Danıştay Kararı 10. Daire 2016/3471 E. 2021/5818 K. 24.11.2021 T.

Danıştay 10. Daire Başkanlığı         2016/3471 E.  ,  2021/5818 K.
T.C.
D A N I Ş T A Y
ONUNCU DAİRE
Esas No : 2016/3471
Karar No : 2021/5818

TEMYİZ EDEN (DAVACI) : …
VEKİLİ : Av. …

TEMYİZ EDEN (DAVALILAR) : 1- …Genel Müdürlüğü
VEKİLİ : Av. …

2- …Sulama Birliği Başkanlığı

İSTEMLERİN_KONUSU : …İdare Mahkemesinin …tarih ve E:…, K:…sayılı kararının, taraflarca aleyhlerine olan kısımlarının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.

YARGILAMA SÜRECİ :
Dava konusu istem: Davacının maliki olduğu Malatya ili, Merkez ilçesi, …köyünde bulunan …, …parsel sayılı taşınmazlarda, etrafında yer alan sulama kanallarındaki çatlaklar ve kırılmalar nedeniyle meydana gelen su sızmaları ve taşmaları sonucunda oluştuğu ileri sürülen zararlara karşılık 49.500,11 TL maddi tazminatın, zararın tespitinin adli yargı nezdinde talep edildiği tarih olan 03/10/2013 tarihinden, adli yargı yerinde yapılan 1.000,00 TL tespit masrafının ise dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte ödenmesine karar verilmesi istenilmiştir.
İlk Derece Mahkemesi kararının özeti: …İdare Mahkemesince; davalı idarelerin bakım ve onarımından sorumlu oldukları kanalın gerekli bakım ve onarımını yapmayarak, hizmetin kötü işlemesi suretiyle davacının taşınmazlarının ve üzerlerindeki ağaçların zarar görmesine sebebiyet verdikleri, bu nedenle hizmet kusuru sonucu oluşan zararı tazminle yükümlü oldukları, buna göre davacıya ait taşınmazlar üzerinde bulunan ağaçlarda meydana gelen zarar ile arazinin ıslahı ve yeniden ağaç dikimi için gereken masraf tutarı olarak uğranılan zararların tazmini gerektiği; talep edilen 12.643,24 TL yönünden ise; bilirkişi raporunda taşınmaz üzerindeki suyun uzaklaştırılması için kurulması gerektiği belirtilen kapalı drenaj sisteminin davacı tarafından masraf yapılmaksızın suyun drene olması, ayrıca sulama kanalının onarımı için yapılması gereken masrafların, onarım yükümlülüğünün davalı idarelere ait olması ve davacı tarafından onarım masrafı yapıldığına ilişkin belge ibraz edilmemesi karşısında, anılan masrafların zarar olarak kabul edilemeyeceği gerekçesiyle …. Asliye Hukuk Mahkemesi’nin …D.İş sayılı dosyasında yer alan 25/10/2013 tarihli bilirkişi raporu hükme esas alınarak davanın kısmen kabulü ile 36.856,87 TL maddi tazminat ve 1.000,00 TL tespit masrafı toplamı olan 37.856,87 TL’nin dava tarihi olan 02/10/2014 tarihinden itibaren uygulanacak yasal faiziyle birlikte davalı idareler tarafından davacıya ödenmesine, 12.643,24 TL yönünden davanın reddine karar verilmiştir.

TEMYİZ_EDENLERİN_İDDİALARI : Davacı tarafından, reddedilen kısma yönelik su drenaj masrafı ile kanalın onarım masrafının da tazmini gerektiği ileri sürülmektedir.
Davalı Devlet Su İşleri Genel Müdürlüğü tarafından, dava konusu sulama kanalının görev ve sorumluluk alanlarında bulunmadığı, söz konusu kanalların mülga …Belediye Başkanlığı tarafından su arklarının betonla kaplanması suretiyle yapıldığı, davaya konu parsellerin kendilerince inşa edilen ve davalı Birliğe devredilen …A kanalının sulaması dışında kaldığı, dava konusu su taşkını zararı ile faaliyeti arasında nedensellik bağının bulunmadığı ileri sürülmektedir.
Davalı Battalgazi Sulama Birliği Başkanlığı tarafından, kanalın çiftçi arkı olup kendilerine ait olmadığı, DSİ ile gerçekleştirilen devir protokolünde yer almadığı, hükme esas alınan bilirkişi raporunda gerçeğe aykırı belirlemeler yapıldığı ileri sürülmektedir.

