Danıştay 12. Daire Başkanlığı 2021/5178 E. , 2021/6178 K.
T.C.
D A N I Ş T A Y
ONİKİNCİ DAİRE
Esas No : 2021/5178
Karar No : 2021/6178
TEMYİZ EDEN (DAVACI) : …
VEKİLİ : Av. …
KARŞI TARAF (DAVALI) : …İşleri Başkanlığı
VEKİLİ : I. Hukuk Müşaviri …
İSTEMİN KONUSU : …Bölge İdare Mahkemesi …. İdari Dava Dairesinin …tarih ve E:…, K:… sayılı kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.
YARGILAMA SÜRECİ :
Dava konusu istem: Ankara İli, Haymana İlçe Müftülüğünde hizmetli olarak görev yapmakta olan davacı tarafından, 657 sayılı Devlet Memurları Kanunu’nun 125. maddesinin (E) bendinin (g) alt bendi uyarınca devlet memurluğundan çıkarılmasına ilişkin …tarih ve E….sayılı işlemin iptali istenilmiştir.
İlk Derece Mahkemesi kararının özeti: …. İdare Mahkemesince verilen …tarih ve E:…, K:…sayılı kararla; davacı hakkında şikayette bulunan G.D. isimli şahsın kullandığı cep telefonundan davacıya ait cep telefonunun 2018 yılı Temmuz-Eylül ayı döneminde toplam 238 dakika 48 saniye arandığı ve 110 mesajın gönderildiği, yine aynı dönemde en çok konuşulanlar listesinin başında davacıya ait cep telefonunun yer aldığı, aralarında geçen whatsapp konuşmalarında aralarında cinsel birliktelik yaşandığının ve davacının bu durumu geçiştirmeye çalıştığının görüldüğü, nitekim soruşturma aşamasında davacının alınan ifadesinde cep telefonu ve whatsapp uygulaması üzerinden G.D. ile görüştüğünü ikrar ettiği; yine G.D.’nin davacı ile Diyarbakır ilinde görüştüklerini belirttiği tarih ile davacının yıllık izin talep tarihlerinin birbiriyle uyumlu olduğu, adı geçen kadının davacının isteği üzerine görev yaptığı Haymana İlçesi, …Mahallesine 17/08/2015 tarihinde geldiği ve cami lojmanı olarak kullandığı evde 24/08/2015 tarihine kadar bir hafta birlikte kaldığı hususu tanık beyanlarıyla sabit olduğu gibi, davacı tarafından da ikrar edildiği, davacının tüm bu eylemleriyle memurluk sıfatı ile bağdaşmayacak nitelik ve derecede yüz kızartıcı ve utanç verici hareketlerde bulunmak fiilini işlediği hususunun sübuta erdiği anlaşıldığından, 657 sayılı Devlet Memurları Kanunu’nun 125. maddesinin birinci fıkrasının (E) bendinin (g) alt bendi uyarınca devlet memurluğundan çıkarma cezası ile cezalandırılmasına ilişkin dava konusu işlemde hukuka aykırılık bulunmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Bölge İdare Mahkemesi kararının özeti: …Bölge İdare Mahkemesi …. İdari Dava Dairesince; istinaf başvurusuna konu İdare Mahkemesi kararının hukuka ve usule uygun olduğu ve davacı tarafından ileri sürülen iddiaların söz konusu kararın kaldırılmasını sağlayacak nitelikte görülmediği gerekçesiyle 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu’nun 45. maddesinin üçüncü fıkrası uyarınca istinaf başvurusunun reddine karar verilmiştir.
TEMYİZ EDENİN İDDİALARI : Memuriyet görevine halel getirecek bir durum ve somut bir delil olmadan en ağır cezanın uygulandığı, ceza verme yetkisinin zamanaşımına uğradığı, disiplin hukukunda yer alan tipiklik şartının ihlal edildiği ileri sürülmektedir.
KARŞI TARAFIN SAVUNMASI : Mahkeme kararının hukuka uygun olduğu belirtilerek temyiz istemin reddi gerektiği savunulmuştur.
