Danıştay Kararı 5. Daire 2018/3617 E. 2021/4160 K. 29.11.2021 T.

Danıştay 5. Daire Başkanlığı         2018/3617 E.  ,  2021/4160 K.
T.C.
D A N I Ş T A Y
BEŞİNCİ DAİRE
Esas No : 2018/3617
Karar No : 2021/4160

DAVACI : …

DAVALI : … Kurulu
VEKİLİ : Av. …

DAVANIN KONUSU : İstanbul Anadolu Hakimi olarak görev yapmakta iken … tarih ve … sayılı Hakimler ve Savcılar Kurulu Genel Kurulu kararıyla FETÖ ile iltisak ve irtibatının olduğu gerekçesiyle 667 sayılı Olağanüstü Hal Kapsamında Alınan Tedbirlere İlişkin Kanun Hükmünde Kararname’nin 3/1. maddesi uyarınca meslekte kalmasının uygun olmadığına ve meslekten çıkarılmasına karar verilmiş olan davacının, 2802 sayılı Hâkimler ve Savcılar Kanunu’nun 69. maddesinin son fıkrası uyarınca meslekten çıkarma cezası ile cezalandırılmasına ilişkin Hakimler ve Savcılar Kurulu … Dairesi’nin … tarih ve … E:…, K:… sayılı kararının iptaline karar verilmesi istenilmektedir.

DAVACININ İDDİALARI : FETÖ/PDY ile irtibat ve iltisakının olmadığı, FETÖ/PDY’nin bir parçası olarak örgütten aldığı emir doğrultusunda karar verdiğine dair tarafına yöneltilen bir suçlamanın bulunmadığı, bu konu ile ilgili olarak savunmasının alınmadığı, soruşturma konusu edilen eylemler nedeniyle disiplin cezası verilemeyeceği için FETÖ/PDY ile irtibatının, iltisakının ve mensubiyetinin olduğu ve örgütten aldığı emir ve talimat doğrultusunda kararlara katıldığı yönünde soruşturma dışı iddianın dava konusu karara eklenmek zorunda kalındığı, meslekte kalmasının uygun olmadığına ve meslekten çıkarılmasına dair kararın, hakkındaki ceza yargılamasının ve dava konusu kararın birbirlerine delil olarak gösterildiği, bu hususlara ek olarak ceza yargılamasında hakkında beyanda bulunan bir tanık ifadesinin olduğu, bu ifadenin de içerik olarak tamamen sahte olduğu ve gerçekle uzaktan yakından ilgisinin bulunmadığı, dava konusu cezanın verilmesine gerekçe olarak gösterilen kararlarda her ne kadar “tahkir” içermese de iddianame için “hukuki garebet” “şeklinde nitelendirme yapılmasının hata olduğu, ancak “esasa girmek” ve “beraat kararı yazar gibi karar yazmak” şeklindeki tespitlerin doğru olmadığı, tutuklamaya yönelik kararların nasıl yazılacağının CMK’nın 101.maddesinde belirtildiği ancak başkaca kararların nasıl yazılacağına dair bu şekilde detaylı bir hükmün bulunmadığı, CMK hükümlerine açıkça aykırı hareket ettiğinin söylenemeyeceği ileri sürülerek dava konusu kararın hukuka aykırı olduğu iddia edilmiştir.

DAVALININ SAVUNMASI : Davacı ve aynı işlemle disiplin cezası verilen diğer kişiler tarafından, planlı ve sistemli bir biçimde, terör örgütü FETÖ/PDY’nin bir parçası olarak, örgütlü şekilde hareket edilerek, örgütten alınan emrin uygulamaya konulduğu ve tahliye kararı verildiği, bu suretle aralarında davacının da bulunduğu bu kişilerin tarafsızlıklarını yitirdikleri, dolayısıyla davacının 2802 sayılı Kanunun 69.maddesinin son fıkrasında düzenlenen disiplin suçunu işlediği sabit olduğundan, dava konusu işlemde herhangi bir hukuka aykırılık bulunmadığı ileri sürülerek davanın reddi gerektiği savunulmuştur.

DANIŞTAY TETKİK HÂKİMİ …’IN DÜŞÜNCESİ: Davanın reddine karar verilmesi gerektiği düşünülmektedir.

DANIŞTAY SAVCISI … DÜŞÜNCESİ: Dava; Hâkimler ve Savcılar Yüksek Kurulu … Dairesi’nin … gün ve … sayılı kararı ile 2802 sayılı Hâkimler ve Savcılar Kanunu’nun 69. maddesinin son fıkrası gereğince meslekten çıkarma cezası ile cezalandırılan davacı tarafından, meslekten çıkarılmasına ilişkin disiplin cezası ile bu cezaya karşı yapılan itirazın reddine ilişkin Hâkimler ve Savcılar Yüksek Kurulu Genel Kurulu’nun … gün ve … sayılı kararının iptali istemiyle açılmıştır.
