Danıştay 5. Daire Başkanlığı 2017/4817 E. , 2021/3972 K.
T.C.
D A N I Ş T A Y
BEŞİNCİ DAİRE
Esas No : 2017/4817
Karar No : 2021/3972
DAVACI : …
VEKİLİ : Av. …
DAVALI : … Kurulu
VEKİLİ : Av. …
DAVANIN KONUSU : Davacının, 667 sayılı Olağanüstü Hal Kapsamında Alınan Tedbirlere İlişkin Kanun Hükmünde Kararname’nin 3/1. maddesi uyarınca FETÖ ile iltisak ve irtibatının olduğu gerekçesiyle meslekte kalmasının uygun olmadığına ve meslekten çıkarılmasına ilişkin Hakimler ve Savcılar Kurulu Genel Kurulunun … tarih ve … sayılı kararı ile bu karara karşı yapılan yeniden inceleme talebinin reddine ilişkin aynı Kurulun … tarih ve … sayılı kararının iptaline karar verilmesi istenilmektedir.
DAVACININ İDDİALARI : Dava konusu kararların, savunma hakkı tanınmadan ve soruşturma izni alınmadan tesis edildiği, hakimlik teminatı dikkate alınmaksızın ve soruşturma yürütülmeksizin disiplin cezası verildiği, fail ile fiil arasında bağlantı kurulmayarak suç ve cezaların şahsiliği ilkesinin, hukuki güvenlik ve belirlilik ilkelerinin ihlal edildiği, aleni yargılama ilkesine uyulmadığı, masumiyet karinesinin ihlal edildiği, ithamlar hakkında en kısa sürede haberdar edilme kuralına uyulmadığı, savunma hakkı tanınmadığı gibi savunmayı hazırlamak üzere yeterli zaman ve kolaylık sağlanmadığı, hakkında aleyhe tanıklık yapanlarla yüzleştirilmediği, tanık gösterme, delil tespiti, bilirkişi incelemesi, soruşturmanın derinleştirilmesi ve genişletilmesine ilişkin haklar verilmediğinden ve makul bir sürede inceleme yapılmadan alelacele karar verildiğinden adil yargılanma hakkının ihlal edildiği, Anayasa’ya, 2802 sayılı Hâkimler ve Savcılar Kanunu’na, Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’ne ve ilgili mevzuata aykırı olarak usule ilişkin işlemlere riayet edilmediği ileri sürülerek dava konusu kararların hukuka aykırı olduğu iddia edilmiştir. Öte yandan, dava konusu kararların dayanağı olan 667 sayılı Kanun Hükmünde Kararname’nin (6749 sayılı Kanun’un) 3. maddesinin, 4. maddesinin 2. fıkrasının ve 10. maddesinin Anayasaya aykırı olduğu iddia edilerek, anılan hükümlerin iptali için Anayasa Mahkemesine başvurulması talep edilmiştir.
DAVALININ SAVUNMASI :Dava dilekçesinin usule aykırılıklar yönünden incelenerek tespit edilmesi halinde davanın öncelikle usul yönünden reddi gerektiği, öte yandan dava konusu kararların amacının Türk yargı sistemini tamamen ele geçirmeyi hedefleyen ve bu amaç doğrultusunda hareket eden illegal bir yapının bu amaca ulaşmasının önlenmesi ile Türk yargısının bağımsızlığının ve tarafsızlığının korunması olduğu ve yargı mensuplarına olağan dönemde uygulanan 2802 sayılı Hâkimler ve Savcılar Kanunu ve 6087 sayılı Hâkimler ve Savcılar Yüksek Kurulu Kanununun ilgili hükümlerine değil Anayasa’nın 120. ve 121. maddeleri ile 2935 sayılı Olağanüstü Hal Kanunu çerçevesinde yürürlüğe konulan 667 sayılı Olağanüstü Hal Kanun Hükmünde Kararnamesine dayanılarak tesis edildiği, disiplin cezası niteliğinde olmayıp “göreve son” müessesesinin bir örneği olduğu, bu şekilde göreve son verme halinde zorunlu olmamasına rağmen ilgililere savunma haklarını kullanabilmeleri için 6087 sayılı Kanunun 33. maddesi uyarınca yeniden inceleme başvurusunda bulunma imkanı tanındığı, davacı hakkında tesis edilen kararlar ile ilgili olarak kişiselleştirmenin yapıldığı, dava konusu kararların hukuka ve mevzuata uygun olduğu ileri sürülerek davanın reddi gerektiği savunulmuştur.
DANIŞTAY TETKİK HÂKİMİ …’IN DÜŞÜNCESİ: Davanın reddi yönünde karar verilmesinin uygun olacağı düşünülmektedir.
DANIŞTAY SAVCISI …’NUN DÜŞÜNCESİ: Dava, yargı mensubu olan davacının 667 sayılı Olağanüstü Hal Kapsamında Alınan Tedbirlere İlişkin Kanun Hükmünde Kararname’nin (6749 sayılı Kanun ile kanunlaşmıştır) 3. maddesinin birinci fıkrası uyarınca meslekte kalmasının uygun olmadığına ve meslekten çıkarılmasına ilişkin olarak Hâkimler ve Savcılar Kurulu Genel Kurulu’nca verilen … tarih ve … sayılı karar ile bu karara yönelik yeniden inceleme talebinin reddi hakkında aynı Kurul tarafından verilen … tarih ve … sayılı kararın iptali istemiyle açılmıştır.
Davacının Anayasa’ya aykırılık iddiası ile tarafların usule ilişkin iddiaları yerinde görülmemiştir.
Üstün bir kamu gücü yetkisi niteliğindeki yargı yetkisini kullanan hâkim ve savcıların, tarafsız ve bağımsız olarak görev yapmaları, T.C. Anayasası’na, kanuna ve hukuka uygun olarak vicdani kanaatlerine göre hüküm vermeleri ve anayasal düzene sadakat göstermeleri, hukuk devletinde demokratik toplum düzeninin korunması açısından büyük önem arz etmektedir.
Nitekim, T.C. Anayasası’nda, yargı yetkisinin Türk Milleti adına bağımsız ve tarafsız mahkemelerce kullanılacağı (9.madde); herkesin meşru vasıta ve yollardan faydalanmak suretiyle yargı mercileri önünde davacı veya davalı olarak iddia ve savunma ile adil yargılanma hakkına sahip olduğu (36.madde); hâkimlerin görevlerinde bağımsız oldukları ve Anayasa’ya, kanuna ve hukuka uygun olarak vicdanî kanaatlerine göre hüküm verecekleri (138.madde); meslekten çıkarılmayı gerektiren bir suçtan dolayı hüküm giymiş olmaları veya meslekte kalmalarının uygun olmadığına karar verilmesi hakkında kanundaki istisnalar saklı olmak üzere azlolunamayacakları (139.madde) kurala bağlanmıştır.
Birleşmiş Milletler İnsan Hakları Komisyonu’nun 23 Nisan 2003 tarihli oturumunda kabul edilen ve Hâkimler ve Savcılar Kurulu’nun 27/06/2006 tarih ve 315 sayılı kararı ile benimsenmiş bulunan Bangalor Yargı Etiği İlkelerinde de, bağımsızlık, tarafsızlık, doğruluk, dürüstlük, eşitlik, ehliyet ve liyakat korunan değerler olarak sayılmış olup, hâkimlerin herhangi bir yerden herhangi bir sebeple doğrudan ya da dolaylı olarak gelebilecek her türlü dış etki, rüşvet, baskı, tehdit ve müdahaleden uzak şekilde, olaylara ilişkin kendi değerlendirmelerine dayanarak ve hukuka dair kendi vicdani anlayışları ile uygun biçimde yargı işlevini bağımsız olarak yerine getirmeleri gerektiği; yargı görevlerini tarafsız, önyargısız ve iltimassız olarak yerine getirmek zorunda oldukları; mahkeme içerisinde ve dışında, halkın, hukukçuların ve dava taraflarının yargı ve hâkim tarafsızlığına duyduğu güveni koruyacak ve artıracak davranışlar içerisinde olmaları gerektiği; davranışlarının makul bir kişinin gözünde tasvip edilir nitelikte olmasını sağlamaları ve hâl ve davranış tarzlarının, insanların yargının doğruluğuna ilişkin inancını kuvvetlendirici nitelikte olması gerektiği; yalnızca adaleti sağlamakla kalmamaları, bu görüntüyü yansıtılmak zorunda da oldukları; sıradan bir vatandaşın ağır olarak nitelendirebileceği kişisel sınırlamaları kabul etmek durumunda oldukları ve bunu özgürce ve kendi iradeleriyle yapmaları gerektiği; ailelerinin, sosyal ilişkilerinin veya diğer ilişkilerinin, hâkim olarak meslekî davranışlarını veya kararlarını uygunsuz bir şekilde etkilemesine izin vermemeleri gerektiği; yargı görevinin yerine getirilmesinde herhangi bir kimsenin kendilerini uygunsuz bir şekilde etkileyebileceği izlenimine yol açmamaları ve başkalarının böyle bir izlenime yol açmasına müsaade etmemeleri gerektiği; özetle, hâkimlerin yargı vazifesinin onuruyla uyumlu bir tarzda davranmak zorunda oldukları belirtilmiştir.
Yukarıda belirtilen meslek ve davranış kurallarının benimsenmesi ve sürdürülebilmesi bakımından hâkim ve savcıların denetimi ve gerektiğinde bu konuda meşru tedbir ve yaptırımların uygulanması zorunlu olup, bu amaçla T.C. Anayasası’nın 159. maddesi ile kurulan Hâkimler ve Savcılar Kurulu’na, hâkim ve savcılardan meslekte kalmaları uygun görülmeyenler hakkında karar verme, disiplin cezası verme ve görevden uzaklaştırma işlemlerini yapma yetkisi tanınmıştır.
22.7.2016 tarih ve 667 sayılı Olağanüstü Hal Kapsamında Alınan Tedbirlere İlişkin Kanun Hükmünde Kararnamenin değiştirilerek kabul edilmesine dair 6749 sayılı Kanun’un 3. maddesinin birinci fıkrasında ise, terör örgütlerine veya Milli Güvenlik Kurulunca Devletin milli güvenliğine karşı faaliyette bulunduğuna karar verilen yapı, oluşum veya gruplara üyeliği, mensubiyeti veya iltisakı yahut bunlarla irtibatı olduğu değerlendirilen hâkim ve savcılar hakkında Hâkimler Ve Savcılar Kurulu Genel Kurulunca meslekte kalmalarının uygun olmadığına ve meslekten çıkarılmalarına karar verileceği belirtilmiş olup; 2.1.2017 tarih ve 685 sayılı Olağanüstü Hal İşlemleri İnceleme Komisyonu Kurulması Hakkında Kanun Hükmünde Kararnamenin değiştirilerek kabul edilmesine dair 7075 sayılı Kanun’un 11. maddesinin ikinci fıkrasında da, bu kapsamda verilmiş meslekten çıkartma kararlarına karşı, kesinleşmesinden itibaren altmış gün içinde ilk derece mahkemesi olarak Danıştay’a dava açılabileceği kuralına yer verilmiştir.
Başta FETÖ/PDY olmak üzere terör örgütleriyle veya milli güvenliğe karşı faaliyette bulunan yapı, oluşum ya da gruplarla herhangi bir bağı olduğu değerlendirilen yargı mensuplarının meslekten çıkarılması, demokratik toplumun temel değerlerinden biri olan yargının güvenilirliği ve saygınlığının sağlanması bakımından ayrı bir önem taşımaktadır. Nitekim 667 sayılı Olağanüstü Hal Kapsamında Alınan Tedbirlere İlişkin Kanun Hükmünde Kararname’nin 3. maddesinin gerekçesinde; 15 Temmuz 2016 tarihinde gerçekleştirilen darbe teşebbüsü ve kalkışmanın sorumlusu olan FETÖ/PDY ile bağlantılı yargı mensuplarının görevde tutulmaları en başta yargı bağımsızlığı ve tarafsızlığı ilkeleriyle bağdaşmadığı; Anayasa’ya, kanuna ve hukuka uygun olarak vicdani kanaatine göre hüküm verme ödevi altındaki yargı mensuplarının bağımsızlık ve tarafsızlık ilkesiyle hiçbir biçimde bağdaşmayacak yapılanmaların içine girmesi, örgüt hiyerarşisi içinde ve ideolojik bağlılık duygularıyla hareket etmesinin en başta yargının saygınlığı ve güvenilirliğine zarar vermekte olduğu; Devlet organizasyonu dışındaki başka bir hiyerarşik yapının talimatlarına boyun eğen yargı mensuplarının varlığının, vatandaşların yine Anayasa’nın teminatı altındaki adil yargılanma hakkı önünde büyük bir engel teşkil ettiği; bu nedenlerle, belirtilen türde irtibatları değerlendirilen yargı mensuplarının meslekte kalmalarının doğuracağı sakıncaları gidermek amacıyla, Anayasa’nın 139 uncu maddesinin ikinci fıkrasında tanınan takdir hakkı da gözetilerek bu düzenlemenin yapıldığı ifade edilmiştir.
667 sayılı KHK’nın yukarıda anılan 3. maddesinde genel olarak terör örgütlerine veya MGK’ca Devletin milli güvenliğine karşı faaliyette bulunduğuna karar verilen yapı, oluşum veya gruplardan söz edilmiş ise de madde gerekçesi dikkate alındığında FETÖ/PDY’nin bunların başında geldiği anlaşılmaktadır. Tedbirin uygulanması için mutlaka terör örgütüyle, terör faaliyetleriyle ve bu arada darbe teşebbüsüyle yargı mensupları arasında bağ kurulması aranmamış; MGK’ca Devletin milli güvenliğine karşı faaliyette bulunduğuna karar verilen “yapı”, “oluşum” veya “gruplar” ile bağ kurulması yeterli görülmüştür. Diğer taraftan maddeye göre meslekten çıkarma tedbirinin uygulanabilmesi için söz konusu bağın yapıya, oluşuma veya gruba “üyelik” veya “mensubiyet” şeklinde olması zorunlu olmayıp “iltisak” ya da “irtibat” şeklinde olması da yeterlidir. Öte yandan, terör örgütleri veya MGK’ca devletin milli güvenliğine karşı faaliyette bulunduğuna karar verilen yapı, oluşum veya gruplar ile üyeler arasındaki bağın “sübut” derecesinde ortaya konulması aranmamıştır. Böyle bir bağın Hâkimler Ve Savcılar Kurulu Genel Kurulunca “değerlendirilmesi” yeterli görülmüştür. Buradaki değerlendirme Genel Kurulun salt çoğunluğunda oluşacak bir “kanaati” ifade etmektedir. Kuşkusuz bu kanaat cezai sorumluluğun bulunup bulunmadığından bağımsız olarak sadece meslekte kalmanın uygun olup olmadığı yönünde bir değerlendirmeden ibarettir ve bu değerlendirme yapılırken, yetkili kurulları belli bir kanaate ulaştıracak nedenler her somut olayın özelliğine göre değişebilecektir.
Nitekim, bazı Anayasa Mahkemesi üyelerinin 667 sayılı KHK uyarınca meslekten çıkartılmasına ilişkin olarak Anayasa Mahkemesi Genel Kurulu’nca verilen 4/8/2016 gün ve E:2016/6; K:2016/12 sayılı kararda da yukarıda belirtilen uygulama koşulları aynen benimsenmiş bulunmaktadır.
Dava dosyasının incelenmesinden, davaya konu Hâkimler ve Savcılar Kurulu Genel Kurulu’nun … tarih ve … sayılı kararıyla; ilgililerin mesleğe kabulleri ile başlayan, eğitim merkezi ve Türkiye Adalet Akademisi’ndeki faaliyetleri, hizmet içi eğitim ve yabancı dil eğitimlerine katılımlarına, yurtdışına gönderilmelerine, özel yetkili savcılıklara veya mahkemelere yahut idari görevlere atanmalarına ilişkin bilgiler ile bu görevlendirmelerde ve yine bir silah olarak kullanılan özel yetkili mahkemelere hâkim veya unvanlı olarak, Teftiş Kurulu Başkanlığına, başkan, başkan yardımcısı veya müfettiş sıfatıyla, idari kurumlara tetkik hâkimi, daire başkanı veya yardımcısı, genel müdür veya yardımcısı sıfatıyla v.s. şeklinde yapılan atamalarda dikkate alınan kriterler, özlük dosyalarındaki bilgi ve belgeler, sosyal medya hesaplarındaki paylaşımları, ilgililer hakkında Hâkimler ve Savcılar Kuruluna intikal eden şikâyet, ihbar, inceleme ve soruşturma dosyaları ile bu dosyalar hakkında verilen kararlar, mahallinde yapılan araştırmalar, FETÖ/PDY terör örgütü ile ilintili dosyalarda görev alan hâkim ve Cumhuriyet savcılarının bu dosyalarda yapmış oldukları işlemler ve verdikleri kararlar, örgüt mensuplarının haberleşme için kullandıkları şifreli programlarda yer alan kayıtlar, Hâkimler ve Savcılar Kurulu’nun FETÖ/PDY mensubu oldukları Emniyet Genel Müdürlüğü terörle mücadele birimlerince düzenlenen raporlarla sabit olan örgüt üyeleri hakkında tayin ettiği disiplin cezaları ve muhalefet şerhleri, sosyal çevre bilgileri ve Ankara Cumhuriyet Başsavcılığından temin edilen bilgi ile belgeler, ilgililer hakkında Ankara Cumhuriyet Başsavcılığınca başlatılan soruşturmanın niteliği ve isnat edilen suçlamalar ile gözaltı ve tutuklama kararları, soruşturma kapsamında ifadelerine başvurulan hâkim ve Cumhuriyet savcılarının ifade ve sorgu tutanakları, itirafçıların beyanları birlikte dikkate alınarak, ekli listede yer alan hâkim ve Cumhuriyet savcılarının 667 sayılı KHK’nın 3. maddesinin birinci fıkrası kapsamında FETÖ/PDY ile iltisak ve irtibatlarının olduğu sabit görüldüğünden, adı geçenlerin anılan Kanun Hükmünde Kararname hükmü uyarınca meslekte kalmalarının uygun olmadığına ve ayrı ayrı olmak üzere meslekten çıkarılmalarına karar verildiği anlaşılmıştır.
Davacı tarafından, dava konusu işlemin savunması alınmadan tesis edildiği ileri sürülmekte ise de, bu eksikliğin yargılama süreci içinde giderilmesinin mümkün olması, 667 sayılı KHK’de öngörülen meslekten veya kamu görevinden çıkarmanın, adli suç veya disiplin suçu işlenmesi karşılığında uygulanan yaptırımlardan farklı olarak “olağanüstü tedbir” niteliğini taşıması ve davaya konu Hâkimler ve Savcılar Kurulu Genel Kurulu kararının, disiplin hukukuna ilişkin hükümlerin uygulanmasını gerektiren meslekten çıkarma cezası niteliğinde bulunmaması karşısında bu iddiaya itibar edilmemiştir.
Taraflarca dosyaya sunulan bilgi ve belgeler yukarıda belirtilen mevzuat ve mesleki ilkeler ile birlikte değerlendirildiğinde, davacının silahlı terör örgütü olduğu yargı kararıyla sabit görülen (Yargıtay Ceza Genel Kurulu’nun 26/09/2017 tarih ve E:2017/16-956, K:2017/370 sayılı kararı) FETÖ/PDY’nin amaç ve eylemleri doğrultusunda faaliyet yürüttüğü hususunda Hâkimler ve Savcılar Kurulu Genel Kurulu’nda oluşan kanaatin hukuken haklı ve geçerli nedenlere dayalı olduğu sonucuna varıldığından, bu husus gözetilerek ve davacının meslekte kalmasının doğuracağı sakıncaları gidermek amacıyla, T.C. Anayasası’nın 139. maddesi ile verilen takdir hakkı çerçevesinde meslekten çıkartılmasına ilişkin dava konusu Genel Kurul kararlarında hukuka aykırılık bulunmamıştır.
Nitekim, davacı hakkında Yargıtay … Ceza Dairesinin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararıyla FETÖ/PDY silahlı terör örgütüne üye olma suçu nedeniyle mahkumiyet kararı verildiği de tespit edilmiştir.
Açıklanan nedenlerle davanın reddi gerektiği düşünülmektedir.
TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Danıştay Beşinci Dairesince Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra, davalı idarenin usule ilişkin iddiaları yerinde görülmediğinden işin esasına geçildi ve davacının 667 sayılı Kanun Hükmünde Kararname’nin (6749 sayılı Kanun’un) 3. maddesinin, 4. maddesinin 2. fıkrasının ve 10. maddesi ile ilgili Anayasa’ya aykırılık iddiası ciddi görülmeyerek gereği görüşüldü:
A) MADDİ OLAY VE HUKUKİ SÜREÇ
1) Genel Olarak
Türkiye’de 15 Temmuz 2016 gecesi, kendilerini “Yurtta Sulh Konseyi” olarak isimlendiren bir grup Türk Silahlı Kuvvetleri (TSK) mensubu tarafından, demokratik biçimde halk tarafından göreve getirilen Türkiye Büyük Millet Meclisini (TBMM), Türkiye Cumhuriyeti Hükûmetini ve Cumhurbaşkanı’nı devirmek ve anayasal düzeni ortadan kaldırmak amacıyla darbe teşebbüsünde bulunulmuş, bu teşebbüs Türk Milleti tarafından akamete uğratılmıştır.
Anayasa’nın olay tarihinde yürürlükte bulunan 118. maddesinin üçüncü fıkrası uyarınca Milli Güvenlik Kurulu (MGK) tarafından 20/07/2016 tarihli toplantıda yapılan değerlendirmede, darbe teşebbüsünün TSK içindeki Fetullahçı Terör Örgütü (FETÖ) mensupları tarafından başlatıldığı, bu örgütün kuruluş aşamasından itibaren etkisi altına aldığı eğitim kuruluşları, sivil toplum kuruluşları, medya kuruluşları, ticari kuruluşlar ve kamu görevlileri aracılığıyla Milleti ve Devleti kontrol altında tutmayı amaçladığı belirtilmiştir.
MGK’nın anılan toplantısında “demokrasinin, hukuk devleti ilkesinin, vatandaşların hak ve özgürlüklerinin korunmasına yönelik tedbirlerin etkin bir şekilde uygulanabilmesi amacıyla” Hükûmete olağanüstü hâl ilan edilmesi tavsiyesinde bulunulması hususu kararlaştırılmıştır. Cumhurbaşkanı başkanlığında toplanan Bakanlar Kurulu 20/07/2016 tarihinde, ülke genelinde 21/07/2016 Perşembe günü saat 01.00’den itibaren geçerli olmak üzere doksan gün süreyle olağanüstü hâl ilan edilmesine karar vermiştir. Anılan karar 21/07/2016 tarih ve 29777 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe girmiş ve aynı gün TBMM tarafından onaylanmıştır. Olağanüstü hâl, daha sonrasında üçer aylık dönemler hâlinde Cumhurbaşkanı başkanlığında toplanan Bakanlar Kurulu tarafından uzatılmış ve 18/07/2018 tarihinde kaldırılmıştır.
23/07/2016 tarihinde Türkiye Cumhuriyeti tarafından Avrupa Konseyi Genel Sekreterliği ve Birleşmiş Milletler Genel Sekreterliğine, Türkiye’de 21/07/2016 tarihinde olağanüstü hâlin yürürlüğe girmesiyle birlikte başlayan süreçte, Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi (AİHS)’nin 15. maddesinde görüldüğü şekliyle Sözleşme’den doğan yükümlülükler bağlamında daha az güvence sağlanabileceği belirtilerek derogasyon bildiriminde bulunulmuştur.
23/07/2016 tarihli Resmî Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren 667 sayılı Olağanüstü Hal Kapsamında Alınan Tedbirlere İlişkin Kanun Hükmünde Kararname’nin (667 sayılı KHK) 3/1. maddesi ile yargı mensupları ve bu meslekten sayılanlardan terör örgütlerine veya Devletin millî güvenliğine karşı faaliyette bulunduğuna MGK tarafından karar verilen yapı, oluşum veya gruplara üyeliği, mensubiyeti veya iltisakı yahut bunlarla irtibatı olduğu değerlendirilenlerin meslekten veya kamu görevinden çıkarılmalarına karar verileceği düzenlenmiştir. Anılan KHK, 18/10/2016 tarihli ve 6749 sayılı Kanun’la değiştirilerek kabul edilmiş, bu Kanun ise 29/10/2016 tarih ve 29872 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe girmiştir.
23/01/2017 tarih ve 29957 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren 685 sayılı Olağanüstü Hal İşlemleri İnceleme Komisyonu Kurulması Hakkında Kanun Hükmünde Kararname (685 sayılı KHK) ile 667 sayılı KHK’nın ilgili maddesi uyarınca meslekte kalmalarının uygun olmadığına ve meslekten çıkarılmalarına karar verilen hâkim ve savcıların, kararın kesinleşmesinden itibaren altmış gün içinde ilk derece mahkemesi olarak Danıştayda dava açabilecekleri düzenlenmiştir. 685 sayılı KHK, 01/02/2018 tarihli ve 7075 sayılı Kanun’la değiştirilerek kabul edilmiş, anılan Kanun 08/03/2018 tarih ve 30354 sayılı (mükerrer) Resmî Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe girmiştir.
Nitekim, Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (AİHM), Kadriye Çatal/Türkiye (B. No: 2873/17, 07/03/2017) kararında, haklarında meslekte kalmasının uygun olmadığına ve meslekten çıkarılmasına karar verilen yargı mensupları için doğrudan Danıştayda iptal davası açma imkânının tanındığını belirterek Kadriye Çatal tarafından yapılan başvuruyu iç hukuk yollarının tüketilmemiş olduğu gerekçesiyle kabul edilemez bulmuştur.
2) Davacıya İlişkin Süreç
… tarih ve … sayılı Hâkimler ve Savcılar Kurulu Genel Kurulu kararıyla, yargı mensubu olarak görev yapmakta olan davacının FETÖ ile irtibat ve iltisakı bulunduğu gerekçesiyle meslekte kalmasının uygun olmadığına ve meslekten çıkarılmasına karar verilmiştir. Bu karara karşı yapılan yeniden inceleme talebi anılan Kurul tarafından … tarih ve … sayılı kararla reddedilmiştir.
Davacı tarafından, meslekte kalmasının uygun olmadığına ve meslekten çıkarılmasına ilişkin karar ile bu karara karşı yapılan yeniden inceleme talebinin reddine ilişkin kararın iptaline karar verilmesi talebiyle bakılmakta olan dava açılmıştır.
Öte yandan davacının, ceza yargılaması sonucunda Yargıtay … Ceza Dairesinin (ilk derece) … tarih ve E:…, K:… sayılı kararı ile silahlı terör örgütüne üyelik suçundan 10 yıl 8 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına karar verildiği, bu karara karşı yapılan temyiz başvurusunun Yargıtay Ceza Genel Kurulunun … tarih ve E:…, K:… sayılı kararı ile “…hükmün 12. fıkrasındaki “ve bilirkişi ücreti 750 TL olmak üzere toplam 1.372,00 TL’den” ibaresi çıkarılıp yerine “olmak üzere toplam 622 TL’den” ibaresinin yazılması suretiyle…” düzelterek onandığı ve anılan mahkumiyet kararının 25/03/2021 tarihinde kesinleştiği görülmüştür.
B) İLGİLİ MEVZUAT
1) Anayasa
Anayasa’nın Başlangıç kısmında, Millet iradesinin mutlak üstünlüğü, egemenliğin kayıtsız şartsız Türk Milletine ait olduğu ve bunu Millet adına kullanmaya yetkili kılınan hiçbir kişi ve kuruluşun, bu Anayasa’da gösterilen hürriyetçi demokrasi ve bunun icaplarıyla belirlenmiş hukuk düzeni dışına çıkamayacağı belirtilmiş ve 176. maddesinde de Anayasa’nın dayandığı temel görüş ve ilkeleri belirten başlangıç kısmının, Anayasa metnine dâhil olduğu kuralı getirilmiştir.
Anayasa’nın 5. maddesi: “Devletin temel amaç ve görevleri, Türk Milletinin bağımsızlığını ve bütünlüğünü, ülkenin bölünmezliğini, Cumhuriyeti ve demokrasiyi korumak, kişilerin ve toplumun refah, huzur ve mutluluğunu sağlamak; kişinin temel hak ve hürriyetlerini, sosyal hukuk devleti ve adalet ilkeleriyle bağdaşmayacak surette sınırlayan siyasal, ekonomik ve sosyal engelleri kaldırmaya, insanın maddî ve manevî varlığının gelişmesi için gerekli şartları hazırlamaya çalışmaktır.”
Anayasa’nın 6. maddesi: “Egemenlik, kayıtsız şartsız Milletindir.
Türk Milleti, egemenliğini, Anayasanın koyduğu esaslara göre, yetkili organları eliyle kullanır.
Egemenliğin kullanılması, hiçbir surette hiçbir kişiye, zümreye veya sınıfa bırakılamaz. Hiçbir kimse veya organ kaynağını Anayasadan almayan bir Devlet yetkisi kullanamaz.”
Anayasa’nın 9. maddesi: “Yargı yetkisi, Türk Milleti adına bağımsız ve tarafsız mahkemelerce kullanılır.”
Anayasa’nın 13. maddesi: “Temel hak ve hürriyetler, özlerine dokunulmaksızın yalnızca Anayasanın ilgili maddelerinde belirtilen sebeplere bağlı olarak ve ancak kanunla sınırlanabilir. Bu sınırlamalar, Anayasanın sözüne ve ruhuna, demokratik toplum düzeninin ve lâik Cumhuriyetin gereklerine ve ölçülülük ilkesine aykırı olamaz.”
Anayasa’nın 14. maddesi: “Anayasada yer alan hak ve hürriyetlerden hiçbiri, Devletin ülkesi ve milletiyle bölünmez bütünlüğünü bozmayı ve insan haklarına dayanan demokratik ve lâik Cumhuriyeti ortadan kaldırmayı amaçlayan faaliyetler biçiminde kullanılamaz.
Anayasa hükümlerinden hiçbiri, Devlete veya kişilere, Anayasayla tanınan temel hak ve hürriyetlerin yok edilmesini veya Anayasada belirtilenden daha geniş şekilde sınırlandırılmasını amaçlayan bir faaliyette bulunmayı mümkün kılacak şekilde yorumlanamaz…”
Anayasa’nın dava konusu kararların tesis edildiği tarihte yürürlükte olan hâliyle 15. maddesi: “Savaş, seferberlik, sıkıyönetim veya olağanüstü hallerde, milletlerarası hukuktan doğan yükümlülükler ihlâl edilmemek kaydıyla, durumun gerektirdiği ölçüde temel hak ve hürriyetlerin kullanılması kısmen veya tamamen durdurulabilir veya bunlar için Anayasada öngörülen güvencelere aykırı tedbirler alınabilir.
