Yargıtay Kararı 4. Hukuk Dairesi 2014/11047 E. 2014/15873 K. 24.11.2014 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 4. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2014/11047
KARAR NO : 2014/15873
KARAR TARİHİ : 24.11.2014

MAHKEMESİ : Finike Asliye Hukuk Mahkemesi
TARİHİ : 23/12/2011
NUMARASI : 2011/425-2011/448

Davacı H.. K.. vekili Avukat E.. E.. tarafından, davalılar K.. A.. vdl. aleyhine 05/10/2011 gününde verilen dilekçe ile maddi ve manevi tazminat istenmesi üzerine mahkemece yapılan yargılama sonunda; dava şartı yokluğu nedeniyle davanın usulden reddine dair verilen 23/12/2011 günlü kararın Yargıtay’ca adli yardım talepli olarak incelenmesi davacı vekili tarafından süresi içinde istenilmekle temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra tetkik hakimi tarafından hazırlanan rapor ile dosya içerisindeki kağıtlar incelenerek gereği görüşüldü.
6100 sayılı HMK madde 334 de “(1) Kendisi ve ailesinin geçimini önemli ölçüde zor duruma düşürmeksizin, gereken yargılama veya takip giderlerini kısmen veya tamamen ödeme gücünden yoksun olan kimseler, iddia ve savunmalarında, geçici hukuki korunma taleplerinde ve icra takibinde, taleplerinin açıkça dayanaktan yoksun olmaması kaydıyla adli yardımdan yararlanabilirler. (2) Kamuya yararlı dernek ve vakıflar, iddia ve savunmalarında haklı göründükleri ve mali açıdan zor duruma düşmeden gerekli giderleri kısmen veya tamamen ödeyemeyecek durumda oldukları takdirde adli yardımdan yararlanabilirler. (3) Yabancıların adli yardımdan yararlanabilmeleri ayrıca karşılıklılık şartına bağlıdır.” hükmü getirilmiştir. Aynı kanun madde 336 da ise “(2) Talepte bulunan kişi, iddiasının özeti ile birlikte, iddiasını dayandıracağı delilleri ve yargılama giderlerini karşılayabilecek durumda olmadığını gösteren mali durumuna ilişkin belgeleri mahkemeye sunmak zorundadır. (3) Kanun yollarına başvuru sırasında adli yardım talebi bölge adliye mahkemesine veya Yargıtaya yapılır. (4) Adli yardım talebine ilişkin evrak, her türlü harç ve vergiden muaftır.” şeklinde düzenleme yapılmıştır.
Dilekçeye ekli ve dosyadaki bilgi ve belgelerden, davacının yukarıda belirtilen kanun hükmünün öngördüğü şartları taşıdığı anlaşıldığından, adli yardım talebinin kabulüne karar verilerek işin esasının incelenmesine geçildi.
Dava, haksız eylem nedeniyle uğranılan maddi ve manevi zararların ödetilmesi istemine ilişkindir. Mahkemece, dava şartı yokluğu sebebiyle davanın usulden reddine karar verilmiş; hüküm, davacı tarafından temyiz edilmiştir.
Dosya incelendiğinde; hükümlü olmaları nedeniyle kısıtlı olan davalıları davada temsil etmesi gereken vasilerin davaya dahil edilmesi için davacı tarafa kesin süre verildiği, bunun üzerine davacı tarafın kısıtlı davalılara henüz vasi atanmadığını, atanması durumunda mahkemeye bilgi vereceklerini bildirdiği, mahkemenin ise kanuni temsilcilerin kesin süre içinde davaya dahil edilmediği gerekçesiyle dava şartı noksanlığından davayı usulden reddettiği anlaşılmaktadır. Hükümlü kişilerin hangi şartlarda vesayet altına alınacağı, kimlerin istem ve ihbarda bulunacağı, vasi atanması konusunda hangi mahkemenin görevli olduğu Türk Medeni Kanununda açıkça belirtilmiş olup, davacıya, hükümlüye vasi atanması konusunda herhangi bir sorumluluk yüklenemez.
Şu halde, mahkemenin, davalıların hükümlü oldukları cezaeviyle ya da ilgili vesayet makamıyla irtibata geçip davalılara vasi atanıp atanmadığını araştırması, atanmamış olması durumunda yasal gereği için ihbarda bulunması gerekirken, yanılgılı değerlendirmeyle yazılı şekilde hüküm kurulması usul ve yasaya uygun düşmediğinden kararın bozulması gerekmiştir.
SONUÇ: Temyiz olunan kararın yukarıda gösterilen nedenle BOZULMASINA 24/11/2014 gününde oybirliğiyle karar verildi.