2802 sayılı Hakimler ve Savcılar Kanunu’nun değişik 69.maddesinin 1. fıkrasında “Meslekten çıkarma: Bir daha mesleğe alınmamak üzere göreve son verilmesidir.”, 4. fıkrasında, “Hükümlülüğü gerektiren suç, mesleğin şeref ve onurunu bozan veya mesleğe olan genel saygı ve güveni gideren nitelikte görülürse, Kanunda daha alt derecede bir disiplin cezası öngörülmemiş olmak kaydıyla, cezanın miktarına ve ertelenmiş veya 5237 sayılı Türk Ceza Kanununun 50 nci maddesindeki ceza veya tedbirlerden birine çevrilmiş olup olmadığına bakılmaksızın, meslekten çıkarma cezası verilir.”, son fıkrasında da, “Disiplin cezasının uygulanmasını gerektiren fiil suç teşkil etmezse ve hükümlülüğü gerektirmese bile mesleğin şeref ve onurunu ve memuriyet nüfuz ve itibarını bozacak nitelikte görüldüğü takdirde de meslekten çıkarma cezası verilir.” hükümlerine yer verilmiştir.
Dosyanın incelenmesinden, terör örgütü FETÖ/PDY ile mensubiyet, irtibat ve iltisakı olduğu tespit edilerek Hâkimler ve Savcılar Yüksek Kurulu Genel Kurulunun … tarihli ve … sayılı kararı ile meslekten ihraç edilen ve Hâkimler ve Savcılar Yüksek Kurulu Genel Kurulunun … tarihli ve … sayılı kararı ile ihraç kararları kesinleşen … Ağır Ceza Mahkemesinin eski başkan ve üyeliklerini yapan olan …, … ve … hakkında Hâkimler ve Savcılar Yüksek Kurulu İkinci Dairesince yapılan incelemede;
İzmir Emniyet Müdürlüğü İstihbarat Şube Müdürlüğünde görevli olan bir kısım personel tarafından kamu kurumlarında görevli memurların farklı isim ile meslek gurupları adı altında asılsız suç isnadları ile 2010-2011-2012 ve 2013 yılları arası yasaya aykırı olarak usulsüz dinlendiklerinin denetimlerde tespit edilerek Cumhuriyet Başsavcılığına bildirilmesi ve aynı yönde ulusal medyada yer alan haberlerin ihbar kabul edilmesi üzerine bir kısım şüpheliler hakkında başlatılan soruşturmayı yürüten Cumhuriyet Savcısı (…) … tarafından … Sulh Ceza Hakimliğine gönderilen 21/08/2014 tarihli yazıda isimleri belirtilen şüphelilerin “Suç İşlemek Amacıyla Örgüt Kurmak, Yönetmek, Kurulan Örgüte Üye Olmak, Kurulan Suç Örgütü kapsamında resmi görev ve yetkinin kötüye kullanılması yoluyla sahte, gerçeğe aykırı belgeler düzenleyip Mahkemelerin Dinleme kararları vermesini sağlayarak Kamu Görevlilerinin Resmi Belgede Sahteciliği, Kamu görevine ait araç ve gereçleri suçta kullanmak, İftira, Suç Uydurmak, Özel Hayatın Gizliliğini İhlal, Verileri Hukuka Aykırı Olarak Ele Geçirmek, elde edilen ilgili ilgisiz ya da özel yaşama ilişkin verileri suç örgütünün çıkar ve amaçlarına hizmet etme odaklı olarak arşivleme ve kullanma” suçunu işledikleri iddiası ile sorgularının yapılarak şüphelilerin gerçekleştirdikleri eylem sayısı, suç işlemek konusundaki istek ve ısrarları atılı suçların niteliği ve kanunda düzenlenen cezasının üst haddi, mevcut delil durumu, delillerin henüz toplanmamış olması dikkate alınarak adli kontrol tedbirlerinin bu aşamada yetersiz kalacağı değerlendirildiğinden CMK’nun 100 ve devamı maddeleri uyarınca ayrı ayrı tutuklanmalarına karar verilmesinin kamu adına talep edildiği, … Sulh Ceza Mahkemesi Hakimi (…) … tarafından gerçekleştirilen … tarih ve …, … tarih ve … ve … sayılı sorgulamalarda; şüphelilerden bir kısmının CMK 100 ve müteakip maddeleri uyarınca ayrı ayrı tutuklanmalarına, bir kısmının da imza karşılığı adli kontrol ile serbest bırakılmalarına karar verildiği, İzmir Cumhuriyet Savcısı (…) … tarafından düzenlenen … sayılı 02/09/2014 tarihli iddianame ile; isimleri belirtilen tutuklu şüpheliler hakkında “Suç işlemek amacıyla örgüt kurmak yönetmek, suç işlemek amacıyla kurulan örgüte üye olma, kurulan suç örgütü faaliyetleri kapsamında kişisel verileri, hukuka aykırı olarak ele geçirmek, özel hayatın gizliliğini ihlal etmek, suç uydurma, iftira, resmi görev ve yetkinin kötüye kullanılması yoluyla sahte gerçeğe aykırı belgeler düzenleyip mahkemeleri dinleme kararları vermesini sağlayacak şekilde kamu görevlilerinin resmi belgede sahteciliği, elde edilen ilgili ilgisiz ya da özel yaşama ilişkin verileri suç örgütünün çıkar ve amaçlarına hizmet etme odaklı olarak arşivleme ve kullanma yoluyla hukuka aykırı olarak kişisel verileri kaydetmek” suçlarını işledikleri iddiası ile dava açıldığı, … Ağır Ceza Mahkemesince incelenen “iddianamede CMK’nın 170/3 maddesindeki bilgilerin yer aldığı, yüklenen suçu oluşturan olayların mevcut delillerle ilişkilendirilerek açıklandığı, sanıkların aleyhine ve lehine olan hususların ileri sürüldüğü, işlenen suç dolayısıyla kanunda öngörülen ceza ve güvenlik tedbirlerinden hangilerine hükmedilmesinin istendiği anlaşıldığından iddianamenin kabulüne karar verildiği ve … Esas sırasına kaydının yapıldığı, … Ağır Ceza Mahkemesi Başkanlığınca