Birinci fıkrada belirlenen durumlarda da, savaş hukukuna uygun fiiller sonucu meydana gelen ölümler dışında, kişinin yaşama hakkına, maddî ve manevî varlığının bütünlüğüne dokunulamaz; kimse din, vicdan, düşünce ve kanaatlerini açıklamaya zorlanamaz ve bunlardan dolayı suçlanamaz; suç ve cezalar geçmişe yürütülemez; suçluluğu mahkeme kararı ile saptanıncaya kadar kimse suçlu sayılamaz.”
Anayasa’nın 20. maddesinin birinci fıkrası: “Herkes, özel hayatına ve aile hayatına saygı gösterilmesini isteme hakkına sahiptir. Özel hayatın ve aile hayatının gizliliğine dokunulamaz.”
Anayasa’nın 36. maddesi: “Herkes, meşru vasıta ve yollardan faydalanmak suretiyle yargı mercileri önünde davacı veya davalı olarak iddia ve savunma ile adil yargılanma hakkına sahiptir.
Hiçbir mahkeme, görev ve yetkisi içindeki davaya bakmaktan kaçınamaz.”
Anayasa’nın 138. maddesinin birinci fıkrası: “Hâkimler, görevlerinde bağımsızdırlar; Anayasaya, kanuna ve hukuka uygun olarak vicdanî kanaatlerine göre hüküm verirler.”
Anayasa’nın 139. maddesi: “Hâkimler ve savcılar azlolunamaz, kendileri istemedikçe Anayasada gösterilen yaştan önce emekliye ayrılamaz; bir mahkemenin veya kadronun kaldırılması sebebiyle de olsa, aylık, ödenek ve diğer özlük haklarından yoksun kılınamaz.
Meslekten çıkarılmayı gerektiren bir suçtan dolayı hüküm giymiş olanlar, görevini sağlık bakımından yerine getiremeyeceği kesin olarak anlaşılanlar veya meslekte kalmalarının uygun olmadığına karar verilenler hakkında kanundaki istisnalar saklıdır.”
Anayasa’nın 140. maddesinin ikinci fıkrası: “Hâkimler, mahkemelerin bağımsızlığı ve hâkimlik teminatı esaslarına göre görev ifa ederler.”
Anayasa’nın 159. maddesinin birinci fıkrası: “Hâkimler ve Savcılar Kurulu, mahkemelerin bağımsızlığı ve hâkimlik teminatı esaslarına göre kurulur ve görev yapar.”
Aynı maddenin sekizinci fıkrası: “Kurul, adlî ve idarî yargı hâkim ve savcılarını mesleğe kabul etme, atama ve nakletme, geçici yetki verme, yükselme ve birinci sınıfa ayırma, kadro dağıtma, meslekte kalmaları uygun görülmeyenler hakkında karar verme, disiplin cezası verme, görevden uzaklaştırma işlemlerini yapar…”
2) AİHS
AİHS’in 6. maddesinin birinci fıkrası: “Herkes davasının, medeni hak ve yükümlülükleriyle ilgili uyuşmazlıklar ya da cezai alanda kendisine yöneltilen suçlamaların esası konusunda karar verecek olan, yasayla kurulmuş, bağımsız ve tarafsız bir mahkeme tarafından, kamuya açık olarak ve makul bir süre içinde görülmesini isteme hakkına sahiptir. Karar alenî olarak verilir. Ancak, demokratik bir toplum içinde ahlak, kamu düzeni veya ulusal güvenlik yararına, küçüklerin çıkarları veya bir davaya taraf olanların özel hayatlarının gizliliği gerektirdiğinde veyahut, aleniyetin adil yargılamaya zarar verebileceği kimi özel durumlarda ve mahkemece bunun kaçınılmaz olarak değerlendirildiği ölçüde, duruşma salonu tüm dava süresince veya kısmen basına ve dinleyicilere kapatılabilir.”
AİHS’in 8. maddesi: “Herkes özel ve aile hayatına, konutuna ve yazışmasına saygı gösterilmesi hakkına sahiptir.
Bu hakkın kullanılmasına bir kamu makamının müdahalesi, ancak müdahalenin yasayla öngörülmüş ve demokratik bir toplumda ulusal güvenlik, kamu güvenliği, ülkenin ekonomik refahı, düzenin korunması, suç işlenmesinin önlenmesi, sağlığın veya ahlakın veya başkalarının hak ve özgürlüklerinin korunması için gerekli bir tedbir olması durumunda söz konusu olabilir.”
AİHS’in 15. maddesi: “Savaş veya ulusun varlığını tehdit eden başka bir genel tehlike halinde her Yüksek Sözleşmeci Taraf, durumun kesinlikle gerektirdiği ölçüde ve uluslararası hukuktan doğan başka yükümlülüklere ters düşmemek koşuluyla, bu Sözleşme’de öngörülen yükümlülüklere aykırı tedbirler alabilir.
Yukarıdaki hüküm, meşru savaş fiilleri sonucunda meydana gelen ölüm hali dışında 2. maddeye, 3. ve 4. maddeler (fıkra 1) ile 7. maddeye aykırı tedbirlere cevaz vermez.
Aykırı tedbirler alma hakkını kullanan her Yüksek Sözleşmeci Taraf, alınan tedbirler ve bunları gerektiren nedenler hakkında Avrupa Konseyi Genel Sekreteri’ne tam bilgi verir. Bu Yüksek Sözleşmeci Taraf, sözü geçen tedbirlerin yürürlükten kalktığı ve Sözleşme hükümlerinin tekrar tamamen geçerli olduğu tarihi de Avrupa Konseyi Genel Sekreteri’ne bildirir.”
3) Kanun
667 sayılı KHK’nın değiştirilerek kabul edilmesine dair 6749 sayılı Kanun’un 3. maddesinin birinci fıkrası: “Terör örgütlerine veya Milli Güvenlik Kurulunca Devletin milli güvenliğine karşı faaliyette bulunduğuna karar verilen yapı, oluşum veya gruplara üyeliği, mensubiyeti veya iltisakı yahut bunlarla irtibatı olduğu değerlendirilen …hâkim ve savcılar hakkında hâkimler ve savcılar yüksek kurulu genel kurulunca meslekte kalmalarının uygun olmadığına ve meslekten çıkarılmalarına karar verilir. Bu kararlar, Resmî Gazete’de yayımlanır ve yayımı tarihinde ilgililere tebliğ edilmiş sayılır. Meslekten çıkarma kararlarına karşı ilgili kanunlarda yer alan hükümler uyarınca itiraz edilmesi veya yeniden inceleme talebinde bulunulması üzerine verilen kararlar da Resmî Gazete’de yayımlanır ve yayımı tarihinde ilgililere tebliğ edilmiş sayılır. Görevden uzaklaştırılanlar veya görevlerine son verilenlerin silah ruhsatları ve pasaportları iptal edilir ve bu kişiler oturdukları kamu konutlarından veya vakıf lojmanlarından on beş gün içinde tahliye edilir.”
Üçüncü fıkrası: “Birinci fıkra uyarınca görevine son verilenler hakkında da 4 üncü maddenin ikinci fıkrası hükümleri uygulanır.”
Aynı Kanun’un 4. maddesinin ikinci fıkrası: “Birinci fıkra uyarınca görevine son verilenler bir daha kamu hizmetinde istihdam edilemez, doğrudan veya dolaylı olarak görevlendirilemezler; görevinden çıkarılanların uhdelerinde bulunan her türlü mütevelli heyet, kurul, komisyon, yönetim kurulu, denetim kurulu, tasfiye kurulu üyeliği ve sair görevleri de sona ermiş sayılır. Bu fıkrada sayılan görevleri yürütmekle birlikte kamu görevlisi sıfatını taşımayanlar hakkında da bu fıkra hükümleri uygulanır…”
4) Etik İlkeler
Hâkimler ve savcılar Anayasa ve kanunlarla kendilerine verilen görev ve yetkileri, yazılı olsun ya da olmasın evrensel anlamda hâkim ve savcıları bağladığı hususunda kuşku bulunmayan etik kurallara tabi olarak yerine getirmelidirler.
Hâkimler ve Savcılar Yüksek Kurulunun 27/06/2006 tarih ve 315 sayılı kararı ile benimsenmesine karar verilmiş ve Adalet Bakanlığı Personel Genel Müdürlüğünce tüm hâkim ve savcılara genelge olarak duyurulmuş olan “Bangalor Yargı Etiği İlkeleri”nde bağımsızlık, tarafsızlık, doğruluk, dürüstlük, eşitlik, ehliyet ve liyakat korunan değerler olarak sayılmıştır. Yine Hâkimler ve Savcılar Yüksek Kurulunun 10/10/2006 tarih ve 424 sayılı kararı ile benimsenmesine karar verilerek Adalet Bakanlığı Personel Genel Müdürlüğü tarafından tüm hâkim ve savcılara duyurulan Savcılar İçin Etik ve Davranış Biçimlerine İlişkin Avrupa Esasları “Budapeşte İlkeleri” de Bangalor İlkeleri ile benzer ilkeleri içermektedir.
Bangalor Yargı Etiği İlkelerinde hâkimin; herhangi bir yerden herhangi bir sebeple doğrudan ya da dolaylı olarak gelebilecek her türlü dış etki, rüşvet, baskı, tehdit ve müdahaleden uzak şekilde, olaylara ilişkin kendi değerlendirmesine dayanarak ve hukuka dair kendi vicdani anlayışı ile uygun biçimde yargı işlevini bağımsız olarak yerine getirmesi; mahkeme içerisinde ve dışında, halkın, hukukçuların ve dava taraflarının yargı ve hâkim tarafsızlığına duyduğu güveni koruyacak ve artıracak davranışlar içerisinde olması; sürekli kamu gözetiminin öznesi durumunda olan hâkimin, sıradan bir vatandaşın ağır olarak nitelendirebileceği kişisel sınırlamaları kabul etmek durumunda olduğu ve bunu özgürce ve kendi iradesiyle yapması, özellikle yargı vazifesinin onuruyla uyumlu bir tarzda davranması; diğer vatandaşlar gibi ifade, inanç, dernek kurma ve toplanma özgürlüğüne sahip olduğu ancak bu hakların kullanılmasında, yargı mesleğinin onurunu, yargının bağımsızlığını ve tarafsızlığını koruyacak şekilde davranması gerektiği hususları belirtilmiştir.
C) İNCELEME VE GEREKÇE
1) Yargılamada İzlenen Usul ve Süreç
AİHS’in 15. maddesinde; savaş veya ulusun varlığını tehdit eden bir genel tehlike hâlinde devletlerin, durumun gerektirdiği ölçüde ve uluslararası hukuktan doğan başka yükümlülüklere ters düşmemek koşuluyla AİHS’te öngörülen yükümlülüklere aykırı tedbirler alabileceği belirtilmiştir.
Hâkimler ve Savcılar Kurulu Genel Kurulu tarafından yargı mensuplarının meslekte kalmasının uygun olmadığına ve meslekten çıkarılmasına ilişkin kararlar tesis edilirken ilgililere haklarındaki tespitler bildirilmek suretiyle karşı beyanda bulunma imkânı tanınmamış ise de AİHS’in 15. maddesi hükmü uyarınca ulusun varlığını tehdit eden genel bir tehlikeye karşı ivedi şekilde tedbir almak zorunluluğu çerçevesinde durumun gerektirdiği ölçüde kabul edilebilecek nitelikte olan bu hususun, yargılama aşamasında, hakkındaki tespitler bildirilerek ilgililerin bu tespitlere karşı beyanlarının alınması suretiyle giderilmesinin mümkün olduğu değerlendirilmiştir.
Nitekim AİHM’e göre karar alma veya yargılama sürecinde daha alt aşamalarda yaşanan bazı usule ilişkin eksikliklerin sonraki aşamalarda telafi edilebilmesi mümkündür (Helle/Finlandiya, B. No: 20772/92, 19/12/1997, § 45; Monnell ve Morris/Birleşik Krallık, B. No: 9562/81, 9818/82, 2/3/1987, §§ 55-70).
Bu kapsamda, davalı idare tarafından dava konusu kararların gerekçesi olarak yargılama safahatında dava dosyasına sunulan tüm bilgi ve belgeler davacıya tebliğ edilmiş ve bu bilgi ve belgelere karşı etkin bir şekilde beyanda bulunma imkânı tanınmıştır.
Öte yandan hakkaniyete uygun yargılama hakkına ilişkin güvencelerin (silahların eşitliği ve çelişmeli yargılama ilkelerinin) sağlanması amacıyla Dairemizce görülmekte olan bu davalarda usul kuralları oldukça geniş yorumlanmıştır.
Dava konusu kararlara karşı dava açma süresi, yargı yolunun açıldığı 23/01/2017 tarih ve 29957 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren 685 sayılı KHK’nın yayımı tarihinden itibaren değil anılan KHK’nın TBMM tarafından değiştirilerek kabul edilmesine dair 7075 sayılı Kanun’un yürürlüğe girdiği 08/03/2018 tarihinden itibaren başlatılmıştır.
Davacıların adli yardım talepleri, “yargılama veya takip giderlerini kısmen veya tamamen ödeme gücünden yoksun olan kimselerin taleplerinin açıkça dayanaktan yoksun olmaması” şartının herhangi bir bilgi veya belgeyle (örneğin fakirlik ilmuhaberi) desteklenmesi beklenmeksizin kabul edilmiştir.
Duruşmalı dosyalarda, tedavi kurumlarında veya ceza infaz kurumlarında bulunan ve mazeretleri nedeniyle duruşmalara katılamayacak olan davacıların duruşmalara kolaylıkla katılabilmeleri, yargılamanın en az giderle ve mümkün olan süratle sonuçlandırılması için Ses ve Görüntü Bilişim Sisteminden (SEGBİS) yararlanma imkânı sağlanmıştır.
06/01/1982 tarihli ve 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu’nun “Tebligat ve cevap verme” kenar başlıklı 16. maddesinde; dava dilekçelerinin ve eklerinin birer örneği davalıya, davalının vereceği savunmanın davacıya, davacının ikinci dilekçesinin davalıya, davalının vereceği ikinci savunmanın da davacıya tebliğ edileceği düzenlenmiştir. Davalının ikinci savunmasında davacının cevaplandırmasını gerektiren hususların bulunması hâli dışında, davalının ikinci savunmasına karşı davacının cevap veremeyeceği, tarafların otuz günlük cevap verme süresinin geçmesinden sonra verecekleri savunmalara veya ikinci dilekçelere dayanarak hak iddia edemeyecekleri kurala bağlanmıştır. Bununla birlikte davalı idarenin ek beyan dilekçelerinde veyahut Danıştay savcı düşüncesine cevap dilekçelerinde dosyaya sunulan bilgi ve belgeler, davacıya tebliğ edilmiş ve dava dosyasına sunulan yeni bilgi ve belgelere karşı beyanlarını sunma imkânı sağlanmıştır.
Bu kapsamda, davalı idare tarafından dava dosyasına sunulmuş olan ve davacı hakkında yeni bilgi ve belgeleri içeren 08/04/2019 tarihli ek beyan dilekçesi ve ekleri, 16/10/2019 tarihli ara kararımızla davacıya tebliğ edilmiş ve bunlara ilişkin beyanlarını sunabilmesi için davacıya otuz gün süre verilmiştir.
Yine bu kapsamda, davalı idare tarafından dava dosyasına sunulmuş olan ve davacı hakkında yeni bilgi ve belgeleri içeren 14/02/2020 tarihli ek beyan dilekçesi ve ekleri, 05/03/2020 tarihli ara kararımızla davacıya tebliğ edilmiş ve bunlara ilişkin beyanlarını sunabilmesi için davacıya on gün süre verilmiştir.
Aynı maddede, haklı sebeplerin bulunması hâlinde, taraflardan birinin isteği üzerine otuz günü geçmemek ve bir defaya mahsus olmak üzere otuz günlük cevap verme süresinin uzatılabileceği belirtilmiştir. Dairemizce talep edilmesi hâlinde taraflara otuz günü geçmemek üzere ek süre verilmiştir.
Bununla birlikte, AİHS’in “Adil Yargılanma Hakkı’’ başlıklı 6. maddesinin 1. fıkrasında herkesin medeni hak ve yükümlülükleri ile ilgili davasını makul bir süre içinde görülmesini isteme hakkına sahip olduğu düzenlemesi yer almıştır. Bu kapsamda Anayasa Mahkemesi de makul sürede yargılanma hakkını Anayasanın 36. maddesinde yer verilen adil yargılanma hakkının bir parçası olarak görmüştür (Gülseren Gürdal ve Diğerleri, B. No: 2013/1115, 05/12/2013, § 43). Anayasanın 141. maddesinin son fıkrasında da davaların en az giderle ve mümkün olan süratle sonuçlandırılması yargının görevleri arasında sayılmıştır.
AİHM kararları incelendiğinde; mahkemenin bir yargılamanın süresinin makul olup olmadığını incelerken her davanın kendi somut durumunu gözettiği ve davanın karmaşıklığı, başvuranların ve yetkili makamların yargılama sürecindeki davranışları ile ilgililer için davanın konusunun arz ettiği önem gibi kriterleri dikkate aldığı görülmüştür (Frydlender / Fransa, B. No: 30979/96, 27/6/2000, § 43, Yılmaz / Türkiye, B. No: 36607/06, 04/06/2019, §§ 32). Aynı şekilde Anayasa Mahkemesi de makul süre yönünden yaptığı incelemelerde, davanın karmaşıklığı, yargılamanın kaç dereceli olduğu, tarafların ve ilgili makamların yargılama sürecindeki tutumu ve başvurucunun davanın hızla sonuçlandırılmasındaki menfaatinin niteliği gibi hususları, bir davanın süresinin makul olup olmadığının tespitinde göz önünde bulundurulması gereken kriterler olarak belirlemiştir (Güher Ergun ve Diğerleri, B. No: 2012/13, 02/07/2013, § 41-45, Gülseren Gürdal ve Diğerleri, B. No: 2013/1115, 05/12/2013, § 46).
Bu kapsamda; yargı mensuplarının meslekte kalmasının uygun olmadığına ve meslekten çıkarılması kararlarına karşı ilgililer tarafından genellikle işlem tesisinden sonra bu işlemlere karşı yargı yolu açık olmadığı halde altmış günlük dava açma süresi içinde Ankara İdare Mahkemelerinde ya da doğrudan Danıştay’da davalar açılmış ise de anılan işlemlere karşı ancak 23/01/2017 tarih ve 29957 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren 685 sayılı KHK’nın yayımı tarihinden itibaren Danıştay’da yargı yolunun açılmış olduğu anılan KHK ile kabul edildiğinden, bu davaların esastan incelenmesine Dairemiz tarafından bu tarihten itibaren başlanmıştır.
Bununla birlikte yukarıda aktarıldığı üzere gerek ulusun varlığını tehdit eden genel bir tehlikeye karşı ivedi şekilde tedbir almak zorunluluğu çerçevesinde olağanüstü şartlar altında tesis olunan işlemler nedeniyle açılan bu davaların karmaşık yapısına, gerekse hakkaniyete uygun yargılanma hakkına ilişkin güvencelerin (silahların eşitliği ve çelişmeli yargılama ilkelerinin) sağlanması amacıyla davalı idare tarafından dava konusu kararın gerekçesi olarak yargılamanın her safahatında dava dosyasına sunulan tüm bilgi ve belgelerin davacıya tebliğ edilmesi ya da davalı idarenin ikinci cevap dilekçesine karşı davacı tarafa ek süre verilerek cevap hakkı tanınması gibi geniş usuli uygulamalara rağmen bakılmakta olan bu dava mümkün olan en kısa süre içinde Dairemiz tarafından sonuçlandırılmıştır.
2) FETÖ’ye İlişkin Tespit ve Değerlendirmeler
Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 26/09/2017 tarih ve E:2017/16.MD-956, K:2017/370 sayılı kararında; FETÖ’nün, paravan olarak kullandığı dini, din dışı dünyevi emellerine ulaşma hâline getiren; siyasi, ekonomik ve toplumsal yeni bir düzen kurma tasavvuruna sahip örgüt liderinden aldığı talimatlar doğrultusunda hareket eden; bu amaçla öncelikle güç kaynaklarına sahip olmayı hedefleyip güçlü olmak ve yeni bir düzen kurmak için şeffaflık ve açıklık yerine büyük bir gizlilik içerisinde olmayı şiar edinen; bir istihbarat örgütü gibi kod isimler, özel haberleşme kanalları, kaynağı bilinmeyen paralar kullanıp böyle bir örgütlenmenin olmadığına herkesi inandırmaya çalışarak ve bunda başarılı olduğu ölçüde büyüyüp güçlenen, bir yandan da kendi mensubu olmayanları düşman olarak görüp mensuplarını motive eden; “Altın Nesil” adını verdiği kadrolarla sistemle çatışmak yerine sisteme sahip olma ilkesiyle Devlete tabandan tavana sızan; bu kadroların sağladığı avantajlarla Devlet içerisinde belli bir güce ulaştıktan sonra hasımlarını çeşitli hukuki görünümlü hukuk dışı yöntemlerle tasfiye eden; böylece devlet aygıtının bütün alt bileşenlerini ünite ünite kontrol altına almayı ve sisteme sahip olmayı planlayıp ele geçirdiği kamu gücünü de kullanarak toplumsal dönüşümü sağlamayı amaçlayan; casusluk faaliyetlerini de bünyesinde barındıran atipik/suigeneris bir terör örgütü olduğu belirtilmiştir.
1970’li yıllardan itibaren özellikle, mülkiye, adliye, emniyet, millî eğitim ve TSK içerisinde kadrolaşmaya giden FETÖ liderinin vaaz, röportaj ve kitaplarında bulunan ve Yargıtay Ceza Genel Kurulunun anılan kararında da yer alan “Esnek olun, sivrilmeden can damarları içinde dolanın!”, “Bütün güç merkezlerine ulaşıncaya kadar hiç kimse varlığınızı fark etmeden sistemin ana damarlarında ilerleyin!”, “Türkiye’deki devlet yapısı ölçüsüne göre bütün anayasal müesseselerdeki güç ve kuvveti cephemize çekeceğimiz ana kadar her adım erken sayılır. …bunca kalabalık içinde ben bu dünyayı ve düşüncemi sözde mahremiyet içinde anlattım. …sırrınız sizin sırrınızdır. Söylerseniz siz esir olursunuz.”, “Bir gün bana Ankara’da bin evimiz olduğunu söyleyin, devletin paçasından şöyle bir tutacağım, devlet uyandığında yapacağı hiçbir şey kalmayacak” şeklindeki sözleri bu suigeneris örgütün, Devleti ele geçirme gayretlerinin somut talimatları olarak ortaya çıkmıştır.
Ankara 4. Ağır Ceza Mahkemesinin 08/06/2018 tarih ve E:2016/238, K:2018/128 sayılı kararında ise FETÖ’nün yargı yapılanmasına ilişkin şu tespitlere yer verilmiştir:
“Örgütün hakim, savcı yapılanması bölgelere ayrılmış olup …bölgelerden sorumlu kişilere bölge abisi veya bölge ablası denilmektedir. Her bölgenin 8-10 evi kapsadığı, örgüt mensupları arasında farklı sohbet grupları ve bu gruplardan sorumlu örgüt imamı bulunmaktadır. …Örgüt üyesi hakim, savcıların sicil numaralarına veya mesleğe başlama aşamasında, adalet akademisindeki dönemlerine göre ayrı ayrı devre ve sicil numarası içerisinde gruplandırmaların yapıldığı, T1, T2, T3, T4, T5 şeklinde belirli sicil aralıklarını kapsayan hakim, savcıların gruplandırılarak taşra ve devre yapılanması oluşturulmuştur. Her grupta kendi içerisinde hakim, savcı sayılarına göre 3-5 kişilik sohbet gruplarına ayrılmıştır. …Örgüt tarafından örgüt üyesi ile yapılan görüşme sonrasında hakim, savcı olması kararlaştırılan örgüt üyeleri sınavlara hazırlanmak üzere örgüte ait Ankara’daki örgüt evlerinde sınava çalıştırılır. Bu örgüt evinin masraflarının örgüt tarafından karşılandığı ve sınava çalıştırılacak kişiler dışında başka kimsenin bu evlere giremediği anlaşılmıştır. Bu örgüt evlerinde hakimlik, savcılık sınavına girecek örgüt üyeleri sınavlara hazırlanmakta olup deneme sınavlarının yapıldığı ayrıca sınav sorularının örgüt tarafından yasal olmayan yollardan ele geçirilip bu evlerde sınavdan bir kaç gün önce örgüt mensubu abi veya ablalar tarafından örgüt üyelerine verilmiştir. Örgüt üyelerine cevapları işaretlenmiş soru kitapçıkları verilerek bunları ezberlemelerinin sağlandığı, bu şekilde örgüt üyelerinin sınavları kazanmalarının sağlandığı anlaşılmıştır. Yazılı sınavı kazanan örgüt üyeleri murakıplarca tekrar eve çağrılarak mülakat için hazırlanmakta mülakatta nasıl davranacaklarının öğretilmektedir. Ayrıca örgüt tarafından kendilerine referans bulunacağı veya kendilerinin referans bulmaları söylenmektedir. Mülakat sınavını kazanan ve hakim, savcı adayı olan örgüt üyeleri mülakattan sonra tekrar murakıplar tarafından örgüt evlerine çağrılarak staj aşamasında hangi evde kalacakları, ev sorumlularının kim olacağı anlatılarak, bu şekilde staja başlayan örgüt üyesinin staj döneminde de örgüt tarafından takibi yapılmaktadır. Staj aşamasında örgüt üyelerinin deşifre olmamaları için beşer kişilik gruplar halinde, masrafı örgüt tarafından karşılanan ev tutmaları sağlanmaktadır. Her ev için bir sorumlu tayin edilmektedir. Adaylık sürecini tamamlayıp ataması yapılan örgüt üyesi hakim, savcıların örgüt tarafından takibine devam edildiği, sürekli irtibat kurularak bunların örgüte bağlılıkları sağlanmaktadır. Ataması yapılan örgüt mensubu hakim, savcının ilk maaşlarının tamamı örgüt tarafından alınmaktadır. Daha sonraki aylarda ise bekarlardan %15, evlilerden %10, en az 3 çocuğu olanlardan ise %5 oranında himmet toplanmaktadır. Bekar olan örgüt mensubu hakim, savcıların örgüt için önemli stratejik kurumlarda görevli örgüt üyeleri ile veya aynı meslekteki örgüt üyeleri ile evlenmelerinin teşvik edildiği ve katalog evlilikler yaptırıldığı anlaşılmıştır…
Örgüt tarafından hakim, savcılara yönelik adaylık dahil tüm süreçlerde yabancı dil, yüksek lisans, doktora eğitimi, yurt dışı gezileri, mesleki ve kişisel programlar düzenlenmek suretiyle örgüt üyesi hakim, savcılar emsallerine göre daha donanımlı hale getirilmektedir. Örgüt mensupları hak etmedikleri halde yurt içi ve yurt dışı yüksek lisans ve doktora programlarına yerleştirilmişlerdir…
HSYK ve Ad[a]let Bakanlığı Teftiş Kurulunda görev yapan örgüt mensubu müfettişlerce yapılan teftişlerde örgüt üyesi olan hakim, savcılarla örgüt üyesi olmayan hakim, savcılar farklı muameleye tabi tutulmakta, örgüt üyesi hakim, savcılara hak etmedikleri halde yüksek notlar ve olumlu siciller verilmekte, örgüt üyesi olmayan hakim, savcılara ise vasat veya düşük notlar verilmekte, sicilleri bozulmaktadır.
Örgüt üyesi hakim ve savcılar görev yaptıkları yerlerde görevleri nedeniyle öğrendikleri önemli bilgiler ile soruşturma ve dava dosyalarında gördükleri örgüt için önem taşayabilecek konuları gerek adliye gerekse il veya ilçede önemli görevlerde bulunan kişiler ile ilgili topladıkları bilgileri toplantılarda örgüt sorumlusu abiye iletmektedirler. Menfi takip heyeti denilen bir grup tarafından örgüt üyelerinden toplanan bu bilgiler değerlendirilmekte, neticesine göre yapılacak işlemler kararlaştırılmaktadır…
Örgüt mensubu hakim, savcıların deşifre olmasının önüne geçmek amacıyla örgüt üyesi hakim, savcıların çocuklarını örgüte ait olan okullara göndermemelerine karar verilmesi halinde örgüt üyesi hakim, savcı çocuklarının eğitimleri ile ilgilenilmesi, ayrıca ideolojik eğitim verilmesi için eğitim birim adıyla ayrıca bir birim kurulmuştur. Bu birim sorumlusu Yargıtay Üyesi olarak görev yapan örgüt üyelerinden seçilmektedir…
Örgüt faaliyetlerinin bir çoğunda gizlilik esas alınmasına karşın örgüt tarafından HSYK seçimlerine verilen önemden dolayı bu dönemde örgüt mensuplarının deşifre olmayı göze alarak seçimlerde tüm il ve ilçeleri kapsayan adliye ziyaretleri, ev ziyaretleri ve yemek organizasyonları düzenlemişlerdir. Sözde bağımsız örgüt üyesi adaylarının seçim gezilerine birlikte katılmışlardır. Örgütün 2014 yılı HSYK üye seçimlerinde gerek YARSAV listesi, gerekse bağımsız aday adı altında aday göstererek yargı içerisinde alternatif bir yargı gücü kuracak şekilde örgütlü olduğu anlaşılmıştır…”
Öte yandan Dairemizde derdest olan dava dosyalarında yukarıda belirtilen tespitleri destekler mahiyette, FETÖ’nün niteliğine ilişkin aşağıdaki beyanların yer aldığı görülmüştür:
Yargı mensubu olarak görev yapmış olan ve ifadesine başvurulan M.Ü.ye ait Ankara Cumhuriyet Başsavcılığınca düzenlenen 21/10/2016 tarihli ek sorgulama tutanağı: “…Şunu söylemem gerekiyor ki cemaat farklı sınav evlerinde kalan şahısları birbiriyle tanıştırmaz. …Bu yapı sizi asla boşta bırakmaz, yani üniversiteden mezun olduğunuzda sınav çalışma eviniz hazırdır, sınavı kazanınca mülakat referans listeniz hazırdır, bunların her aşamasından sorumlu olan kişiler vardır. …Kural olarak bu yapı gizlilik üzerine kurulu olduğundan bir evde kalan diğer evde kalan kişileri tanımazdı. Ama biz bazen tanıştığımızda kimin bizden olduğunu hissediyor ve anlıyorduk. Biz staja başladıktan sonra bize yavaş yavaş tedbire riayet etmemiz hususu anlatılmaya başlandı. …bu yapıda ciddi bir hiyerarşi söz konusuydu. Ben maaşımın bekarken %15’ini, evlendikten sonra ise %10’unu cemaate himmet olarak verdim. …Evde kalan kişi sadece ev abisini tanır. Kıdemsiz birinin üst abileri tanıma şansı yoktur. Staj esnasında bize namazınızı gizli kılın gerekirse zorunlu hallerde namazlarınızı cem edin diyorlardı. Ramazan orucunuzu tutun ancak gerekirse oruç tutmuyormuş gibi davranın diyorlardı. Bunun haricinde önemli bir husus da bize evliliğin faziletleri anlatılıyordu. …Evlilikten sorumlu abi, evlendirmeyi düşündüğü erkeğe gelerek erkekten bir vesikalık fotoğraf ve bir CV ister, devamında bu CV’yi ve fotoğrafı bir havuza atardı. Aynı işlemi bayanlar için de yapıyorlardı. Devamında evlilikten sorumlu abi kendince uygun gördüğü eş adaylarını birbirleriyle tanıştırıyordu.”
