Danıştay Kararı 10. Daire 2019/6595 E. 2021/5886 K. 29.11.2021 T.

Danıştay 10. Daire Başkanlığı         2019/6595 E.  ,  2021/5886 K.
T.C.
D A N I Ş T A Y
ONUNCU DAİRE
Esas No : 2019/6595
Karar No : 2021/5886

TEMYİZ EDEN (DAVACILAR) : 1- … 2- …
KARŞI TARAF (DAVALI) : …Bakanlığı
VEKİLLERİ : …

İSTEMİN_KONUSU : Davacılardan …’un 03/08/2013 tarihinde Samsun Kadın Doğum ve Çocuk Hastalıkları Hastanesinde gerçekleştirdiği normal doğum esnasında rahimde bebeğin plasentasının unutulması, doğum sonrası ise herhangi bir kontrol önerisi, kan değerleri testi ve ilaç önerisi verilmeden taburcu edilmesi olayında idarenin hizmet kusuru bulunduğundan bahisle oluşan zarara karşılık 2.000,00 TL maddi, 210.000,00 TL manevi tazminatın temerrüt tarihinden itibaren işletilecek yasal faiziyle birlikte davalı idarece ödenmesine karar verilmesi istemiyle açılan dava sonucunda, …İdare Mahkemesince, davanın reddi yolunda verilen …tarih ve E:…, K:…sayılı kararın temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.

TEMYİZ_EDENLERİN_İDDİALARI : Davacılar tarafından, doğum sonrası herhangi bir kontrol önerisi, kan değerleri testi, ilaç önerisi verilmeden taburcu edildiklerini, taburculuk sonrası oluşan aşırı kanaması nedeniyle büyük acılar çekmeye başladığını, doğum sonrası kanamasının kesilmemesi, şiddetli ağrı, tansiyonunun sürekli düşmesi nedeniyle defalarca hastaneye gitmek zorunda kalındığı, yapılan incelemede rahimde parça kaldığı tespit edilerek Ondokuz Mayıs Üniversitesi Tıp Fakültesi Hastanesinde ameliyata alınıldığı, sorumluluğun hiçbir yeni tetkik ve teste gerek duymadan herhangi bir kontrol önerisi vermeden taburcu eden doktor ve gerekli özen ve itinayı göstermeyen ebede ve bunların bağlı olduğu hastane ve Sağlık Bakanlığına ait olduğu, Mahkemenin kararında ve Adli Tıp Kurumu raporunda doğum sonrası kontrole çağrıldığı ve gerekli ilaçların yazıldığı tespitinin yanlış olduğu, Samsun Kadın Doğum ve Çocuk Hastalıkları Hastanesi’nin gebeye ait hasta dosyası incelendiğinde; daha önceki yıllara ait davanın konusunu oluşturmayan önceki yıllardaki farklı doğumlarına ait tıbbi belgelerin de bulunduğu ve Adli Tıp Kurumu raporunda, hasta çıkış ve muayene formunda bir hafta sonra kontrol önerisinin yazılı olduğu tespitinin 2012 yılına ait belgeye dayalı olduğu, Temmuz 2013 tarihindeki doğum olayıyla alakası olmadığı, 2013 tarihli epikriz raporundan da anlaşılacağı üzere epikrize her hangi bir kontrol ve ilaç v.s önerilmeden taburcu edildiğinin görüleceği, davalı idare tarafından doğum öncesi plasenta parçası kalacağına yönelik olarak aydınlatma yükümlülüğünün yerine getirilmediği, hatalı ve eksik incelemeye dayalı bilirkişi raporunu hükme esas alınan Mahkeme kararının bu yönlerden hukuka aykırı olduğundan bozulması gerektiği ileri sürülmektedir.

KARŞI_TARAFIN_SAVUNMASI : Davalı idare tarafından, davacıların temyiz istemlerinin reddi gerektiği savunulmuştur.

DANIŞTAY TETKİK HÂKİMİ : …

DÜŞÜNCESİ : Temyiz isteminin reddi ile usul ve yasaya uygun olan Mahkeme kararının onanması gerektiği düşünülmektedir.

TÜRK MİLLETİ ADINA

Karar veren Danıştay Onuncu Dairesince, 5018 sayılı Kamu Mali Yönetimi ve Kontrol Kanunu’na Ekli (I) sayılı cetvelde yer aldığı cihetle 659 sayılı Kanun Hükmünde Kararname’nin 2/1-ç ve 6/1 maddeleri uyarınca taraf sıfatını haiz bulunduğundan bakılan davada hasım mevkiine alınan Türkiye Kamu Hastaneleri Kurumu’nun, 25/08/2017 tarih ve 30165 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren 694 sayılı Kanun Hükmünde Kararname’nin 203/1-ğ maddesi ile 5018 sayılı Kamu Mali Yönetimi ve Kontrol Kanunu’na Ekli (I) sayılı cetvelden çıkartılarak anılan Kanun Hükmünde Kararname’nin 184. maddesi ile Kamu Hastaneleri Genel Müdürlüğü adıyla Sağlık Bakanlığı’nın hizmet birimi olarak teşkilatlandırıldığı anlaşıldığından, dosya Sağlık Bakanlığı husumetiyle ele alınıp, Tetkik Hakiminin açıklamaları dinlenerek dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü:

HUKUKİ DEĞERLENDİRME :
İdare ve vergi mahkemelerinin nihai kararlarının temyizen bozulması, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu’nun 49. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
Temyizen incelenen karar usul ve hukuka uygun olup, dilekçede ileri sürülen temyiz nedenleri kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.

