Yargıtay Kararı 8. Ceza Dairesi 2015/14175 E. 2015/24188 K. 09.11.2015 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 8. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2015/14175
KARAR NO : 2015/24188
KARAR TARİHİ : 09.11.2015

İhbarname No : KYB – 2015/308977

Banka veya kredi kartlarının kötüye kullanılması suçundan sanık E.. K..’in, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 245/1, 62 ve 52/2. maddeleri gereğince 2 yıl 6 ay hapis ve 80,00 Türk Lirası adlî para cezaları ile cezalandırılmasına dair Bakırköy 17. Asliye Ceza Mahkemesinin 16.10.2014 tarihli ve 2013/416 esas, 2014/831 sayılı kararını kapsayan dosyasıyla ilgili olarak;
Dosya kapsamına göre, müştekinin suç tarihinde şüphelinin işyerinde şoför olarak çalışmakta olup, 18.04.2011 tarihli şikayet dilekçesi ile müracaat ederek kendisine ait kredi kartından bilgisi ve rızası dışında 2008 yılında sanık tarafından 1.000,00 Türk lirası para çekildiğini, bu durumdan icra takibi nedeni ile haberi olduğunu beyan ettiği, sanığın savunmasında müştekinin kredi kartının kargo ile geldiğini, müşte- kinin bilgisi dahilinde müştekiye teslim etmek üzere kargo görevlisinden teslim aldığını ve yine müştekinin bilgisi dahilinde kredi kartı ile taksitli olarak 650,00 Türk lirası değerinde cep telefonu satın alarak ertesi gün bu parayı nakit olarak müştekiye ödediğini, bunun haricinde kartı hiçbir şekilde kullanmadığını beyan ettiği, kredi kartı ekstrelerinin incelenmesinde sanığın kabul ettiği 05.09.2008 tarihinde yapılmış … İletişim isimli işyerinden 650,00 Türk lirası değerinde 6 taksitli alışveriş ve 21.09.2008 tarihinde … İnşaat isimli işyerinden yapılmış 350,00 Türk lirası değerinde alışveriş bulunduğu, bunlar haricinde kartla başka bir alışveriş yapılmamış olduğu anlaşılmakla, bu alışve- rişlerin kim tarafından yapılmış olduğunun tespit edilemediği, sanığın suça konu kredi kartını müştekinin bilgisi ve rızası dışında kullandığına dair müştekinin iddiası dışında hiçbir delil bulunmadığı, sanığın savunmalarında istikrarlı biçimde sadece telefon alışverişini kabul edip suçlamaları reddettiği, müştekinin iddiasını destekleyebilecek hiçbir somut bilgi ve belge elde edilemediği cihetle, yüklenen suçun sanık tarafından işlendiğinin sabit olmadığı gözetilerek beraat kararı verilmesi yerine, yazılı şekilde karar verilmesinde isabet görülmediğinden bahisle 5271 sayılı CMK.nun 309. maddesi uyarınca anılan kararın bozulması lüzumu Yüksek Adalet Bakanlığı Ceza İşleri Genel Müdürlüğünün 01.09.2015 gün ve 57556 sayılı Kanun Yararına Bozma istemine atfen Yargıtay C.Başsavcılığının 22.09.2015 gün ve KYB/2015-308977 sayılı ihbarnamesi ile dairemize tevdii kılınmakla incelendi.

Kanun yararına bozma kurumu ülke sathında uygulama birliğini sağ- lamak ve farklı uygulamalar nedeniyle oluşabilecek hak kayıplarının önlenmesi açısın- dan kabul edilen olağanüstü bir kanun yolu olarak öngörülmüş olup delillerin takdir ve tercihinde hataya düşüldüğünden bahisle kanun yararına bozma yoluna başvurulması, bu olağanüstü kanun yolunun amaç ve kapsamıyla bağdaşmaz. Mahkemenin takdirine bağlı istekler ile uygulamadaki takdir yanılgıları veya takdirin yerinde olup olmadığının denetlenmesine ilişkin başvurular kanun yararına bozma konusu yapılamayacağı gözetil- diğinde, mahkemece toplanan delillerin sanığın mahkumiyetine yeterli olduğuna yönelik takdirinin, kanıtların takdir ve değerlendirilmesinde yanılgıya düşüldüğünden söz edilerek kanun yararına bozma konusu edilemeyeceği gözetilerek,

Adalet Bakanlığının Kanun Yararına Bozma istemine dayalı Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığınca düzenlenen kanun yararına bozma isteminin (REDDİNE), dosyanın Adalet Bakanlığına gönderilmesi için Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına tevdiine, 09.11.2015 gününde oybirliğiyle karar verildi.