Yargı mensubu olarak görev yapmış olan ve ifadesine başvurulan A.A.ya ait Kilis Terörle Mücadele Şube Müdürlüğünce düzenlenen 23/06/2017 tarihli şüpheli ifade tutanağı: “17-25 Aralık süreci sonrası örgütün sivil imamı … kod adlı şahsın katıldığı …bir toplantıda sivil imam adlicilere hitaben ‘elinizde …siyasal iktidara ilişkin yolsuzluk ihale usulsüzlüğü vs. gibi ses getirecek dosya varsa, bu tarz ses getirecek dosyaları bekletmeyin, hemen davasını açın.’ dedi. …Örgüt mensuplarının deşifre olmasını önlemek için tedbir ya da ruhsat diye tabir edilen yöntemler uygulanmaktaydı. Bu kapsamda örneğin; cuma namazına gitmememiz, adliyede namazları ima ile (göz ile) kılmamız, eğer mümkünse namaz vakti yetişiyorsa namazları cem ederek (birleştirerek) evde kılmamız, ramazan ayında eğer belli olacaksa oruç tutmamamız ve gerektiğinde alkol almamız talimatlandırılmıştı. …Bizim mezuniyet balomuzda, o dönemki yargı bürokrasisinin hassasiyeti de gözetilerek protokol masalarından görülecek açıdaki ön sıra masalara hep örgüt üyeleri oturtulmuş ve bunlara alkol almaları talimatlandırılmıştı diye biliyorum. …Seçim [2014 HSYK seçimi] süreciyle ilgili son olarak belirtmek istediğim, örgütün ByLock üzerinden birbirleriyle haberleşerek Facebook’taki hâkim-savcı gruplarında ya da adalet.org’da organize bir şekilde hareket ederek bağımsız aday tanıtımlarının altına adayı övücü, parlatıcı, adayı ön plana çıkartıcı yorumlar yapılmasının sağlanmasıydı. Buna örnek olarak bir olay anlatayım; R.Ş. mahkemede yanıma gelip bana tefonundaki ByLock mesajını okuttu. Yazının içeriğinde; –Tüm arkadaşların dikkatine, şu gün şu saatte Facebook’taki hâkim savcı gruplarında ve adalet.org’da ‘[İ.Ç.] Gerçeği’ isimli bir paylaşım yapılacaktır. Paylaşımın altına bağımsız aday [İ.Ç.]yi övücü yorumlar yapıp destekleyelim.– …Görüldüğü üzere örgüt sosyal medyada organize bir şekilde hareket ederek seçimde başarılı olmayı amaçlamıştır. …FETÖ yargı mensuplarını T1, T2, T3, T4, T5 üst başlığı/ tasnifi adı altında grup grup, hücre tipi yapılandırılmıştır. T3’teki bir kişinin ekstra bir tanışıklık yoksa diğerlerini bilmesi mümkün olmadığı gibi, yine T3 altında yer alan grupların da birbirini tanımaması genel kuraldır. Tedbir denilen gizlilik kurallarına riayet edilerek bu gizliliğin sağlanması amaçlanmıştır. Ama özellikle Ankara’da staj döneminde bu gizliliği sağlayamadılar. Bir çok farklı gruba mensup kişi birbirlerini bir şekilde tanıdı veya başkasından duymak suretiyle öğrendi. Ancak tedbire son derece riayet edenler kendilerini gizleyebilmiştir.”
Yargı mensubu olarak görev yapmış olan ve ifadesine başvurulan M.Ö.ye ait Osmaniye Cumhuriyet Başsavcılığınca düzenlenen 18/10/2016 tarihli sorgulama tutanağı: “Taşra yapılanmasında o dönemki adı ile cemaatin bu yapılanması profesyonel olarak yürütülüyordu. 2002 yılından itibaren taşra yapılanması kendi içerisinde T1, T2, T3, T4, T5 şeklinde bölümlere ayrılmıştı. (“T” taşra anlamına gelen yapılanmayı simgelerdi). T1 grubu 39 bin sicilden daha önce gelenlerdi. T2 grubu 39 bin, 42 bin sicillileri, T3 grubu 92 bin 109 bin arası sicillileri, T4 grubu daha sonraki sicillileri,T5 grubu 125 bin ve sonraki sicillileri ifade ederdi.”
Sonuç olarak FETÖ’nün, yıllar itibarıyla takiye (olduğundan farklı görünme) esasına dayanan uzun vadeli bir projenin aşamalarını izleyerek kurduğu strateji doğrultusunda, kamu kurumlarında ve yargı organlarında demokratik devlet düzeninden ayrıksı ve ona paralel şekilde teşkilatlanmak suretiyle ülkenin bağımsızlığını, bütünlüğünü ve demokratik hukuk devletini tehdit edici, anayasal düzene sadakat yükümlülüğüne aykırı davranışlar gösteren bir yapılanma hâline geldiği anlaşılmaktadır. Nitekim bu yapılanma tarafından 15 Temmuz 2016 gecesi anayasal düzene, demokratik kurumlara ve bizatihi Türk Milletine karşı darbe teşebbüsünde bulunulmuştur.
Darbe teşebbüsünün bertaraf edilmesini takip eden günlerde, söz konusu kalkışmaya dâhil olan kişilerin telefon konuşmaları ve mesajları ortaya çıkmıştır. Anayasa Mahkemesinin Aydın Yavuz ve diğerleri (B. No: 2016/22169, 20/06/2017) kararında da yer alan, darbe teşebbüsünün şüphelilerinden olan Komiser Yardımcısı E.G.nin telefonunda bulunan mesajlar bunlara örnek teşkil etmektedir. E.G.nin telefonunda, “önemli, durum kötü, çok acil duyuru. tüm il ve ilçe imamlarını, abilere, ablalara, kurum imamlarına iletin, tüm hizmet mensupları darbeyi şiddetle kınayan açıklama yapsın, meydanlara inip kendisini kamufle etsin, resim çekilip sosyal medyada yayınlasın, demokrasi, seçilmiş irade falan desinler, ama fazla da asla muhterem hoca efendinin adı geçmesin açıklamalarda, hepimizi alabilirler, herkes -darbeden haberim yok TV’de gördüm ilk kez- desin, asla hükümete ve Tayyibe karşı olumsuz bir paylaşım yapmayın, bu gurubu kapatıyorum şimdi” şeklinde mesajların bulunduğu tespit edilmiştir.
3) Demokratik Anayasal Düzene Sadakat Yükümlülüğü
AİHM “demokratik bir devletin, memurlarından anayasal prensiplere sadakat göstermesini isteme hakkı bulunduğunu” belirtmektedir (Sidabras ve Džiautas/Litvanya, B. No: 55480/00 ve 59330/00, 27/07/2004, § 52; Volkmer/Almanya (k.k.), B. No: 39799/98, 22/11/2001; Petersen/Almanya, B. No: 39793/98, 22/11/2001). AİHM’e göre “kamu çalışanlarının devlete sadık kalmaları genel yararı korumakla ve güvence altına almakla yükümlü devlet otoriteleri ile çalışmalarının doğasında bulunan bir şarttır.” (Sidabras ve Džiautas/Litvanya, B. No: 55480/00 ve 59330/00, 27/07/2004, § 57; Žičkus/Litvanya, B. No: 26652/02, 07/04/2009, § 28).
AİHM kararlarında yer alan sadakat yükümlülüğüne ilişkin yukarıda belirtilen ilkelerin hâkimlik ve savcılık mesleği açısından yorumlanması gerekmektedir.
Anayasa’nın “Hâkimlik ve savcılık mesleği” kenar başlıklı 140. maddesine Danışma Meclisi tarafından yazılan gerekçede “… Adalet tevzii herşeyden önce güvenilir nitelikte olmalıdır. Bu hizmeti görenlerin tarafsızlıklarından şüphe edilmesi, hizmetin tam olarak yerine getirilmiş olduğunun kabulüne engeldir. Bu itibarla görevlerinde özel hayatlarında tarafsızlıklarına dair bir davranışta bulundukları sanısını verecek hareketlerden sakınmak zorundadırlar.” denilmektedir.
Bu bağlamda, yargı mensuplarının sadakat yükümlülüğü memurlardan farklı olarak “bağımsızlık” ve “tarafsızlık” ilkeleri çerçevesinde hukuk devletine ve demokratik anayasal düzene sadakat yükümlülüğü olarak ortaya çıkar.
Üstün bir kamu gücü yetkisi niteliğindeki yargı yetkisini kullanan hâkim ve savcıların, Anayasa gereği tarafsız ve bağımsız olarak görev yapmaları, Anayasa’ya, kanuna ve hukuka uygun olarak vicdani kanaatlerine göre hüküm vermeleri ve anayasal düzene sadakat göstermeleri, hukuk devletinde demokratik toplum düzeninin korunması açısından büyük önem arz etmektedir.
4) Dava Konusu Edilen Kararların Hukuki Niteliği
Anayasa’nın 139. maddesinde hâkim ve savcıların görevlerinin sona ermesi sonucunu doğuran işlemler, disiplin cezaları ve meslekte kalmalarının uygun olmadığı yönünde verilen kararlar olarak ikiye ayrılmıştır. 24/02/1983 tarihli ve 2802 sayılı Hakimler ve Savcılar Kanunu’nun “Hâkimlik ve savcılık görevlerinin sona ermesi” kenar başlıklı 53. maddesinde de disiplin cezası niteliğindeki meslekten çıkarma işlemi ile hâkimlik ve savcılık görevinin sona ermesi sonucunu doğuran diğer işlemler ayrı ayrı belirtilmiştir.
Dolayısıyla 667 sayılı KHK’nın 3. maddesi uyarınca hâkim ve savcıların meslekte kalmalarının uygun olmadığına ve meslekten çıkarılmasına ilişkin kararların, bu kişilere disiplin cezası verilmesine ilişkin kararlardan ayrı nitelikte olduğu konusunda duraksama bulunmamaktadır.
Dairemizin, Danıştay Başkanlığının internet sitesinde güncel kararlar başlığı altında yayımlanmış olan, 04/10/2016 tarih ve E:2016/8196, K:2016/4066 sayılı kararında da belirtilmiş olduğu üzere 667 sayılı KHK’nın 3. maddesi uyarınca terör örgütlerine veya MGK’ca Devletin millî güvenliğine karşı faaliyette bulunduğuna karar verilen yapı, oluşum veya gruplara üyeliği, mensubiyeti veya iltisakı yahut bunlarla irtibatı olduğu değerlendirilen yargı mensuplarının, “meslekte kalmasının uygun olmadığına ve meslekten çıkarılmasına” ilişkin kararlar, adli suç veya disiplin suçu işlenmesi karşılığında uygulanan yaptırımlardan farklı olarak terör örgütleri ile millî güvenliğe karşı faaliyette bulunduğu kabul edilen yapıların kamu kurum ve kuruluşlarındaki varlığını ortadan kaldırmayı amaçlayan “olağanüstü tedbir” niteliğindedir.
Bu kapsamda, ülkenin içinde bulunduğu tehdidin ortadan kaldırılması ve bozulan kamu düzeninin ivedi şekilde yeniden tesis edilmesi amacıyla 667 sayılı KHK’nın 3. maddesi ile “terör örgütleri ile millî güvenliğe karşı faaliyette bulunduğu kabul edilen yapılara üyeliği, mensubiyeti veya iltisakı yahut bunlarla irtibatı olduğu değerlendirilen” üstün kamu gücü yetkisi kullanma ayrıcalığına sahip bu kişiler hakkında uygulanmak üzere olağan dönemdeki yaptırımlardan farklı olarak olağanüstü nitelikte yeni bir tedbir getirilmiştir.
Terör örgütleri ile millî güvenliğe karşı faaliyette bulunduğu kabul edilen yapılara üyelik, mensubiyet, iltisak veya bunlarla irtibat, anayasal düzene sadakat yükümlülüğünün yitirildiğini ortaya koyan ve hâkim ve savcılar hakkında bahse konu olağanüstü tedbirin uygulanmasını gerektiren hâllerdir. Yukarıda yer verilen yapılara üyelik ve mensubiyet olmasa da bu yapılara iltisaklı veya bunlarla irtibatlı bulunulması hâli de anılan tedbirin uygulanabilmesi için yeterlidir. Nitekim davalı idare, yargı mensupları hakkında aldığı meslekte kalmalarının uygun olmadığına ve meslekten çıkarılmasına ilişkin kararları, anılan yargı mensuplarının FETÖ/PDY terör örgütü ile irtibat ve iltisaklarının sabit olduğu gerekçesiyle tesis etmiştir.
Anayasa Mahkemesi 14/11/2019 tarih ve E:2018/89, K:2019/84 sayılı kararında iltisaklı kavramını ”kavuşan, bitişen, birleşen”, irtibatlı kavramını ise ”bağlantılı” olarak tanımlamıştır. Bu kavramlar ile kişilerin cezai sorumluluğunu gerektiren örgüte üyelik ve mensubiyet kavramlarına nazaran terör örgütleri ile daha az yoğun ve atipik bir bağlantının vurgulandığı açıktır. Bu kapsamda kişilerin terör örgütleri ile irtibat ve iltisaklarının ortaya konulabilmesi için, örgütün amaçlarının gerçekleştirilmesi ya da örgütten yarar sağlamak maksadıyla gerek örgütten gelen talimatlar doğrultusunda gerekse inisiyatif alarak bulundukları hal ve hareketler neticesinde örgüte veya kendilerine yarar sağladıkları ya da örgüt ile amaç birliği veya sosyal birliktelik görünümü içinde oldukları yönünde kanaat oluşması yeterli olacaktır.
Bu bağlamda, üstün bir kamu gücü yetkisi niteliğindeki yargı yetkisini kullanan yargı mensupları yönünden örgüt ile irtibat ve iltisak hususu değerlendirildiğinde, yetki ve nüfuzlarını kullanarak örgütün amaçlarını gerçekleştirmesi için ya da örgütün talimatları doğrultusunda kendilerine veya başkalarına yarar sağlamak için bir takım hal ve hareketlerde bulunmak suretiyle demokratik anayasal düzene sadakat yükümlülüklerini ihlal ettikleri yönünde bir kanaat oluşması halinde örgüt ile irtibat ve iltisaklarının bulunduğunu söylemek mümkün olacaktır.
5) Kişiselleştirme ve Delillerin Değerlendirilmesi
Yargı mensubu olarak görev yapanlar hakkında meslekte kalmasının uygun olmadığına ve meslekten çıkarılmasına ilişkin bahse konu olağanüstü tedbirin uygulanması için ilgililerin terör örgütleri ve millî güvenliğe karşı faaliyette bulunduğu kabul edilen yapılara üyelik, mensubiyet veya iltisakını ya da bunlarla irtibatını ortaya koyan delil, bulgu ve bu yönde değerlendirme yapılmasına neden olan hususların idare tarafından ortaya konulması gerekmektedir.
Dava konusu kararların dayanağı olan delillerin, davalı idare tarafından dava konusu işlemlerin tesisinden sonra tespit edilerek dosyaya sunulduğu anlaşılmakta ise de bu delillerin terör örgütleri ile millî güvenliğe karşı faaliyette bulunduğu kabul edilen yapılara üyelik, mensubiyet, iltisak veya bunlarla irtibatı ve anayasal düzene sadakat yükümlülüğünün yitirildiğini ortaya koyan geçmişe ilişkin olay ve olgular olduğu görüldüğünden dava konusu işlemlerin hukuka uygunluğunun değerlendirilmesinde dikkate alınabileceği tabiidir.
a) ByLock Delili
i. ByLock Uygulamasına İlişkin Genel Değerlendirme
Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 26/09/2017 tarih ve E:2017/16.MD-956, K:2017/370 sayılı kararında da belirtildiği üzere ByLock uygulaması, kullanılması için indirilmesi yeterli olmayan ve özel kurulum gerektiren, kullanıcıların haberleşebilmesi için her iki tarafın önceden temin ettikleri kullanıcı adlarını ve kodlarını eklemeden taraflar arasında mesajlaşmanın başlayamadığı, bu bakımından sadece oluşturulan hücre tipine uygun şekilde bir haberleşme gerçekleştirilmesine imkân veren, kriptolu anlık mesajlaşma, e-posta gönderimi, ekleme yoluyla kişi listesi oluşturma, grup içi mesajlaşma, kriptolu sesli görüşme, görüntü veya belge gönderebilme özellikleri bulunan, böylece kullanıcılarının, örgütsel mahiyetteki haberleşmelerini başka herhangi bir haberleşme aracına ihtiyaç duymadan gerçekleştirmesine olanak sağlayan bir iletişim sistemidir.
Yargıtay Ceza Genel Kurulunun anılan kararında ByLock uygulamasının 2014 yılı başlarında uygulama mağazalarında yer alıp bir süre herkesin ulaşımına açık olduğu, bu mağazalardan kaldırılmasından sonra örgüt mensuplarınca harici bellek, hafıza kartları ve bluetooth yoluyla yüklenildiği hususunun, yürütülen soruşturma ve kovuşturma dosyalarındaki ifadeler, mesaj ve e-postalardan anlaşıldığı belirtilmiştir.
ByLock üzerinden yapılan iletişimin çözümlenen içeriğinin tamamına yakınının FETÖ mensuplarına ait örgütsel temasa ve faaliyetlere ilişkin olduğu; buluşma adreslerinin değiştirilmesi, yapılacak operasyonların önceden bildirilmesi, örgüt mensuplarının yurt içinde saklanması için yer temini, yurt dışına kaçış için yapılan organizasyonlar, himmet toplantıları, açığa alınan veya meslekten çıkarılan örgüt mensuplarına para temini, örgüt liderinin talimat ve görüşlerinin paylaşılması, Türkiye’yi terörü destekleyen ülke gibi göstermek amacına yönelik faaliyette bulunan birtakım internet adreslerinin paylaşılması ve bu sitelerdeki anketlerin desteklenmesi, FETÖ’ye yönelik yürütülen soruşturma ve kovuşturmalarda şüpheli veya sanıkların hâkim ve Cumhuriyet savcılarınca serbest bırakılmasının sağlanması, örgüt mensuplarına müdafi temin edilmesi, örgüt üyelerinden kimlere operasyon yapıldığına ve kimlerin deşifre olduğuna ilişkin bilgilerin paylaşılması, operasyon yapılması ihtimali olan yerlerde bulunulmaması ve bu yerlerdeki örgüt için önemli dijital verilerin arama-tarama mesulü olarak adlandırılan kişilerce önceden temizlenmesi, kamu kurumlarında FETÖ aleyhine görüş bildiren veya yapılanmayla mücadele edenlerin fişlenmesi, deşifre olduğu düşünüldüğünde ByLock iletişim sisteminin kullanımına son verileceği, Eagle, Dingdong ve Tango gibi alternatif programlara geçiş yapılacağının haber verilmesi, yapılanmaya mensup kişilerin savunmalarında kullanabilmeleri amacıyla hukuki metinler hazırlanması gibi örgütsel niteliği olan mesajlar gönderildiği ifade edilmiştir.
Bylock delilinin hukuki niteliği ile ilgili olarak ise Yargıtay Ceza Genel Kurulunun yukarıda anılan kararında; Avrupa Konseyi Siber Suç Sözleşmesinin 32. maddesi ve 2937 sayılı Devlet İstihbarat Hizmetleri ve Milli İstihbarat Teşkilatı Kanununun 4.maddesinin 1.fıkrasının (i) bendi ile 6.maddesinin 1.fıkrasının (d) ve (g) bentlerine uygun şekilde Milli İstihbarat Teşkilatı tarafından elde edilen Bylock’a ilişkin dijital materyaller hakkında Ankara Cumhuriyet Başsavcılığının talebi üzerine Ceza Muhakemesi Kanununun 134.maddesi gereğince Ankara Sulh Ceza Hakimliğince verilen ”inceleme, kopyalama ve çözümleme” kararına istinaden bilgisayar ve bilgisayar kütüklerindeki iletilerin tespiti işleminde herhangi bir hukuka aykırılık bulunmadığı sonucuna varıldığı görülmüştür.
Nitekim Anayasa Mahkemesi de Bylock verilerinin kanuni bir temele dayanmadan ve hukuka aykırı şekilde elde edildiğine yönelik iddialar yönünden yapılan başvuruda; 4/6/2020 tarih ve Başvuru No: 2018/15231 sayılı kararı ile Anayasa’nın 36. maddesinde güvence altına alınan adil yargılanma hakkı kapsamındaki hakkaniyete uygun yargılanma hakkının ihlal edilmediğine karar vermiştir. Anayasa Mahkemesi aynı kararında, yapısı, kullanım şekli ve teknik özellikleri itibarıyla sadece FETÖ/PDY mensuplarınca -örgütsel iletişimde gizliliği sağlama amacıyla- kullanılan kriptolu iletişim ağının başvurucu tarafından kullanılmasının terör örgütüne üye olma suçu açısından mahkumiyete dayanak olarak alınmasının, adil yargılanma hakkı kapsamındaki usul güvencelerini etkisiz hale getiren keyfi bir uygulama olarak değerlendirilemeyeceği tespitinde de bulunmuştur.
Öte yandan Dairemizde derdest olan dava dosyalarında, yargı mensubu olarak görev yapmakta iken haklarında meslekte kalmasının uygun olmadığına ve meslekten çıkarılmalarına karar verilmiş olan bazı kişilerin ByLock uygulamasına ilişkin birtakım ifadelerde bulunduğu görülmüştür:
Yargı mensubu olarak görev yapmış olan Y.G. isimli şahıs tarafından İstanbul 30. Ağır Ceza Mahkemesine sunulmuş beyan: “Bana ByLock adlı programı indirmemi 2014 Temmuz’da Ali adlı kişi söyledi. Önce VPN programını daha sonra da ByLock’u kurmamı, VPN’yi açmadan ByLock’u kullanmamam gerektiğini açıkladı. Daha sonra beni kendisi ekledi ve onaylamamı söyledi. Böylece buradan daha güvenli mesajlaşabilecektik onlara göre. Çünkü 2014 HSYK seçimleri yaklaşmaktaydı ve hızlı bir haberleşme ağı lazımdı.”
Yargı mensubu olarak görev yapmış olan ve ifadesine başvurulan M.Ö. isimli şahsa ait Malatya Cumhuriyet Başsavcılığında düzenlenen 16/10/2016 tarihli sorgulama tutanağı: “2014 HSYK seçimlerinden yaklaşık 3-4 ay önce E.E.’nin evinde toplanmıştık. …Mesut abi denilen kişi bir programdan bahsetti. Bu program üzerinden haberleşeceğimizi söyleyerek telefonlarımızı istedi. Kendisi telefonlarımıza ByLock denilen programı söz konusu sohbet sırasında yükledi. …ByLock programını kullanan cemaatteki herkesin paylaşımlarını görmek mümkün değildi. Sadece arkadaş listesi (grup) şeklinde oluşturulan arkadaşlarla konuşabilmekte ve yazılar paylaşabilmekteydik. …HSYK seçimlerinin sonuna kadar ByLock programı üzerinden haberleşme sağlanıyordu. Cemaat mensuplarının istemleri doğrultusunda seçimlerden sonra ByLock programını sildim.”
Yargı mensubu olarak görev yapmış olan ve ifadesine başvurulan A.B. isimli şahsa ait Erzurum Cumhuriyet Başsavcılığında düzenlenen 22/03/2017 tarihli sorgulama tutanağı: “… isimli şahıs telefonuma ByLock yüklemek istedi. Ancak akıllı telefonum olmadığı için yükleyemedi. Ben de eşimin telefonunu kendisinden habersiz aldım. Bir şeyler yaptı. Bundan sonra buradan haberleşeceğiz dedi. ……, hâkim ve savcıların kişisel bilgilerini (dünya görüşü, siyasi görüş vs.) özellikle ByLock’tan ona atmamı istiyordu. … … bana tablet almamı, başka bir akrabamın adına hat almamı söyledi. Ancak ben bunu da yapmadım. Daha sonra …, bana içinde hat olan bir tablet getirdi. Tablette ByLock programı yüklüydü. Gelen yazıları okuyordum. Ayrıca bana tablette silme programını gösterdi. Herhangi bir durumda onu kullanmamı söyledi.”
Yargı mensubu olarak görev yapmış olan ve ifadesine başvurulan S.Ö. isimli şahsa ait Çankırı Cumhuriyet Başsavcılığında düzenlenen 02/03/2017 tarihli şüpheli ifade tutanağı: “2014 yılının Ağustos ayında E.Ö. çalıştığı yer olan Silivri’ye gelmemi söyledi. Silivri’ye gittikten sonra beni oradan alıp Silivri İlçesinde oturan D.S.’nin evine götürdü. Burada … kod adlı şahıs da vardı. Kendisi telefonumu istedi. Kendisi bana ByLock isimli programı yükledi. Artık buradan haberleşeceğimizi bana söyledi. Çünkü benim tek kaldığımı, bir şekilde haberleşmemiz gerektiğini söyledi. 2015’in Şubat ayına kadar bu program üzerinden haberleştik.”
Bu durumda, FETÖ tarafından gizliliği sağlamak için örgütsel haberleşme amacıyla oluşturulduğu ve münhasıran FETÖ tarafından kullanıldığı anlaşılan ByLock uygulamasının yüklendiğinin, bu ağa dâhil olunduğunun tespit edilmesi hâlinde, bu kişilerin örgüte üyeliği, mensubiyeti veya iltisakı yahut örgütle irtibatı ortaya konulmuş olabilecektir.
ii. ByLock Delilinin Davacı Yönünden Değerlendirilmesi
Dava dosyasında, Emniyet Genel Müdürlüğü Kaçakçılık ve Organize Suçlarla Mücadele Daire Başkanlığı tarafından davacı hakkında düzenlenmiş İKİ ayrı “ByLock CBS Sorgu Sonucu Raporu”, “ByLock Tespit Tutanağı” ile “ByLock Tespit ve Değerlendirme Tutanağı” yer almaktadır.
Dava dosyasına sunulan ByLock CBS Sorgu Sonucu Raporlarının incelenmesinden; davacının tespit edilen USER ID’sinin … tespit edilen GSM aboneliğinin …, tespit edilen cihaza ait IMEI numarasının … ve tespit edilen ilk tarihin 30/10/2014 olduğunun belirtildiği görülmüştür.
Dava dosyasına sunulan ByLock Tespit Tutanağının incelenmesinden; Ankara Cumhuriyet Başsavcılığınca … tarih ve … sayılı soruşturma kapsamında gönderilen ByLock abone listeleri üzerinde yapılan çalışmalarda, davacının 129.862 satırlık ByLock abone listesinin 43428. satırında kaydının olduğunun, tespit edilen GSM aboneliğinin …, tespit edilen cihaza ait IMEI numarasının …, tespit edilen ilk tarihin 30/10/2014 olduğunun belirtildiği görülmüştür.
Davalı Hakimler ve Savcılar Kurulu tarafından dava dosyasına sunulan ByLock Tespit ve Değerlendirme Tutanağı incelendiğinde; “ID’yi Kullanan Kullanıcılar” başlığı altında davacının adı ile birlikte ID numarasının “…”, kullanıcı adının “…”, şifresinin “…” olduğu, “SGK Kayıtları” başlığı altında davacının Danıştay’da üye olarak görev yaptığı, “ID’yi Ekleyenlerin Verdikleri İsimler” başlığı altında … ID numaralı kişinin davacıyı “… abi”, … ID numaralı kişinin davacıyı “…”, … ID numaralı kişinin davacıyı “… bey-dt”, … ID ve … ID numaralı kişilerin davacıyı “…”, … ID numaralı kişinin davacıyı “…”, … ID numaralı kişinin davacıyı “komşu” olarak kaydettiği görülmektedir.