düzenlenen 17/09/2014 tarihli tensip zaptı ile tutuklu sanıkların tutukluluk hallerinin devamına, tahliye istemlerinin reddine, bir kısım adli kontrol kararlarının devamına karar verildiği, bir kısım sanık müdafiince yasal süresi içerisinde tutukluluk kararlarına ve adli kontrol kararlarının kaldırılmasına ilişkin farklı tarihlerde verilen itiraz dilekçeleri üzerine itirazları inceleyen … Ağır Ceza Mahkemesi heyeti tarafından verilen … tarihli … sayılı ve … tarihli … sayılı her iki değişik iş kararlarında; sanıkların tahliyesine karar verdikleri, “10. Ağır Ceza Mahkemesinin tutuklu sanıkların tahliyesine karar vermesinden sonra FETÖ/PDY’nin yayın organı olan (FETÖ/PDY’nin yayın organı olması sebebiyle sonradan kapatılan) Cihan Haber Ajansının bu durumu haber yaptığı, FETÖ/PDY’ye ait basın yayın organları ile diğer bir kısım medyada bu durumun mahkeme tahliye kararında geçtiği şekliyle “hukuk garabeti” diyerek haberleştirildiği, “Bugün” ve “Zaman” isimli gazetelerin 28/09/2014 tarihli sayılarında” hukuk garabeti” başlığıyla haber yapıldığı, “Son Dakika”, “Yeni Asır”, “Milliyet”, “Ortadoğu” gibi gazatelerde de tahliyelerin haber yapıldığı;
Kararlarda açıkça görüleceği üzere; 10. Ağır Ceza Mahkemesi heyetinin “tutuklu sanıkların tutukluluk hallerinin devamına, adli kontrol altındaki sanıklar hakkında ise adli kontrol kararlarının devamına” yönündeki 9. Ağır Ceza Mahkemesi kararına yönelik itiraz incelemesi yapması gerekirken; dosyanın esasına girdiği, iddianamede anlatılan suçların oluşup oluşmadığı yönünde değerlendirmede bulunarak adeta Beraat kararı yazarcasına itiraz kararı yazdıkları, bu şekilde CMK hükümlerine açıkça aykırı hareket ettikleri;
Cumhuriyet Başsavcılığınca iddianame düzenlenmesi üzerine Görevli ve Yetkili mahkemenin iddianamede eksiklik olduğunu değerlendirmesi halinde CMK’nun 174. maddesi uyarınca iddianameyi iade hakkının bulunduğu, 170. maddeye aykırı olarak düzenlenen iddianamenin mahkemece iade edilebileceği fakat CMK’ nun 174/2. maddesine göre suçun hukuki nitelendirilmesi sebebi ile iddianamenin iade edilemeyeceği, 10. Ağır Ceza Mahkemesi heyetinin iddianameyi hukuken tartışamayacakları, iddianameyi kabul etme ve iade etme gibi görev ve yetkilerinin de olmadığı, iddianamenin 9. Ağır Ceza Mahkemesi Başkanlığına hitaben tanzim edilip mahkemeye gönderildiği, mahkeme heyetince iddianamenin incelenerek 12/09/2014 tarihinde kabulüne karar verildiği, iddianamede 9. Ağır Ceza Mahkemesi Başkanlığınca herhangi bir noksanlığın tespit edilemediği ve iddianamenin kabulüne karar verildiği, haklarında kamu davası açılan bir kısım sanıklar müdafiilerinin tutukluluğa ve adli kontrole itiraz taleplerinin 9. Ağır Ceza Mahkemesi Başkanlığınca reddedilmesi üzerine 10. Ağır Ceza Mahkemesine itiraz ettikleri, 10. Ağır Ceza Mahkemesi heyetinin görevinin; taleple bağlı kalarak, tutuklu sanıklar yönünden tutuklama kararının, adli kontrol altındaki sanıklar yönünden ise; adli kontrol kararının usul ve kanuna uygun olup olmadığı, tutuklama ve adli kontrol sebeplerinin bulunup bulunmadığını inceleyerek itirazın kabulü veya reddine karar vermek olduğu, kendi mahkemesine dava açılmaması sebebiyle esas mahkemesi olmayan 10. Ağır Ceza mahkemesi heyetinin suç vasfını tartışmasının hukuken imkânsız olduğu gibi yargılama yapılmadan suç vasfının tayininin de mümkün olmadığı, dosyanın esas mahkemesi olan 9. Ağır Ceza Mahkemesince tensiben duruşma gününün 03/11/2014 olarak belirlendiği, dosyanın ilk duruşmasının dahi yapılmadığı, sanıkların savunmalarının alınmadığı, delillerin toplanmadığı, bu aşamada iddianamenin, sevk maddelerinin ve suçun oluşup oluşmadığının tartışılmasının mümkün olmadığı, 10. Ağır Ceza Mahkemesinin bu konuyu tartışmasının usul ve yasaya açıkça aykırı olduğu, 10. Ağır Ceza Mahkemesi heyetince talep dışına çıkılarak yargılama yapılıp bitirilmişcesine suç vasfının belirlenmesine çalışıldığı ve peşinen suçun oluşmadığının kabulü cihetine gidildiği gibi, ilgili hâkimlerce iddianamenin “hukuki garabet” olarak nitelendirilmesinin de hem mevzuat hükümlerine hem de yukarıda ayrıntılı şekilde anlatılan yargı etiği ilkelerine aykırı olduğu, mahkeme heyetince iddianamenin “hukuki garabet” olarak nitelendirilerek sanıklar müdafilerinin taleplerinin kabulüne karar verildiği, iddianamenin “hukuki garabet” olarak nitelendirilmesinin iddianameyi tanzim eden Cumhuriyet Savcısı … ve … Sulh Ceza Hakimliği Hakimi …’ı kamuoyu nezdinde itibarsızlaştırır nitelikte olduğu, nitekim yukarıda sözü edilen bir kısım basın yayın organlarında buna dayalı olarak yayınların yapıldığı ve bu şekilde adı geçen Cumhuriyet Savcısı ve Sulh Ceza Hakiminin kamuoyu nezdinde itibarsızlaştırmaya çalışıldığı anlaşılmıştır.