TARAFLARIN_SAVUNMALARI : Taraflarca savunma verilmemiştir.

DANIŞTAY TETKİK HAKİMİ : …
DÜŞÜNCESİ : Davacının temyiz isteminin reddi, davalı idarelerin temyiz istemlerinin kabulü ile Mahkeme kararının redde ilişkin kısmının gerekçesi değiştirilerek onanması, kabule ilişkin kısmının bozulması gerektiği düşünülmektedir.

TÜRK MİLLETİ ADINA

Karar veren Danıştay Onuncu Dairesince, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra 20/09/2021 tarihli ara kararı cevaplarının geldiği görülerek gereği görüşüldü:

İNCELEME VE GEREKÇE :
MADDİ OLAY :
Dava dosyasının incelenmesinden; 2013 yılında davacının maliki olduğu parsellerin etrafında bulunan sulama kanallarında oluşan çatlaklar ve kırılmalar nedeniyle meydana gelen su sızmaları ve taşmaları sonucunda, taşınmazlarda ve üzerlerindeki ağaçlarda zarar meydana geldiğinden bahisle sulama döneminin başında ve sonunda olmak üzere adli yargı yerlerinde tespit davalarının açıldığı, …. Sulh Hukuk Mahkemesinin …D.İş sayılı dosyası ile yaptırılan tespit ile …. Asliye Hukuk Mahkemesi’nin …D.İş sayılı dosyası ile yaptırılan tespit sonrasında, davalı idarelerin zarardan sorumlu oldukları iddiasıyla bakılan davanın açıldığı görülmektedir.
İLGİLİ MEVZUAT:
Anayasanın 125. maddesinde, idarenin her türlü eylem ve işlemlerine karşı yargı yolunun açık olduğu belirtildikten sonra, son fıkrasında, idarenin kendi eylem ve işlemlerinden doğan zararı ödemekle yükümlü olduğu hükme bağlanmış; 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu’nun 2. maddesinin 1. fıkrasının (b) bendinde ise, idari eylem ve işlemlerden dolayı kişisel hakları doğrudan muhtel olanlar tarafından açılan tam yargı davaları, idari dava türleri arasında sayılmıştır.
İdarenin hukuki sorumluluğu, kamusal faaliyetler sonucunda, idare ile bireyler arasında bireyler zararına bozulan ekonomik dengenin yeniden kurulmasını, idari etkinliklerden dolayı bireylerin uğradığı maddi ve manevi zararların idarece tazmin edilmesini sağlayan hukuksal bir kurumdur. Bu kurum, kamusal faaliyetler nedeniyle bireylerin mal varlığında ortaya çıkan eksilmelerin ya da artış olanağından yoksunluğun giderilebilmesi, yine bu suretle kişi varlığında oluşan manevi zararların karşılanabilmesi için aranılan koşulları, uygulanması gereken kural ve ilkeleri içine almaktadır.
İdare kural olarak, yürüttüğü kamu hizmetiyle nedensellik bağı kurulabilen zararları tazminle yükümlü olup; idari eylem ve/veya işlemlerden doğan zararlar, idare hukuku kuralları çerçevesinde, hizmet kusuru veya kusursuz sorumluluk ilkeleri gereği tazmin edilmektedir.
İdarenin hukuki sorumluluğundan söz edebilmek için, bir zararın bulunmasının yanı sıra, bunun idareye yüklenebilen bir işlem veya eylemden doğması, başka bir anlatımla, zarar ile idari faaliyet arasında nedensellik bağının kurulabilmesi gerekir. Zarar ile idari faaliyet arasında nedensellik bağının bulunmaması, zararın o idari faaliyetten doğmadığını gösterir. Meydana gelen zarar; mücbir sebep, beklenmeyen hal ya da sadece zarar görenin veya üçüncü kişinin eyleminden kaynaklanmışsa, bu durum zarar ile idare arasındaki illiyet bağının kesilmesine sebep olacağından, idarenin tazmin sorumluluğundan söz edilemez. Zararın oluşmasında zarara uğrayanın veya üçüncü kişinin kusurunun bulunması halinde, idarenin tazmin sorumluluğunun, kusurun niteliğine ve ağırlığına, dolayısıyla sonuca etki oranına bağlı olarak ortadan kalkması ya da kusur ölçüsünde azalması söz konusu olacaktır. Bu ilke, kural olarak, hem kusur hem de kusursuz sorumluluk hallerinde geçerli bulunmaktadır.

