Danıştay Kararı 10. Daire 2017/4013 E. 2021/5671 K. 22.11.2021 T.

Danıştay 10. Daire Başkanlığı         2017/4013 E.  ,  2021/5671 K.
T.C.
D A N I Ş T A Y
ONUNCU DAİRE
Esas No : 2017/4013
Karar No : 2021/5671

TEMYİZ EDEN (DAVACI) : …
VEKİLİ : Av. …
TEMYİZ EDEN (DAVALILAR) : 1- … Bakanlığı
VEKİLİ: …
2- … Genel Müdürlüğü
VEKİLİ: Av. …
DİĞER (DAVALI) : … Birliği

İSTEMLERİN_KONUSU : … İdare Mahkemesinin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararının taraflarca, aleyhlerine olan kısımlarının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.

YARGILAMA SÜRECİ :
Dava konusu istem: Davacı tarafından, Gaziantep ili, Oğuzeli ilçesi, … köyü, … parselde kayıtlı hisseli maliki olduğu taşınmaz üzerinde bulunan ekili ürünlerin ve binaların, sulama kanallarından fazla su gelmesi nedeniyle hasar görmesi olayında davalı idarelerin hizmet kusuru bulunduğundan bahisle uğranıldığı ileri sürülen zararlara karşılık 29.249,00 TL maddi tazminatın dava tarihinden itibaren işletilecek yasal faiziyle birlikte ödenmesine karar verilmesi istenilmiştir.
İlk Derece Mahkemesi kararının özeti: … İdare Mahkemesince; Dairemizin 09/06/2016 tarih ve E:2010/4069, K:2016/3205 sayılı bozma kararına uyularak,drenaj kanallarının tamamlanmamış olması nedeniyle tarlasındaki ürünlerin zarara uğrayabileceğini bilen ve buna rağmen … Birliğinden su talebinde bulunan davacının da dava konusu zarardan %50 oranında sorumlu olduğu, talep ile bağlı kalınarak bitkisel üretim nedeniyle 5.250,00 TL ve binalar nedeniyle 2.930,33 TL olmak üzere oluşan 8.180,33 TL toplam zarardan, davalı idarelerin %50 oranındaki kusur durumlarına isabet eden kısımdan sorumlu oldukları gerekçesiyle davanın kısmen kabulü ile 4.090,16 TL’nin dava tarihinden ödeme gününe kadar işleyecek yasal faizi ile birlikte davalı idareler tarafından davacıya ödenmesine karar verilmiştir.

TEMYİZ_EDENLERİN_İDDİALARI :
Davacı tarafından, olayda müterafik kusurunun bulunmadığı halde %50 oranında sorumlu tutulmasının usule, kanuna ve hakkaniyete aykırı olduğu ileri sürülmektedir.
Davalı Tarım ve Orman Bakanlığı tarafından, usule ilişkin olarak davacının aynı parselle ilgili zarar iddiası ile açmış olduğu bir dava daha bulunduğu ve davanın halen derdest durumda olduğu, esasa ilişkin olarak herhangi bir kusur ve sorumluluklarının bulunmadığı ileri sürülmektedir.
Davalı DSİ Genel Müdürlüğü tarafından, olayda uygulayıcı kuruluş olarak Tarım Reformu Genel Müdürlüğünün sorumlu olduğu, tarla içi drenaj kanallarının yapılmasının idarelerinin görevinde bulunmadığı ileri sürülmektedir.

TARAFLARIN_SAVUNMALARI :
Davalı Tarım ve Orman Bakanlığı tarafından, davacının temyiz isteminin reddi gerektiği savunulmuştur.
Davacı, DSİ Genel Müdürlüğü ve … Birliği tarafından savunma verilmemiştir.

DANIŞTAY TETKİK HÂKİMİ : …
DÜŞÜNCESİ : Davacının temyiz isteminin kabulü ile kararın bozulması gerektiği düşünülmektedir.

TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Danıştay Onuncu Dairesince, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü:
Davalı Tarım ve Orman Bakanlığı tarafından, davacının aynı parselle ilgili zarar iddiası ile açmış olduğu bir dava daha bulunduğu ve davanın halen derdest olduğu ileri sürülerek derdestlik itirazında bulunulmakta ise de; … İdare Mahkemesinin E:… kayıtlı dosyasında davacının 2014 yılında Gaziantep ili, Oğuzeli ilçesi, … köyü, … parselde tarımsal faaliyette bulunulamadığından bahisle uğranılan zararlarının karşılanmasını talep ettiği, bu dosyada ise 2009 yılı ve sonrasına ilişkin bitkisel zarar ile olay nedeniyle binaların uğramış olduğu zararların karşılanmasını talep ettiği görüldüğünden, davalı idarenin usule ilişkin itirazı, belirtilen iki davanın konusunun aynı olmaması sebebiyle yerinde görülmeyerek işin esasına geçilmiştir.

İNCELEME VE GEREKÇE :
MADDİ OLAY :
Gaziantep ili, Oğuzeli ilçesi, … köyü, … parselde kayıtlı taşınmazın hisseli maliki olan davacı tarafından; çiftçilerce sulama amacıyla kullanılan suyun arazisindeki yapı ve bitkisel ürünlere zarar verdiğinden bahisle … Sulh Hukuk Mahkemesinin E:… D.iş sayılı dosyasında tespit davası açılmış, dosya kapsamında düzenlenen bilirkişi raporunda 4.918,00 TL bitkisel ürün zararı hesaplanmış, davacıya ait, yaklaşık 20 yaşlarında ve %32 oranında yıpranma payı bulunduğu belirtilen, 55,00 m², briket duvarlı, çatısız, gecekondu tarzındaki evin %70 oranında değer kaybına uğradığı belirtilerek evin değeri 4.186,18 TL [(55,00 m² x 123,00 TL/ m² x %68 (%32 yıpranma payı) x %91 (tamamlanma oranı, %9 eksik imalat)], değer kaybı 2.930,33 TL (4.186,18 TL x %70) ve değer kaybı sonrası mevcut değeri 1.255,85 TL (4.186,18 TL x %30) olarak hesaplanmıştır.
Tespit davası kapsamında sunulan bilirkişi raporlarındaki zararının tazmini istemiyle davacı tarafından … Asliye Hukuk Mahkemesinde açılan davanın görevsizlik kararı ile sonuçlanması üzerine, İdare Mahkemesinde, fazlaya ilişkin hakları ile ekimi yapılamayan ikinci ürünler için hakları saklı kalmak kaydıyla binaların uğradığı zararlar için 24.449,00 TL , buğday için 5.250,00 TL olmak üzere toplam 29.249,00 TL (İki kalem zararın toplamı 29.699,00 TL olup, dilekçede matematiksel hata sonucu sehven 29.249,00 TL yazılmıştır.) maddi tazminat istemiyle bakılan dava açılmıştır.
İdare Mahkemesince, olayda hizmet kusuru bulunup bulunmadığı ve eğer bulunuyorsa uğranılan zararın miktarının tespit edilmesi amacıyla keşif ve bilirkişi incelemesi yaptırılmasına karar verilmiş, yapılan keşif sonucu düzenlenen bilirkişi raporunda, olayda DSİ Genel Müdürlüğü’nün drenaj şebekesini tekniğine uygun olarak inşa etmeden sulama şebekesini işletmeye açması nedeniyle 8/8 oranında kusurlu olduğu, davacının buğday bitkisinde oluşan kayıp karşılığı 23.726,71 TL, mısır ekememesi sonucunda mahrum kaldığı gelir karşılığı 3.195,69 TL olmak üzere toplam 26.922,40 TL olay nedeniyle maddi zararının bulunduğu ifade edilmiştir.
Anılan rapor üzerine olayda DSİ Genel Müdürlüğü tam kusurlu kabul edilerek ve davacının talebiyle bağlı kalınarak bitkisel üretim nedeniyle 5.250,00 TL, binaların uğradığı zararlar için ise 2.930,33 TL olmak üzere davanın kısmen kabulü ile toplam 8.180,33 TL’nin davacıya ödenmesine karar verilmiş, anılan karar Dairemizce yapılan temyiz incelemesi neticesinde olayda Tarım ve Orman Bakanlığı ile … Birliği’nin de sorumluluğunun bulunduğu, bunun yanında drenaj kanallarının tamamlanmamış olması nedeniyle tarlasındaki ürünlerin zarara uğrayabileceğini bilen ve buna rağmen … Birliğinden su talebinde bulunan davacının da, dava konusu zarardan %50 oranında sorumlu olduğu gerekçesiyle bozulmuş, bunun üzerine İdare Mahkemesince bozma kararına uyularak Tarım ve Orman Bakanlığı ile … Birliği de hasım mevkiine alınarak bozulan kararda ödenmesine hükmedilen 8.180,33 TL’nin davalı idarelerin kusur oranına (%50) isabet eden kısmı olan 4.090,16 TL’nin davacıya ödenmesine karar verilmiştir.