Yapılan araştırmalarda; dosyada tutuklu olup 10. Ağır Ceza Mahkemesi heyetince tahliye edilen polislerden …’un 18/08/2015 tarihinde meslekten ihraç edildiği, … ve …’un 17/08/2016 tarihli ve 670 sayılı KHK ile, …, …, …, …, … ve …’in 29/10/2016 tarihli ve 675 sayılı KHK ile, 10/06/2015 tarihinde re’sen emekli edilen …’ın ise 06/01/2017 tarihli 679 sayılı KHK ile “Milli güvenliğe tehdit oluşturduğu tespit edilen Fethullahçı Terör Örgütüne (FETÖ/PDY) aidiyeti, iltisakı veya irtibatı olduğu” tespit edilerek meslekten çıkarılmalarına karar verildiği, tahliye kararını veren 10. Ağır Ceza Mahkemesi başkan ve üyeleri olan …, … ve …’in ise terör örgüte FETÖ/PDY ile mensubiyet, irtibat ve iltisakı olduğu tespit edilerek Hâkimler ve Savcılar Yüksek Kurulu Genel Kurulunun … tarihli ve … sayılı kararı ile meslekten ihraç edildikleri ve Hâkimler ve Savcılar Yüksek Kurulu Genel Kurulunun … tarihli ve … sayılı kararı ile ihraç kararlarının kesinleştiği, bu durumun planlı ve sistemli bir biçimde, terör örgütü FETÖ/PDY’nin bir parçası olarak, örgütlü şekilde hareket edilerek örgütten alınan emrin uygulamaya konduğu ve tahliye kararı verildiğini gösterdiği, bu şekilde ilgililerin tarafsızlıklarını da yitirdikleri” gerekçesiyle … Ağır Ceza Mahkemesinin eski başkan ve üyeliklerini yapan olan …, … ve …’e isnat olunan fiiller suç teşkil etmese ve hükümlülüğü gerektirmese bile mesleğin şeref ve onurunu, memuriyet nüfuz ve itibarını bozacak nitelikte görüldüğünden; ilgililerin 2802 sayılı Hâkimler ve Savcılar Kanunu’nun 69’uncu maddesinin son fıkrası gereğince ayrı ayrı meslekten çıkarma cezası ile cezalandırılmalarına karar verildiği, bu karara ilgililer tarafından yapılan yeniden inceleme talepleri Hâkimler ve Savcılar Kurulu İkinci Dairesinin … tarihli ve … sayılı kararıyla reddedildiği, ilgililerin bu karara karşı yasal süre içerisindeki verdikleri itiraz dilekçeleri ve Hâkimler ve Savcılar Yüksek Kurulu İkinci Dairesinin … sayılı soruşturma dosyası, Hâkimler ve Savcılar Yüksek Kurulu Genel Kurulu’nca … tarihinde incelenerek verilen … sayılı kararla itiraz taleplerinin ayrı ayrı reddedildiği anlaşılmaktadır.