HUKUKİ DEĞERLENDİRME:
A) Temyize konu kararın tazminat isteminin kısmen kabulüne ilişkin kısmının incelenmesi:
Mahkeme tarafından hükme esas alınan …. Asliye Hukuk Mahkemesi’nin …D.İş sayılı esasına kayıtlı dosyasında yaptırılan keşif ve bilirkişi incelemesi sonucunda hazırlanan 03/03/2014 tarihli raporda; zarara neden olduğu iddia edilen sulama kanalının tali bir kanal olup DSİ projesinde yer almadığı, buna rağmen yıllardır dava konusu taşınmazlar ve ilerisindeki taşınmazlara su sağlama amaçlı olarak kullanıldığı ve Birlik tarafından su bedeli tahsil edildiği anlaşıldığından, bu yapının (tali kanal) kontrol, bakım ve onarımının Birliğe ait olduğu kanaatine varıldığının belirtildiği, bunun üzerine İdare Mahkemesince, davalı idarelerin bakım ve onarımından sorumlu oldukları kanalın gerekli bakım ve onarımını yapmayarak hizmetin kötü işlemesi suretiyle davacının taşınmazlarının ve üzerilerindeki ağaçların zarar görmesine sebebiyet verdikleri, hizmet kusuru nedeniyle oluşan zararı tazminle yükümlü oldukları gerekçesiyle temyize konu kararın verildiği anlaşılmaktadır.
Bakılan uyuşmazlıkta, hükme esas alınan …. Asliye Hukuk Mahkemesinin …D.iş sayılı dosyasında düzenlenen bilirkişi raporunda tespit edilen zarara neden olan sulama kanalının, tali bir kanal (ark) olduğunun ve DSİ’nin projesinde yer almadığının gerek bu raporda, gerekse aynı dosyada bulunan 14/02/2014 tarihli fen bilirkişisi raporunda belirtildiği açık olup, bu haliyle davalı idarelerin görev alanında bulunmayan bir kanalın bakım ve onarımından sorumlu tutulmalarının mümkün olmaması karşısında, gerçekleştiği iddia edilen zarar ile davalı idarelerin eylemi arasında illiyet bağı kurulamayacağından, Mahkemece somut olayda hizmet kusurundan bahisle tazminata hükmedilmesinde hukuka uygunluk görülmemiştir.

B) Temyize konu kararın tazminat isteminin kısmen reddine ilişkin kısmının incelenmesi:
İdare ve vergi mahkemelerinin nihai kararlarının temyizen bozulması, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu’nun 49. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
Bakılan uyuşmazlıkta, idarelerin eylemi ile zarar arasında illiyet bağı kurulamadığından hizmet kusuru bulunmamakta olup, hizmet kusuru nedeniyle oluşan zararın tespitine yönelik bilirkişi raporlarında yer verilen bazı masraf kalemlerinin zarar olarak kabul edilemeyeceği gerekçesiyle tazminat isteminin kısmen reddi yolunda verilen kararın bu kısmı sonucu itibarıyla usul ve hukuka uygun olup, temyize konu kararın anılan kısmının belirtilen gerekçeyle onanması gerekmektedir.

KARAR SONUCU :
Açıklanan nedenlerle;
1. Davalı idarelerin temyiz istemlerinin kabulüne, davacının temyiz isteminin reddine,
2. Temyize konu …İdare Mahkemesinin …tarih ve E:…, K:…sayılı kararının maddi tazminat isteminin kısmen kabulüne ilişkin kısmının BOZULMASINA, maddi tazminat isteminin kısmen reddine ilişkin kısmının yukarıda belirtilen gerekçeyle ONANMASINA,
3. Bozulan kısım hakkında yeniden bir karar verilmek üzere dosyanın anılan Mahkemeye gönderilmesine,
4. 2577 sayılı Kanun’un (Geçici 8. maddesi uyarınca uygulanmasına devam edilen) 54. maddesinin birinci fıkrası uyarınca bu kararın tebliğ tarihini izleyen günden itibaren 15 (on beş) gün içinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere, 24/11/2021 tarihinde oy çokluğuyla karar verildi.

(X)-KARŞI OY :
Temyizen incelenen karar hukuk ve usule uygun olup, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu’nun 49. maddesinde belirtilen bozma nedenleri bulunmadığından, tarafların temyiz isteminin reddi ile kararın onanması gerektiği oyuyla Daire kararına katılmıyoruz.