Öte yandan, davacının silahlı terör örgütüne üyelik suçundan 10 yıl 8 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına ilişkin Yargıtay … Ceza Dairesinin (ilk derece) … tarih ve E:…, K:… sayılı gerekçeli kararında; “…FETÖ/PDY silahlı terör örgütünün tepe yöneticilerinden Ş.A.T.’ın rektörü olduğu Fatih Üniversitesi hastanelerinin örgütle iltisaklı olduğunun anlaşılması üzerine Sosyal Güvenlik Kurumu tarafından, örgütle iltisaklı kurumların sistemden çıkarıldığı ve anılan hastane ile sözleşme imzalanmadığı dönemde, FETÖ/PDY silahlı terör örgütü ile Devletin mücadelesinin akim bırakılması yönünde sanık …’nin diğer örgüt mensupları ile birlikte hareket ettiği, örgüt tarafından örgütle iltisaklı hastaneler ile ilgili yapılacak iş ve işlemlerin, Dairemizde yargılanan ve FETÖ örgüt üyeliğinden mahkum olan Y.Ç. ile birlikte Sanık …’ye de iletildiği, dava takiplerinin (… ID) ile (… bey-DT) kod adı ile yer alan sanık … tarafından yapıldığı, örgüte ait vakıf üniversiteleri ile hastanelerinin açacağı iptal davaları konusunda karar verecek, kritik önem taşıyan Danıştay 15. Daire’de Danıştay eski üyeleri FETÖ silahlı terör örgüt mensubu, Dairemizce yargılanıp mahkum olan Y.Ç., E.Y.S., E.A.’na iletildiği, örgütün amaç ve faaliyetleri kapsamında örgüt mensupları tarafından açılan Danıştay 15. Dairesindeki dosyaların takip edilerek örgüt lehine sonuçlanması için çalışma yapıldığı, örgütün talepleri doğrultusunda oy kullanıldığı, bütün bu hususların ve faaliyetlerin aşamaları itibariyle ByLock görüşmelerinde açıkça ifade edildiği, Bu bağlamda; sanık … (… ID) ile Y.Ç. (… ID) arasındaki Hastane dosyası ile ilgili bazı ByLock Yazışmaları; … ID-… ID, 2016-01-05, 00:44:02 ”abi sgk sözleşme imzalamama acil, bu konuda bir öneri getirseniz. Ne yapılabilir.?”, … ID-… ID, 2016-01-05, 16:48:46 ”danistayda dava acma mumkun gozukmuyor”, 16:49:29’da ”ilgisi olmasa da bir duzenleme ile dava acilamaz mi”, 16:50:31’de ”orn sgkya sozlesme yapilmasina olanak veren duzenleme ile acilsa”, … ID-… ID, 2016-01-05, 16:50:46, ”İlk derce için bir yol bulamadım. Araştırıyorum”, … ID-… ID, 2016-01-05, 16:51:21 ”tmm abi biraz daha inceleyim” … ID-… ID, 2016-01-05, 16:53:23 ”24 ündeki duyuruda sözleşme yapmaya davet var. Çok ilgisi olmasada bu duyuru ile birlikte sözleşme yapılmamaya dava açılabilir. Ama ilgi kurmak zor olur”, 16:55:36’da ”Fakat Vakıf universiteleri için ayrı bir duyuru yapıp bunlarla sözleşme yapmayacağız denmişse ( ben onu bulamadım ) o takdirde ikisine birlikte dava acılabilir”, şeklindeki yazışma içeriklerinde açılacak davaların örgüt lehine sonuçlanması için hangi yöntemin izlenmesi gerektiği noktasında çalışma yaptıkları, … ID-… ID, 2016-01-19, 12:57:38 ”Sözleşme imzalamama davası geldi.E;… Ancak sadece duyurunun iptali istenilmiş. acil olarak bir ek dilekçeyle medulanın kaoatılması ve sözleşme imzalanmaması da dava konusu edilmeli. Biz dava süresi içerisindeki talebi davayı genişletme olarak görmüyoruz.”, … ID-… ID, 2016-01-20, 01:27:09 ”abi sgk için dava açanın adını da söyleyebilir misiniz?”, … ID-… ID, 2016-01-20, 09:13:57 … Ün. E:…, 13:53:40’da “Sana ulaşamayınca bende yazmıştım. Dilekçeyi bekliyoruz”, 13:56:37’de ”Sana C. beyi ve Hastaneyi söylemek için uğramıştım.. Teşekkürler”, … ID-… ID, 2016-01-21, 15:47:28 ”Ank385ara (21.01.2016 15:40): Hastane dosyası geldi daha ilk aşama ancak sav kadar kabul olabilir. Havale edilen tektik hk. yarın heyete girecek dosya bugün havale edildi. Heyette T. ve g. var yarın heyete gelse iyimi olur. Pazartesi heyeti ise full”, … ID-… ID, 2016-01-21, 15:48:06 ”hangi gun size uygunsa abi”, 15:48:26’da ”onemli olan hayirli bir sonuc”, … ID-… ID, 2016-01-21, 15:49:40 ”Yani pazartesi kesin olur. Ancak imzalar tanıdık olur. Başkaları da olsa daha iyi değilmi”, … ID-… ID, 2016-01-21, 15:50:24 ‘g. sorun eder mi savunmaya kadar kabule katilir mi”, … ID-… ID, 2016-01-21, 15:50:53 ”Bilmiyorum”, … ID-… ID, 2016-01-21, 15:51:28 ”sorun ederse yarin cikmayabilir”, 15:51:46’da ”pzt disardan kimse yok mu”, 15:55:06’da ”abi sizi de sikintiya sokmayacak bir cozum olmasinda fayda oldugu kanaatindeyim.”, … ID-… ID, 2016-01-21, 16:23:44 “Dosyanın harcı ve posta ücreti yatmamış gözüküyor. Sadece 70 Tl posta ücreti yatırılmış. Dosya Pazartesi heyete gelsin dedik. En geç yarın akşama kadar 163.80 TL harç ve 80 TL posta ücretinin buraya yatırılması lazım. Dilekçe İstanbuldan verilmiş. Oraya yatırırlarsa geç gelebilir.”, … ID-… ID, 2016-01-22, 11:50:05 ”abi harc meselesini ilettim en gec bugun tamamlanmali dedim”, … ID-… ID, 2016-01-22, 12:11:06 “Pazartesi görüşmeye karar verdik”, … ID-… ID, 2016-01-22, 12:11:42 ”harci yetismezse de gorusecek misiniz”, … ID-… ID, 2016-01-22, 12:12:42 ”Birde dosyanın avukatı neden eksik dava açtı diye içime şüphe doğdu acsba düzgün birisimi”, 12:12:51’de ”Harcı yetişmezse olmaz”, … ID-… ID, 2016-01-22, 12:13:13 ”tmm yetistirirler ins”, 12:14:16’da “abi sizin belirttiginiz kaygiyi ben de tasiyorum. sifa unv. 8. Dairede dava acti 61. gunde”, … ID-… ID, 2016-01-22, 12:14:29 ”Aslında hemen çıkarılması da söylentilere sebep olabikir. Aynen Leventte olduğu gibi. Bir sonraki Cumaya kalsa tek. hakiminin normal gününe çok geç mi olur ne dersin”, … ID-… ID, 2016-01-22, 12:14:35 ”davada sureret karari verilecek”, 12:16:01’de ”harc yetisirse gorusursunuz yetismezse yapacak bir sey yok kanaatindeyim”, … ID-… ID, 2016-01-22, 12:16:21 ”Normalde tek hakiminin önümüzdeki Cuma heyeti var o zaman gelsede problem olmaz”, … ID-… ID, 2016-01-25, 14:08:42 ”bugun sgk dosyasinda bir gelisme oldu mu harci tamamlamislar mi”, 11:21:16’da ”abi unv harctan muafligi konusunda sizden bilgi bekliyorum”, … ID-… ID, 2016-01-27, 11:22:08 ”Döneceğim” … ID-… ID, 2016-02-09, 00:31:48 ”Kararın imzası tamamlandı. Yarın (salı) postaya verilir.”, Hastane dosyası le ilgili … ID’li Sivil İmam Ö.İ. ile yapılan yazışmalarda; … ID-… ID, 2016-01-21, 15:41:13 ”Abi müsaitmisiniz”, 15:41:37’de ”Bir konuda fikrinizi almak istiyorum”, … ID-… ID, 2016-01-21, 15:41:56 ”est abi”, 15:42:04’de ”buyurun” … ID-… ID, 2016-01-21, 15:42:58 ”Hastane dosyası geldi daha ilk aşama ancak sav kadar kabul olabilir. Havale edilen tektik hk. yarın heyete girecek dosya bugün havale edildi. Heyette T. ve g. var. Sıkıntı çıkarabilirler. Yarın heyete gelse iyimi olur. Pazartesi heyeti ise full”, … ID-… ID, 2016-01-21, 15:44:07 ”izmirdeki hastane mi abi” … ID-… ID, 2016-01-21, 15:44:23 “Oazartesi o tetkik hakiminin günü degil ona pazartesi gel dedek rutin dışına çıkmış olacagız. Ancak çok nadir acil ißlerde yapıyoruz”, 15:44:36’da ”İstanbuldakiler”, … ID-… ID, 2016-01-21, 15:45:02 ”abi ttk hkm tanıdık mı”, … ID-… ID, 2016-01-21, 15:45:21 ”Açık hukua aykırıliÄ· var. Ancak idatenin savunmasını almafan yd vermek çok istisna”, … ID-… ID, 2016-01-21, 15:46:36 ”abi siz daha iyi bilirsiniz ama başkan problem etmeyecekse arkadaş yarın hastaneye gitse ptesi gelse”, 15:47:45’de ”izmirde yerel mhk yd vermişti”, 15:51:08’de ”biliyorum abi”, 15:51:58’de ”orada öyle güzel bir gelişme olmuştu demek için yazdım”, şeklindeki ByLock yazışma içeriklerinde; dava açılmasından sonra Danıştay 15. Daire’de dava dosyasının incelenmesi ve karar sürecinin takip edilerek örgüt lehine sonuçlandırılmaya çalışıldığı, bu kapsamda; örgüt mensuplarının ByLock yazışmalarına konu olan kararın; Danıştay 15. Dairesinin 29/01/2016 tarihli 2016/264 esas sayılı örgütün talimatı sonucu verilen yürütmenin durdurulması kararı olduğu anlaşılmıştır. 06.01.2016 havale tarihli dava dilekçesinde davacısının Fatih Üniversitesi Rektörlüğü, davalının Sosyal Güvenlik Başkanlığı olduğu, dava konusunun “Sosyal Güvenlik Kurumu sgk.gov.tr internet sitesi linkinde 24.12.2915 tarihinde yapılan aynı tarihli “Sosyal Güvenlik Kurumu/ Vakıf Üniversiteleri Sağlık Hizmetleri Protokolü, Kurum web ve internet sitesinde yayınlanmış olup, taraflarca imzalanan bir önceki protokol 01.01.2016 tarihi itibariyle feshedilmiş sayılacağından, ekte yer alan protokolü imzalamak isteyen vakıf üniversitelerinin 31.12.2015 tarihi mesai bitimine kadar Genel Sağlık Sigortası Genel Müdürlüğüne müracaat ederek protokolü imzalaması gerekmektedir” duyuru şeklindeki idari işlemin İPTALİNE ve aynı işleme yönelik öncelikle YÜRÜTMEYİ DURDURMA istemidir” şeklinde olduğu, açılan davanın Danıştay 15. Dairesi’nin 2016/264 esasına kaydının yapıldığı, Danıştay 15. Daire’sinin 2016/264 esas sayılı dosyasında 29.01.2016 tarihli kararında dava konusu işlemlerin yürütmesinin durdurulmasına, Daire başkanı K.Ö.’nün muhalefeti ile üyeler Y.Ç., E.A., M.G., E.Y.S.’ın oyları ile oyçokluğuyla karar verildiği, … Davalı idare Sosyal Güvenlik Kurumu Başkanlığının itirazı üzerine Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulu’nun 13.04.2016 tarihli YD itiraz No:2016/149 sayılı kararı ile “2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu’nun 6352 sayılı Kanunla değişik 27. Maddesi 2. fıkrasında öngörülen “uygulanmakla etkisi tükenecek işlem” koşulunun dava konusu uyuşmazlıkta gerçekleşmediği anlaşıldığından, davalı idarenin itirazının KABULÜNE ve Danıştay Onbeşinci Dairesince verilen yürütmenin durdurulması isteminin davalı idarenin savunması alındıktan ya da savunma süresi geçtikten sonra yeniden bir karar verilinceye kadar kabulüne ilişkin 29.01.2016 günü E:2016/264 sayıl kararın kaldırılmasına, 13.04.2016 gününde oyçokluğu ile karar verildi.” şeklinde itirazın kabulü ile yürütmenin durdurulması kararının kaldırıldığı anlaşılmakla; Söz konusu kararda yürütmeyi durdurma isteyen tarafın FETÖ/PDY isimli örgüt ile irtibatlı Fatih Üniversitesi Rektörlüğü, davalının Sosyal Güvenlik Başkanlığı, dava konusunun ise, üniversite hastanesi sözleşmesinin yenilenmemesi ve MEDULA sisteminden çıkarılması işlemine karşı iptal ve yürütmenin durdurulması istemi olduğu, örgüt tarafından örgütle iltisaklı hastaneler ile ilgili yapılacak iş ve işlemlerin, Dairemizde yargılanan ve FETÖ örgüt üyeliğinden mahkum olan Y.Ç. ile sanık …’ye de iletildiği, sanığın örgütten aldığı talimatı Danıştay 15. Dairesi üyesi örgüt mensuplarına ilettiği, örgütün talimatları sonucu Danıştay 15. Daire eski üyeleri olan Dairemizce yargılama yapılıp örgüt üyeliğinden mahkum olan M.G., Y.Ç., E.Y.S., E.A. birlikte hareket ederek yürütmenin durdurulmasına karar verdikleri, bu şekilde örgüt lehine kararın çıkmasının sağlandığı, tanık H.E.’in itibar edilen soruşturma aşamasındaki beyanlarından ve örgütün iletişimde kullandığı yargı kararları ile de kesinlik kazanan kriptolu haberleşme programı ByLock yazışmalardan da anlaşıldığı üzere, sanığın, örgütün menfaatini etkileyecek davalarda örgüt lehine olacak şekilde örgüt talimatlarını iletmek suretiyle hareket ettiği, örgüt mensubiyetinin, hakimin tarafsızlığı ve bağımsızlığı ilkesi ile hakimin kanuna ve hukuka uygun olarak vicdani kanaatine göre hareket edeceği emredici kuralının önüne geçtiği anlaşılmıştır. … Sanığa [davacıya] ait olduğu tespit edilen … ID’li ByLock hesabı yönünden yapılan değerlendirmede: 11.05.2017 tarihli Bylock Tespit Tutanağı ile ”Ankara Cumhuriyet Başsavcılığınca … tarih ve … sayılı soruşturma kapsamında ByLock abone listesi üzerinde yapılan çalışmalarda; Danıştay’da görevli olan …’nin (T.C. Kimlik No: …) 129.862 satırlık ByLock abone listesinin 43428’inci satırında kaydının olduğu, tespit edilen GSM aboneliğinin; …, tespit edilen cihaza ait IMEI numarasının; … ve tespit edilen ilk tarihin … olduğunun görüldüğü, şuana kadar yapılan çalışmalarda mesaj, mail vs. içeriklerine rastlanılmadığın, şahsın ailesinin 129.862 satırlık ByLock abone listesinde kayıtlarının olmadığı görülmüş, şuana kadar yapılan çalışmalarda ByLock kullanıcı hesaplarına rastlanılmadığı, ID eşleştirme çalışmaları devam etmekte olup çalışmalar tamamlandığında mesaj içeriklerinin incelenmesi neticesinde ID eşleşmesi yapılabileceği değerlendirildiği belirtilmiştir. Sanık [davacı] … numaralı hattı fiilen kendisinin kullandığını beyan etmiştir. Mahkememizce BTK’ya yazılan yazılara verilen cevabi yazı ve gönderilen CD’lerin yapılan incelemelerinde, 0 … numaralı hat ile ByLock IP’lerine 970 kez (baz sinyal) bağlantı kaydı oluştuğu anlaşılmıştır. 09.02.2018 tarihli Bylock Tespit Tutanağına görede; … ID nolu kullanıcıya ait verilerde yapılan incelemeler sonucunda, kullanıcı adının “…” olarak belirlendiği, … ID nolu hesap kullanıcısını aynı programı kullanan diğer şahısların ”… abi”, ”komşu”, ”…”, ”… beydt” ”…”, ”…” şeklinde kaydettiklerinin görüldüğü, 1 Nolu ByLock Alıntısı; … ID (Y.Ç.) ile … ID, arasında 2016-01-05, 16:46:12 tarih ve saatli ByLock mesajında ”Sen iştemisin yoksa evdemi” … ID ile … ID (Y.Ç.) arasında 2016-01-05, 16:46:33 tarih ve saatli ByLock mesajında ”iste” İncelenen ByLock görülmelerinde … ID numaralı Y.Ç. (T.C Kimlik No:…) yapılan görüşmesinde, … (T.C. Kimlik No: …) isimli şahısa “Sen iştemisin yoksa evdemi” şeklinde sorduğu onunda “iste” şeklinde cevap verdiği, şahsın üzerine kayıtlı “…” telefon HTS kaydı incelendiğinde şahısın 05.01.2016 tarihinde “…” adresinde baz verdiği ve işyeri adresi ile uyumlu olduğunun anlaşıldığı, 2 Nolu ByLock Alıntısı; … ID (G.T.T.) ile … ID, arasında 2016-02-16, 07:13:16 tarih ve saatli ByLock mesajında ”sizin dos … vakıflar G M lüğü sizi suçlarcasına temyizden vazgeçme dilekçesi vermiş” İncelenen ByLock görüşmelerinde … D) nolu kullanıcı G.T.T. (T.C.Kimlik No:….) isimli şahısın … ID nolu kullanıcısı ile yapılan görüşmesinde gönderilen Mesaj içeriğinde ‘sizin dos … vakıflar G M lüğü sizi suçlarcasına temyizden vazgeçme dilekçesi vermiş” şeklinde mesaj içeriği gönderildiğinin anlaşıldığı, dosya içeriği incelendiğinde (Danıştay 13. Dairesinin) … esas nolu dosya incelendiğinde FETÖ/PDY Silahlı Terör Örgüt şüphelisi olarak 15.02.2016 tarihli esas kararda üye … (T.C. Kimlik No: …) isimli şahısın (imzasının) bulunduğunun tespit edildiği, ayrıca FETÖ/PDY Silahlı Terör Örgütü içerisinde Eski Danıştay Üyesi H.E.’in (T.C:…) 18.12.2016 tarihinde vermiş olduğu ifadesinde 13. Daire sorumlusu olduğunu belirtmesi nedeniyle verilen bilginin “… (T.C. Kimlik No: …)” isimli şahısa gönderildiğinin analiz edildiği, İncelenen ByLock görüşmelerinde … ID numaralı dokümanda kullanıcı adı olarak kullandığı “…” isminin örgüt içerisindeki kod adı olduğu “” adının memleketi olan Ankara ili ve çalıştığı Ankara ilinden esinlenerek kullandığının analiz edildiği, İncelenen ByLock görüşmelerinin 1-2-3-4-5-6-7-8-9 ve 10 nolu alıntılarında belirtilen tarihte şahısın Danıştay 13. (Onüçüncü) dairesinde görevli olduğu gözönüne alındığında görüşme yapan kişinin … (T.C.KimlikNo:…) olduğu kanaatine varıldığı belirtilmiştir. 27.04.2018 tarihli Tespit ve Değerlendirme Tutanağına göre ise; Ankara Cumhuriyet Başsavcılığının …-… sayılı soruşturması kapsamında yapılan çalışmalarla ilgili olarak; Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının … tarih ve … muhabere sayılı yazısı ekinde bulunan CD içensindeki 09.02.2018 tarihli ByLock Tespit Tutanağında özetle; Sanığa ait olduğu tespit edilen … ID’li ByLock hesabı yönünden yapılan değerlendirmede başlığı altında belirtilen hususlar belirtildikten sonra … (T.C. Kimlik No: …) hakkında 27.04.2018 günü saat: 21:11 de KOM Daire Başkanlığı bünyesinde bulunan KOM Bilgi Sistemi, ByLock CBS sorgu modülünde yapılan sorgulamada; 1 adet kaydın olduğu, bu kayıttta GSM Numarasının …, imei numarasının … ilk tespit tarihinin … olduğu, aynı kayıtta Ankara Mali Şuçlarla Mücadele Şube Müdürlüğü görevlilerince 22.01.2018 tarihinde tespit edilen gerçek kişinin … (T.C. Kimlik No: …) olarak girişinin yapıldığının görüldüğü belirtilmiştir. … ID’yi ekleyen diğer ID’lerin … (Ö.İ., sivil imam), … (H.T., eski Danıştay üyesi), … (Y.Ç., eski Danıştay üyesi), …, …, …, …, … (G.T.T., eski Danıştay üyesi) olduğu, Kurucusu … ID’li sivil imam Ö.İ. olan grupta, …, …, … (Y.Ç., eski Danıştay üyesi), … (H.T., eski Danıştay üyesi), … (G.T.T., eski Danıştay üyesi), …, …, … ID’ler ile birlikte sanığın kullandığı … ID’nin yer aldığı, Saptanmıştır. Yazışmaların yoğunlukla Danıştay’a ilişkin seçimlerden ve görevlendirmelere yönelik olması hesabıyla kullanıcının Danıştay’da hatta Danıştay 13. Dairesinde görevli bir üye olduğunun açıkça belli olduğu, Söz konusu ByLock tesbit tutanakları, ByLock yazışmalarının tamamı ve tüm dosya birlikte değerlendirildiğinde, yukarıda belirtilen Bylock Tespit Tutanaklarında olduğu gibi … ID numaralı ByLock hesabının kullanıcısının sanık … olduğu kanaatine varılmıştır. Sanığa [davacıya] ait olduğu tespit edilen … ID numaralı ByLock hesabından yapılan mesaj çözümleri dosyaya sunulmuş olup sanığın örgütteki konumunu göstermesi bakımından yazışmalardan örnekleme suretiyle aşağıya alınan mesajlarda;
… ID (Y.Ç.) İLE BYLOCK İLETİŞİMİ;
Danıştay’daki üyeler, işler, davalar vs hakkındaki bazı yazışmalar;
… (Y.Ç.) ID ile … (…) ID arasında geçen, 2015-08-18, 15:35:16 tarih ve saatli ByLock mesajında, ”Bende ulaşabilecekler konusunda T. Beye bilgi verdim. Allahın izniyle böyle bir Genelgeye karşı 8. Daireden olumsuz bir şey çıkması pek mümkün görünmüyor. Bu nedenle ortalığı fazla velveleye veripte aksi tesir yapar mı diye de endişe ediyorum.”
… ID-… ID, 2015-10-01, 10:31:25 ”Sabah A.K.la görüştüm. … den bakanlık teklif efilen başkan yardımcısının bana nasıl böyle bir teklif gelebilir diyerek istifa etmesi gibi kendisinede çok üst duzeylerden talep geldiğinden (Ben dersaneyle ilgili anladım) bahsedrek 8.Daireden biktığını başka bir dairede görevlendirseler mutlu olacağını söyledi”,
… ID-… ID, 2015-10-25, 22:28:43 ”Divan için N.de bir gelişme varmı?”,
…-…, 2015-11-29 13:17:10, ”İ. meselesini tamamen verelim ve bitirebilirsek bitirelim deniyor ne dersiniz,”
… ID-… ID, 2015-12-06, 21:45:52 ”abi gönderdiğim konuya bir baksanız aci dönüş lazım”
… ID-… ID, 2015-12-16, 23:17:09 ”E.Ç.yi 12 için iki adayada işaretlenmiş oy pusulası atarken gördüm”,
… ID-… ID, 2015-12-29, 00:00:56 ”Sence onunla en iyi anlaşacak onun kırmayacağı kim olur.”, 00:02:18’de ”A. bizzat gitse nasıl olur. Başka yerlerden de duydum problem gittikçe büyüyor.,
… ID-… ID, 2015-12-29, 00:03:27 ”aklıma … geliyor, a. ya da m. da olsa güzel olur.”,
… ID-… ID, 2015-12-29, 00:11:33 ”Arkadaşa ilettim. Bana dönecek. Eğer müsaitlerse A.le M. birlikte olsun dedim”
… ID-… ID, 2015-12-29, 00:11:56 ”güzel düşünmüşssün abi, aro”,
… ID-… ID, 2015-12-29, 00:13:04, ”Hal kağıdının iptali usulden mi yoksa esastan mı”
… ID-… ID, 2015-12-29, 00:13:31, ”bilmiyorum abi”
… ID-… ID, 2015-12-29, 00:14:06, ”Sanki usulden iptali onamışlar gibi anladım”
… ID-… ID, 2015-12-29, 00:14:49, ”abi anlamıyorum usul ne esas ne?”
… ID-… ID, 2015-12-29, 00:17:17, ”Tamam abiciğim önemli değil. Önemli olan arkadaşı bu günlerde birilerinin ziyaret etmesi. Birde vaktin olurda unutmazsan ona ve eşine dua et. Mazlumun duası kabul olur.”
Bazı hususların haber yapılmasına ilişkin yazışmalar;
… (…) ID ile … (Y.Ç.) ID arasında geçen, 2016-01-10, 19:55:21 tarih ve saatli ByLock mesajında, ”abi urla villalari ile ilgili olarak haber yapilmasi konusunda tereddut hasil oldu. birinci tereddut bu sekilde haber yapilirsa bu kimseler daha sonra daha dikkatli karar vermeye calisirlar. ben bu tereddute katilmamakla birlikte ikinci tereddutun tartisilmasi gerektigi kanaatindeyim. o da ybl kimselerin objektif karar verebildikleri tezini desteklemis mi oluruz. hicbir baski altinda kalmadan karar verebiliyorlar anlayisina hizmet mi etmis oluruz.” 2016-01-10, 19:57:17 tarih ve saatli ByLock mesajında, ”siyasetciler ve saray bakin bizim sectigimiz adamlar aleyhimize karar verebiliyorlar derler mi”
… ID-… ID, 2016-01-11, 00:06:50 ”Bence hangi gerekçeyle olursa olsun Urlanın haber yapılmasına gerek yok. Zaten duyulmuş bu tip haberler artık çok dar bi kesimin dikkatini çekiyor. Ayrıca sizin katılmadığız ilk tereddütte bence hakl��. İnsanlar daha dikkatli davranıyorlar. …in bu karardan sonra kıvrandığı duydum. Bunlar benim naçizane kanaatlerim. Bende bu tarafta değerlendirmeye tabi tutturabilirsem kanaati size aktarırım.”,
… ID-… ID, 2016-01-23, 19:02:25 ”Başkanlık kurulu kararinı haber yapmayı düşünseniz”, 00:56:36’da ”Bence haberin ana teması IDDK dizayn etmeye yönelik olmalı kurulun önceden verdiği kararlara atıf yapılabilir”,
Dava dosyası takip edildiğine dair (Hastane dosyası haricinde) diğer bazı yazışmalar;
… (…) ID ile … (Y.Ç.) ID arasında geçen, 2016-01-12, 13:16:05 tarih ve saatli ByLock mesajında, ”abi 15. daire E:… E.C. lehe karar onanmis. Yazimi ve imzasini hizlandirma talebi var. ilginize sunulur.”
… ID-… ID, 2016-01-12, 16:35:09 ”E.C. isminde ve E:… numarasında bizim dairede kayıtlı bir dosya bulunamadı”,
… ID-… ID, 2016-01-12, 18:04:17 ”tmm abi soyleyeyim tekrar kontrol edilsin”,
… ID-… ID, 2016-01-27, 11:29:08 ”e.d.nin 10. dairedeki esasi … th m.c.’, 16:08:01’de ‘mesela t. abi kanaliyle iletebilir misiniz”,
… ID-… ID, 2016-01-28, 16:59:36 ”Olur inş..”
… ID-… ID, 2016-02-28, 17:14:45 … (18.02.2016 17:11): T. Ö.nün dava dilekçeler imzalanmadan verilmiş.Bu usul eksikliği dilekçenin reddini gerektiriyor. Dosya yarın heyete gelecek. Sabah ya erkenden Av. M.B.. Avukatın ıslak imzayla imzalaması yada UYAP üzerinden elektronik imzsyla imzalaması lazım.Aksi halde dilekçesi reddolunacak”, Söz konusu yazışmalardan; Sanığın [davacının] örgütün dava takip biriminde görev yaptığının anlaşıldığı, bu hususu sanığın kullandığı … ID numaralı ByLock’u ekleyenlerden … ID numaralı ByLock kullanıcısının … ID’ye sanığın ByLock’taki kullanıcı ismi olan … ile ”Dava-Takip” kelimelerinin başharfleri olan ”dt” ibarelerinin birleşiminden oluşan ”… bey-dt” şeklinde isim vermesi hususuyla da uyumlu olduğu, tüm bu hususların tanık H.E.’in sonradan kısmen değiştirdiği 18.11.2016 ve 08.12.2016 tarihli ifadelerindeki ”… üst kuruldan aldığı dosya takibine ilişkin bilgileri; Ben dairenin bulunduğu blokta olmadığım için, oda komşusu olan E.Y.S. ile paylaşırdı. Ben daha önceki ifadem de ayrıntılı olarak belirttiğim üzere; E.Y. ve …, başkana, takip edilecek iş bu dosyaların hayır işi amacıyla olduğunu söylerlerdi ve başkan da bu nedenle onlarla hareket ederdi…” beyanları ile de uyumlu olduğu görülmüştür.