Hâkimlik ve savcılık mesleğini ifa eden yargı mensuplarının, toplum nezdinde güvenilir ve saygın kişiler olması gerektiği, toplumun yargı kurumlarına, yargı kararlarına ve yargı mensuplarına saygı duymalarının sebebinin, yargının tarafsızlığı ve bağımsızlığı yanında yargı mensuplarının kişiliklerine olan saygı ve güvenden de kaynaklandığı, yargı görevini yerine getiren kişilerin, adaleti gerçekleştirdikleri kadar bunu görüntü olarak da sağlamalarının icap ettiği, yargı kurumlarının itibarı ve güvenilirliği, hâkimlik ve savcılık mesleğini icra eden yargı mensuplarının kamuoyu nezdindeki itibarı ve saygınlığı ile doğru orantılı olduğu, hakimlik ve savcılık mesleğinin şeref ve onurunu, nüfuz ve itibarını bozacak nitelikte fiilleri işleyen hâkim ve savcıların meslekten çıkarma cezası ile cezalandırılmaları ile korunan hukuki değer, yargı kurumlarının ve yargı mensuplarının toplum nazarındaki saygınlıkları ve itibarları olduğu, bu mesleğin saygınlığı ve onuru hem yargı mensuplarının öncelikle kendi kişiliklerine yönelik özel saygınlığı ve hem de toplumun yargı kurumlarına ve yargı mensuplarına duyduğu genel güven ve saygınlığı ifade ettiği, Hukuk Devletinin, yargı kurumlarının ve yargı mensuplarının kamuoyundaki güven ve saygınlığını korumak ve buna aykırı her türlü tutum ve davranışları suç sayarak cezalandırmakla görevli ve sorumlu olduğu, bu nedenle, yasa koyucunun, yargı mesleğinin onur ve şerefini bozucu eylem ve davranışlarda bulunan yargı mensuplarını disiplin hukuku açısından, meslekten çıkarma cezası yaptırımına bağlamıştır.
Kurulun 2006 yılında kabul ettiği Bangalor Yargı Etiği İlkelerinde, yargı görevini yerine getiren kişilerin, adaleti gerçek anlamda gerçekleştirdikleri kadar, gerçekleştirildiğini görüntü olarak da sağlamaları, kendilerinden sadır olan tüm etkinliklerde yakışıksız ve yakışık almayan görüntü içerisinde olmaktan kaçınmaları, özellikle yargı mesleğinin onuru ile uyumlu davranmaları ve mesleğin prestijini kendi veya herhangi bir kimse lehine kullanmamaları ve kullandırmamaları gerektiği belirtilmiştir.
Olayda davacının görev yaptığı … Ağır Ceza Mahkemesine yapılan itiraz üzerine Mahkemece 9. Ağır Ceza Mahkemesi kararına yönelik itiraz incelemesi yapılarak verilen kararlarda, CMK hükümlerine aykırı şekilde görev ve yetkisinde olmamasına karşın dosyanın esasına girerek irdeleme yapıldığı, bu aşamada iddianameyi kabul veya iade yetkileri olmamasına rağmen iddianamenin hukuki garabet olarak belirtildiği ve bu kararın bazı yayın organlarında haber yapılmak suretiyle iddianameyi hazırlayan Cumhuriyet Savcısı ile iddianame üzerine sorgu yapan Hakimin toplum nezdinde itibarsızlaştırılmasına yol açıldığı, itiraz üzerine tahliye kararı verilen hem polis memurları hem de bu kararı veren … Ağır Ceza Mahkemesi başkan ve üyelerinin daha sonraki süreçte FETÖ/PDY örgütü ile mensubiyet, iltisak veya irtibatlı olamaları nedeniyle mesleklerinden ihraç edildikleri dikkate alındığında bu kararın anılan örgütün talimatı üzerine verilen bir karar olduğu anlaşılmaktadır.
Bu durumda davacının daha önce üyesi olduğu … Ağır Ceza Mahkemesi’nce verilen … gün ve … sayılı, … gün ve … sayılı değişik iş kararlarının, mesleğin şeref ve onurunu bozan ve mesleğe olan genel saygı ve güveni giderecek nitelikte olduğu açık olduğundan, davacının 2802 sayılı Yasanın 69. maddesinin son fıkrası uyarınca meslekten çıkarma cezası ile cezalandırılmasına ilişkin olarak Hâkimler ve Savcılar Yüksek Kurulu İkinci Dairesi’nce verilen … gün ve … sayılı kararda ve bu cezaya karşı yapılan itirazın reddine ilişkin Hâkimler ve Savcılar Yüksek Kurulu Genel Kurulu’nca verilen … gün ve … sayılı kararda hukuka aykırılık görülmemiştir.
Açıklanan nedenlerle, davanın reddi gerektiği, düşünülmektedir.

TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Danıştay Beşinci Dairesince, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra, davacı tarafından dava dosyasına sunulan 13/07/2021 tarihli dilekçede; meslekte kalmasının uygun olmadığına ve meslekten çıkarılmasına ilişkin Hakimler ve Savcılar Kurulu Genel Kurulunun … tarih ve … sayılı kararına karşı açmış olduğu davanın Danıştay Beşinci Dairesinin 24/02/2021 tarih ve E:2016/57446, K:2021/429 sayılı kararıyla reddine karar verildiği, bu nedenle Danıştay Beşinci Dairesi Başkanı ve Üyelerinin bu davaya ilişkin olarak ihsas-ı reyde bulunduğu iddia edilerek Danıştay Beşinci Dairesi Başkanı ve Üyeleri reddedilmiş ise de, söz konusu dilekçede 6100 sayılı Kanun’un 36. maddesinde sayılan hakimin reddi sebeplerinden hiçbirine yer verilmediği, dolayısıyla Danıştay Beşinci Dairesi Başkanı’nın ve Üyelerinin reddedilmesini gerektirecek herhangi bir sebebin bulunmadığı anlaşıldığından reddi hakim talebinin geri çevrilmesine karar verilerek işin gereği görüşüldü:
Davacı tarafından, bakılmakta olan bu dava dosyası ile Dairemizin E:2016/57446 sayılı esasına kayıtlı bulunan dava dosyasının birleştirilmesi talebinde bulunulmuş ise de 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu’nda davaların birleştirilmesine ilişkin bir düzenleme bulunmadığı gibi anılan Kanun’da hüküm bulunmayan hallerde uygulanmak üzere sayma yoluyla 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’na atıfta bulunulan 31. maddesinde de davaların birleştirilmesi usulüne yer verilmediği görüldüğünden bu istem yerinde görülmemiştir.

