Danıştay Kararı 4. Daire 2019/3575 E. 2021/7346 K. 25.11.2021 T.

Danıştay 4. Daire Başkanlığı         2019/3575 E.  ,  2021/7346 K.
T.C.
D A N I Ş T A Y
DÖRDÜNCÜ DAİRE
Esas No : 2019/3575
Karar No : 2021/7346

TEMYİZ EDEN (DAVALI) : … Vergi Dairesi Başkanlığı
(… Vergi Dairesi Müdürlüğü
VEKİLİ : Av. …
KARŞI TARAF (DAVACI) : …
İSTEMİN KONUSU : … Vergi Mahkemesinin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.
YARGILAMA SÜRECİ :
Dava konusu istem: Davacı adına, sahte fatura düzenlemek suretiyle komisyon geliri elde ettiğinden bahisle, takdir komisyonu kararları uyarınca re’sen tarh edilen 2008 yılı vergi ziyaı cezalı gelir vergisi ile 2008/4-6, 7-9, 10-12 dönemleri vergi ziyaı cezalı geçici vergilerin kaldırılması istenilmiştir.
İlk Derece Mahkemesi kararının özeti: Danıştay bozma kararı üzerine Vergi Mahkemesince verilen kararda; davacı hakkında düzenlenen vergi tekniği raporunun incelenmesinden, dava konusu dönemde davacının adreslerinde ticari emtiası bulunduğu ve faal olduğunun tespit edildiği, karşıt inceleme yapılmadığı, davacının sahte fatura düzenlediğine ilişkin olarak somut tespitlerin bulunmadığı buna göre dava konusu cezalı tarhiyatlarda hukuka uyarlık bulunmadığı sonucuna varılmıştır. Belirtilen gerekçelerle davanın kabulüne karar verilmiştir.
TEMYİZ EDENİN İDDİALARI : Davalı idare tarafından, idarece yapılan işlemlerin hukuka uygun olduğu, aksi yöndeki kararın bozulması gerektiği ileri sürülmektedir.
KARŞI TARAFIN SAVUNMASI : Cevap verilmemiştir.
TETKİK HÂKİMİ : …
DÜŞÜNCESİ : Temyiz isteminin reddi ile usul ve yasaya uygun olan Vergi Mahkemesi kararının onanması gerektiği düşünülmektedir.

TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Danıştay Dördüncü Dairesince, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü:

İNCELEME VE GEREKÇE :
İdare ve vergi mahkemelerinin nihai kararlarının temyizen bozulması, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu’nun 49. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
Temyizen incelenen karar usul ve hukuka uygun olup, dilekçede ileri sürülen temyiz nedenleri kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.

KARAR SONUCU :
Açıklanan nedenlerle;
1. Temyiz isteminin reddine,
2. Temyize konu … Vergi Mahkemesinin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararının ONANMASINA,
3. Temyiz giderlerinin istemde bulunan üzerinde bırakılmasına,
4. Dosyanın anılan Vergi Mahkemesine gönderilmesine,
5. 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu’nun (Geçici 8. maddesi uyarınca uygulanmasına devam edilen) 54. maddesinin 1. fıkrası uyarınca bu kararın tebliğ tarihini izleyen günden itibaren onbeş (15) gün içinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere, 25/11/2021 tarihinde oyçokluğuyla karar verildi.

