Yargıtay Kararı 4. Hukuk Dairesi 2013/17770 E. 2014/14591 K. 05.11.2014 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 4. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2013/17770
KARAR NO : 2014/14591
KARAR TARİHİ : 05.11.2014

MAHKEMESİ : Adana 7. Asliye Hukuk Mahkemesi
TARİHİ : 06/05/2013
NUMARASI : 2012/849-2013/216

Davacı SS Ç.. Esnaf ve Sanatkarlar Kredi ve Kefalet Kooperatifi vekili Avukat tarafından, davalı M.. Y.. aleyhine 29/06/2012 gününde verilen dilekçe ile menfi tespit istenmesi üzerine mahkemece yapılan yargılama sonunda; davanın kabulüne dair verilen 06/05/2013 günlü kararın Yargıtay’ca incelenmesi davalı vekili tarafından süresi içinde istenilmekle temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra tetkik hakimi tarafından hazırlanan rapor ile dosya içerisindeki kağıtlar incelenerek gereği görüşüldü.
Dava, İİK’nun 89. maddesi uyarınca menfi tespit istemine ilişkindir. Mahkemece, davanın kabulüne karar verilmiş; hüküm, davalı tarafından temyiz edilmiştir.
Davacı, ünvanının SS Ç.. Esnaf ve Sanatkarlar Kredi ve Kefalet Kooperatifi olduğunu, davalının dava dışı A.. M..’e karşı icra takibi başlattığını, o dosyadan davacıya haciz ihbarnameleri göndermek istendiğini ancak ünvanının SS K… Esnaf ve Sanatkarlar Kredi ve Kefalet Kooperatifi olarak yazılıp başka adrese yetkisiz kişilere tebligat yapıldığını belirterek, İİK’nun 89. maddesi uyarınca borçlu olmadığının tespitini talep etmiştir.
Davalı, davanın reddine karar verilmesi gerektiğini savunmuştur.
Mahkemece, davanın kabulüne karar verilmiştir.
Hukuki yararın varlığı, dava koşulu niteliğinde olup; mahkemece, kendiliğinden göz önünde tutulur. Dava, borçlu olmadığının tespiti istemidir. Dava hakkı hukuki yarar ile sınırlıdır. Davacı, ihlal edildiğini ileri sürdüğü hakkını elde edebilmek için mahkeme kararına muhtaç bulunmalıdır. Bu bağlamda, hukuki korunmada, (davada) zorunluluk olmalıdır. İdeal veya geleceğe dönük bir yarar yeterli değildir. Kural olarak, eda davalarında hukuki yararın varlığı asıldır ve ayrıca bu yönde bir ispat yükümlülüğü yoktur. Tespit davalarında ise; hukuki ilişkinin varlığının, ‘hemen’ tespit edilmesinde davacının korunmaya değer bir hukuki yararının bulunması gerekir. Bu da, üç şartın birlikte varlığına bağlıdır:
a)Davacının bir hakkı veya hukuki durumu, güncel (halihazır) bir tehlike ile tehdit edilmiş olmalı;
b)Bu tehdit nedeniyle, davacının hukuki durumu tereddüt içinde olmalı ve bu husus davacıya zarar verebilecek nitelikte bulunmalı;
c)Yalnız kesin hüküm etkisine sahip olup, cebri icraya yetki vermeyen (icraya konulamayan) tespit hükmü, bu tehlikeyi ortadan kaldırmaya elverişli olmalıdır.
Somut olayda; icra dosyasından davacıya karşı haciz ihbarnameleri gönderilmediği, mevcut olup olmadığı belli olmayan başka bir kooperatife, başka bir adrese haciz ihbarnameleri gönderildiği anlaşılmaktadır. Açıklamalar ışığında davacıya usulüne uygun olarak gönderilmiş haciz ihbarnemesi olmadığına göre davacının eldeki davayı açmakta hukuki yararı yoktur. Şu durumda, mahkemece dava açılmasında hukuki yarar olmadığından davanın reddine karar verilmesi gerekirken, kabulüne karar verilmesi doğru görülmemiş; bozmayı gerektirmiştir.
SONUÇ: Temyiz edilen kararın, yukarıda gösterilen nedenle BOZULMASINA ve peşin alınan harcın istek halinde geri verilmesine 05/11/2014 gününde oybirliğiyle karar verildi.