Seçimler ve Danıştay ile ilgili bazı yazışmalar ;
… (…) ID ile … (Y.Ç.) ID arasında geçen, 2016-01-16, 23:51:58 tarih ve saatli ByLock mesajında, ”baskanlik kurulundan bir bilgi var mi ysk adaylari falan belli mi”
… ID-… ID, 2016-01-17, 12:24:42 ”Cuma öğleye kadar anlaşamamışlar. Öğleden sonra akşama kadar tekrar toplanmışlar. 17 Daireyi vergi yapmayı düşünüyorlarmış. Ancak neticelenmemiş. YSK da aday ismi duymadım”,
… ID-… ID, 2016-01-18, 14:09:11 ”(01.01.2970 00:00): AR_GE : YPB persembe günü Hakimevinde Danıştaycılara yemek vermiş. Akşam yemeğine katılanlar. Z.Ö. … A.A. bir kaç kisi daha var”,
… ID-… ID, 2016-01-18, 17:14:24 ”t.s.ten rahatsiz olmus mudurlart”
… ID-… ID, 2016-01-18, 18:34:51 ”Katılımcılardan Z.ö. bey konuşmada yapmış. Derneğin sitesinde redimleri var”
… ID-… ID, 2016-01-22,12:11:08 ”… (22.01.2016 12:10): danistaya gelmis bir dosya var. gorevi ile bu durumun celistigine yonelik bir haber olamaz mi dosyasi danistayda olldugu icin bu durum zerrini zora sokmaz mi”,
… ID-… ID, 2016-01-22, 12:18:54 “L.i haber yapmaktan ziyade Yüksek disipline 4 tebn Y.u 7 den de M.u tekrar bu senede seçtiler. Bunlar grçen denede üyeydi. Bu dairelerde sıraya uymadılar bunun dillendirilmedi lazım”, 12:20:43’de ”O dairden başka kimseyi 2 senecir seçmiyor”, 12:21:25’de ”Bunlar Yüksek disiplini çok önemsemişler belliki”, 12:22:36’da ”Yazmamışlardır. Herkesin özenle seçildiği brlli. Kendi içlerinde de ayrım yapmışlar”, 12:23:17’de ”… de 4 e gönderecekler bugün”,
… ID-… ID, 2016-02-05, 12:07:00 ”Seçim süreçleri başkanın tutumu nedeniyle devam etmiyor. YBP nin anlaşamamasından dolayıda sonuçlanamıyor. Ancak bu sureci bizim tıkadığımıza ilişkin haber yayıyorlar. Bu konunun istinaf gündeme gelip mensupların taşraya gönderilmesi aşamasında siyasilerce kamuoyunu ikna etme anlamında kullanılması kuvvetle muhtemel. Bu nedenle başkanlığa yazılı olarak 8_10 kişi bir dilekçeyle başvursa mesela 2 aydır niçin şu başkanlık secimlerinin gündeme konulmadığını sorsa veya bu konuda bir haber yapılsa Dan başkanı seçimleri gündeme almıyor üstelik kanunda 15 gün içinde seçimin yapılması gerektiği belirtilmesine rağmen kanun uygulayı bir yer kanunu dinlemiyor dense yarın bir gün bu konu gündeme geldiğinde asil sorumlunun Dan Yönetimi olduğunu ifade etme bir ön alma ankamında iyi olmaz mı?”,
… ID-… ID, 2016-02-08, 09:47:43 ”Habere YSK da eklenebilir. Görev süreleri dolalı bir ayı geçmesine rağmen …in gündeme alınmadığı belirtilebilir.”,
… ID-… ID, 2016-02-08, 23:50:28 ”sizin yazdığınız habere ysk’yı da ekledim ilgili yere gönderdim abi”
… ID-… ID, 2016-02-09, 22:44:18 ”ysk adaylari ile ilgili hala bir duyumum yok. … 8 aday isminin gectiginden soz etti ama isim vermedi”,
… ID-… ID, 2016-02-16, 01:07:38 ”Bence B. ile A.A. üzerine yoğunlaşmalı. Ben bu ikisi için arasının iyi olduğu iki kişiye söyleyeyim. Onun dışında N. ve İ.B. için tekrar görüşülmesi lazım. Bunuda …ya söylemek lazım.”,
… ID (H.T.) İLE BYLOCK İLETİŞİMİ ;
Bilgisayar ve/veya bazı programlarla örgütsel iletişim kurulduğuna/paylaşım yapıldığına dair bazı yazışmalar;
… (…) ID ile … (H.T.) ID arasında geçen, 2015-08-21, 15:18:38 tarih ve saatli ByLock mesajında, ”ABİ GÖNDERDİÄžİM NOTU SORUNSUZ ALMIŞSANIZ LÜTFEN “ALDIM” DİYİN”
… ID ile … ID arasında geçen, 2015-09-18, 15:01:23 tarih ve saatli ByLock mesajında, ”bilgisayarımı çalıştıramıyorum. son gönderdiğin 56 dosyayı ziplenmemiş bit şekilde gönderirseniz cevap yazabilirim”
… ID -… ID 2015-11-08, 19:49:39 ”b.sayar açılmıyor”
… ID -… ID 2015-12-15, 10:36:16 ”teknisyen bugün de gelebilir”
… ID -… ID 2015-12-15, 10:36:58 ”geleceği gün önceden belli olacak mı ?”
… ID-… ID, 2015-12-15, 11:07:33 ”sizin yaniniza gelecekti ona gore gun tayini yapacaktiniz”
… ID -… ID 2015-12-15, 11:07:50 ”ok”
… ID-… ID, 2015-12-15, 15:26:09 ”kartiniz cok eski ve sifresizmis. yarin benim karttan koplatacagiz.”
… ID -… ID 2015-12-15, 16:11:40 ”anlamadım ya neysd”
… ID-… ID, 2015-12-16, 22:27:49 ”abi kartin calisdi mi.”
… ID -… ID 2015-12-16, 23:23:12 ”çalışmadı. Bize muhtemelen şifreli hafıza kartı verdiler. Biz b. Sayarı çalıştıracak kartı istiyoruz.”
… ID -… ID 2015-12-17, 16:58:26 ”sizin kartı ne zaman getireyim”.
… ID-… ID, 2015-12-18, 12:22:41 ”arkadas size gelecek.”
… ID-… ID, 2015-12-20, 19:53:02 ”abi bilgisayarın oldu mu?”
… ID -… ID 2015-12-20, 19:53:26 ”adamınla buluşamadık daha” 19:53:42 ”p.tesi inşaallah”
… ID-… ID, 2015-12-20, 19:54:02 ”gönerdiğim notu açabildiniz mi”
… ID -… ID 2015-12-20, 19:54:12 ”hayır”
… ID -… ID, 2015-12-23, 18:18:01 ”senin teknisyen bu akşam gelecek. sözlü sınav meselesinde son kararları sordum. cevabı yazacağım. Temelde sözlüde/mülakatta tutanak tutulması gerektiği gibi kararlar sürüyor. Fakat aslında cevabın önemi yok. Kesin reddedilecekse bile dava açmalı. Kararlarda olumsuz değişiklikler olsa bile siyasi şartlara göre değiştiği ortaya konmalı.”
… ID -… ID, 2015-12-27, 23:12:52 ”open vpn gui kırmızı . yeşile mi dönecekti ? sorabilir misin ?” 2015-12-28, 17:41:31 ” nasıl yapıyorduk peki?”
… ID-… ID, 2015-12-28, 23:49:45 ”kırmızının üzerini tıkla, konnect yap, kırmızının yeşile dönmesini bekle. Sonra kullanabilirsin”
… ID -… ID, 2016-01-04, 09:52:01 ”teknisyene bir sorabilir misin: 1vpn yeşil olmuyor. 2Bylock kaldırılmış diye bir mesaj çıkıyor. Arkadaşı vasıtasıyla bana ulaşabilir.” 2016-01-05, 14:32:27 ”bazı sözlü kararlarını da getiriciim”
… ID -… ID, 2016-01-13, 09:03:25 ”tabletimin turqu’su çalışmıyor da teknisyene göndereyim mi”
… ID-… ID, 2016-01-13, 21:50:47 ”neden calismiyor kuruluysa bir sorun olmamasi gerekir. teknisyeni taniyorsun gerekiyorsa gorusebilirsin.”
… ID -… ID, 2016-01-16, 13:01:34 ”Bilgisayardan sohbetleri mp4 olarak indirmeyi denedim olmadı.. Tablette ve cep telefonunda oluyordu.”
Danıştay’daki üyeler, işler, davalar vs hakkındaki bazı yazışmalar;
… ID ile … ID arasında geçen, 2015-08-21, 16:08:03 tarih ve saatli ByLock mesajında, ”A. ve n.le görüşmek içinde mi istiyor. onlara bizim sözümüz geçmiyor mu ?”
… ID-… ID, 2015-10-02, 23:06:32 ”dershane konusunda bahsettiğiniz kimseler de dava açtı, şu an için ehliyet tehlikesi gözükmüyor”
… ID -… ID 2015-10-13, 08:49:18 ”a. mi kanmaz”
… ID -… ID 2015-10-13, 08:49:45 ”bana yardımcı olur mu”
… ID -… ID 2015-11-06, 22:00:28 ”kamu görevlileri ile ilgili hangi tür düzenlemelerin iptal edilebileceğini onlara sormalı, bize gönderdiğinizi onlara da göndererek”
… ID-… ID, 2015-12-18, 12:24:38 ”dersane karatinin olumsuz tarafi amk karari dersanenin ancak kanunla kapatilabilecegini soylemisti. yeni karar yonetmelikli de kapatilabilecegini soyluyor.”
… ID-… ID, 2015-12-20, 19:50:22 ”banka ile ilgili bir bilgim yok”
… ID -… ID, 2015-12-20, 19:50:22 ”fona tam devredilmemişgibi”
… ID -… ID, 2015-12-20, 19:51:38 ”tasfiye de edilmiyor, bankacılık da yaptırılmıyor”
… ID-… ID, 2015-12-20, 19:52:14 ”tmsf’ye devrine ilişkin BDDK kararı var bu karar halen dava konusu”
… ID-… ID, 2015-12-20, 19:52:39 ”kanuna göre Fona devredilmiş bir banka”
… ID -… ID, 2015-12-20, 20:00:07 ”E. Ç. ve A. K boş mu bırakılıyor acaba.” 20:00:27 ”Bunlar daha önce ılımlıydı.”
… ID-… ID, 2015-12-20, 20:01:12 ”yanında gezseniz de sonuç değişir mi? bu seçim sonucu”
… ID -… ID, 2015-12-20, 20:01:41 ”M.Ö A. K.’nın üstüne neden gitmiş,.” 20:02:32 ”R.Ç. E.Ç. ‘yi boş bırakmamalı bence.” 20:02:53 ”Eski dostu” 20:04:25 ”…’nun kocası da hep kardeşlik dostluk diyor, neden böyle olduk diyormuş. Neredeyse ağlayacak şekilde” 20:05:10 ”Onlara denemez mi dershanelerin ne zararını gördünüz diye”
… ID -… ID, 2016-01-08, 20:53:30 ”17. daire vergi oluyormuş diyorlar duydun mu?”
… ID-… ID, 2016-01-08, 20:54:03 ”duymadım.”
… ID -… ID, 2016-01-08, 20:54:36 ”heyetler iptal edildi” 2016-01-08, 20:54:44 ”gelecek haftaki”
… ID-… ID, 2016-01-08, 20:54:56 ”abi zaten yok ki”
… ID -… ID, 2016-01-08, 20:55:20 ”bizim varıdı”
… ID -… ID, 2016-01-15, 02:46:49 ”tüzüğe göre verilenler iptal olmalı. Bir bahane bulup, mesela 1 yıl süre verildi deyip iptal etmezler mi bilemiyorum. Böyle yaparlarsa yargı kararı uygulanmamış olur. Bireysel başvurudan veya AİHM”den dönmesi gerekir. AYM’nin bu kararına göre kanun çıkmadan tüzüğe göre ceza da veremezler. Kanun çıkmasını beklerlerse bazı olaylar zamanaşımına uğrar. Fakat 657 125 E’ye göre ceza vermeye çalışacaklardır.” 02:58:17 ”EMN’te soruşturma ile görevli olanlar varsa tüzükten ceza verilmesini önerebilirler mi acaba? Bir süre için bu iptalden kimsenin haberi olmaz.” 03.04.02 ; ”Bu arada ceza verilip cezası kesinleşenler yani yargı süreci bitenler var mı acaba ?”
… ID-… ID, 2016-01-16, 23:52:09 ”… (16.01.2016 23:51): baskanlik kurulundan bir bilgi var mi ysk adaylari falan belli mi”
… ID-… ID, 2016-01-20, 01:13:56 ”sözünü ettiğiniz karar başkanlık kurulunun görev süresinin son günü alınmış yazılmış ve imzaya açılmıştı. görev süresinin bitiminden sonra kısmen imzalı karar toplatıldı ve yeni karar imzaya açıldı yani değişiklik tarihinde B kurulunun görev süresi sona ermişti.”
… ID-… ID, 2016-01-20, 22:51:07 ”abi hsyknin ihrac kararlarina kararin tebliginden itibaren danistayda mi dava aciliyor. herhalde artik bir de itiraz yok. 12. dairede dava dilekcelerinde lehe kullanilabilecek karar ornegi konusunda yardimci olsaniz abi simdiden aro” 22:51:55 ”beklenmeden de dava acma durumu olur mu”
… ID -… ID, 2016-01-21, 00:04:32 ”12. daire hakim savcı ihraçları konusunda çok uzmanlaşmadı. Zaten verilen karar 510 tane. UYAP’a HSYK diye yazınca o kararlar da çıkar. AİHM, AYM, Anayasa, HSYK ve yargı bağımsızlığıyargıç g��vencesi gibi konularda çalışmış olanlar daha çok işe yarar şeyler yazarlar. Ayrıca dava dilekçelerini uzun yazmak karşı tarafı ayrıntılı ve mukni cevap vermeye zorluyor. Gerekçeli kararı beklemeye gerek yok çünkü İşlem belli, aleniyet kazandı.”
… ID-… ID, 2016-01-21, 14:12:05 ”yani gerekceli karar olmadan dava acilabilir mi kanunda dava acma suresi tebligle baslar diyorsa 16. dairede bu hukum geregi inc ret demeye yatkinsa sorun olmaz mi ayrica kurul kararindaki karsi oylari gormek ve dava dilekcesinde bundan yararlanmak guzel olmaz mi bu sorular cagaltilabilir”
………
… ID -… ID, 2016-01-22, 12:12:15 ”Bizimle ilgili disiplin işlemleri yapmaya başlarlarsa gündeme getirmeli değil mi?” 12:13:44 ”Hakkımızda disiplin işlemleri başlatılırsa büyük gürültüler çıkarabiliriz ve her şeyi kullanabiliriz.” 12:14:47 ”Bütün silahları bir anda ateşlemezsek etkili oluyor mu ?”
………
… ID -… ID, 2016-01-23, 10:59:18 ”y. 15, b. hoca 17’ye”
… ID-… ID, 2016-01-26, 22:16:59 ”abi söylemesek iyi olur, yetkili yerlerde gündem olsun diye yazdım. Yetkili kimseler hesabını sorsun”
… ID -… ID, 2016-01-27, 08:55:34 ”Üniversitenin 10 sene kadar önce bir davası vardı. Mahkemede lehe çıkma ihtimali vardı. Fakat aynı davadan bir tane de 8. dairede açılmıştı. 8. dairedeki aleyhe çıkmıştı. Mahkemedeki davanın avukatlarından biri mahkeme başkanına gidip 8. dairenin aleyhe karar verdiğini söylemiş. Mahkeme başkanı da dosyayı hemen heyete getirtmiş ve davayı reddettirmiş. ilginç bir ismi olan bir avukattı. Mahkemede çalışanlar hatırlar. Dava milyonlarca liralık bir hazine yardımı idi” 18:44:53 ”avukat F.E. olabilir”
… ID-… ID, 2016-02-01, 21:51:13 ”8. dairenin yargılamanın yenilenmesi kararı iddialı olmakla birlikte bence de güzel bir karar. abi 28 şubatın mağduriyetini önleme anlayışı nedeniyle bunun da iktidarın lehine olacağı düşüncesi ile haber yapılması uygun görülmedi.”
… ID -… ID, 2016-02-12, 12:19:00 ”ayrıca bunlar bilinçli görünüyor. yurt dosyalarında 17 dekilerle aynı bile olsa mesela işyeri açma ruhsatları mevzuatı da olsa 8 bakmaya devam ediyormuş.” 12:19:27 ”e. 8’e yontuyor” 2016-02-13, 23:03:38 ”Rekabet Kurulunun sayfasındaki yazılardan faydalanamadık. Hepsi çok teknik ya da eleştiri yok.” 2016-02-17, 08:55:56 ”Dün “kanunlarda istisna olarak sayılmayan bütün işyerlerinin işyeri açma ve çalışma ruhsatı alması gerektiğine” karar verildi. Buna göre dershane17 ilişkisi ?”
Bazı hususların haber yapılmasına ilişkin yazışmalar;
… ID -… ID, 2016-01-08, 20:58:27 ”Başlık önerisi : Tayyibin villalarını tayyipçi hakimler yıktırıyor” 20:59:28 ”Başlık önerisi : Tayyibin villalarını tayyipçi hakimler bile kurtaramadı.”
… ID-… ID, 2016-01-10, 19:57:47 ”… (10.01.2016 19:55): abi urla villalari ile ilgili olarak haber yapilmasi konusunda tereddut hasil oldu. birinci tereddut bu sekilde haber yapilirsa bu kimseler daha sonra daha dikkatli karar vermeye calisirlar. ben bu tereddute katilmamakla birlikte ikinci tereddutun tartisilmasi gerektigi kanaatindeyim. O da ybl kimselerin objektif karar verebildikleri tezini desteklemis mi oluruz. hicbir baski altinda kalmadan karar verebiliyorlar anlayisina hizmet mi etmis oluruz.” 19:58:21 ”… (10.01.2016 19:57): siyasetciler ve saray bakin bizim sectigimiz adamlar aleyhimize karar verebiliyorlar derler mi”
… ID -… ID, 2016-01-10, 21:09:15 ”Kd’de dönerler nasıl olsa. Hatta kd’de dönme ihtimalleri varsa “kararı değiştirmeye söz verdiler” diye yeni haber yapılabilir.” 2016-01-11, 21.43.22 ”urla villalari ile ilgili olarak bilmeden kara vermişler diye de haber yapilabilir ilk haberin peşinden”
… ID İLE BYLOCK İLETİŞİMİ ;
… ID – … ID, 2015-08-25, 00:44:04 ”… (24.08.2015 23:59): … (24.08.2015 23:12): baskan : … … (24.08.2015 23:13): uyeler : a.g. y.e. m.e. ve m.a. … (24.08.2015 23:13): heyet oncesi baskan ve a. hanimin … (24.08.2015 23:14): ile gorustum onlar zaten net olarak yd kabul dediler heyet oncesi …n(24.08.2015 23:29): heyette once ehlieyet tartışıldı, y. bey … (24.08.2015 23:29): ehlyrt ehliyet ret denilemez dedi … (24.08.2015 23:32): ehliyet bu seklide aşıldı … (24.08.2015 23:33): dilekçe ret zaten gecen hafta asilmisti … (24.08.2015 23:33): genelgeler arasinda ilgi tutulmmustu cunku … (24.08.2015 23:34): esas hakkinda 45 dk kesintisiz sunum yaptim,baskan hic mudahale edilmesine firsat vermedi … (24.08.2015 23:35): anayasa mahkemsi kararindan vurucu cumlelrr secerek anlattim … (24.08.2015 23:36): baskan n. hanim ve uye a. hanim net … (24.08.2015 23:36): olarak yd kabul dediler … (24.08.2015 23:37): ortada anyasa mahkemsi karari varken bu genelgekere … (24.08.2015 23:37): genelgelere gecit verilemez dediler … (24.08.2015 23:38): bu yonde … (24.08.2015 23:42): hatta m.a. sendikanin ehliyetisz oldugunu israrla savundu … (24.08.2015 23:42): m.a. … (24.08.2015 23:44): A.’ın tereddutu nun giferilmesi icin de sendikaya ara karari ile soralim dediler … (24.08.2015 23:45): neyi soracağız : dershane ogretmn ve çalışanları sizin uyeleriniz mi … (24.08.2015 23:45): yani genelhe … (24.08.2015 23:45): genelgeler sendika uyelerinin haklar��nı hangi yonlerden ihlal ediyor … (24.08.2015 23:46): bu hususlari acikliga kavustur diye ara karar yaptik … (24.08.2015 23:48): baska soracaginiz var mi … (24.08.2015 23:49): bir de dediler ki: karar asla sizmasin, karari sen yaz dediler, … (25.08.2015 00:01): … (24.08.2015 23:49): kaleme yazdirma dediler.”
… ID -… ID, 2015-09-02, 16:01:59 ”Av.M.K. (02.09.2015 10:41): abi a.k. ile görüştük. 12 daire bask c. bey ve eski 8. daire bask a. bey le temasta fayda olur mu Av. … (02.09.2015 10:42): onlar takip ediyormus su anda Av. … (02.09.2015 10:42): bir de danistaya gittigimde kasim davas bey ile goruseyim mi”
… ID -… ID, 2015-09-03, 01:08:59 ”yok abi dershane ile alakalı yazdıkları var ya dünde atmıştım” 01:09:09 … ABİ (02.09.2015 23:16): dersane notu bu akşam yetişir mi … ABİ (02.09.2015 23:22): bize asıl kanunu uygulamayan . hukuksuz emirleri veren ve yerine grtirenler içşn kafalarını aydınlatıcı bi not lazım. … ABİ (02.09.2015 23:22): biyerde yayınlatmamız gerekiyor … ABİ (02.09.2015 23:22): bu ili konuyu çalışalım.” 01:10:04, ”dershane için bu çalışmaları bekliyor abi” 18:58:47, … abi2 (02.09.2015 18:56): avk … beyden…dersane ve okullara baskinlari rekabet kuruluna sikayet edilebilir mi?sorabilir miyiz.”
… ID -… ID, 2016-01-22, 11:44:09 ”nedir abi bu” 11:44:50, ”dilekçe verilmişmi abi” 11:46:14, ”fatih üniversitesimi abi bu” 11:49:33 ”tmm abi”
… ID (G.T.T.) İLE BYLOCK İLETİŞİMİ ;
Bazı hususların haber yapılmasına ilişkin yazışmalar;
… ID (G.T.T.) -… ID, 2015-12-25, 07:46:08 ”sebebi bakanlıktan gönderilmesi ve gen müd yapılmaması”
… ID-… ID, 2016-01-06, 11:11:26 ”… (06.01.2016 11:10): yok denetleme kurulu uyeligine danistay genel kurulunda en dusuk oyu alan ve bircok turdan sonra secilebilen m.z. secilmis. bence bu durum haber yapilmali” 2016-01-10, 19:57:56 ”… (10.01.2016 19:55): abi urla villalari ile ilgili olarak haber yapilmasi konusunda tereddut hasil oldu. birinci tereddut bu sekilde haber yapilirsa bu kimseler daha sonra daha dikkatli karar vermeye calisirlar. ben bu tereddute katilmamakla birlikte ikinci tereddutun tartisilmasi gerektigi kanaatindeyim. O da ybl kimselerin objektif karar verebildikleri tezini desteklemis mi oluruz. hicbir baski altinda kalmadan karar verebiliyorlar anlayisina hizmet mi etmis oluruz.” 2016-01-10, 19:58:28 ”… (10.01.2016 19:57): siyasetciler ve saray bakin bizim sectigimiz adamlar aleyhimize karar verebiliyorlar derler mi”
Dava dosyası takip edildiğine dair bazı yazışmalar ;
… ID – … ID, 2016-02-09, 11:34:34 ”arasıra takılılıyorum” 11:34:52 ”izmir işi ne oldu bitti mi” 11:53:16, ”itirazlar ya 1. daireye ya da kararı veren yetkili merciye yapılır ikisi de geçerli yalnız süre çok önemli bazen idari merciler kayıt yapmıyor bu sefer süre hesabı karışabiliyor dikkat !!”
… ID-… ID, 2016-02-10, 17:01:37 ”abi izmirin dosya numarasini bildirseniz”
… ID-… ID, 2016-02-16, 00:25:06 ”abi mahkeme kararının uygulanmaması islemine karşı eskişehir Başsavcılığın işleme koymama kararına karşı Danıştay 1. Daireye itiraz edilmiş. Danıştay 1. daire 2016/107 dosya numarasi. y.t.le ilgili .bilginize eskişehir c Başsavcılığı kararı kaldırılırsa süper olurmuş.”
… ID – … ID, 2016-02-16, 07:11:49 ”ne yazıkki başsavcılık karrlarını incelemelsizin ret yapıyoruz. Kanunda itirazı gösterilmedi diye” 07:13:16 ”sizin dos … vakıflar G M lüğü sizi suçlarcasına temyizden vazgeçme dilekçesi vermiş”
… ID (Ö.İ.) İLE BYLOCK İLETİŞİMİ ;
… ID-… ID, 2015-08-21, 15:24:42 ”abi pzt görüşülecek. sadece o dosya için bir araya geleceklermiş.” 15:27:56, ”abi o konuda … beyden bir hareket bekliyorum inş.” 15:29:04, ”ö. bey teknik hususları daha iyi bildiği için dedim. bu haliyle kadar olmuyorsa dediğiniz yöntem uygulanır abi.” 15:29:52, ”tmm abi”
… ID-… ID, 2015-09-14, 18:04:38 ”tarik7174 (14.09.2015 18:03): okuyabildigimiz kadar fetih okuyoruz abi” 2015-09-15, 21:19:53 ”anladım abi” 2015-09-15, 21:20:02, ”yazdıktan sonra” 2015-09-15, 21:20:30, ”10 kişi katılsa bile o günkü heyette kimler varsa onlarla karar alınıyor değil mi” 2015-09-15, 21:20:53, ”şimdi bu kararla genelge ve yönetmelik geçersiz hale mi geliyor” 2015-09-15, 21:26:43, ”tamam inş” 2015-09-15, 21:27:01, ”y. abi bugünden duyulmasını doğru bulmuyordu ama” 2015-09-15, 21:29:10, ”getirin abi” 2015-09-15, 21:29:20 ”inş başka bir hat vermeye çalışırım” 2015-09-15, 21:30:26, ”tamam abi aro.” 2015-09-15, 21:31:14, ”ben de … abi neden hemen yazmıyor diye hayıflanmıştım. doğrusu daha sonra heyettekilerle görüşür ona göre yazar diye de düşündüm” 2015-10-04, 06:48:33, ”: abi sizin yakininizda olmayan uygun bir bayiiden millet gazetesi alsak. Bugun tarihe not dusecek ozel bir sayi olarak cok basacak” 2015-10-05, 23:26:55, ”abi ruhsatı olan, kapanmamış ve dönüşmemiş dershanelerle ilgili olarak valiliklerce bir şey yapılmayacaktır diyor”
BAZI MAİLLER :
… ID (…) -… ID (G.T.T., eski Danıştay üyesi) arasında geçmekte olup …, … ID lere de gönderilen 2015-12-17, 23:27:58 tarih ve saatli mesaj; ”Konu:dershane kararı Abi dershane karar?n?n içeri?i ?u ?ekilde; Yönetmelikte ayn? çat? alt?nda üçten fazla ders verilemeyece?ine ili?kin hüküm yd kabul (6/4) ile sonuçland?. Bu iyi bir geli?me olabilir mi? Dershane ad?nda faaliyet gösteremeyecekler ama yönetmeli?e dayal? olarak ders say?s?nda s?n?rlama olmaks?z?n faaliyette bulunulabilecek. Ba?kan y.Ö., A. ö., k.d., M.Ö., a.k., m.g. muhalifler: E.Ç., T.b., A.y. ö., ?.s. öte yandan, Yönetmelikte soru?turmas? devam eden kurumlar?n devir ve dönü?ümünü yasaklayan bir kural vard?. Yani malum bir sebepten dolay? soru?turma geçirenlerin devrine ve ba?ka bir e?itim kurumuna dönü?ümüne izin verilmiyor idi. Bu kural?n oybirli?i ile yürütmesi durduruldu. Dava konusu di?er hükümler yönünden oyçoklu?u ile yd ret karar? Verildi.”,
… ID-… ID arasında geçmekte olup …, … ID lere de gönderilen 2015-12-22, 00:13:05 tarih ve saatli mesaj; ”Konu:arge Ba?savc?l??a soyunan Halil y?lmaz kendisine destek olunmamas?ndan yak?nm??. Çevresindekilere, genel kurulda ?.h.ya bu durumu a??r bir biçimde ifade etti?ini ve çekilmeyece?ini söylemi?. Söylentiye göre, H.ye h.ü.nün seçilmesi için çekilmesi gerekti?i söylenmi?. Bu duruma çok k?zm??. M.D., ?rfan??n ve A.H.nin çekilmesi gerekti?ini, E.nin aday olmas? gerekti?ini, aksi halde d??ar?dan birinin seçilme ihtimalinin oldu?unu belirtmi?. Zikretti?i isim Z.Ö., çevresindekilere kendisinden nefret etti?ini söylemi?. H.O. çevresindekilere, Z.Ö.nün HSYK? da paralel ile mücadele etti?ini bu nedenle bir yerlere gelmesi gerekti?inden bahsediyormu?.
… ID-… ID arasında geçmekte olan :2015-12-22, 21:51:30 tarih ve saatli mesaj; ”Konu:(konu yok) 1. Daire E:… Askeri casusluk dosyas? ile ilgili olarak M.K. (TC, …) adl? arkada??n dosyas? 1. Dairede gelmi?. 5.12.2015 tarihinde tetkik hakimi B.B.ya havale edilmi?. 22.12.2015 tarihi itibar?yla henüz ç? kmam??. M.Ç.?e ula??l?p, ?u ?ekilde dilekçe vermesi sa?lanabilir mi? 1Eylem tarihi 2007 tarihi olmas? Nedeniyle eylemin zamana??m?na u?rad???, 2Bilgi ve belgelerin ba?kalar?n?n eline geçmesine sebebiyet verildi?i iddias?n?n soyutgenel iddialar oldu?u, 3Görevi kötüye kullanma suçunun unsurlar?n?n olu?mad??? B?LG?LER?N?ZE…”
… ID-… ID arasında geçmekte olan 2016-01-05, 12:47:11 tarih ve saatli mesaj; ”Konu:Re: bir konu Aşağıdaki konuda bir dosyada rastladığımız güzel bir cevap dilekçesini cd içinde size getireceğim uygun zamanınızda. Abi S.A aşağıdaki hususlar için bir öneriniz olabilir mi? Farklı kamu kurumlarında kariyer meslek personeli (Uzman, Murakıp, Müfettiş vb.) olup 3056 sayılı Kanun kapsamında Başbakanlık Sektörel İzleme ve Değerlendirme Birimi emrine Raportör olarak atanan arkadaşlar bu atama işlemlerinin iptali için dava açtılar. Bu konuda açılan dava sayısı 200’ün üzerinde olup Ankara Bölge İdare Mahkemesindeki tüm idare mahkemelerinde bu davalardan mevcut. Şu anda ilk dava açan arkadaşların cevapcevaba cevap yazışmaları tamamlanmak ve esastan karar aşamasına gelinmek üzere. Bu davalar tüm idare mahkemelerinde görüldüğü için Ankara İdaredeki tüm hakimlerin bu konudan haberi olduğunu düşünüyoruz. Öğrenmek istediğimiz husus şudur: Ankara Bölge İdaredeki İdare Mahkemelerinde Raportörlükle ilgili davalar konusundaki kanaat ve eğilimler nelerdir? Bu davaları açan arkadaşların dilekçelerinde vurgulamaları gereken ön plana çıkarmalarında fayda görülen hususlar var mıdır? Gerekirse arkadaşlar ek beyanlar vererek veya hakimlerle gidip görüşerek bu hususlara dikkati çekebilirler. Bu durumda hakimleri ikna için ön plana çıkarılabilecek hususlar neler olabilir? Bu konuda görüş ve önerilerinizi bekliyoruz.”