A) MADDİ OLAY VE HUKUKİ SÜREÇ :
Davacının .. Ağır Ceza Mahkemesi Üyesi olarak görev yaptığı dönemde, FETÖ/PDY terör örgütünün amaç ve gayesi doğrultusunda planlı ve sistematik bir şekilde yürütülen bir organizasyonun parçası olarak mesleğin şeref ve onurunu bozan veya mesleğe olan genel saygı ve güveni gideren nitelikte eylemlerde bulunduğu,
Bu bağlamda, davacının da aralarında bulunduğu … Ağır Ceza Mahkemesi Başkanı ve Üyeleri hakkında;
“A)…Sulh Ceza Hakimliğinin …/…, …, … sorgu sayılı evrakları ile haklarında tutuklama kararı verilen sanıkların tahliye taleplerine istinaden …. Ağır Ceza Mahkemesinin … tarih ve …/…, … tarih ve … Değişik iş numaralı kararlarında ilgili sanıkların tahliyelerine karar vermekle birlikte karar gerekçelerinde “…Delil ve dayanakları gösterilmeden düzenlenen örgüt suçlamasının atfı ile yönetici sanıklar hakkında TCK 220/5 atfı ile eylemlerin 31’er kez uygulanması gerektiğine ilişen hukuki garabete…” ibaresine yer vermek suretiyle Terör ve Örgütlü Suçlar Soruşturma Bürosunun … Esas sayısına kayden yürütülen soruşturmada görev alan müştekileri kamuoyu nezdinde itibarsızlaştırmaya çalıştıkları,
B)Sanık müdafilerinin talepleri tahliyeye yönelik olduğu halde bahse konu karar gerekçelerinde iddianameyi, sevk maddelerini ve tutuklama gerekçelerini tartışır şekilde beraat kararı yazar gibi değerlendirmede bulundukları” gerekçeleriyle disiplin soruşturması başlatılmıştır.
Anılan soruşturma sonucunda tesis edilen Hakimler ve Savcılar Kurulu İkinci Dairesi’nin … tarih ve … E:…, K:… sayılı kararıyla, davacıya isnat edilen fiillerin suç teşkil etmese ve hükümlülüğü gerektirmese bile mesleğin şeref ve onurunu, memuriyet nüfuz ve itibarını bozacak nitelikte olduğu gerekçesiyle davacının 2802 sayılı Hâkimler ve Savcılar Kanunu’nun 69. maddesinin son fıkrası uyarınca meslekten çıkarma cezası ile cezalandırılmasına karar verilmiştir.
Davacı tarafından, meslekten çıkarma cezası ile cezalandırılmasına ilişkin Hakimler ve Savcılar Kurulu İkinci Dairesinin … tarih ve … E:…, K:… sayılı kararına karşı yapılan yeniden inceleme talebi aynı Dairenin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararıyla reddedilmiş, bu karara karşı yapılan itiraz da Hakimler ve Savcılar Kurulu Genel Kurulunun … tarih ve E:…, K:… sayılı kararıyla reddedilmiş ve bunun üzerine bakılmakta olan dava açılmıştır.

B) İLGİLİ MEVZUAT:
T.C. Anayasasının 138. maddesinin birinci ve ikinci fıkralarında, “Hakimler, görevlerinde bağımsızdırlar; Anayasaya, kanuna ve hukuka uygun olarak vicdani kanaatlerine göre hüküm verirler. Hiçbir organ, makam, merci veya kişi, yargı yetkisinin kullanılmasında mahkemelere ve hakimlere emir ve talimat veremez; genelge gönderemez; tavsiye ve telkinde bulunamaz.”; 140. maddesinin ikinci fıkrasında, “Hakimler, mahkemelerin bağımsızlığı ve hakimlik teminatı esaslarına göre görev ifa ederler.” kuralına yer verilmiştir.
2802 sayılı Hakimler ve Savcılar Kanunu’nun 69. maddesinin 1. fıkrasında, “… Meslekten çıkarma: Bir daha mesleğe alınmamak üzere göreve son verilmesidir. ” hükmüne; son fıkrasında da, “…Disiplin cezasının uygulanmasını gerektiren fiil suç teşkil etmezse ve hükümlülüğü gerektirmese bile mesleğin şeref ve onurunu ve memuriyet nüfuz ve itibarını bozacak nitelikte görüldüğü takdirde de meslekten çıkarma cezası verilir.
” hükmüne yer verilmiştir.