(X) KARŞI OY :
Davacı adına, sahte fatura düzenlemek suretiyle komisyon geliri elde ettiğinden bahisle, takdir komisyonu kararları uyarınca re’sen tarh edilen 2008 yılı vergi ziyaı cezalı gelir vergisi ile 2008/4-6, 7-9, 10-12 dönemleri vergi ziyaı cezalı geçici vergilerin kaldırılması istemiyle açılan davada verilen kabul kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.
213 sayılı Vergi Usul Kanunu’nun 134. maddesinde, vergi incelemesinden maksadın, ödenmesi gereken vergilerin doğruluğunu araştırmak, tespit etmek ve sağlamak olduğu; 3. maddesinin B fıkrasında, vergilendirmede vergiyi doğuran olayın ve bu olaya ilişkin muamelelerin gerçek mahiyetinin esas olduğu, vergiyi doğuran olay ve bu olaya ilişkin muamelelerin gerçek mahiyetinin yemin hariç her türlü delille ispatlanabileceği ancak, vergiyi doğuran olayla ilgisi tabii ve açık bulunmayan şahit ifadesinin ispatlama vasıtası olarak kullanılamayacağı, iktisadi, ticari ve teknik icaplara uymayan veya olayın özelliğine göre normal ve mutat olmayan bir durumun iddia olunması halinde, ispat külfetinin bunu iddia edene ait bulunduğu hükme bağlanmıştır.
Dosyanın incelenmesinden; davacı hakkında, sahte fatura düzenlemek suretiyle komisyon geliri elde ettiğinden bahisle düzenlenen vergi tekniği raporu done alınarak alınan takdir komisyonu kararları uyarınca dava konusu cezalı tarhiyatların yapıldığı, Mahkemece davacının incelenen süre boyunca faal olması ve ilgili raporun somut tespitler içermemesi gerekçesiyle kabul kararı verildiği anlaşılmaktadır.
Davacı hakkında düzenlenen … tarih ve … sayılı vergi tekniği raporunda özetle; mükellefin 15/04/2008 tarihinde belirli bir mala tahsis edilmiş mağazalarda diğer ikinci el eşya perakende ticareti ile iştigal etmek üzere mükellefiyet tesis ettirdiği, 25/03/2009 tarihi itibariyle mükellefin kaydının silindiği, 2008 ve 2009 yıllarına ilişkin defter belge isteme yazısını mükellefin mernis adresine tebliğ edilmesine rağmen defter belgeleri incelemeye ibraz edilmediği, mükellefin iş yeri adresinde 16/04/2008 tarihinde yapılan yoklamada iş yerinin 40 metre kare olduğu, şubesinin olmadığı, işçisinin olmadığı, hurda metal ürünleri toptan alım satım işiyle iştigal edeceğini beyan ettiği, ticari emtianın bulunmadığı, demirbaş olarak 1 adet masa 4 adet koltuk bulunduğu, 22/04/2008 tarihinde yapılan yoklamada iş yerinin 40 metre kare olduğu, şubesi ve deposunun bulunmadığı hurda metal ürünleri toptan alım satım işleriyle iştigal ettiği, işçisinin bulunmadığı, tespit esnasında 500 kg hurda bakır bulunduğu, demirbaş olarak 1 adet kantar 1 adet masa 6 adet sandalye 1 adet bilgisayar bulunduğu, 13/10/2008 tarihinde yapılan yoklamada benzer hususların tespit edildiği, 26/03/2009 tarihinde yapılan yoklamada iş yerinin kapalı ve boş olduğunun tespit edildiği, mükellefin 25/03/2009 tarihi itibariyle işini terk etmiş olması nedeniyle vermiş olduğu işi bırakma bildirimine istinaden mükellefiyet kaydının silindiği verilmiş olan muhtasar beyannameleriyle işçi çalıştırdığını beyan etmediği, 2008 yılı katma değer vergisi beyannamesinde matrah toplamının 661.619,10 tl olduğu, 2009 yılı matrah toplamının 300.292,48 TL olduğu, mükellefin 2008 ve 2009 yıllarında form Ba-Bs vermediği dolayısıyla mal veya hizmet alımında veya satımında bulunduğu kişileri bildirmediği, 6 farklı mükellefin mal alımlarına ilişkin vermiş oldukları form Ba’lar ile 2008 yılında 47 adet belge karşılığında 1.132.810,00 TL tutarında mükelleften mal veya hizmet alımında bulunduklarını bildirildiği, 2009 yılında 24 adet belge karşılığında KDV hariç 369.547,00 TL tutarında mal veya hizmet alımında bulunduklarını bildirildiği, bu tespitler doğrultusunda mükellefin gerçek bir ticari faaliyeti olmadığı ve düzenlenen fatura ve sevk irsaliyelerinin gerçek bir ticari faaliyete dayanmayan komisyon karşılığı düzenlenen sahte belgeler olduğu düzenlenen sahte faturalar nedeniyle elde edilen komisyon gelirinin beyan dışı bıraktığı kanaatine varılarak bu tespitler bağlamında mükellefin düzenlediği faturaların tamamının gerçek bir ticari faaliyet olmaksızın sahte olarak değerlendirilmesi gerektiği belirtilmektedir.
Yukarıdaki tespitlerin değerlendirilmesinden; davacının bir takım şekli yükümlülüklerini yerine getirmekle beraber, tespit edilen miktarda ticari hacmi sağlayacak organizasyonunun bulunmaması, açılışından itibaren kısa süre içerisinde ulaşılamaz hale gelmesi, beyanları ile kendisinden alış bildiren mükelleflerin beyanları arasındaki açık uyumsuzluk hususları göz önüne alındığında yapılan cezalı tarhiyatlarda hukuka aykırılık yazılı gerekçeyle verilen Mahkeme kararında hukuki isabet bulunmamaktadır.
Açıklanan nedenlerle, Mahkeme kararının bozulması gerektiği görüşüyle daire kararına katılmıyoruz.