… ID-… ID arasında geçmekte olan :2016-01-08, 20:53:41 tarih ve saatli mesaj; ”Konu:(konu yok) Urla Villalar?n? Hükümete Yak?n Dan??tay Üyeleri Bile Kurtaramad? ?zmir’in Urla ilçesi Zeytineli köyünde, resmi kay?tlara göre M.L.T. ve ailesine ait olan fakat internete s?zan ses kay?tlar?nda tuvaletinin dizayn?n?n bile Cumhurba? kan? R.T.E.n k?z? S.E. soruldu?u, do?al sit alan?nda bulunan lüks villalar?n y?k?m karar? Dan??tay 14. Dairesi taraf??ndan onayland?. Dan??tay karar?n?n oybirli?i ile olmas? dikkat çekti. Kararda imzas? Olan hükümete yak?nl??? ile bilinen üyeler bile y??k?m?n yap?lmas? gerekti?i yönünde oy kulland?lar. Kararda imzas? Olan üyelerden M.B., O.T. ve C.E. hükümete yak?nl?klar? ile biliniyor. M.B., merhum M.Y.nun helikopter kazas? geçirdi?i dönemde Kayseri Valisi iken, dönemin Cumhurba?kan? A.G. taraf?ndan Dan?? tay üyeli?ine seçilmi?ti. Karardaki di?er üye O.T. ise, PTT Genel Müdürü iken Cumhurba?kan? R.T.E. taraf?ndan 2014 y?l?nda Dan??tay üyeli?ine atanm??t?. C.E. ise, hükümet taraf?ndan desteklenen Yarg?da Birlik Platformu taraf?ndan HSYK seçimlerine aday gösterilmi?, ayr?ca 2014 y?l?nda Adalet Bakanl??? Müste?ar Yard?mc?l??? görevinde bulunmu?tu. Ayr?ca Dan??tay taraf?ndan onanan yerel mahkeme karar?nda imzas? bulunan ve halen Dan???tay 14. Dairesinde görev yapmakta olan hükümete yak?nl??? ile bilinen di?er isim olan M.A.C. ise, 2012 y?l?nda ?zmir 4. ?dare Mahkemesi ba?kanl??? yapt??? dönemde y?k?m?n yap?lmas? gerekti?i yönünde karar vermi?ti. Not: Daire içinden al?nan bilgiye göre, C.E. bu karardan çok rahats?z olmu?. Dosyan?n Urla dosyas? oldu?unu bilmiyormu?. Yak?nlar? na karara kat?lmaktan çok rahats?z oldu?unu ifade etmi?. Bilindi?i üzere C.E. yak?n bir zamanda Facebook hesab? nda ?cemaatçi arkada?lar?n nedamette bulunmas?? konusunda bir yaz? kaleme alm??, cemaati terk etmeleri gerekti?ini ?iyi niyetli? olarak hat?rlatm??t?. Öte yandan y?k?m karar?n? veren yerel mahkeme karar?n?n ba?kan? yine yanda?l??? konusunda hiç ?üphe ya?anmayan M.A.C.d?r. Yukar?da gibi bir haber bu ki?ileri ola?anüstü tedirgin eder kanaatindeyim.”
… ID-… ID arasında geçmekte olup … ID’ ye de gönderilen :2016-01-08, 22:25:30 tarih ve saatli mesaj; ”Konu:(konu yok) 3201 say?l Emniyet Te?kilat? Kanunu?nun 83. maddesi ?öyledir: ?Gerek inzibat komisyonlar? taraf?ndan ve gerek salahiyet dairesinde re’sen verilecek inzibat cezalar?n? icap ettiren fiil ve hareketlerin ne oldu?unu ve cezalar?n derece ve miktar?, polis mesle?inin haiz oldu?u hususiyet ve ehemmiyet gözetilerek tanzim edilecek nizamnamede tayin olunur. Memuriyette ihraç cezas? müstesnad?r.? Kural? yer almaktad?r. yani memuriyetten ç?karma cezas? d???nda kalan disiplin ceza ve suçlar?n?n nizamname ile düzenlenmesine ili?kin kural?n iptali talebi AYM?de görü?ülerek iptal karar? verilmi? ve karar?n yürürlü?e girmesi için meclise 1 y?ll?k süre verilmi?tir. Memuriyetten ç?karma ise madde kapsam?nda de?il di. bu ceza için 657 devlet memurlar? kanunun at?f vard? ?imdi mahkemeler ve dan??tay disiplin cezalar? için iptal kararlar? verebilir. yasal dayana?? bulunmuyor diye Ö?rendi?imiz kadar?yla ihraç kararlar?n? da Tüzü?e göre veriliyormu?. Dolay?s?yla onun da yasal dayana?? kalmad?. Bu karar? mümkün oldu?u kadar gizlememiz ve kar?? taraf? tahrik edici ifadeleri bas?nda sosyal medyada kullanmamam?z gerekir. Bu konuda ölü taklidi yapmal?. Kural?n iptal edilmesiyle birlikte memuriyetten ihraç d???nda kalan, meslekten ç?karma, k?dem durdurma, ayl?ktan kesme uyarma ve k?nama cezalar?n?n bir dayana?? kalmam?? durumdad?r. Aym karar?n?n yürürlü?e girene kadar tüzü?ün ne ?ekilde yorumlanaca?? burada as?l sorun olarak kar??m?za ç?k?yor. Dan??tay önceki kararlar?nda aym?nin süre vererek iptal etti?i maddelerle ilgili olarak tesis edilmi? i?lemler için art?k anayasaya ayk?r? oldu?una karar verilen madde nedeniyle yap?lan i?lemler hukuka ayk?r?d?r, diyordu. Benzer bir olay yüksekö?retim kanununda olmu?tu. Aym, disiplin cezalar?na ili?kin yök kanununun maddesini iptal etmi? ve meclise 9 ayl?k süre vermi?ti. 9 ay içinde meclis bir düzenleme yapmad?. Süre geçen hafta doldu. TALEP: ANAYASA MAHKEMES?N?N ? PTAL KARARI VE ?DAREYE DE SÜRE TANIDI?I KONULARDA DANI?TAY (?DAR? YARGI) NASIL B?R TAVIR GEL??T? R?YOR. B?LD???M KADARIYLA DANI?TAY, BU SÜREN?N ?DAREYE VER?LD???NDEN HAREKETLE, SÜREN?N ? DAREYLE ?LG?L? HUSUSU ?ÇERD???, ANAYASAYA AYKIRI YASA KURALININ UYGULANAMAYACA?INI BEL?RTEN KARARLARI VARDI. BU KARARLARDAN, HATIRLADI?INIZ ÖZELL?KLE D?S?PL?N HUKUKUNA YÖNEL?K KARARLAR VARSA, YOKSA D??ER KARARLARI DÜ?ÜNEB?L?R M?S?N?Z?”
… ID-… ID arasında geçmekte olan :2016-02-13, 16:10:02 tarih ve saatli mesaj; ”Konu:İDDK Kimlerle konuşulacak usta a.i.”ın prensipli davranacağını, sorun çıkarmayacağını söylüyor. Kımlerle kimin konuşacağını gözden geçir dedim. Ankara vasıtasıyla kendisine tekrar ricada bulunursanız iyi olur.”
… ID-… ID arasında geçmekte olan :2016-02-14, 22:05:58 tarih ve saatli mesaj; ”Konu:(konu yok) dershane konusunda genel bir bilgi ile 17. daire ile mü?terek heyetin olup olamamas? konusunda iki not gönderiyorum.”
… ID-… ID arasında geçmekte olup … ID’ ye de gönderilen :2016-02-17, 22:25:01 tarih ve saatli mesaj; ”Konu:sabah serviste Bursa üniversite’ye tahsis edilip geri alınan arazinin davasını ilgililere hatırlatır mısınız , habersiz havale edilebilir?”
… ID-… ID arasında geçmekte olup … ID’ ye de gönderilen :2016-02-18, 14:41:19 tarih ve saatli mesaj; ”Konu:iŞYERİ AÇMA VE ÇALIŞMA RUHSATLARI ACİL VE ÖNEMLİ Kanunlarda aksi açıkça yazılmadıkça bütün işyerlerinin işyeri açma ve çalışma ruhsatı alması gerektiğine karar verildi, Yurtlar için. Yurtlar ve en önemlisi dershaneler de bu karar kapsamında olduğuna göre dershaneler ve yurtlar için bu yönde işlem yaptırılabilir ve dershaneler için işlemin temelinde dershanelerin artık çalıştırılamayacağına dair mevzuata yer verdirilirse 17 olaya müdahil olur. Bu konuda gerekirse 8’le bir araya gelinmeli “uzmanlar” olarak. (herkes uzman değil) Şimdiye kadar MEB’nın verdiğinin dışında bir belge istenmiyormuş dershanelerden. Artık bunların yanında belediyelerden “işyeri açma ve çalışma ruhsatı da alınması” gerekiyor, bakkal dükkanı gibi.”
… ID-… ID arasında geçmekte olup 363824 ID’ ye de gönderilen :2016-02-16, 01:17:55 tarih ve saatli mesaj; ”Konu:(konu yok) Bu gün M.G.in odas?na solcu bir adam gelmi?. imar i?i varm?? ak?l dan??mak için geldi?ini söylemi?.?smi T.S. Vergi Müfetti?i. Adam? … Projeksiyon Tic. A.? ve … Seyahat Tic A.? ve baz? ?irketlerin vergi incelemesini yapmak üzere görevlendirmi?ler. Adam M.n odas?ndan ç?karken bir dosya unutmu?. Dosyada görevlendirme evraklar? v.s var. Ben Hepsinin fotokopisini çektirdim. Adam?n imar i?i için mail adresinden AKPlilerle yapt??? yaz??ma var. Adam mailinde ç?kt?s?n? alm??. Fotokopisi var. Cumhurba?kanl???ndan arat?l?p bir ilerin durdurulmas?n? talep etmi?. Belgeler i?e yarayabilir. Fotokopileri verebilrim.”
… ID-… ID arasında geçmekte olup …, …, …, … ID’ ye de gönderilen: 2016-02-17, 16:58:14 tarih ve saatli mesaj; ”Konu:Fw: Avukat Evlatlarımızın Yetiştirilmesi Abi ablerimizden avukat olan evlatlarını mesleki olarak yetiştirme programına alsak ve de bizim davalarda görev alsalar nasıl olur… Bu yetiştirme programına alacağımız gençlerimiz kimler olabilir…”
Önemli bir kısmı yukarıda aktarılan ByLock yazışmalarından da anlaşılacağı üzere … ID numaralı ByLock hesabının kullanıcısı olan sanık …’nin, yargının sivil imamları olduğu iddia edilen Tarık kod ismini kullanan Ö.İ. (… ID) ile temas halinde bulunduğu, … ID’nin Tarık kod isimli sivil imam olduğu iddia edilen Ö.İ.’a, … ID’nin Danıştay eski üyesi H.T.’a, … ID’nin ise Danıştay eski üyesi G.T.T.’a ait olduğunun iddia edildiği, … ID’nin C.T. adına kayıtlı olmasına karşın Dairemizin 2017/90 esas 2019/22 karar sayılı ilamı ile FETÖ/PDY örgüt üyeliğinden mahkum edilen Danıştay eski üyesi Y.Ç.’e ait olduğu, İsmi geçenlerin yanısıra Danıştay’da etkin oldukları iddia edilen G.T.T., Y.Ç. ve H.T. ile zaman zaman Danıştay’a intikal eden FETÖ/PDY silahlı terör örgütü ile iltisaklı kurum ve kişilere ait dosyalar hakkında, zaman zaman Danıştay’ın idari yapılanmasına ilişkin seçimlerde, Anayasa Mahkemesine seçilecek adaylar ile Yüksek Seçim Kurulu üyeliği seçimlerinde kullanılacak taktikler, desteklenecek adaylar, oyların dağılımı, rakiplerin davranış tarzları gizliliğin korunmasına dair alınacak tedbirler, bilgisayar ve/veya bazı programlarla örgütsel iletişim kurulması ve kullanımı, gündem teşkil edebilecek olayların basına sızdırılması, örgütün üst mercilerinden gönderilen propaganda amaçlı mesajların sanık tarafından rehberinde ve mail listesinde kayıtlı kişilere aktarıldığı, Belirlenmiş olup, tespit tutanağı ve yazışma içeriklerinden söz konusu … nolu ID’nin sanık tarafından kullanıldığı ve sanığın örgütün Danıştay yapılanması içerisinde önemli bir konumda olduğu anlaşılmıştır…” tespitlerine yer verilmiştir.
Davacı tarafından, kendisi hakkında düzenlenen “ByLock CBS Sorgu Sonucu Raporları”, “ByLock Tespit Tutanağı” ve “ByLock Tespit ve Değerlendirme Tutanağı”na karşı; ByLock kullanıcısı olmadığı, Türk Ceza Kanununda ve cezai düzenleme içeren herhangi bir kanunda ByLock indirme, kurma ve kullanmanın suç olarak düzenlenmediği, istihbari nitelikteki bilgilerin hukuki delil olarak değerlendirilmesine imkan bulunmadığı, yazışma içeriklerinin ve yazışmaların örgütsel nitelikte olup olmadığının tespit edilmediği, ByLock kullanımına ait verilerin mahkeme kararı olmaksızın ele geçirilmiş olması nedeniyle yasak delil kapsamında olduğu ve hükme esas alınamayacağı ileri sürülmektedir.
ByLock uygulaması ile ilgili yukarıda aktarılan hususların ve davacı hakkında düzenlenmiş olan “ByLock CBS Sorgu Sonucu Raporları”, “ByLock Tespit Tutanağı” ile “ByLock Tespit ve Değerlendirme Tutanağı” ile Yargıtay 9. Dairesinin kararında yer alan tespitlerin birlikte değerlendirilmesi sonucunda davacının bu beyanına itibar edilmemiştir.
Netice itibarıyla davacı hakkında düzenlenen bahse konu Tutanakların ve Yargıtay … Dairesinin kararında yapılan tespitlerin birlikte değerlendirilmesinden; davacının “…” ID numarasıyla ve bir kullanıcı ve şifre adı almak suretiyle bu ağa dâhil olduğu anlaşılmaktadır.
b) Davacı Hakkındaki Tanık Beyanları
Davacı hakkındaki tanık beyanları şu şekildedir:
Yargı mensubu olarak görev yapan ve ifadesine başvurulan B.E.’ye ait, Ankara Cumhuriyet Başsavcılığınca düzenlenen 28/11-02/12/2016 tarihli tanık ifade tutanağı; “…SORU: FETÖ/PDY ile irtibatlı olduğunu düşündüğünüz hakim savcılardan isimlerini bildiğiniz kişiler kimlerdir? Bunlarla ilgili anlatacağınız somut hususlar nelerdir? CEVABEN: Bu kişilerle olan ilişkilerimizin yukarıda açıklanan sebeplerle 2010 yılından sonra farklı bir boyuta geçtiğini ve azaldığını 2012 yılından sonra da bir mücadeleye dönüştüğünü yukarıda örneklerini verdiğim bir çok olay vesilesiyle izah etmiştim. Ancak özellikle 2011 yılında yapılan Yargıtay ve Danıştay üyeliği seçimlerinde bu iş bir pazarlığa dönüştüğü için daha önce tanımadığım bir çok mensuplarını da bu vesileyle öğrenmiş oldum. … Danıştay üyeleri; Ş.I., İ.A., …, …, …, S.K., H.Y. olmak üzere 44 kişi…”
Yargı mensubu olarak görev yapmış olan ve ifadesine başvurulan İ.O.’ya ait, Ankara Cumhuriyet Başsavcılığınca düzenlenen 14-26/12/2016 tarihli şüpheli sorgulama tutanağı-2; “…SORULDU : 2010 yılında oluşan HSYK’nın Yargıtay ve Danıştay üyeleri için yaptığı ilk seçimde Fetullah Gülen cemaat mensuplarının istedikleri isimlerin seçilmelerini sağladıklarını bizzat siz de dile getirdiniz. Bu dönemde seçilen Fetullah Gülen cemaat mensupları kimlerdir? Bu şahıslar hakkında bize bildikleriniz ve gördüklerini anlatır mısınız? … CEVABEN : 2010 yılında HSYK oluştuktan sonra 2011 yılında yapılan ilk Danıştay üye seçiminde daha önce de anlattığım gibi Fetullah Gülen cemaat mensuplarının isteği ve bu kişilere verdiğimiz kontenjandan yaklaşık 37 kişi Danıştay üyeliğine seçildi. Biz 37 bin sicillilerin kıdemlerinin Danıştay üyeliğine yeterli olmadığını ve bu nedenle bu sicildekileri seçmeyelim görüşümüzü Fetullah Gülen cemaat mensuplarına bildirdik. Ancak onların aşırı ısrarları nedeni ile mecburen bu sicildeki İdari Yargı hakimlerini de Danıştay’a üye olarak seçmek zorunda kaldık. 2011 yılı başında seçilen 37 sicillilerin tümü Fetullah Gülen cemaat mensuplarıdır, dedi. Fetullah Gülen cemaat mensuplarının kontenjanından üye seçilmişlerdir. Bakanlıkta görev yaptığım dönemde de İdari Yargı kararnamelerini Birol Erdem hazırlardı. Çünkü kendisi İdari Yargı kökenliydi. HSYK üyesi olduktan sonra da bu kararnamelerin hazırlanmasında olduğu gibi Danıştay’a seçilecek kişilerin belirlenmesinde de Birol Erdem etkin olmuştur. Birol Erdem’in hazırlamış olduğu listelere itibar ederdik. … 145)…; Fetullah Gülen cemaat mensuplarının kontenjanından Danıştay üyeliğine seçilmiştir. 37 bin sicillidir…”
Yargı mensubu olarak görev yapmış olan ve ifadesine başvurulan H.E.’ye ait, Ankara Cumhuriyet Başsavcılığınca düzenlenen 18/11/2016 tarihli şüpheli sorgulama tutanağı; “…Ben 2000 yılında o dönemki Danıştay 8. Daire Başkanı A. beyin referansıyla Danıştay 2. Dairesine tetkik hakimi olarak geldim. Danıştay’a gelince bu yapının içinde olduğunu bildiğim F.E., … ve M.S. ile samimiyet kurduk. Ben bu şahısların bu yapılanmanın içinde olduğunu biliyordum ancak ben o dönemde aktif olarak bu yapının içinde yer almadım. Ben o dönemde M.S.’nin evine gidiyordum. Evde … ve F.E.’de bulunuyordu. Biz bu buluşmalarımızda dini sohbet yapıyorduk, bu sohbetleri M. ve F. yapıyordu bu sohbetlerde hem dini konulardan bahsedildiği gibi Gülen’den de bahsediliyordu. Bu dönemde benden aylık düzenli aidat isteniyordu (maaşımın %10’u nispetinde) ben ise kız kardeşim ve anneme baktığım için maddi olarak elverişli olmadığımdan ötürü benden istenen himmeti vermedim ve Danıştay’a geldikten yaklaşık 2 sene sonra bu yapıyla arama mesafe koymaya çalıştım ve bu şekilde yaklaşık 2006 yılma kadar bu yapıya mesafeli durdum. … 5-Danıştay üyesi seçildikten sonraki süreci anlatınız Ben 2011 yılı Mayıs ayında Danıştay Üyesi olarak seçilerek göreve başladım. Ben üye olarak seçildikten sonra … beni sohbete kendi evine çağırdı. Ben …’in evine gittim. Evde M.Ç., M.A.D., E.Y.S. ve M.Ö. vardı. Evde M.Ç. bir konuşma yaparak önce işten bahsetti, sonradan genel dini konulara başladı, ayrıca müteaddit defalar Gülen’in ismi de sohbette geçti. Ayrıca benden maaşımın % 10’u nispetinde himmet vermemi istediler ancak himmeti kimin istediğini net hatırlayamadım. Bu toplantı bu şekilde bitti ve 15 günde bir sohbet karan alındı. Sohbetler dönüşümlü olarak katılan kişilerin evinde yapılıyordu ancak benim evime sohbet amaçlı hiç gelinmedi, bu sohbetlere M.Ç., M.A.D., …, …. devam etmekteydik. Bu sohbetler bir müddet devam etti, bir müddet sonra ise grup değişikliği oldu. Grup değişikliğim bana H.T. ya da … bildirdi. Benim yeni sohbet grubum G.C., … ve …’den oluşmaktaydı. Ben kız kardeşime baktığımdan ötürü benden istenen himmetleri vermedim. 2011 yılı Mayıs ayında Danıştay üyesi seçildikten sonra ben Danıştay 13. Dairesinde başkanlık kurulu tarafından görevlendirildim. Ben normalde 13. Daireyi istememiştim, zira 13. Dairenin görev alanı üst kurullar idi ve bu daire iş olarak ağır ve zorlayıcı bir daireydi. Benim de daha önceden çalıştığım konularla alakasızdı. Ancak H.O., benim bu daireyi rahatlıkla yürütebileceğimi, başkanlık kuruluna ve muhtemelen bu yapının Danıştay’da ki sorumlularına söylemiş ve ben bu şekilde Danıştay 13. Daire Üyesi olarak göreve başladım. Ancak K.D. ve H.G. de Danıştay üyesi olarak seçilince bu örgüt; beni 13. Daireden alarak 1. Daireye vermek istedi. Bu hususu bana V.B. aktararak “1. Dairede çalışman daha iyi olur” dedi. Ben ise bu durama tepki gösterdim. Aynı teklifi o dönem Divan Üyesi olarak görev yapan B.I. da yaptı. Ben B.’ye dairemi değiştirmek istemediğimi söyledim ve yine bu yapıya müzahir olan divan üyesi Y.Ç. ile görüşüp 1. Daireye gitmek istemediğimi belirttim ve benim tepkilerim, tavrım üzerine daire değişikliğinden vazgeçildi. Ben 13. Dairede görev yaparken birçok dosyaya ilişkin bu örgütün talep ve talimatları geliyordu. Bu talep ve talimatlar bize … vasıtasıyla ulaştırılmaktaydı. … bu örgütün talimatlarını E.Y.S.’ya iletiyordu. … ve E.Y. o dönemki 13. Daire Başkanı olan N.Ö. ile kişisel samimiyetlerinden ötürü bir kısım dosyayı “hayır işi” adı altında başkana ilettiklerini söylemişlerdi. Kısa bir süre sonra ise 17-25 Aralık olayları olunca; Y.’de, …’de bu tip dosyaları artık N. Başkana söyleyemediler. Dosyaları artık bu yapının elemanı olan daire tetkik hakimleri İ.B. ve kıdemli tetkik hakimi üzerinden heyet ayarlayarak kendi istekleri doğrultusunda çıkartmaya çalıştılar. Ben bu şekilde takip edilen çok sayıda dosya olduğunu düşünüyorum ve somut olarak … dosyalannm lehe çıkması için çalıştıklarını biliyorum. … Ben bu yapının adaylarına oy vermediğimde H.T. yanıma gelerek kendilerine oy vermem gerektiğini söylüyordu. … ve E.Y.S. da aynı şekilde bana geliyorlardı. … Ayrıca ben, E.Y. ve … birlikte 13. Dairede çalışırken 17-25 Aralık sonrasında Y. ve …’in özellikle özelleştirme ve imtiyaz dosyalarında iptal kararı çıkartmaya çalıştıklarını biliyorum. Örneğin şehir hastaneleri dosyasında bu ikilinin yürütmeyi durdurma karan verdirmek için ciddi şekilde çalıştıklarını ve baskı yaptıklarım biliyorum. … 6-12 Ekim 2014 HSYK seçim sürecisini anlatınız. Seçim sürecinde F.E. yanıma gelerek beni bir yere yemeğe davet etti ve Ostim tarafında bir restorantta A.B., … ve F.E. ile beraber yemek yedik. A.B. yemek esnasında HSYK seçimlerine ilişkin bir konuşma yaptı ve bağımsızların çalışmalarına destek olmamızı istedi. Ben bu konuşmayı soğuk karşıladım, bunun üzerine B. bana konuşmalarını neden soğuk karşıladığımı sordu, ben ise bir sıkıntının olmadığım söyledim. A.B. benden açık oy istedi. Ben ise desteği geçiştirerek inşallah dedim ve ayrıldım. Bu düzenlenen yemekte ki herkes bu örgüte mensup kişilerdi. Ş.I. ve H.T. Danıştay’dan paralel yapının HSYK üye adayı olarak ortaya çıktılar. Ben ne Ş.’yi ne de H.’yi desteklemedim. Daire üyemiz olan T.B.’yi destekledim. Seçim kapsamında bu örgüt lehine herhangi bir çalışma yapmadım, kimseden oy veya destek istemedim. HSYK seçimleri öncesinde 1. Başkan değişerek Z. Hanım 1. Başkanlığa seçildi. Örgüt: kendi adayı olarak N.Ö. ile görüştüğünü N.ö.’nün fotoğrafının Amerika’ya götürüldüğünü ve Gülen’in N.Ö.’nün adaylığını onayladığını duydum. Bu hikâyeyi bana … ve E.Y.S. anlattı. 2015 yılında benim dairem değişti ve 13. Daireden, yeni kurulan 17. Daireye geçtim. … 7-Bu örgüte müzahir, iltisaklı ve irtibatlı olduğunu bildiğiniz kişiler kimlerdir? … … (Danıştay Üyesi) …”
Aynı şahsa ait, Ankara Cumhuriyet Başsavcılığınca düzenlenen 08/12/2016 tarihli şüpheli ek sorgulama tutanağı; “…4-Danıştay üyesi seçildikten sonra Danıştay’da ki örgüt yapılanması nasıl teşekkül ediliyordu? Genel olarak FETÖ/PDY’nin hücresel şekillenmesini ve teşkilat şemasını anlatınız. Ben üye seçildikten sonra beni çay içmeye davet ettiler, daha sonradan bilgi sahibi olduğum üzere Danıştay’da bu örgütün yapılanmasının; 2 dairenin birleştirilerek grupların oluşturulması suretiyle yapıldığını biliyorum. Örneğin benim grubum ben 13. Dairede çalıştığım için 8. Daireyle birleştirilmek suretiyle oluşturulmuştu. Ben diğer grupların somut olarak hangi dairelerden oluştuğunu bilmiyorum. Bu gruplarda; Danıştay’da bu yapının bir numarası olduğunu bildiğim G.T.T.’den gelen talimatlar aktarılıyordu ve bu doğrultuda işlem yapılıyordu. Bu talimatlar oylamaların nasıl yapılacağından, Danıştay’da nelere dikkat edilmesi gerektiğinden bahsediliyordu. Oluşturulan gruplarda iki tane daire mümessili ve bir tane grup mümessili vardı. Bizim dairenin mümessili … idi. 8. Dairenin mümessili M.A.D.n idi. Grup mümessilimiz ise H.T. idi. Grupların üzerinde ise üst kurulun olduğunu biliyorum. Üst kurulda G.T.T.’nin ve A.H.’nin yer aldığını biliyorum. Üst kurulda Yargıtay’dan da üyeler bulunmaktaydı, ancak Yargıtay üyelerinin isimlerini bilmiyorum. Danıştay üyeleri bu grup toplantılarına davet edildiği için bende zaman zaman çağrılarak katıldım. 5-Danıştay imamı ve grup sorumluları kimdir? Sivil imamlardan kimleri tanıyorsunuz? Bu sivil imamların irtibat bilgileri nelerdir? Şahsen tanımıyor olsanız dahi kimin sivil imam olduğunu tahmin ediyorsunuz? Danıştay imamının G.T.T. olduğunu biliyorum. G.T.T.’nin yardımcısının V.B. olduğunu biliyorum. Grup sonumlulanndan; 12. Dairenin sorumlusu olarak H.T., 8. Dairenin sorumlusu olarak M.A.D., 5. Dairenin sorumlusu olarak R.Ç., 2. Dairenin sorumlusu K.İ., 6. Dairenin sorumlusunun E.A., 10. Dairenin sorumlusunun M.E., 13. Darenin sorumlusunun … olduğunu biliyorum. Bizim grubun mesulünün M.Ç. olduğunu biliyorum. Sivil imamlardan ise gördüğüm tek şahıs F. isimli öğretmen olduğunu söyleyen, 50’li yaşlarda birisiydi. Ancak. F. ile sadece bir defa G.T.T.’nin evinde görüştük. … 7-Sohbet grubunuz kimlerden oluşuyordu, sohbet ahiliğini kim yapıyordu? Gerçekleştirilen sohbetlerde neler konuşulmaktaydı, ne gibi talimatlar verilmekteydi? Benim sohbet grubum; M.Ç., …, …, E.Y.S.’den oluşmaktaydı. Sohbet abiliğini M.Ç. ve M.A.D. yapmaktaydı. Sohbetlerde genelde mesleki konular dairedeki genel gündeme ilişkin konular, üst kuruldan gelen notlar ve dini konular konuşulmaktaydı. Bu yapı dışarıya karşı gerçek yüzünü göstermediği dönemde yani ayrışma yaşanmadığı dönemde kime oy verileceği, seçimlerde kimlerin aday olacağı ve oylamalara nasıl yapılacağı konusunda talimatlar vermekteydi. … 9-Görev yaptığınız dairede FETÖ/PDY lehine dosya takibi nasıl yapılırdı? Özellikle hangi dosyalar takip edilmiştir? Bu dosyalar kimlere havale edilirdi? Görev yaptığınız dairede ki kıdemli tetkik hakiminin bu takiplerdeki rolü nedir? Daire başkanlannm bu durumdan haberi var mıydı, örgüt mensubu olmamasına rağmen hangi üyelerle iş birliği içerisine girdiniz, yahut destek aldınız, bunu nasıl sağladınız? … üst kuruldan aldığı dosya takibine ilişkin bilgileri; Ben dairenin bulunduğu blokta olmadığım için, oda komşusu olan E.Y.S. ile paylaşırdı. Ben daha önceki ifadem de ayrıntılı olarak belirttiğim üzere; E.Y. ve …, başkana, takip edilecek iş bu dosyalara hayır işi amacıyla olduğunu söylerlerdi ve başkan da bu nedenle onlarla hareket ederdi. Bu şekilde dosyalar 17/25 Aralık sürecinden önce çıkartılmıştır. 17/25 Aralıktan sonra ise ben bu yapıyla arama mesafe koyduğum için kimse bana bu süreçten sonra herhangi bir talimat getirmemiştir. Yapıya ait Tv ve Radyo dosyalan özellikle takip edilmiştir. Aynca ben Sakarya’daki doğalgaz dağıtım şirketi olan … dosyalarının lehe takip edildiğini biliyorum. Özelleştirme dosyalannın aleyhe sonuçlandmlması için bu dosyalarda takip yapıldığını biliyorum. Şehir hastaneleri dosyalannın aleyhe takip edilerek sonuçlandmlması için bu dosyalarda takip yapıldığım biliyorum. Ben bu dosyalara ağırlıklı olarak bu yapıya mensup olan tetkik hakimi İ.B. üzerinden takip edildiğini biliyorum. Danıştay’a yeni üyeler seçildikten sonra daire başkanlığı seçiminde N.Ö. 13. Daire Başkanı olarak seçildi. Bu kişinin örgüt tarafından desteklendiğini biliyomm. N.Ö., … ve E.Y.S. çok samimilerdi akşam yemeklerini bile ailecek bir çok kez birlikte yemişlerdi. Dairenin o dönemki kıdemli tetkik hakimi M.E. bey bu yapının etkisiyle seçilmişti ve başkanla …’nin samimiyetini bildiği için de, …’den gelen talepleri asla geri çevirmiyordu. Dosya takibi N. bey, …, kıdemli tetkik hakimi ve İ.B. arasında yapılmaktaydı. 17/25 Aralık’tan önce bu yapıya; bu yapıyla alakasının olmamasına rağmen N.K. ve Z.Y. de destek vermekteydi. Bu desteğin sebebi henüz bu yapının gerçek yüzünü dışarıya göstermemiş olmasıydı. 