DANIŞTAY TETKİK HÂKİMİ : …
DÜŞÜNCESİ : Her ne kadar davacı ile şikayetçi arasında geçenler özel hayatın gizliliği içerisinde kalsa da, davacının şikayetçi G.D’yi 2015 yılı Ağustos ayı içerisinde imam olarak görev yaptığı …Köyüne davet ettiği, G.D’yi, köyün o dönemde muhtarı olarak görev yapan E.Ç, muhtarın eşi olan F.Ç ve köylüye, öğretmen olan kız kardeşi N.A olarak tanıttığı, kendisine görevi nedeniyle tahsis edilen lojmanda bir hafta birlikte kaldıkları ve bu hususun çevrece bilinir olması ve davacının icra etmiş olduğu imam hatiplik görevinin diğer memuriyetlere göre daha hassas ve insanları aydınlatma yönünün ağır olması karşısında 657 sayılı Kanun’un 125. maddesinin (E) bendinin (g) alt bendinde düzenlenen memurluk sıfatı ile bağdaşmayacak nitelik ve derecede yüz kızartıcı ve utanç verici hareket kapsamında değerlendirilmesi gerektiği, usul ve hukuka uygun olan Bölge İdare Mahkemesi kararının onanması gerektiği düşünülmektedir.
TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Danıştay Onikinci Dairesince, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu’nun 17. maddesinin ikinci fıkrası uyarınca davacının duruşma yapılması yolundaki istemi yerinde görülmeyerek işin gereği görüşüldü:
İNCELEME VE GEREKÇE:
MADDİ OLAY :
Ankara İli, Haymana İlçe Müftülüğünde hizmetli olarak görev yapmakta olan davacı hakkında CİMER’e yapılan 26/10/2018 tarihli şikayet üzerine, …tarih ve E….sayılı Olur ile disiplin soruşturması başlatılmıştır.
Disiplin soruşturması sonucunda hazırlanan …tarih ve …sayılı soruşturma raporunda özetle; davacının Diyarbakır ilinde ikamet eden G.D. isimli kadınla Bingöl ilinde görev yaptığı dönemde tanıştığı, 2009-2018 yılları arasında arkadaşlık yaptığı, bu süreçte cep telefonu, whatsapp uygulaması vb. araçlarla iletişim kurduğu, 2010 yılında msn üzerinden görüntülü konuşma yaptığı sırada adı geçen kadının mahrem görüntülerini cep telefonuna kayıt ederek elindeki video görüntüleri -istediğimi yapmazsan ailene bu görüntüleri gönderirim veya dediğimi yapmazsan olacakları biliyorsun ve benzeri şeklinde basit tehdit ve şantajla ilişkisini sürdürdüğü, Diyarbakır iline izine gittiği farklı tarihlerde adı geçen kadınla değişik kafe ve umuma açık yerlerde oturduğu, bu sırada kadının vücuduna elle dokunma ve öpme şeklinde cinsel davranışlarının olduğu, adı geçen kadının isteği üzerine görev yaptığı Haymana İlçesi, …Mahallesine 17/08/2015 tarihinde geldiği ve cami lojmanı olarak kullandığı evde 24/08/2015 tarihine kadar bir hafta birlikte kaldığı, ilk başta zorla sahip olmaya çalıştığı, ancak adı geçen kadının karşı koyması üzerine vazgeçtiği, evleneceğini söyleyerek kadının güvenini kazandıktan sonra aralarında bir çok defa cinsel birliktelik yaşandığı, 25/02/2018 tarihinde görev yaptığı mahalleden T.D. isimli kadınla nişanlandığı ve 15/08/2018 tarihinde evlendiği, ancak G.D.’ye medeni durumunu söylemeyerek 2018 yılı Eylül ayına kadar oyaladığı, söz konusu eylemler nedeniyle davacının memurluk sıfatı ile bağdaşmayacak nitelik ve derecede yüz kızartıcı ve utanç verici hareketlerde bulunduğundan bahisle 657 sayılı Kanun’un 125. maddesinin birinci fıkrasının (E) bendinin (g) alt bendi uyarınca Devlet memurluğundan çıkarma cezası ile cezalandırılması teklif edilmiş; bu teklif uyarınca, davacının, 657 sayılı Kanun’un 125. maddesinin birinci fıkrasının (E) bendinin (g) alt bendi uyarınca Devlet memurluğundan çıkarma cezası ile cezalandırılması üzerine bu işlemin iptali istemiyle temyizen incelenen davanın açıldığı anlaşılmaktadır.
