YARGITAY KARARI
DAİRE : 2. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2013/10413
KARAR NO : 2013/17082
KARAR TARİHİ : 24.06.2013
Tebliğname No : 2 – 2013/51494
MAHKEMESİ : Büyükçekmece 1. Asliye Ceza Mahkemesi
TARİHİ : 27/09/2012
NUMARASI : 2011/1127 (E) ve 2012/2924 (K)
SUÇ : Karşılıksız yararlanma
Dosya incelenerek gereği düşünüldü:
1- Fiilin suç oluşturmaması nedeniyle derhal beraat kararı verilmesi dışında, delillerin takdir ve tayini gereken durumlarda sanığın sorgusu yapılıp savunması saptanmadan beraat kararı verilemeyeceği, Yargıtay Ceza Genel Kurulu ve dairelerin uyum gösteren kararlarının da bu yönde olduğu gözetilmeden, 5271 Sayılı CMK.nun 193/2.maddesine yanlış anlam verilmek suretiyle sanığın sorgusu yapılmadan yazılı şekilde hüküm kurulması,
2- 02.07.2012 tarihinde kabul edilip 28344 sayılı Resmi Gazetede yayımlanan ve 05.07.2012 tarihinde yürürlüğe giren 6352 sayılı Yargı Hizmetlerinin Etkinleştirilmesi Amacıyla Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılması ve Basın Yoluyla İşlenen Suçlara İlişkin Dava ve Cezaların Ertelenmesi Hakkındaki Kanun’un geçici 2.maddesinin 1. ve 2. fıkrası hükümleri birlikte ele alınıp değerlendirildiğinde “yapılan değişiklikle amaçlananın bu kapsam dâhilindeki suçlar bakımından kurum zararının ödenmesi halinde, olayın sanığı hakkında ceza verilmesine yer olmadığı kararı verilerek işin esasına girilmesinin önlenmesi” olduğu, bu nedenle anılan Kanun’un geçici 2.maddesi gereğince öncelikle sanığa “6352 sayılı Yasanın geçici 2.maddesinin 2.fıkrası uyarınca bu Kanun’un yürürlüğe girdiği tarihten itibaren altı ay içinde zararı tamamen tazmin etmesi halinde hakkında cezaya hükmolunmayacağı” hususunda bildirimde bulunulması, altı aylık sürenin bittiği 05.01.2013 tarihine kadar sanığın ödemeye yanaşmaması halinde, sanığın suç işlemek kastı ile hareket edip etmediğinin belirlenmesi ve bunun için de, hangi tarihten itibaren sayacı kullandığının, kurulu güç ile abone olmadan taktırdığı sayacın gösterdiği tüketim miktarı arasında orantısızlık bulunup bulunmadığının, tutanak tarihinden sonra abone olmak için başvuruda bulunup bulunmadığının saptanması gerekir.
Telefon, su aboneliklerine ilişkin belgeler getirtilip incelenerek, kolluk araştırması yaptırılarak sanığın hangi tarihten itibaren kurumda kaydı bulunmayan sayacı evinde kullandığının kesin olarak saptanması, kayıtlı olmayan sayacın kullanıldığı süreye ve evindeki kurulu güce göre kaçak elektrik tespit tutanağında belirtilen endeks değerinin uyumlu olup olmadığı konusunda bilirkişiden rapor alınması, sonucuna göre sanığın karşılıksız yararlanma kastı ile hareket edip etmediğinin değerlendirilmesi gerekirken, kurumun zararını tazmin edebilmesi için sanığa herhangi bir bildirimde bulunulmadan ve yasa ile verilen 6 aylık süre beklenmeden, sanığın suça konu evinde hangi tarihten beri kayıtlı olmayan sayacı kullandığı hususu araştırılmadan ve kuruma kaydı bulunmayan sayacın kullanıcısı tarafından istenildiği zaman değiştirilmesinin mümkün olduğu da gözetilmeden, eksik araştırmaya dayanılarak yazılı şekilde karar verilmesi,
Bozmayı gerektirmiş, katılan vekilinin temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan, hükmün açıklanan sebeplerden dolayı istem gibi BOZULMASINA, 24.06.2013 tarihinde oyçokluğuyla karar verildi.
KARŞI OY:
Ceza yargılamasında asıl olan sanığın savunmasının alınması olup bu kuralın istisnaları 5271 sayılı CMK.nun 193/2 ve 195 nci maddelerinde düzenlenmiştir. CMK.nun 193/2. maddesindeki düzenleme” Sanık hakkında, toplanan delillere göre mahkumiyet dışında bir karar verilmesi gerektiği kanısına varılırsa, sorgusu yapılmamış olsa da dava yokluğunda bitirilebilir” biçimindedir. Yasanın metni titizlikle ilcelendiğinde “sanık” tan sözedilmekte olup aynı yasanın tanımları düzenleyen 2. maddesinde sanık ” Kovuşturmanın başlamasından itibaren hükmün kesinleşmesine kadar, suç şüphesi altında bulunan kişi” olarak tanımlanmıştır. Ortada açılmış bir ceza davası olacak, mahkeme delilleri toplayacak, mahkumiyet dışında bir karar vermesi kanısına varınca sanığın savunmasını almadan kararını verecektir. Anılan düzenleme 1412 sayılı CMK.nun da da bulunmasına rağmen 5271 sayılı CMK.nun genel sistematiği incelendiğinde Cumhuret Savcısına delil taktiri yetkisi verildiği (CMK. m. 170 ve 171), ceza davasının açılmasının, mahkemenin iddianamenin kabulü kararına bağlı olduğu (CMK. m. 174) görülmektedir. Yeni getirilen düzenlemelere göre önceki CMUK. döneminde olduğu gibi derhal beraat kararı verilebilecek hallerde ceza davası açılmasından sözedilemez. Zira iddianamenin iadesi bu sıkıntıları önlemek için getirilmiştir. Kişilerin “sanık” konumuna oturtulması ve sonrasında beraat kararı ile davanın sonuçlandırılması yeni CMK. nun genel felsefesi ve onun en önemli dayanağı olan AİHS. ile bağdaşmamaktadır. Ülkemizde ceza yargılamalarının temel sorunlarından biri, sanık savunmasının alınamaması nedeniyle yargılamaların uzamasıdır. Uzun yargılama AİHM. de Türkiye aleyhine sonuçlanan hak ihlallerinin başında gelmektedir. Sanığın, mahkumiyet dışında hakkında verilecek bir karar için savunmasının alınması amacıyla özgürlüğü kısıtlayıcı “Zorla getirme”, “yol tutuklamaları”, sanıklara bir hakkı kullandırma yolunda çok daha ağır hak ihlallerine neden olacaktır/olmaktadır.
Yüksek Yargıtay önceki CMUK. döneminde verilmiş kararlarında ısrar etmemekte olup YCGK.nun 20.10.2009 gün ve 11-89/243 sayılı kararın gerekçesi de bunu göstermektedir.
Tüm bu açıklamalar ışığında sayın çoğunluğun (1) nolu bozma düşüncesine katılmıyorum.