10-Görev yaptığınız dairedeki tetkik hakimlerinin koordinasyonunu kim ya da kimler yapardı? Örgüte mensup olmayan tekkik hakimlerine nasıl davranılacağma ilişkin bir karar alındı mı? Hangi tetkik hakimleri menfî olarak değerlendirilip takibe alınmıştır. Dairedeki bu yapıya mensup tetkik hakimlerinin tamamım ben bilmiyordum. … biliyordu. Bu nedenle bu hakimlerin koordinasyonunu … yapıyordu. Ben örgüte mensup olmayan tetkik hakimlerine nasıl bir karar alındığına şahit olmadım, ancak İ.B. ve … arasında böyle bir karar alınmış olabilir. Zira ben E.E. isimli tetkik hakimine mobing uygulandığını hissediyordum. E. haricinde herhangi bir hakime mobing uygulanıp uygulanmadığını bilmiyorum. … 18-Danıştay’da bu örgüt tarafından yapılan usulsüzlükler nelerdir? Örgütün kumpas kurmaya yahut yıpratmaya çalıştığı kişiler var mıdır? Varsa kimlerdir? Bu konuya münhasır bir olay anlatmak istiyorum. Eski Danıştay binasının eki olan … Mağazasının üstünde üye Z.Y., tetkik hakimi K.A. ile aynı katta oturuyor idik. Tarihini hatırlamadığım bir gün Z. beyin odasma bilileri geldi. Katta yoğunluk olunca bir süre sonra odacıya ne olduğunu sordum. Odacı “Z.Y.”nin odasında temizlik yaparken dinleme cihazına elini çarptığını, yere düştüğünü” ifade etti. Kalabalık dağılmcı ben Z. beye geçmiş olsun ziyaretinde bulundum. Olayı sordum. Z. bey sabah odacı temizlik yaparken sehbanın altında elinin çarpması üzerine dinleme cihazının yere düştüğünü ve odacının bulduğunu söyledi. Ben şaşırdım “acaba benim odada var mıdır” diyerek Z. beyle konuştum. Bir müddet konuştuktan sonra odaya geçtim ve odada arama yaptım. Baktığım yerler itibariyle herhangi bir cihaza rastlamadım. Aradan bir süre geçti. Z. bey dairede tetkik hakimi ismini Ö. diye hatırladığım şahsın hakkında dava açtığım duydum. Bir gün heyet öncesi üyeler …, N.S. ve sanınm Z.Ö.’de vardı. …, Z. Beyin tetkik hakimi Ö. hakkında dava açtığını söyledi. Tetkik hakimi Ö.’nün Z. beye bağlı olduğunu ve dosya görüşmek için Z. beye uğradığını, Z. beyin bundan şüphelenerek Ö. hakkında dava açtığını ve Ö.’nün böyle bir şey yaptığını zannetmediğini belirtti. N. Hanım ise tetkik hakiminin üyelerle sürekli görüşebileceğini, Z. beyin hakimlerden şüphelenmesinin yersiz olduğunu dava açmakla yazık etmi olduğunu söyledi. Bu olaydan bir süre sonra bu olaya ilişkin tanık olarak yazdınldığımı öğrendim. Z. beyin yazdırmış olabileceğini düşündüm. Z. bey bu konudan bana bahsetmedi. Tarihi geldiğinde Sincan Adliyesine tanık olarak ifade vermek üzere gittim. Ö.’nün tanık olarak yazdırdığını anladım. İfade vermek üzere beklerken ismini bilmediğim Danıştay’da tetkik hakimliği yaptığını bildiğim bir şahsın duruşma salonunun önüne geldiğini, beni görünce tedirgin davrandığmı fark ettim. Daha sonradan bu şahsın Ö. lehine tanıklık için geldiğini tahmin ettim. Olayın detaymı çok bilmiyordum. … ve N.S.’nın konuşmalarını zihnimden geçirerek ve etkisinde kalarak ifademde şunlara yer verdim. Tetkik hakiminin bağlı olduğu üyeye dosyaları sormak üzere veya dosyalarla görüşmek üzere herhangi bir saatte uğrayabileceğini, 2002 yılından beri Danıştay’da çalışmam dolayısıyla uygulamanın bu şekilde olduğunu belirttim. Gün içerisinde herhangi bir saatte tetkik hakiminin herhangi bir üyeye uğrayabileceğini söyledim. Daha sonraları internette okuduğum kadanyla Ö. isimli tetkik hakiminin Z. beyin bulunduğu ek binaya erken saatlerde geldiğini, bunun haricinde Z. beye hiç bir zaman uğramadığını öğrendim. Bu bende şüphe uyandırdı. Tekrar düşündüğümde Ö. isimli tetkik hakiminin tahminen bu olaydan daha önce beni ziyarete geldiğini hatırladım. Ziyarette ise daire konularıyla ilgili konuştum, çay ikram ettim, kısa bir süre sonra kendisi ayrıldı. Onun haricinde hiç bir zaman bu tetkik hakimiyle görüşmem olmadı. Fakat olayın gelişimi ve ifademden sonra internetten elde ettiğim bilgiler üzerine şüphelerim arttı. İnternette bu tetkik hakiminin daha önceden emniyette görev yapmış olduğunu öğrenmiş oldum. Bu hususta bende şüpheyi arttırdı. Daha sonra internette bu tetkik hakimi hakkında verilen beraat karan bozularak mahkumiyet kararı verildiğini öğrendim. … 25- Danıştay’daki Başkanlık, Daire Başkanlığı, Başsavcılık, Yüksek Seçim Kurulu Üyeliği gibi seçimlerde FETÖ/PDY mensuplarının blok oy kullanarak seçimleri kilitlediği ve çeşitli pazarlıklarla istediği kişüeri bu makamlara seçtirmeye çalıştıkları bilinmektedir. Seçim süreçlerinde kimlerin aday olacağı ya da kimlerin destekleneceği ne şekilde belirlenirdi, koordinasyon nasıl sağlandırdı, bu konuya ilişkin kimlerle ne pazarlıklar yürütülmüştü? Danıştay Başkanlığı seçiminde o dönem 13. Daire Başkam olan N.Ö.’nün Danıştay Başkanı olabilmek için N.Ö. ile yoğun temas halinde bulunuldu. N.Ö.’nün fotoğrafı ABD’ye gönderilerek onaylattırıldı. … aynı dairede çalıştığı için E.Y.S. ile birlikte sürekli başkanı yakın markaja alarak aday olması konusunda ısrarcı olundu. Diğer yapıya ait üyelerin N.Ö.’ye aday olması konusunda ciddi baskılar yaptıkları ancak aday olmayı düşünen N.Ö.’nün bir süre sonra aday olmayacağını açıklaması üzerine Z. Hanım başkan adayı olup kendisi seçilmiştir. Bu dönemde Z. Hanıma oy verilmedi. Rakip adaya blok olarak oy verildi. Daire başkanlığı, başsavcılık ve kurul üyeliklerinde kendileri açısından aktif olan adaylıklar tercih edildi. Yüksek Seçim Kurulu Üyeliği için daha sonradan rakip görmek istemedikleri kişileri Yüksek Seçim Kumluna veya Uyuşmazlık Mahkemesine aday olması için teklif götürüldü. Yapı HSYK ve Anayasa Mahkemesi üyeliğine önem verdi. 12. Daire Başkanı Adayı İ.E. aday olduğunda yapı İ.E.’yi destekledi. Daire başkanlıklarına eski üyeleri başkan adayı yaparak Anayasa Mahkemesi Üyeliği ve HSYK üyeliği adaylağmda kendi adaylarının desteklenmesini istedi. Pazarlıklar daire başkanlığını desteklemek, Anayasa Mahkemesi üyeliği ve HSYK üyeliği için kendi adaylarının desteklenmesi suretiyle yapıldı. … 27-Danıştay Başkanlığı seçimlerinde adaylık sürecine giren ancak sonradan bundan vazgeçen ve halen 13. Daire Başkanı olan N.Ö.’nün fotoğrafla bilgilerinin Pensilvanya’da bulunan örgüt elebaşına gönderildiği ve ondan adaylık açısından icazet akndığma ilişkin bulunan bilgiler çerçevesinde söz konusu başkanlık seçim sürecine ilişkin bildiklerinizi anlatınız. N.Ö.’nün aday olması için kuruldan karar çıktığını düşünüyorum. Danıştay’daki 32-33 bin sicillilerden oluşan kurulun görüşmesi sonrasında N.Ö.’nün Danıştay Başkanı adayı yapılması için bir karar alındığını bunun üst kurulca da onaylatıldığım ve daha sonra N.Ö.’nün fotoğrafının Pensilvanya’ya gönderilerek onaylatılması sonrasında tabana N.Ö.’nün aday olması noktasında lanse edildiğini, aynı dairede olan … ve E.Y.S.’nin, N. beyle sürekli görüşmeler neticesinde bu konuda N.Ö.’nün gönlünü yaptıkları, N.Ö.’nün aday olma noktasında ciddi hazırlıklar yaptığını, ancak adaylık süreci yaklaştığından N.Ö.’nün yapı dışındaki üyelerin etkisiyle aday olmaktan vazgeçtiğini … ve E.Y.S.’den bilgi olarak öğrendim. Ben sonradan öğrendiğim kadarıyla N.Ö.’nün Anayasa Mahkemesinde görev yapan kuzeni N. beyle konuşmuş ve kendisinin Z. hanıma karşı aday olmaması gerektiğini söylemiş, N. beyde bu sebeple adaylık yarışından çekildi. … 33-Dairede dosyalar görüşülmeden önce yapı mensuplan olarak hangi dosyalarda blok oy kullandınız? Kararın; örgütün menfaati aleyhine çıkacağı anlaşıldığında heyet içerisinde karşı oy kullanmama ya da birlikte hareket etmiyormuş görüntüsü çizmemek adına diğer yapı mensuplanndan ayrı oy kullandığınız oldu mu? Dairede verilen kararlarda bu şekilde örgüt mensubu üyeler tarafından manipüle edilen üyeler bulunmakta mıdır? Bu üyelere karşı örgütün geliştirdiği bir davranış biçimi bulunmakta mıdır? Yapıya ait Tv ve radyolarda lehe oy kullanılması noktasında …’nin N.Ö.’ye hayır işi diye görüşüp karar çıkarttığını biliyorum. … bu tür dosyalan karşı oda komşusu olan E.Y.S.’ye söylediğini bana belirtmiştir. Daha önceki 18 Kasım tarihli ifademde yer alan … tarafından, yapıya ait Tv ve radya lehine içtihatlann esnetildiği ifadesi ve benim bu kararlara katıldığım ifadesi sehven verilmiştir. Ben yapıya ait tv ve radyo lehine içtihatların esnetildiğine ilişkin bu kararlara katılmadım. Bu şekilde içtihatlann da esnetildiğini bilmiyorum. Kesinlikle içtihatlara ve mevzuata aykırı hiç bir dosyada ne yapının ne de başka birinin lehine oy kullanmadım. Dairemizde …’nin takip ettiği radyo ve tv dosyalan dairenin önceden belirlediği içtihatlar doğrultusunda karara bağlanmıştır. …’nin beğenmediği kararlardan muhalif kaldığını veya dikkat çekmesin diye oy birliğine katıldığını hatırlamıyorum. Ben de hiç bir dosyada ve kararda farklı karar çıktığında muhalif kalmayıp ve karara katılayım diye bir düşünceye sahip olmadım. 34-Dairenizde heyetler ne şekilde ayarlanmaktaydı? Dairenizde 3 adet FETÖ/PDY örgütü mensubu bulunduğu değerlendirildiğinde, heyetlerde sayısal çoğunluk nasıl sağlanıyordu? Ben hiç bir zaman örgüt üyesi olmadım. Yeni üyeler seçilince davet üzerine diğer üyeler ile çay içme toplantılarına iştirak ettim. … 17/25 Aralık öncesinde başkanla ve kıdemliyle görüşerek dosyalan istenilen tetkik hakimine ve istenilen heyete girmesi noktasında organizisyon yapıyordu. Bu dosyalarda … ve E.Y.S. başkanla görüşüp hayır işi diye bu dosyalann çıkmasını sağladıklarını biliyorum. 17/25 Aralıktan sonra …’nin bana çıkarmak istediği dosyalara ilişkin telkin ve talimatı olsa da ben bunu geri çevirdim. 17/25 Aralıktan sonra bu dosyalan nasıl organize ettiğimi bilmiyorum. Zaten ben bir süre sonra 17. Daire üyeliğine geçtim. 35- F.E., … ve E.Y.S.’nin örgüt içerisindeki rolleri nelerdir? Özellikle F.E.’nin ABD’de iken geri dönerek genel sekreter yardımcısı olduğu bilinmektedir. Bu kişi örgütte üyelerin üstünde midir? 37 bin sicillilerin devre mesulü M.Ç. idi. Onun yardımcısı ise F.E. ve H.G. idi. F.E.’nin üyelerin üstünde olduğunu düşünmüyorum. … bizim daire mesulümüzdü. E.Y.’nin ise aktif bir rolünün olup olmadığını bilmiyorum. … 38-Özellikle Gülen yapılanmasına müzahir TUSKON’un açtığı ve Danıştay 13. Dairesinin 2014/838 saydı esasına kayıtlı dosyasında yürütmenin durdurulması isteminin kabulüne ilişkin kararda oyunuz bulunmaktadır. Bu dosyaya ilişkin örgütten nasd bir talimat gelmiştir? Bu dosyanın takibinde kimler ne suretle görev aldı? Dosya, örgüte mensubiyeti nedeniyle HSYK tarafından ihraç edilen Tetkik Hakimi E..’ye nasıl ve kimin yönlendirmesiyle havale edilmiştir? Bu dosyaya ilişkin bana … tarafından herhangi bir bilgi bu dosyanın nasıl çıkacağına dair telkin kesinlikle gelmemiştir. Ancak bu dosya şu şekilde çıkmış olabilir; daha önceki tecrübe ve gözlemlerime dayalı olarak … bu dosyayı E.Y.S. ile ve başkan N.Ö. ile paylaşmıştır. Kıdemli tetkik hakimi aracığıyla E.E.’ye havalesini gerçekleştirmiş, E.E. tarafından heyete getirilerek çıkarılmıştır diye düşünüyorum. Bu dosyayla ilgili … ve başkası tarafından herhangi bir bilgi, telkin kesinlikle gelmemiştir. 39-13. Daireden ayrıldığınız döneme ilişkin olmakla birlikte, aynı sohbet grubunda olduğunuz … ve E.Y.S.’nin 13. Dairede görülen Bank Asya yönetimine el konulması dosyalarının ilk derece mahkemesi sıfatıyla Danıştay’da görülmesini ve yürütmenin durdurulması kararı alınmasını sağlamaya çalıştığı, yine FETÖ/PDY mensubu olmayan N.S.’nin bu girişime bilerek yahut bilmeyerek destek olduğu, dosyanın FETÖ/PDY mensubu İ.B.’ye havale edildiği bilinmektedi. Bu sürece ilişkin bildiklerinizi anlatınız. Ben 17/25 Aralık süreci sonrasında bu yapıya mesafe koydum. Dolayısıyla bana dosyayla ilgili bir bilgi verilmedi. Zaten ben o süreçte sizin de belirttiğiniz gibi 13. Daireden ayrılmıştım. 40-Bunlar gibi özellikle takip ve manipüle edildiğini bildiğiniz dosyalar hangileridir? Bu takiplerden daire başkanmm haberi var mıdır? Daha önceden ifade ettiğiniz havale ve heyet ayarlama olaylarından kimlerin haberi vardır? … dosyasının … tarafından takip edildiğini, lehe karar çıkaımak için çaba sarf edildiğini biliyorum. Cemaate yakın radyo ve televizyonlara ilişkin dosyalarda …’nin başkanla görüşerek hayır işi diye bu dosyaları lehe çıkarttığını bana söylemiştir. … bu tür dosyalan İ.B. ile takip ettiğini, E.Y.S.’ye bu tür dosyalar söylediğini biliyorum. Kıdemli tetkik hakimi aracılığıyla heyet ayarlamasını tetkik hakiminin ve …’nin yaptığını düşünmekteyim. 41-Dairede E.Y.S. ve …’nin baskılarıyla sicili bozulan tetkik hakimleri var mıdır? Var ise neden böyle bir davranış biçimi benimsenmiştir Ben bildiğim kadanyla bu dairede sicili bozulan bir tetkik hakiminin olmadığım düşünüyorum. 42-Danıştay üyesi Z.Y.’nin Danıştay eski ek binasının 6. katındaki 604 numarah odasında 01/02/2012 tarihi, sabah saat:08:00 sıralarında odaya temizlik amacıyla gelen hizmetli H.Ü. tarafından odadaki sehbanın altında bir adet ses dinleme cihazının bulunması olayıyla ilgili olarak Ankara Cumhuriyet Başsavcılığınca başlatılan soruşturma kapsamında 15 Temmuz sonrası meslekten ihraç edilen Ö.K.’nın yargılanması kapmasında tanık olarak dinlendiğiniz bilahare yargılama sonucu bu kişinin beraat ettiği bilinmektedir. Bu olaya ilişkin bildikleriniz anlatınız. Dosya kapsamında neden sadece örgüt mensubu kişiler tanık olarak dinlenilmiştir. Teknik detayların incelenmesinde; odaya böcek koyma fiilinin daha önce de Emniyet İstihbarat Başkanlığında görev yaptığı ve sonradan hakimliğe geçtiği bilinen Ö.K. tarafından gerçekleştirildiği ortada iken tanıklık yapmanız örgüt tarafından mı istenilmiştir? Bu dinleme cihazı hangi amaçla Z.Y.’nin odasına konulmuştur? Buradan elde edilecek bilgilerle ne yapılması amaçlanmıştır? Danıştay’ın 6. Katında Ben, Z.Y., K.A. oturmakta idik. Tarihini hatırlamadığım olay gününde yoğun bir kalabalık Z.Y.’nin odasına giriş çıkış yaptı. Ben giren çıkanların ve kalabalığın ne olduğunu temizlikçiye sordum. Temizlikçi bana Z.Y.’nin odasında dinleme cihazı bulunduğunu söyledi. Nasıl diye sordum. Ben sabah temizlik yaparken sehpayı temizlerken elim bu cihaza dokunda ve düştü, ne olduğunu bilmiyordum dedi. Kalabalık dağılır dağılmaz Z.Y.’nin odasına geçmiş olsun ziyaretine gittim. Olayı sordum, Z. bey temizlik elemanını bu cihazı temizlik yaparken bulduğunu söyledi. Ben bu olaya çok şaşırdım. Z. Bey acaba benim odada var mıdır diye sordum. O da istersen bir bak dedi. Karşılıklı konuştuğumuzda niye konulduğuna anlam veremedik. Odaya geçtim, şüphelendiğim noktalarda bu cihazın olup olmadığını kontrol ettim, herhangi bir cihaza rastlamadım. Bu olaydan bir müddet sonra heyet masasında …, N.S., sanırım Z.Ö.’de vardı. …, Z. beyin tetkik hakimi Ö. hakkında dinleme cihazıyla ilgili dava açtığım söyledi. Tetkik hakiminin üyenin odasma her zaman gidip geleceğini belirtti. Tetkik hakiminin bu tür bir fiil işlemeyeceğini belirtti. Z. beyin tetkik hakimi hakkında böyle bir dava açtığına şaşırdığını belirtti. N. Hanım da tetkik hakimine yazık olmuş, böyle bir şey yapması mümkün değil, ben tetkik hakiminin böyle bir şey yaptığını zannetmiyorum şeklinde ifadelerde bulundu. Bu konuşmalar üzerine heyet başladı ve konu kapandı. Bir müddet sonra bana tanıklığa ilişkin evrak geldi, beni Z. Beyin tanık yazdırabileceğini düşündüm, çünkü kendisi oda komşumdu. Ancak Z. Bey bana bu konuyu açmadı. Ben tanık olarak dinlenmem gereken tarihte Sincan Adliyesine gittim. Orada tetkik hakimi Ö.’nün beni tanık olarak yazdırdığını fark ettim. … bey ve N. hanımın konuşmalarının da tesirinde kalarak tetkik hakiminin üyeyi her zaman dosyayla ilgili ziyaret edebileceğini, yıllardır benim Danıştay’da çalıştığımı, Danıştay’daki uygulamanın tetkik hakiminin bağlı olduğu üyeyle ilişkilerinin dosya bağlamında mesai saatleri içerisinde her an ziyaret şeklinde gerçekleşebileceğini ifade ettim. Bu ifadeden önce duruşma salonunun önünde beklerken ismini hatırlamadığım bir tetkik hakimi duruşma salonunun önüne geldi. Beni gördüğünde tedirgin ve şaşkın şekilde uzaklaştı. Bu tetkik hakiminin Ö. lehine tanıklık yaptığını daha sonradan öğrendim. Bu tanıklık ifademden uzun bir süre sonra internete baktığımda Z. Beye bağlı olan tetkik hakimi Ö.’nün erken saatlerde ek binaya geldiğini, Z. Beye bağlı olmasına rağmen Z. Beyi hiç bir şekilde ziyaret etmediğini ve kendisinin emniyetten gelme olduğunu öğrendim. Bu bilgiler bende şüpheyi artırdı. Burada dikkatimi çeken husus şu oldu; erken saatlerde Z. beyin odasına gelmesi, hiç bir şekilde daha önceden ziyaret etmemesi şüphelerimi artırmıştır. Daha sonraki tarihlerde bu şahsın beraat ettiğini Yargıtay’dan kararın bozulduğunu internetten öğrendim. Bu konuda kesinlikle hiç bir kimse bana olayı anlatmadığı gibi tanık olmam gerektiği noktasında herhangi bir telkin ya da tavsiyede bulunmamıştır. Ancak şu hususu hatırlıyorum; dairemiz tetkik hakimi olan ve kesinlikle yapıya üye olup olmadığını bilmediğim Ö.’nün beni tahminen bu olaydan önce ziyarete geldiğini, çay içip daire işlerini konuştuğunu hatırlamaktayım. Bu olayla ilgili şüphelendiğim veya dikkatimi çeken başka bir husus olmamıştır. … 34. Soruda dairenizde 3 adet FETÖ/PDY örgütü mensubu değerlendirildiğinden heyetlerde sayısal çoğunluk nasıl sağlanıyordu sorusunda geçen 3 örgüt üyesinden kastedilenlerden birisinin ben olduğum hususuna kesinlikle katılmıyorum. Dairemizde cemaate mensup üye olarak … ve E.Y.S. bulunmakta idi. Ben ise üye seçildikten sonra Danıştay’daki yeni üyelerin cemaat ayrımı yapmadan ve bunu bilmeden birbirleriyle yakın ilişkiler içine girmesi ve bazen ders diye tabir edilen toplantılara katılmasından ibarettir. … Danıştay Anaokulu Müdürü Z.S., G.T.T. tarafından cemaat mensubu olduğu için okul müdürlüğüne referans olunmak suretiyle getirilmiştir. Bu dönemde G.T.T.’ın etkisiyle okul aile birliği başkanlığına … seçilmiş Danıştay Anaokulunun işleyişinden yapının bu bağlamda etkisi söz konusu olmuştur. Z.S.’ın eşi Rekabet Kurulu üyesi olup, yapının üyesi olduğunu bilmekteyim. … … dosyalarının yapının referansıyla … ve Y.S. tarafından takip edildiğini ve … ceosu F. isimli şahsın bir gün Danıştay’da karşımıza gelmesi üzerine edat Y.S.’nin F. isimli bu kişinin bu şirketin ceosu olduğunu, İdare Mahkemesinde ve Danıştay’da davalan olduğunu, lehe takip edildiğini öğrendim. …17/25 Aralıktan soma şehir hastaneleri dosyaları, imtiyaz dosyalan, özelleştirme dosyalan, BTK dosyalan ve rekabet dosyalarının; … ve E.Y.S.’nin idarenin aleyhine sonuçlandınlması için özel çaba sarf ettiklerini biliyorum. … 18/11/2016 tarihinde verdiğim ifademdeki 5.soruda Damştay üyesi seçildikten sonra süreci anlatınız sorusuna verdiğim cevabım ayrıca örgüte ait tv ve radyo kanallarının lehine karar verilebilmesi için daire içtihatlarının esnek yorumlandığını ve değiştirildiğini biliyorum. Bu içtihatlar esnek yorumlandığı ve bazen de değiştirildiği için bende bu yapının lehine zaman zaman oy kullandım. İfadesi sehven yazıldığını düşünerek şu şekilde düzeltmek istiyorum. … tarafından yapıya ait tv ve radyo kanallarının lehine karar verilebilmesi için daire içtihatlarının esnek yorumlanması için çaba sarf edildiğini biliyorum. Ancak eski içtihatlara uyulduğu ve yapıya ait tv ve radyo kanallarına ilişkin içtihatların değiştirilmediğini, eski içtihatlara uygun olarak bu yapıya ait tv ve radyo kanallarına ilişkin karar verilmiştir. Benim kesinlikle içtihatların esnek yorumlanması ve değiştirilmesi suretiyle yapıya ait radyo ve tv kanalları lehine oy kullanmam söz konusu olmamıştır. … 17/25 Aralıktan sonra aynı dairede çalıştığım bu yapıya mensup üyeler; O.A., …, … iktidarın kaybedeceğini, anket yaptırdıklarını, Ak Partiye 2014 yerel seçimlerinde %30 oy çıkacağını etrafa sürekli yaydılar. Ben bunları eleştirdiğimde aynı dairede çalışmam dolayısıyla işi vesile yaparak odama gelip giden üyelerden; B.I., M.Ç. ve M.Ö. bana; “hain, satılmış” diyerek hakaret ettiler ve “herkesin bir değeri var” dediler. Bu yapının kollarının uzun olduğunu bildiğim için yemekhaneye yemek yemeye gitmedim. Yapı tamamen biata dayalı akılcılıktan uzak rüyayla iş yapan, duygusal davranan, menfaati olduğunda kendisine düşman olan unsurlarla koolisyon kuran bir yapı olarak karşımıza çıkıyor…”
Yargı mensubu olarak görev yapmış olan ve ifadesine başvurulan V.B.’ye ait, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığınca düzenlenen 20/02/2018 tarihli şüpheli sorgulama tutanağı; “…SORULDU: (… ID) numaralı ByLock içeriği okunarak soruldu. CEVAP: M.E. ile … hatırladığım kadarı ile Urankentteki lojmanlarda oturdular. Ancak bu husus araştırılarak kesinleştirilebilir. … 2012-2016 arası 13. Dairede çalışmıştır. … ile E.Y.S. ve H.E. aynı dairede çalıştılar. … SORULDU: FETÖ/PDY terör örgütü yöneticisi olmak suçundan hakkında kamu davası açılmış olan Y.Ç.’ye ait (… ID) ile örgütün sivil imamı olduğu gerekçesi ile Ankara Cumhuriyet Başsavcılığınca soruşturma yürütülen “… kod Ö.İ.”a ait (… ID) numaralı 09.09.2015 ve sonraki tarihli görüşme içeriklerinde; (… ID) Y.Ç. “Abi E.’nin oyu hayati önemde emin misiniz. R. bey ile eski cemaat arkadaşı dostluğu var.” yönündeki görüşme, Danıştay mensubu oldukları içeriklerden anlaşılmış olan (… ID) ile … (… ID) arasındaki görüşmede; (… ID) “E.Ç. ve A. K. Boş mu bırakılıyor acaba, bunlar daha önce ılımlıydı. M.Ö. A.K.’nın üstüne neden gitmiş, R.Ç. E.Ç.’yi boş bırakmamalı bence. Eski dostu.” şeklindeki görüşme içerilerinde adı geçen şahısların kimler olabileceği soruldu. CEVAP: E.Ç.’nin Danıştay Üyesi “E.Ç.” A.K.’yı tam olarak bilmemekle birlikte o dairedeki üyelerden biri olabileceği tahmininde bulunabilirim. Ancak bunlann konuşma içeriğinden FETÖ mensubu olmadıklarını anlıyorum. Bunlar ile ilgilenme görevi verilen kişilerin R.Ç. ve M.Ö. olabileceğini değerlendirmekteyim…”
Aynı şahsa ait, Ankara Cumhuriyet Başsavcılığınca düzenlenen 15/11/2016 tarihli şüpheli sorgulama tutanağı; “…… isimli kişiyi tanıyor musunuz? Kendisi Danıştay üyesiydi. Kendisiyle çok bir samimiyetim yoktur. Bu yapıyla ilişkili olabileceğini düşünüyorum…”
Yargı mensubu olarak görev yapmış olan ve ifadesine başvurulan A.Ş.’ye ait, Ankara Cumhuriyet Başsavcılığınca düzenlenen 10/01/2017 tarihli tanık ifade tutanağı; “…Ben memlekete döndükten bir süre sonra; bu yapıya hizmet etmem amacıyla beni İzmir’e geri çağırdılar. Yalnız beni kimin çağırdığını hatırlayamıyorum. Ben bu çağrıya uymadım ve Giresun’da avukatlık stajına başladım. 1994 yılında idari yargı hakim adaylığı sınavı açılınca beni yine İzmir’den aradılar ve sınav çalışma kampına davet ettiler. Ben bu davete de icabet etmeyerek Giresun’de ailemin yanında ders çalışmaya başladım. Bu esnada avukatlık stajım da bitti ve idari yargı sınavını da o dönemde kazandım. Samsun İdari Yargı Hakim Adayı olarak 1994 yılı Aralık ayında göreve başladım. Ben 1995 yılı Şubat ayında nişanlandım ve aynı yıl Nisan ayında evlendim. Yalnız şunu özellikle söylemek istiyorum ki, ben cemaat evliliği yapmadım, eşimin bu yapıyla herhangi bir ilgisi olmadığı gibi benim de evleninceye kadar bıı yapıyla bir görüşmem olmamıştı. Ben Samsun’da staj yaparken evlendikten hemen sonra; o dönem Samsun’da adli yargı hakim adayı olan ve bu yapıya mensup A.B. yanıma gelerek beni sohbete davet etti. Ben o dönem bir kaç kez Samsun’da bu yapının sohbetlerine katıldım. Aynı yıl Eylül ayında ise Ankara’da Eğitim Merkezinde ve Danıştay’da staj yapacağım için Eylül ayında Ankara iline taşındım. Ben Ankara’da iken benimle bu yapı adına temas kuran ilk isim … idi. … beni sohbete davet etti. Bu sohbetler mutat olarak staj dönemi bitinceye kadar sürdü. Bu sohbetlere ve genel toplantılara katılan idari yargı kökenli stajyerlerin sayısı 40 civarındaydı. Ayrıca o dönem; bu yapıya mensup olup da adli yargı hakim adayı olan tanıdıklarımız da vardı. Bu isimler arasında; C.C., Y.S., …, …, …, G.C., H.T. ve İ.A. isimli şahıslar vardı. Yukarıda ismini saydığım bu şahıslar bu yapıyla ilişkili bu yapıya müzahir ve bu yapıya iltisaklı şahıslardır…”
Davacı tarafından; tanık ifadelerinin maddi gerçeği yansıtmadığı, meslekten çıkarma kararından sonra ortaya çıktığı, bu nedenle dava konusu işleme dayanak olamayacağı ileri sürülmüştür.