İLGİLİ MEVZUAT:
657 sayılı Devlet Memurları Kanunu’nun 125. maddesinin birinci fıkrasının (E) bendinin (g) alt bendinde; “Memurluk sıfatı ile bağdaşmayacak nitelik ve derecede yüz kızartıcı ve utanç verici hareketlerde bulunmak” eylemi, Devlet memurluğundan çıkarma cezasını gerektiren fiil ve haller arasında sayılmıştır.
Anayasa’nın “Özel Hayatın Gizliliği” başlıklı 20. maddesinin birinci fıkrasında;
“Herkes, özel hayatına ve aile hayatına saygı gösterilmesini isteme hakkına sahiptir. Özel hayatın ve aile hayatının gizliliğine dokunulamaz” hükmüne yer verilmiştir.
Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesinin “Özel ve Aile Hayatına Saygı Hakkı” başlıklı 8. maddesinde de;
“(1) Herkes özel ve aile hayatına, konutuna ve yazışmasına saygı gösterilmesi hakkına sahiptir.
(2) Bu hakların kullanılmasına bir kamu makamının müdahalesi; ancak, müdahalenin yasayla öngörülmüş ve demokratik bir toplumda ulusal güvenlik, kamu güvenliği, ülkenin ekonomik refahı, düzenin korunması, suç işlenmesinin önlenmesi, sağlığın veya ahlakın veya başkalarının hak ve özgürlüklerinin korunması için gerekli bir tedbir olması durumunda söz konusu olabilir” düzenlemesine yer verilmiştir.
HUKUKİ DEĞERLENDİRME:
Anayasa Mahkemesi’nin 03/04/2014 tarihli ve 2013/1614 başvuru numaralı kararında özetle; “Özel hayat, geniş bir kavram olup kapsayıcı bir tanımının yapılması oldukça zordur. Bu kapsamda korunan hukuki değer esasen kişisel bağımsızlık olup, bu koruma herkesin istenmeyen bütün müdahalelerden uzak, kendine özel bir ortamda yaşama hakkına sahip olduğuna işaret etmekle birlikte, özel hayat kavramının herkesin kişisel yaşamını istediği şekilde sürdürme ve dış dünyayı bu alandan uzak tutma kavramına indirgenemeyeceği açıktır.
Özel hayat, öncelikle bireylerin kendi bireyselliklerini geliştirebilecekleri ve diğer kişilerle en mahrem ilişkilere girebilecekleri kavramsal ve fiziksel bir alana işaret etmektedir. Bu mahremiyet alanı, Devletin müdahale edemeyeceği veya meşru amaçlarla asgari düzeyde müdahale edebileceği özel bir alanı kapsamaktadır.
Bireyin mahremiyet hakkının mekânı, kural olarak özel alandır. Ancak özel yaşamın korunması hakkı bazı durumlarda kamusal alana da genişleyebilir. Zira meşru beklenti kavramı, bireylerin mahremiyetlerinin kamusal alanda da bazı koşullar altında korunmasını mümkün kılmaktadır.
Anayasa’nın 20. maddesinde, herkesin özel hayatına saygı gösterilmesi hakkına sahip olduğu ve özel hayatın gizliliğine dokunulamayacağı belirtilmekte olup, bu düzenlemede yer verilen özel hayatın gizliliği hakkı, Sözleşme’nin 8. maddesi çerçevesinde özel yaşama saygı hakkı kapsamında güvence altına alınan hakka karşılık gelmektedir. Bireyin mahremiyet alanının ve bu alanda cereyan eden eylem ve davranışlarının da kişinin özel yaşamı kapsamında olduğu açıktır. Mahremiyet hakkı ve bu alana ilişkin bilgilerin gizliliğinin korunması Anayasa Mahkemesi tarafından da, Anayasa’nın 20. maddesi kapsamında değerlendirilmektedir. Zira, kişinin mahremiyet alanının gizliliği ve bu alana saygı gösterilmesi hakkı, bireyin kişisel güvenliği, varlığı ve kimliği için gerekli olan en temel haklardan biri olduğu” yolunda değerlendirmelere yer verilmiştir. ,
Bakılan olayda, dava dosyasında mevcut olan soruşturma raporu ve eki belgelerin incelenmesinden, davacıya isnat edilen, bir kişiyle sürekli arkadaşlık ve birliktelik şeklinde gerçekleştiği iddia edilen soruşturma konusu fiillerin, davacının mesleki faaliyeti ile ilgisi olmayan, mahremiyet alanına dahil özel yaşamı kapsamında kalan eylem ve davranışlar olduğu; öte yandan, söz konusu fiillerin disiplin suçu olarak değerlendirilerek dava konusu işlem ile cezalandırılmasının, Anayasa’nın 20. maddesi ve Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’nin 8. maddesi uyarınca ‘özel hayata saygı hakkının’ ihlali sonucunu da doğuracağı anlaşıldığından, dava konusu işlemde hukuka uyarlık görülmemiştir.
