren 694 sayılı Kanun Hükmünde Kararname’nin 203/1-ğ maddesi ile 5018 sayılı Kamu Mali Yönetimi ve Kontrol Kanunu’na Ekli (I) sayılı cetvelden çıkartılarak anılan Kanun Hükmünde Kararname’nin 184. maddesi ile Kamu Hastaneleri Genel Müdürlüğü adıyla Sağlık Bakanlığı’nın hizmet birimi olarak teşkilatlandırıldığı anlaşıldığından, dosya Sağlık Bakanlığı husumetiyle ele alınıp, Tetkik Hakiminin açıklamaları dinlenerek dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü:
HUKUKİ DEĞERLENDİRME :

İdare ve vergi mahkemelerinin nihai kararlarının temyizen bozulması, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu’nun 49. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
Temyizen incelenen karar usul ve hukuka uygun olup, dilekçede ileri sürülen temyiz nedenleri kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.

KARAR SONUCU :

Açıklanan nedenlerle;
1. Davacıların temyiz istemlerinin reddine,
2. Davanın reddi yolundaki …İdare Mahkemesinin …tarih ve E:…, K:…sayılı temyize konu kararının ONANMASINA,
3. 2577 sayılı Kanun’un (Geçici 8. maddesi uyarınca uygulanmasına devam edilen) 54. maddesinin 1. fıkrası uyarınca bu kararın tebliğ tarihini izleyen günden itibaren 15 (on beş) gün içinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere, 29/11/2021 tarihinde oy çokluğuyla karar verildi.

(X)- KARŞI OY :