C) İNCELEME VE GEREKÇE:
Dosyanın incelenmesinden; İzmir Emniyet Müdürlüğü İstihbarat Şube Müdürlüğünde görevli birkısım personelin, kamu kurumlarında görevli bazı memurları farklı isim ile meslek grupları adı altında asılsız suç isnatlarıyla 2010 ila 2013 yılları arasında yasaya aykırı olarak usulsüz dinlediklerinin yapılan denetimlerde tespit edilmesi üzerine başlatılan soruşturmayı yürüten Cumhuriyet Savcısı O.B. tarafından, şüphelilerin “suç işlemek amacıyla örgüt kurmak, yönetmek, kurulan örgüte üye olmak, kurulan suç örgütü kapsamında resmi görev ve yetkinin kötüye kullanılması yoluyla sahte, gerçeğe aykırı belgeler düzenleyip mahkemelerin dinleme kararları vermesini sağlayarak kamu görevlilerinin resmi belgede sahteciliği, kamu görevine ait araç ve gereçleri suçta kullanmak, iftira, suç uydurmak, özel hayatın gizliliğini ihlal, verileri hukuka aykırı olarak ele geçirmek, elde edilen ilgili ilgisiz ya da özel yaşama ilişkin verileri suç örgütünün çıkar ve amaçlarına hizmet etme odaklı olarak arşivleme ve kullanma” suçlarını işledikleri iddiası ile sorgularının yapılarak, adli kontrol tedbirlerinin bu aşamada yetersiz kalacağı değerlendirildiğinden ayrı ayrı tutuklanmalarına karar verilmesinin kamu adına talep edildiği, … Sulh Ceza Mahkemesi Hakimi D.Ç. tarafından gerçekleştirilen … tarih ve … sayılı, … tarih ve …, … sayılı sorgulamalarda; şüphelilerin birkısmının tutuklanmalarına, birkısmının da imza karşılığı adli kontrol ile serbest bırakılmalarına karar verildiği, sonrasında tutuklu şüpheliler hakkında yukarıda belirtilen suçları işledikleri iddiası ile Cumhuriyet Savcısı O.B. tarafından düzenlenen … tarihli ve … sayılı iddianame ile dava açıldığı, … Ağır Ceza Mahkemesince incelenen iddianamenin kabulüne karar verildiği ve … esas sayısına kaydının yapıldığı, akabinde … Ağır Ceza Mahkemesince düzenlenen 17/09/2014 tarihli tensip zaptı ile tutuklu sanıkların tutukluluk hallerinin devamına, tahliye istemlerinin reddine, birkısım adli kontrol kararlarının devamına karar verildiği, bunun üzerine birkısım sanık müdafiince farklı tarihlerde verilen itiraz dilekçeleriyle tutukluluk kararlarına ve adli kontrol kararlarının kaldırılmasına itiraz edildiği, söz konusu itirazları inceleyen davacının da görevli olduğu … Ağır Ceza Mahkemesinin … tarihli ve … sayılı, … tarihli ve … sayılı kararlarıyla; düzenlenen iddianamenin hukuk garabeti olarak nitelendirilerek sanıkların tahliyesine karar verildiği, tutuklu sanıkların tahliyesine karar verilmesinden sonra FETÖ/PDY’ye ait basın yayın organları ile diğer birkısım medyada bu durumun Mahkeme tahliye kararında geçtiği şekliyle “hukuk garabeti” olarak nitelendirilerek haberleştirildiği görülmüştür.
Bununla birlikte, davacının da aralarında bulunduğu … Ağır Ceza Mahkemesi heyetince tahliye edilen tutuklu polislerden birçoğunun farklı tarihlerde çıkarılan KHK’larla milli güvenliğe tehdit oluşturduğu tespit edilen FETÖ/PDY’ye aidiyeti, iltisakı veya irtibatı olduğundan bahisle meslekten çıkarılmalarına karar verildiği, ayrıca söz konusu tahliye kararlarını veren … Ağır Ceza Mahkemesi Başkanı A.R. ve Mahkeme Üyesi G.P.’nin de FETÖ/PDY terör örgütüne mensubiyeti, irtibatı ve iltisakı olduğundan bahisle meslekten çıkarıldıkları anlaşılmıştır.

Diğer taraftan, Hakimler ve Savcılar Kurulu Genel Kurulunun … tarih ve … sayılı kararı ile davacının FETÖ ile iltisak ve irtibatının olduğu gerekçesiyle meslekte kalmasının uygun olmadığına ve meslekten çıkarılmasına karar verilmiş; bu karara karşı yapılan yeniden inceleme talebi de … tarih ve … sayılı Hakimler ve Savcılar Kurulu Genel Kurulu kararıyla reddedilmiştir. Davacı tarafından, bu kararların iptaline ve bu kararlar nedeniyle yoksun kaldığı özlük haklarının yasal faiziyle birlikte iadesine karar verilmesi istemiyle açılan dava ise Dairemizin 24/02/2021 tarih ve E:2016/57446, K:2021/429 sayılı kararıyla reddedilmiştir.
Öte yandan, davacının, ceza yargılaması sonucunda … Ağır Ceza Mahkemesinin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararı ile silahlı terör örgütüne üyelik suçundan 7 yıl 6 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına karar verilmiş, söz konusu karara karşı istinaf başvurusunda bulunulması üzerine .. Bölge Adliye Mahkemesi … Ceza Dairesinin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararıyla istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir. Dairemizin karar verdiği tarih itibarıyla UYAP ortamında yapılan inceleme sonucu anılan mahkumiyet kararının kesinleşmediği görülmüştür.