KARAR SONUCU :
Açıklanan nedenlerle;
1. Davacıların temyiz istemlerinin reddine,
2. Davanın reddi yolundaki …İdare Mahkemesinin …tarih ve E:…, K:…sayılı temyize konu kararının ONANMASINA,
3. 2577 sayılı Kanun’un (Geçici 8. maddesi uyarınca uygulanmasına devam edilen) 54. maddesinin 1. fıkrası uyarınca bu kararın tebliğ tarihini izleyen günden itibaren 15 (on beş) gün içinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere, 29/11/2021 tarihinde oy çokluğuyla karar verildi.

(X) KARŞI OY:

Dosyanın incelenmesinden, davacılardan …’un 03/08/2013 tarihinde Samsun Kadın Doğum ve Çocuk Hastalıkları Hastanesi’ne doğum için yatışının yapıldığı ve 41. gebelik haftasında normal doğumla 3850 gram ağırlığında canlı bebek doğumu gerçekleştirildiği, 24 saatlik takip sonrasında 04/08/2013 tarihinde taburcu edildiği, hasta çıkış formunda gebenin 1 hafta sonra kontrole gelmesi hususunun yazıldığı, doğum sonrası kanamalarının durmaması üzerine 17/09/2013 tarihinde aynı hastaneye başvurulduğu, yapılan muayene sonucu ilaç önerisi ile başkaca herhangi bir tedavi yapılmadan doğuma bağlı kanama olarak değerlendirilerek hastanın geri gönderildiği, kanamanın devam etmesi sebebiyle hasta tarafından 25/09/2013 tarihinde tekrar aynı hastaneye başvurulduğu, bu defa rest plasenta olduğu düşünülen hasta ileri tetkik ve tedavi için Ondokuz Mayıs Üniversitesi Tıp Fakültesi Hastanesine sevk edildiği, aynı gün Ondokuz Mayıs Üniversitesi Tıp Fakültesi Hastanesinde yapılan muayene sonucu hastada plasenta kalıntılarının görülmesi üzerine küretaj işlemi ile plasenta kalıntılarının çıkarılmasının planlanması akabinde 02/10/2013 tarihinde genel anestezi altında rest materyal çıkarılması işleminin yapıldığı, parçaların patolojiye gönderildiği, aynı tarihli patoloji raporunda da nekrotik plasenta materyali tespitine yer verildiği görülmektedir.
Davacılar tarafından, doğum eyleminde rahimde plasenta eklerinin unutulmasının ve bu durumun uzunca bir süre fark edilememesinin davalı idarenin hizmet kusurundan kaynaklandığı iddiasıyla açılan davada, İdare Mahkemesince, olaya ilişkin olarak alınan Adli Tıp Kurumu Başkanlığı 2. İhtisas Kurulunun …tarih ve …karar numaralı raporunda, “25/09/2013 tarihinde kişinin kanamalarının devam etmesi nedeni ile üniversite hastanesine yönlendirildiği, yapılan pelvik USG’de uterus içerisinde hipoekojen alanların tespit edildiği, rest plasenta nedeni ile küretaj uygulandığı, alınan materyalin mikroskopik bulgusu kan ve fibrin içerisinde nekrotik koryon villusları, patolojik tanı nekrotik plasenta materyali olarak değerlendirildiğinin anlaşıldığı, normal doğum endikasyonunun bulunduğu, ebelerin doğum yapma yetkilerinin bulunduğunun bilindiği, doğum sonrası plasenta eklerinin kalmasının her türlü özene rağmen oluşabilen, herhangi bir tıbbi ihmal ve kusur izafe edilemeyen komplikasyon olarak nitelendirildiği” yönünde görüş belirtildiğinden, davalı idarenin hizmet kusuru bulunmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Uyuşmazlıkta, her ne kadar bilirkişi raporunda davalı idareye kusur atfedilmemiş olsa dahi, gerçekleştirilen normal doğumda davacının rahmindeki plasenta kalıntılarının tam olarak temizlenememiş olması, doğumdan sonraki hafta ve devamında kontrole gelmiş olması ve doğumdan yaklaşık iki ay sonra bu durumun ancak fark edilmesi üzerine ikinci bir operasyon gerçekleştirilmiş olması, meydana gelen olay nedeniyle davacının uzun bir süre sağlık problemi yaşaması ve sonrasında bu sağlık problemlerinin sonlandırılabilmesi için ikinci bir ameliyat gerçekleştirmek zorunda kalındığının anlaşılması karşısında; meydana gelen olayın davalı idarenin hizmet kusurundan kaynaklandığı ve davacıların maddi ve manevi zararlarının tazmininin gerektiği sonucuna varılmıştır.
Açıklanan nedenlerle, davacıların temyiz istemlerinin kabulü ile davanın reddi yolundaki temyize konu İdare Mahkemesi kararının bozulması gerektiği oyuyla, aksi yöndeki Daire kararına katılmıyorum.