Bu durumda, davacının örgütün içinde yer aldığına, örgütün sohbet adını verdiği toplantılarına katıldığına ve kendi evinde de toplantı yapıldığına, örgüt mensuplarının kontenjanından Danıştay üyesi seçildiğine, Danıştay’da örgütün Onüçüncü Daire mümessili olarak görev yaptığına, anılan Dairdeki örgüte mensup tetkik hakimlerinin koordinasyonunu yaptığına, Danıştay üyesi olarak görev yapmakta iken örgütle alakalı dosyaların takibini yaptığına ve örgütün dosyalara ilişkin talep ve talimatlarını ilgililere ilettiğine, 2014 yılı HSK üye seçimlerinde örgütün “sözde bağımsız” adaylarına oy istediğine ve diğer hususlara yönelik yukarıda yer verilen ifadeler ile davacının bu ifadelere karşı beyanlarının değerlendirilmesi sonucunda, davacının beyanlarına itibar edilmeyerek, FETÖ ile süregelen bir ilişki içerisinde olduğu sonucuna varılmıştır.
c) Yargıçlar ve Savcılar Birliği Derneği (YARSAV) Üyeliği
i. YARSAV’a Üyelik Hususunda Genel Değerlendirme
YARSAV, 2006 yılında 501 kurucu üye ile Ö.F.E.nin başkanlığında, yargı mensuplarının oluşturduğu ilk sivil toplum örgütlenmesi olarak kurulmuştur. YARSAV, 2009 yılının Ekim ayında, Uluslararası Yargıçlar Birliği üyeliğine kabul edilerek uluslararası alanda faaliyette bulunmaya başlamıştır.
Hâkimler ve Savcılar Yüksek Kurulu Teftiş Kurulu Başkanlığınca YARSAV Derneğine üyelik hususunda hazırlanan 26/04/2017 tarih ve 26-1 sayılı inceleme raporunda; anılan Derneğe 2007 yılında 146, 2008 yılında 157, 2009 yılında 70, 2010 yılında 525, 2011 yılında 45, 2012 yılında 64, 2013 yılında 3, 2014 yılında 17, 2015 yılında 10 ve 2016 yılında 17 olmak üzere toplam 1054 hâkim ve savcının üye olduğu görülmüştür.
667 sayılı KHK’nın “Kapatılan kurum ve kuruluşlara ilişkin tedbirler” kenar başlıklı 2. maddesi uyarınca anılan KHK’ya ekli III sayılı listenin derneklere ilişkin kısmının 250. satırında adına yer verilmek suretiyle millî güvenliğe tehdit oluşturduğu tespit edilen FETÖ’ye aidiyeti, iltisakı veya irtibatı belirlenen Yargıçlar ve Savcılar Birliği Derneğinin kapatılmasına karar verilmiştir.
Yargı mensubu olarak görev yapmış olan ve ifadesine başvurulan M.Ö.’ye ait Osmaniye Cumhuriyet Başsavcılığınca düzenlenen 18/10/2016 tarihli sorgulama tutanağında, “YARSAV kurulduktan sonra yavaş yavaş gündem olmaya başladı. [Ö.F.E.] sık sık basın açıklamaları yapıyordu …cemaat/örgüt yapılanmasını eleştiriyordu. Bu durum o dönem Adalet Bakanlığında bulunan örgüt-cemaat mensubu bürokratları rahatsız etmişti. …Süreç böyle devam ederken YARSAV’ın üye sayısı artmaya başlamıştı. …[Ö.F.E.’nin] sivri çıkışları cemaat/örgütü rahatsız ediyordu ve bu amaçla 2008 yılından itibaren cemaat/örgüt kendi mensuplarını YARSAV üyesi olmaya yönlendiriyor ve YARSAV’a girmeleri konusunda gizli telkinlerde bulunuyorlardı. …Bu süreç devam ederken YARSAV seçimleri yaklaşmıştı. Cemaat/ örgüt üyeleri YARSAV’ın içerisinde bulunanlar YARSAV aidatlarını düzenli olarak ödüyorlardı. Cemaat/ örgüt stratejisini bu süreçte önce [Ö.F.E.’nin] devrilmesine göre ayarlamıştı. Fakat sonradan bunun tepki çekeceğini kararlaştırıp bu stratejiden vazgeçtiler. Nihai amacı [Ö.F.E.’yi] tasfiye edip yönetimini, yönetimde bırakmak olarak belirlediler. Yapılan seçimlerde [Ö.F.E.] liste dışı kaldı ancak yönetim kurulu üyeleri yeniden seçildi.” şeklinde beyanda bulunulmuştur.
Yine aynı kişiye ait Osmaniye Cumhuriyet Başsavcılığınca düzenlenen 16/11/2016 tarihli sorgulama tutanağında ise, “YARSAV’a o dönemki adı ile cemaatin 2007 – 2008 yılından itibaren ciddi bir yönelmesi oldu, bize gelen talimatlar ile biz YARSAV’a üye olduk. Ben de gelen talimat üzerine 2009 yılında üye oldum. O dönem yine T3 ( taşra mesulü) U.Y. bize YARSAV yönetiminin tamamen ele geçirilmesi hususunda F. Gülen’e sorulduğunu söyledi. Ve F. Gülen’in “YARSAV yönetimini ele geçirecek gücümüz var” şeklinde sorulduğunu bize aktardı. F. Gülen’in de o dönemki Türkiye yargı mesulü’ne “sadece başkan değişsin” şeklinde talimat verdiğini bize iletti. …[Ö.F.E.] yönetime seçilemedi. O dönemde bize YARSAV aidatlarının düzenli ödenmesi talimatları da geliyordu. Hatta o dönem cemaat/örgüt YARSAV aidatların ödenmesi için mensup hâkim savcılara maddi destek veriyorlardı. Mesela bana da bu aidatı ödemem konusunda maddi destek verildi.” şeklinde beyanda bulunulmuştur.
Ankara 25. Ağır Ceza Mahkemesinin 18/01/2019 tarih ve E:2017/98, K:2019/20 numaralı kararında da muhtelif tarihlerde beyanları alınan Derneğin kurucu başkanı olarak görev yapmış Ö.F.E., yönetim kurulunda görev yapmış L.K. ve B.Y. tarafından da örgüt mensuplarının YARSAV’a organize bir şekilde üye oldukları, bu kişilerin zamanla çoğunluk haline gelip etkili bir konuma ulaşarak yönetimde söz sahibi olduklarının ifade edildiği belirtilmiştir.
Anayasa Mahkemesinin Selçuk Özdemir (B. No: 2016/49158, 26/07/2017) kararında ise, FETÖ ile bağlantısı bulunan yargı mensuplarının, adaylık sürecinden itibaren mesleğin her aşamasında gizliliğe azami dikkat ederek bu yapılanmayla ilişkilerinin bilinmesine engel olmaya çalıştığı, bunun için kendilerini farklı sosyal gruplara aitmiş gibi gösterme gayreti içinde bulundukları, bu bağlamda FETÖ ile irtibatı olan birçok yargı mensubunun sosyal ortamlarda birbirleriyle yakın ilişki kurmadıkları, ibadetlerini gizli olarak yaptıkları, inançlarına aykırı davranışlarda bulundukları, yine yapılanmadan gelen talimat uyarınca kısa bir süre içinde YARSAV’a üye oldukları belirtilmiştir.
Sonuç olarak FETÖ için yargı organlarının, yargı erkiyle bağlantılı kurumların ve bu bağlamda yargı mensuplarının oluşturduğu ilk sivil toplum örgütlenmesi niteliğinde bulunan YARSAV’ın ele geçirilmesi ve yönetiminde söz sahibi olunmasının FETÖ’nün amaçlarını gerçekleştirebilmesi bakımından önem arz ettiği anlaşılmaktadır.
ii. YARSAV Üyeliğinin Davacı Yönünden Değerlendirilmesi
2007-2008 yıllarından itibaren FETÖ ile bağlantısı bulunan yargı mensuplarının örgüt talimatı doğrultusunda sistematik bir şekilde üye olduğu YARSAV’a, davacının da aynı süreç dâhilinde 1385 üye numarası ile 21/05/2010 tarihinde üyelik kaydı yaptırdığı görülmektedir.
Davacı tarafından, YARSAV üyeliğinin delil olarak kullanılamayacağı beyan edilmiştir.
Örgütlenme özgürlüğünün, kişilerin kendi menfaatlerini korumak için kendilerini temsil eden bir toplu teşekkül oluşturarak bir araya gelmeleri özgürlüğü olarak tanımlanması mümkündür. Anayasa’nın 33., 51. ve 68. maddelerinde düzenlenen “Dernek Kurma Hürriyeti”, “Sendika Kurma Hakkı” ve “Siyasi Parti Kurma Hakkı ” gibi örgütlenmeye yönelik haklar, Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’nin (Sözleşme) 11. maddesinde karşılığını bulmaktadır. ”Örgüt” kavramı ise Anayasa Mahkemesi kararlarında AİHM kararlarına yapılan atıfla ”kişilerin serbest iradesiyle kurulan, ortak bir amaç için bir araya gelen kişiler topluluğu” olarak tanımlanmıştır (Hüseyin Demirdizen, B.No:2014/11286, 21/09/2013, §§ 35). İrade unsuru, özel hukuk tüzel kişiliğine sahip toplulukları, kamu tüzel kişiliğine sahip topluluklardan ayıran en önemli ölçüdür (Le Compte, Van Leuven ve De Meyere/Belçika, 6878/75, 7238/75, 23/6/1981, § 43; Barthold/Federal Almanya, 8734/79, 25/3/1985, § 61; Sigurdur Sigurjonsson İzlanda, 16130/90, 30/6/1993, § 31 ). Kamu iradesi bulunmayan toplulukların örgütlenme özgürlüğü temelinde, kamu gücüne karşı menfaatlerinin koruması için dayanışma ve toplu ifade gücünden faydalanması söz konusu olmaktadır. Demokrasilerde vatandaşların bir araya gelerek ortak amaçları izleyebileceği örgütlerin varlığı, sağlıklı bir toplumun önemli bir bileşenidir.
YARSAV da 2006 yılında 501 kurucu üye ile üyelerinin ortak menfaatlerini savunabilmek amacıyla yargı mensuplarının oluşturduğu ilk sivil toplum örgütlenmesi olarak dernek statüsünde kurulmuştur. Bununla birlikte yukarıda da yer verildiği üzere YARSAV’ın faaliyetlerinden rahatsız olan FETÖ/PDY tarafından Derneğin yönetiminin ele geçirilmesi ve kendi amaçları doğrultusunda faaliyet göstermesinin sağlanması maksadıyla FETÖ ile irtibatlı ve iltisaklı hakim ve savcıların anılan Derneğe üye yapılması yönünde organize şekilde çalışmalar yürütülmüştür. Bir başka anlatımla FETÖ/PDY ile irtibatlı ve iltisaklı yargı mensupları kendi serbest iradeleriyle ve yargının ortak menfaatlerinin savunulması maksadıyla değil, Derneğin yönetimini ele geçirmek ve kendi maksatları doğrultusunda yönlendirmek gayesiyle YARSAV’a üye olmuşlardır.
Bu kapsamda, YARSAV Derneğine üyelik şekli ile ilgili olarak yukarıda anlatılanlarla birlikte değerlendirildiğinde davacının beyanlarına itibar edilmemiş olup, davacının YARSAV üyeliğinin FETÖ ile iltisak ve irtibatına yönelik destekleyici bir unsur olduğu değerlendirilmiştir.
d) Unvanlı Görev
Davalı idare, davacının FETÖ/PDY terör örgütünün yargıda etkin olduğu dönemde unvanlı bir göreve atanmasının davacının anılan terör örgütü ile irtibat ve iltisakına yönelik bir tespit olduğunu ileri sürmüştür.
Kararımızın “FETÖ’ye İlişkin Tespit ve Değerlendirmeler” başlıklı kısmında açıklandığı üzere, FETÖ/PDY tarafından bu örgütle iltisak ve irtibatı bulunan hâkim ve savcıların örgütün amaç ve stratejilerinin gerçekleştirilmesini sağlamak maksadıyla üst görevlere getirilmesi hedeflenmiş ve örgütün Adalet Bakanlığı ve HSK’da etkin olduğu dönemde örgüt yöneticilerinin yönlendirme ve telkinleriyle örgüt mensuplarının üst görevlere getirilmesi sağlanmıştır.
Nitekim, yargı mensubu olarak görev yapmış ve 667 sayılı Olağanüstü Hal Kapsamında Alınan Tedbirlere İlişkin Kanun Hükmünde Kararname’nin 3/1. maddesi uyarınca FETÖ ile iltisak ve irtibatının olduğu gerekçesiyle meslekte kalmasının uygun olmadığına ve meslekten çıkarılmasına karar verilmiş olan R.A. isimli şahsın, Ankara Cumhuriyet Başsavcılığınca düzenlenen 04/11/2016 tarihli şüpheli ifade tutanağında yer alan, “…Ben Tatvan’dan sonra 2010 yılında Konya Ereğli’ye hakim olarak atandım. Burada göreve başladıktan sonra cemaat adına şuan soyadını hatırlayamadığım ve mesleğini bilmediğim İ. isimdeki bir şahıs cemaat adına benimle irtibata geçti ve ben burada maaşımdan cemaate gönderdiğim parayı bu şahsa verdim. Bu şahıs bana unvanlı görev talep etmemi tavsiye etti. Ben de onun yönlendirmesiyle hatırladığım kadarıyla 2012 yılının Kasım, Aralık ayları gibi Ankara ili Batıkent semtindeki cemaate bağlı şuan ismini hatırlayamadığım bir liseye gittim. Burada hakim olduğunu bildiğim ancak idari görevi hakkında bilgi sahibi olmadığımı E.D. isimli şahısla tanıştım. O, benim Ankara’ya neden geldiğimi zaten biliyordu. O, beni İ.O.’ya yönlendirdi. Ben, E.D.’nin HSYK’da görevli olduğunu daha sonra öğrendim. Ben, İ.O.’yu makamında ziyaret ettim. Burada kendisine unvanlı görev talep ettiğimi ilettim. O da benim talebimi not aldı ve daha sonra 2013 yılı yaz kararnamesi ile Tunceli Ağır Ceza Mahkemesi başkanı olarak atandım…” yönündeki ifadesi de yukarıda yer verilen tespitleri doğrulamaktadır.
Davalı idare tarafından dosyaya sunulan davacıya ait hizmet belgesinin incelenmesinden, davacının Antalya İdare Mahkemesi Başkanı olarak görev yapmakta iken FETÖ/PDY terör örgütünün HSK’da etkin olduğu dönemde HSK Genel Kurulunun … tarih ve … sayılı kararı ile Danıştay Üyeliğine seçildiği görülmüştür.
Davacı tarafından, bu tespit ile ilgili herhangi bir beyanda bulunulmamıştır.
Netice itibarıyla, davacının FETÖ/PDY terör örgütünün yargıda etkin olduğu dönemde yargıda önemli bir makam olan Danıştay Üyeliğine seçilmesinin yukarıda yer verilen diğer tespitlerle birlikte değerlendirildiğinde, anılan örgütle iltisak ve irtibatına yönelik destekleyici bir unsur olduğu sonucuna varılmıştır.
6) Dava Konusu Kararların Temel Hak ve Özgürlükler Bağlamında Değerlendirilmesi
Davacı, dava konusu kararlar ile bazı temel hak ve özgürlüklerinin ihlal edildiğini ileri sürmekle birlikte bu ihlal iddialarının özü davacının meslekten çıkarılmasına dayanmaktadır.
Bu kapsamda, davacı hakkında tesis edilen meslekte kalmasının uygun olmadığına ve meslekten çıkarılmasına ilişkin karar ile bu karara karşı yapılan yeniden inceleme talebinin reddine ilişkin kararın, AİHS’in 8. ve Anayasa’nın 20. maddesinde yer alan “özel hayata saygı hakkı” çerçevesinde değerlendirilmesi gerekmektedir.
Zira, AİHM tarafından dinamik bir şekilde yorumlanan ve sosyal hayattaki yansımaları kapsamında genişletilebilen “özel hayat” kavramı, eksiksiz bir tanım getirmenin mümkün olmadığı bir kavram olarak görülmekte, bu bağlamda bireylerin kişiliklerini geliştirmelerine ve mesleki yaşamlarına etki eden her durum özel hayata saygı hakkına dâhil edilmektedir. Nitekim AİHM, bireylerin genellikle iş ya da mesleki faaliyetleri sırasında dış dünya ile ilişkiler kurduklarını ve geliştirdiklerini belirterek ve bireyin iş hayatı ile özel hayatını birbirinden ayırmanın güçlüğünün altını çizerek, mesleki faaliyetlerin de özel hayata saygı hakkı kapsamında olduğunu belirtmiştir (Niemietz/Almanya, B. No: 13710/88, 16/12/1992, § 29). AİHM’e göre özel hayat, bir bireyin başka bireylerle, mesleki ve iş ilişkileri de dâhil olmak üzere, ilişki kurma ve geliştirme hakkını kapsamaktadır (C./Belçika, B. No: 21794/93, 07/08/1996, § 25).
Dava konusu edilen kararlar, davacının meslek yaşamının sona ermesi sonucunu doğurmaktadır. Bu nedenle söz konusu kararlar özel hayata saygı hakkı üzerindeki sonuçları itibarıyla AİHS’in 8. ve Anayasa’nın 20. maddeleri ile güvence altına alınan özel hayata saygı hakkına yönelik bir müdahale oluşturmaktadır.
AİHS’in 8. maddesinin ikinci fıkrasına göre özel hayata saygı hakkının kullanılmasına bir kamu makamının müdahalesi ancak “kanunla öngörülmüş olma”, aynı maddede sayılan “meşru amaçlardan birini gerçekleştirmeye yönelik olma” ve “demokratik bir toplumda gerekli olma” ölçütlerini karşılama şartıyla mümkündür. Anayasa’nın 20. maddesinin 13. maddesi ile birlikte değerlendirilmesi sonucunda ise özel hayata saygı hakkına müdahale edilebilmesi için müdahalenin “şekli anlamda belirli ve öngörülebilir bir kanuni dayanağının bulunması”, “anayasal meşru bir amaca ulaşmaya yönelik olması” ve “demokratik toplum düzeninin gerekleri ile ölçülülük ilkesine uygun olması” gerekmektedir.
Dolayısıyla dava konusu kararlarla ortaya çıkan özel hayata saygı hakkına yönelik müdahalenin ihlal oluşturup oluşturmadığı hususunun, AİHS ve Anayasa bağlamında, kanunilik, meşru amaç ve demokratik bir toplumda gerekli olma ile ölçülülük ilkeleri doğrultusunda irdelenmesi gerekmektedir.
Ayrıca, demokratik toplum düzenini tehdit eden olağanüstü hâlin varlığı hâlinde AİHS’in 8/2 ve Anayasa’nın 13. maddesinde bir temel hak ve özgürlüğe kamusal makamlar tarafından müdahale edilebilme şartlarını ortaya koyan güvencelere aykırı tedbirlerin alınması ya da bu güvencelerin daha düşük standartta sağlanabilmesi söz konusu olabilmektedir. Böyle bir durum gerçekleştiği takdirde AİHS’in 15. ve Anayasa’nın 15. maddeleri uygulanabilir hâle gelmektedir.
AİHS’in 15. maddesinin birinci fıkrasında, savaş veya ulusun varlığını tehdit eden bir genel tehlike hâlinde sözleşmeci devletlerin durumun gerektirdiği ölçüde ve uluslararası hukuktan doğan başka yükümlülüklere ters düşmemek koşuluyla bu sözleşmede öngörülen yükümlülüklere aykırı tedbirler alabileceği belirtilmiş; ikinci fıkrasında ise bu hâllerde dahi AİHS’te öngörülen yükümlülüklere aykırı tedbirlerin alınamayacağı hak ve özgürlükler sayılmıştır.
Bu doğrultuda Anayasa’nın 15. maddesinde de olağanüstü hâllerde, milletlerarası hukuktan doğan yükümlülükler ihlal edilmemek kaydıyla durumun gerektirdiği ölçüde temel hak ve hürriyetlerin kullanılmasının kısmen veya tamamen durdurulabileceği veya bunlar için Anayasa’da öngörülen güvencelere aykırı tedbirler alınabileceği belirtilmiştir. Anılan maddenin 2. fıkrasında ise Anayasa’da öngörülen güvencelere aykırı tedbirlerin alınamayacağı hak ve özgürlükler sayılmıştır.
Dava konusu kararlar, davalı idare tarafından, 667 sayılı KHK’nın 3. maddesi uyarınca tesis edilmiştir. Anılan KHK, 6749 sayılı Kanun’la TBMM tarafından değiştirilerek kabul edilmiş ve 29/10/2016 tarih ve 29872 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe girmiştir. Sonuç olarak davacı hakkında dava konusu kararların tesis edildiği tarih itibarıyla bu kararlara dayanak KHK’nın yürürlükte olduğu ve öngörülen anayasal usul dâhilinde daha sonra kanunlaştığı görülmektedir. Bu nedenle özel hayata saygı hakkına müdahale niteliği taşıyan dava konusu kararlar, öngörülebilir ve belirli bir kanun hükmü uyarınca tesis edilmiş olup müdahale kanunilik şartını taşımaktadır.
Zira dava konusu kararlara gerekçe olarak gösterilen irtibat ve iltisak kavramları yönünden Anayasa Mahkemesi tarafından 14/11/2019 tarih ve E:2018/89, K:2019/84 sayılı kararında yapılan değerlendirmede, terör örgütleriyle irtibatlı ve iltisaklı olma durumu farklı şekillerde ortaya çıkabileceğinden bunların kanun koyucu tarafından önceden belirlenmesi ve kanunda tek tek sayılması zorunluluğundan söz edilemeyeceği ifade edilmiştir. Anayasa Mahkemesine göre irtibat ve iltisak kavramları genel kavram niteliğinde olmakla birlikte, bu kavramların belirsiz ve öngörülemez nitelikte olduğunu söylemek mümkün olmadığından, hukuki nitelikleri ve objektif anlamları yargı içtihatlarıyla belirlenebilecektir.
AİHS’in 8. maddesinin ikinci fıkrasında özel hayata saygı hakkının kullanılmasına ulusal güvenlik ve kamu güvenliğinin sağlanması amacıyla müdahale edilebileceği öngörülmüştür. Anayasa’nın 20. maddesinin birinci fıkrasında ise özel bir sınırlama nedeni öngörülmemiştir. Bununla birlikte Anayasa Mahkemesinin kararlarına göre özel sınırlama nedeni öngörülmemiş olan hakların dahi hakkın doğasından kaynaklanan bazı sınırları bulunmaktadır. Ayrıca Anayasa’nın diğer maddelerinde yer alan kurallara dayanılarak da bu hakların sınırlanması mümkün olabilmektedir. Anayasa’nın 5. maddesinde Türk Milletinin bağımsızlığını ve bütünlüğünü, ülkenin bölünmezliğini, Cumhuriyeti ve demokrasiyi korumak, kişilerin ve toplumun refah, huzur ve mutluluğunu sağlamak Devletin temel amaç ve görevleri arasında sayılmıştır (AYM, E.2014/87, K.2015/112, 08/12/2015, § 7; Sevim Akat Eşki, B. No: 2013/2187, 19/12/2013, § 33). Dava konusu kararlar, FETÖ ile üyelik, mensubiyet, iltisak veya irtibatı bulunan ilgililer hakkında ülkenin içinde bulunduğu tehdit ve kamu düzeninin bozulması ihtimali doğduğundan ivedi şekilde karar alma zorunluluğu nedeniyle ve millî güvenliğin, kamu düzeninin ve başkalarının hak ve özgürlüklerinin korunması amacıyla tesis edilmiştir. Bu nedenle FETÖ ile iltisak ve irtibatı olan ve dava konusu kararların tesis edildiği tarih itibarıyla kamu gücünün güçlü bir tezahürü niteliğinde yargı yetkisi kullanan davacının meslekte kalmasının uygun olmadığına ve meslekten çıkarılmasına karar verilmesi suretiyle özel hayata saygı hakkına yapılan müdahale meşru bir amaca dayanmaktadır.
Dava konusu kararlar ile davacının özel hayata saygı hakkına yapılan müdahale, zorlayıcı bir toplumsal gereksinim olarak ortaya çıkmıştır. Nitekim 15 Temmuz 2016 gecesi yaşanan darbe teşebbüsü nedeniyle “ulusun varlığını tehdit eden genel bir tehlike”nin bulunduğu açıktır (Alparslan Altan/Türkiye, B. No: 12778/17, 16/04/2019, §§ 71-75). Bu tehlike, ulusun ve Devlet teşkilatının varlığı için tehdit teşkil eden, kamu düzenini etkileyen, olağandışı bir kriz niteliğindedir. Bununla birlikte darbe teşebbüsünün faili olan FETÖ’nün, yukarıda belirtildiği üzere atipik ve kendine özgü niteliği göz önüne alındığında, bu tehlikeye karşı alınan ve davacının yargı yetkisini kullanmasına son veren dava konusu tedbirin de yaşanan özellikli durumun ortaya çıkardığı zorunluluktan ve bu durumun faili olan örgütün Devleti ele geçirmeyi amaç edinen niteliğinden kaynaklandığı anlaşılmaktadır. Bu nedenle anılan olağanüstü koşullar altında ve olağan demokratik düzene geri dönebilmek amacıyla söz konusu terör örgütü ile iltisak ve irtibatı bulunan davacının yargı yetkisini kullanmasına son veren tedbirin demokratik bir toplumda gereklilik arz ettiği açıktır.
Türkiye Cumhuriyeti tarafından 23/07/2016 tarihinde Avrupa Konseyi Genel Sekreterliği ve Birleşmiş Milletler Genel Sekreterliğine, Türkiye’de 21/07/2016 tarihinde olağanüstü hâlin yürürlüğe girmesiyle birlikte AİHS’in 15. maddesinde öngörüldüğü şekliyle Sözleşme’den doğan yükümlülükler bağlamında daha az güvence sağlanabileceği kaydıyla derogasyon bildiriminde bulunularak milletlerarası hukuktan doğan yükümlülük yerine getirilmiştir.
AİHS’in 15. maddesi ile uygulama alanı bulan, “ulusun varlığını tehdit eden genel bir tehlikenin varlığı” hâlinde söz konusu tehlikeyi bertaraf etmek için ne yapmak gerektiğini takdir ve tayin etmek ulusun yaşamından sorumlu devlete aittir. İçinde bulunulan durumun kendine mahsus özellikleri nedeniyle bu özellikli durumu değerlendirmek hususunda, söz konusu tehlikeyi bertaraf edecek devletin, uygulayacağı tedbirler bakımından, olağan dönemdekinden çok daha geniş bir takdir marjına sahip olduğunu kabul etmek gerekmektedir (İrlanda/İngiltere [GK] B. No: 5310/71, 18/1/1978, § 207).
Dava konusu kararların müdahalede bulunduğu özel hayata saygı hakkının AİHS’in 15. maddesinin ikinci fıkrası ile Anayasa’nın 15. maddesinin ikinci fıkrasında yer verilen ve olağanüstü hâllerde dahi AİHS ve Anayasa’da öngörülen güvencelere aykırı tedbirler alınamayacağı belirtilen haklardan olmadığı açıktır.
Bu durumda, demokratik kurumlara ve demokratik toplum düzeninin bizatihi kendisine karşı yapılan darbe teşebbüsü sonrasında, bahse konu teşebbüsün faili olan FETÖ ile iltisak ve irtibatı olduğu gerekçesiyle hakkında tesis edilen dava konusu kararlar ile yargı mensubu olarak görev yapması nedeniyle üstün kamu gücü ayrıcalığına sahip olan davacının, meslekte kalmasının uygun olmadığına ve meslekten çıkarılmasına karar verilmesi suretiyle özel hayatına saygı hakkına yapılan müdahalenin, AİHS ve Anayasa anlamında durumun gerektirdiği ölçüde bir tedbir olduğu anlaşılmıştır.
7) Sonuç olarak
Dava dosyasında bulunan bilgi ve belgeler ile yukarıda yer verilen açıklamalar bir bütün olarak değerlendirildiğinde; davacının, FETÖ ile iltisak ve irtibatının olduğu ve bu nedenle demokratik anayasal düzene sadakat yükümlülüğünü ihlal ettiği anlaşıldığından dava konusu kararlarda hukuka aykırılık görülmemiştir.
D) KARAR SONUCU:
Açıklanan nedenlerle;
1. Hâkimler ve Savcılar Kurulu Genel Kurulunun … tarih ve … sayılı kararı ile yine aynı Kurulun … tarih ve … sayılı kararının iptali istemi yönünden DAVANIN REDDİNE,
2. Ayrıntısı aşağıda gösterilen toplam … TL yargılama giderinin davacı üzerinde bırakılmasına,
3. Posta gideri avansından artan tutarın kararın kesinleşmesinden sonra davacıya iadesine,
4. Fazladan yatırılan … TL harcın davacıya iadesine,
5. Karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca belirlenen … TL vekâlet ücretinin davacıdan alınarak davalı idareye verilmesine,
6. Bu kararın tebliğ tarihini izleyen 30 (otuz) gün içerisinde Danıştay İdari Dava Daireleri Kuruluna temyiz yolu açık olmak üzere, 23/11/2021 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.