Netice itibarıyla, haklarında kamu davası açılan birkısım sanık müdafilerinin tutukluluğa ve adli kontrole itiraz taleplerinin … Ağır Ceza Mahkemesince reddedilmesi üzerine 10. Ağır Ceza Mahkemesine itiraz ettikleri, … Ağır Ceza Mahkemesi heyetinin görevinin; taleple bağlı kalarak, tutuklu sanıklar yönünden tutuklama kararının, adli kontrol altındaki sanıklar yönünden ise adli kontrol kararının usul ve kanuna uygun olup olmadığını, tutuklama ve adli kontrol sebeplerinin bulunup bulunmadığını inceleyerek itirazın kabulü veya reddine karar vermek olduğu, esas mahkemesi olmayan … Ağır Ceza Mahkemesi heyetinin suç vasfını tartışmasının hukuken imkânsız olduğu gibi yargılama yapılmadan suç vasfının tayininin de mümkün olmadığı, dosyanın esas mahkemesi olan … Ağır Ceza Mahkemesince tensiben duruşma gününün 03/11/2014 olarak belirlendiği, dosyanın ilk duruşmasının dahi yapılmadığı, sanıkların savunmalarının alınmadığı, delillerin toplanmadığı, bu aşamada iddianamenin, sevk maddelerinin ve suçun oluşup oluşmadığının tartışılmasının mümkün olmadığı, … Ağır Ceza Mahkemesinin bu konuyu tartışmasının usul ve yasaya açıkça aykırı olduğu, … Ağır Ceza Mahkemesi heyetince talep dışına çıkılarak yargılama yapılıp bitirilmişcesine suç vasfının belirlenmesine çalışıldığı ve peşinen suçun oluşmadığının kabulü cihetine gidildiği gibi, ilgili hâkimlerce iddianamenin “hukuki garabet” olarak nitelendirilmesinin de hem mevzuat hükümlerine hem de yargı etiği ilkelerine aykırı olduğu, mahkeme heyetince iddianamenin “hukuki garabet” olarak nitelendirilerek sanık müdafilerinin taleplerinin kabulüne karar verildiği, iddianamenin “hukuki garabet” olarak nitelendirilmesinin iddianameyi tanzim eden Cumhuriyet Savcısı O.B. ve tedbir kararlarını veren … Sulh Ceza Hakimi D.Ç.’yi kamuoyu nezdinde itibarsızlaştırır nitelikte olduğu, basın yayın organlarında buna dayalı olarak yayınların yapıldığı, ayrıca anılan soruşturma kapsamında tutuklu olup, … Ağır Ceza Mahkemesi heyetince tahliye edilen polis memurlarının FETÖ/PDY terör örgütüne aidiyeti, iltisak veya irtibatı bulunduğu gerekçesiyle olağanüstü hal kanun hükmünde kararnameleri uyarınca meslekten çıkarıldıkları, davacıyla birlikte … Ağır Ceza Mahkemesi Başkanı ile diğer Üyesinin de FETÖ ile irtibat ve iltisakının bulunduğu gerekçesiyle Hakimler ve Savcılar Kurulu Genel Kurulunun … tarih ve … sayılı kararıyla meslekten çıkarıldıkları ve bu kararların kesinleştiği göz önüne alındığında, davacının planlı ve sistemli bir biçimde, FETÖ/PDY silahlı terör örgütünün bir parçası olarak örgütlü bir şekilde hareket ederek örgütten aldığı emirleri uygulamaya koymak suretiyle tarafsızlığını kaybettiği anlaşılmaktadır.
Bu itibarla, davacının, suç teşkil etmese ve hükümlüğü gerektirmese bile mesleğin şeref ve onurunu, memuriyet nüfuz ve itibarını bozacak nitelikte olduğu anlaşılan yukarıda yer verilen eylemi nedeniyle 2802 sayılı Hâkimler ve Savcılar Kanunu’nun 69. maddesinin son fıkrası uyarınca meslekten çıkarma cezası ile cezalandırılmasına ilişkin Hakimler ve Savcılar Kurulu İkinci Dairesinin … tarih ve … E:…, K:… sayılı dava konusu kararında hukuka aykırılık görülmemiştir.

D) KARAR SONUCU:
Açıklanan nedenlerle;
1. Davacının meslekten çıkarma cezası ile cezalandırılmasına ilişkin Hakimler ve Savcılar Kurulu İkinci Dairesinin … tarih ve … E:…, K:… sayılı kararının iptali istemiyle açılan DAVANIN REDDİNE,
2. Davacının adli yardım isteminin kabul edilmiş olması nedeniyle davanın açılışı sırasında tahsil edilemeyen ve ayrıntısı aşağıda gösterilen toplam …-TL yargılama giderinin davacıdan tahsili için müzekkere yazılmasına,
3. Karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca belirlenen …-TL vekâlet ücretinin davacıdan alınarak davalı idareye verilmesine,
4. Bu kararın tebliğ tarihini izleyen 30 (otuz) gün içerisinde Danıştay İdari Dava Daireleri Kuruluna temyiz yolu açık olmak üzere, 29/11/2021 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.