Dosyanın incelenmesinden, 1974 doğumlu müteveffanın 18/07/2011 tarihinde saat 11:50’de üzerine iş makinesi düşmesi sonucu yaralanıp İspir Devlet Hastanesi’ne götürüldüğü, burada çekilen grafilerinde pelvis kemiklerinde ve sol bacak kemiklerinde kırık tespit edildiği, damar yolu açılarak izotonik başlandığı, ağrı kesici (Diclomec ve Aldolan ampul) uygulandığı, kan tahlili (Hgb, Hct) sonuçlarının iç kanama açısından normal düzeyde geldiğinin görüldüğü, Hastanede genel cerrahi uzmanının tek olduğu ve başka bir hastanın ameliyatında bulunduğu, bu nedenle konsültasyon istenilemediği, ortopedi uzmanı olmadığı belirtilerek kara ambulansı ile Erzurum’a sevk edildiği, ancak Erzurum’a giderken yolda arrest olduğu, otopsisinde kişinin ölümünün genel beden travmasına bağlı ekstremite, pelvis ve omur kırıkları ile birlikte iç organ ve büyük damar yaralanmasından gelişen iç kanama sonucu meydana gelmiş olduğunun belirtildiği, alınan Adli Tıp Kurumu raporu ile, hastanede görev yapan bir adet genel cerrahi uzmanının o saatte başka bir hastanın ameliyatında olduğu, bu nedenle konsültasyon istenemediği, hastanede ortopedi uzmanı olmadığından hastanın tedavisinin yapılması için daha ileri bir merkeze sevk edildiği kayıtlı olduğuna göre hastanede muayenesinin yapıldığı, gerekli tetkiklerin istendiği, muayenesinin yapıldığı saatte vital bulgularının iyi olduğu, kanama açısından değerlendirilmesinin yapıldığından hastanede hastanın tetkiklerini isteyen hekime atfı kabil kusur bulunmadığı yönünde verilen görüşe istinaden davanın reddedildiği görülmektedir.
Davacılar tarafından, otopsi raporuna göre müteveffanın ölümünün künt travmaya bağlı genel beden travması ile birlikte oluşan ekstremite ve omur kırıkları ile birlikte bulunan iç organ ve büyük damar yaralanmasından gelişen iç kanama sonucu olduğu, müteveffada iç kanama riskinin bulunup bulunmadığının tespitine ilişkin kan tahlili dışında herhangi bir tetkik yapılmadığı, hastaya müdahale eden Dr. …’in düzenlediği 19/07/2011 (tutanak tarihi bu şekilde okunmakta) tarihli ve 1634 sayılı tutanakta “karında düşen makinenin izi ve buna bağlı ağrısı vardır.” şeklinde bir ibarenin yer aldığı, ağır cisim altında ezilmenin iç kanamaya yol açabileceğinin basit bir tıbbi bilgi ile dahi öngörülebileceği, kan tahlili he ne kadar iyi gelse de kişinin kısa sürede vefat ettiği dikkate alındığında, sadece kan-hemogram tetkikinin hasta bakımından iç kanama riskini belirleyici olmadığı, iç kanama riskini belirleyici tetkiklerden olan batından film ve grafilerin çekilmesi gerektiği, iç kanama riski olup olmadığına dair herhangi bir detaylı inceleme yapılmayarak, kan tahlili ile yetinildiği, sadece kan tetkikleri ve bacağındaki kırık nedeniyle film çekilmesinin eksiklik olduğu, iç kanama riski tespit edilmiş olsaydı hastanın hava ambulansı ve doktor refakatinde acil ve hızlı olarak sevkinin sağlanması gerektiği, iç kanama tespit edilmediğinden müteveffa yanında herhangi bir doktor veya hemşire/paramedik olmaksızın sadece hastaların teknik olarak naklini sağlama bilgisi olan ve bunun dışında acil müdahale bilgi ve yetkisi olmayan bir acil tıp teknisyeni refakatinde kara ambulansı ile İspir Erzurum arası 3 saatlik mesafeyi kat etmek zorunda bırakıldığı, üzerine künt cisim düşmüş olan hastanın olası bir iç kanamaya karşı hava ambulansı tahsis edilmek suretiyle daha hızlı ve uzman refakatinde naklinin sağlanması gerekirken üç saat yolda zaman kaybedildiği, hastanın nakli sırasında hava ambulansı tahsis edilmemesi ve hastanın yanında hekim veya uzman sağlıkçı bulundurulmaması gibi hususların raporda dikkate alınmadığı ileri sürülmektedir.
Dosyadaki belgeler incelendiğinde; …Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından, soruşturmaya esas olmak üzere Sağlık Müdürlüğüne ilçe hastanelerden il merkezi hastanelerine sevk edilecek derecede olan ağır vakalarda hastanın hava ambulansı ile sevkinin mümkün olup olmadığı, var ise kaç adet hava ambulansının olduğu o tarihte hepsinin görevde olup olmadığı, Erzurum ili ve ilçelerine kaçının hizmet verdiği, bu husustaki taleplerin karşılanması için aranan kriterlerin neler olduğu, hastanın sevkinde hekim görevlendirilip görevlendirilmediği sorulmuş; cevabı yazıda, hastanın ambulans ile sevkinde doktor gerekip gerekmediğine hastayı muayene edip değerlendiren hekimin karar vereceği belirtilmiş, hava ambulansı ile sevke ilişkin bilgi verilmemiştir.
Uyuşmazlıkta, üzerine ağır cisim düşmesi neticesinde organ-damar yaralanması ve kemik kırığı neticesinde iç kanamadan vefat eden kişinin yapılan kan tahlili ile iç kanama olmadığından durumun ağır olmadığından kara ambulansı ile hekim olmadan sevk edildiği ve yolda krize girerek vefat ettiği görüldüğünden, hekimsiz sevk kararı verildiği görülmüşse de, iç kanamadan vefat eden kişinin iç kanama kontrolü için sadece kan tahlilinin yeterli olup olmadığı, batın filminin de çekilmesi gerekip gerekmediği, sevk esnasında hekim görevlendirilmemesinin eksiklik olup olmadığı, sevk esnasında krize giren hastaya ambulanstaki acil tıp teknisyeninin müdahalesinin yeterli olup olamayacağı, hastanede o an vakaya müdahale edecek hekim olmamasından sevk edildiğinden sevkin sağlanacağı ambulansın hava ambulansı seçilmediği ve yolda durumu ağırlaştığı da dikkate alındığında, Savcılık tarafından İl Sağlık Müdürlüğüne bu hususların sorulduğu ve cevap alınamadığı göz önüne alındığında, hastanın durumunun hava ambulansı ile sevk edilecek ağır hasta grubunda olup olmadığı, hava ambulanslarının o an vakaya gelebilecek durumda olup olmadığı hususlarının araştırılarak meydana gelen olayın davalı idarenin hizmet kusurundan kaynaklanıp kaynaklanmadığı hususu açık ve net olarak ortaya konulamamıştır.
Açıklanan nedenlerle, davacıların temyiz istemlerinin kabulü ile davanın reddi yolundaki eksik incelemeye dayalı temyize konu İdare Mahkemesi kararının bozulması gerektiği oyuyla, aksi yöndeki Daire kararına katılmıyorum.