Bu itibarla, davanın reddi yönündeki İdare Mahkemesi kararına karşı yapılan istinaf başvurusunun reddi yolundaki temyize konu Bölge İdare Mahkemesi kararında hukuki isabet bulunmamaktadır.
KARAR SONUCU:
Açıklanan nedenlerle;
1. 2577 sayılı Kanun’un 49. maddesine uygun bulunan davacının temyiz isteminin kabulüne,
2. Davanın yukarıda özetlenen gerekçeyle reddine ilişkin …. İdare Mahkemesi kararına karşı yapılan istinaf başvurusunun reddi yolundaki …Bölge İdare Mahkemesi …. İdari Dava Dairesinin temyize konu …tarih ve E:…, K:…sayılı kararının BOZULMASINA,
3. Yeniden bir karar verilmek üzere dosyanın …Bölge İdare Mahkemesi …. İdari Dava Dairesine gönderilmesine, 25/11/2021 tarihinde kesin olarak oyçokluğuyla karar verildi.
(X) KARŞI OY :
Ankara İli, Haymana İlçe Müftülüğünde hizmetli olarak görev yapmakta olan davacı tarafından, 657 sayılı Devlet Memurları Kanunu’nun 125. maddesinin (E) bendinin (g) alt bendi uyarınca devlet memurluğundan çıkarılmasına ilişkin …tarih ve E….sayılı işlemin iptali istemiyle bakılan davanın açıldığı anlaşılmaktadır.
Dava dosyasının incelenmesinden; davacı hakkında şikayette bulunan G.D. isimli şahsın kullandığı cep telefonundan davacıya ait cep telefonunun 2018 yılı Temmuz-Eylül ayı döneminde toplam 238 dakika 48 saniye arandığı ve 110 mesajın gönderildiği, yine aynı dönemde en çok konuşulanlar listesinin başında davacıya ait cep telefonunun yer aldığı, aralarında geçen whatsapp konuşmalarında aralarında cinsel birliktelik yaşandığı ve davacının bu durumu geçiştirmeye çalıştığının görüldüğü, nitekim soruşturma aşamasında davacının alınan ifadesinde cep telefonu ve whatsapp uygulaması üzerinden G.D. ile görüştüğünü ikrar ettiği, yine G.D.’nin davacı ile Diyarbakır ilinde görüştüklerini belirttiği tarih ile davacının yıllık izin talep tarihlerinin birbiriyle uyumlu olduğu, adı geçen kadının davacının isteği üzerine görev yaptığı Haymana İlçesi, …Mahallesine 17/08/2015 tarihinde geldiği ve cami lojmanı olarak kullandığı evde 24/08/2015 tarihine kadar bir hafta birlikte kaldığı hususunun tanık beyanlarıyla sabit olduğu gibi davacı tarafından da ikrar edildiği görülmüştür.
Bu durumda, her ne kadar davacı ile şikayetçi arasında geçenler özel hayatın gizliliği içerisinde kalsa da davacının şikayetçi G.D’yi 2015 yılı Ağustos ayı içerisinde imam olarak görev yaptığı …köyüne davet ettiği, G.D.’yi köyün o dönemde muhtarı olarak görev yapan E.Ç., muhtarın eşi olan F.Ç. ve köylüye öğretmen olan kız kardeşi N.A. olarak tanıttığı, kendisine görevi nedeniyle tahsis edilen lojmanda bir hafta birlikte kaldıkları ve bu hususun çevrece bilinir olması ve davacının icra etmiş olduğu imam-hatiplik görevinin diğer memuriyetlere göre daha hassas ve uhrevi yönünün ağır olması karşısında 657 sayılı Kanun’un 125. maddesinin (E) bendinin (g) alt bendinde düzenlenen memurluk sıfatı ile bağdaşmayacak nitelik ve derecede yüz kızartıcı ve utanç verici hareket kapsamında değerlendirilmesi gerektiğinden; temyiz isteminin reddi ile Bölge İdare Mahkemesi kararının onanması gerektiği oyu ile Daire kararına katılmıyorum.