İLGİLİ MEVZUAT:
Anayasanın 125. maddesinde, idarenin her türlü eylem ve işlemlerine karşı yargı yolunun açık olduğu belirtildikten sonra, son fıkrasında, idarenin kendi eylem ve işlemlerinden doğan zararı ödemekle yükümlü olduğu hükme bağlanmıştır.
İdare, kural olarak yürüttüğü kamu hizmetiyle nedensellik bağı kurulabilen zararları tazminle yükümlü olup; idari eylem ve/veya işlemlerden doğan zararlar idare hukuku kuralları çerçevesinde, hizmet kusuru veya kusursuz sorumluluk ilkeleri gereği tazmin edilmektedir.
İdarenin yürütmekle görevli olduğu bir hizmetin kuruluşunda, düzenlenişinde veya işleyişindeki nesnel nitelikli bozukluk, aksaklık veya boşluk olarak tanımlanabilen hizmet kusuru; hizmetin kötü işlemesi, geç işlemesi veya hiç işlememesi hallerinde gerçekleşmekte ve idarenin tazmin yükümlülüğünün doğmasına yol açmaktadır.
İdarenin hukuki sorumluluğundan söz edebilmek için, ortada bir zararın bulunmasının yanında, bunun idareye yüklenebilen bir işlem veya eylemden doğması, başka bir anlatımla, zararla idari faaliyet arasında nedensellik bağının kurulabilmesi gerekir. Zararın oluşmasında zarara uğrayanın veya üçüncü kişinin kusurunun bulunması halinde ise idarenin tazmin sorumluluğunun ortadan kalkacağı ya da kusur ölçüsünde azalacağı açıktır.
Öte yandan; zararın oluşmasında zarara uğrayanın kusurunun bulunduğu hallerde kusur oranının talep edilen değil, takdir edilen tazminat miktarına uygulanarak hükmedilecek tazminat miktarının belirlenmesi gerektiği de açıktır.

HUKUKİ DEĞERLENDİRME:
İdare Mahkemesince; Mahkemelerince mahallinde gerçekleştirilen keşif neticesinde düzenlenen bilirkişi raporunda, davacının 2009 yılı üretim sezonunda bitkisel üretim nedeniyle uğradığı zararın 26.922,40 TL olduğu gözetilerek davalı idarelerin kusur oranına (%50) isabet eden 13.461,11 TL’lik kısmın davacının 2009 yılı bitkisel üretim zararına ilişkin talebiyle (5.250,00 TL) bağlı kalınarak 5.250,00 TL ve … Sulh Hukuk Mahkemesince yaptırılan bilirkişi incelemesi sonucu düzenlenen rapora göre davacıya ait evin uğradığı hasar miktarı olan 2.930,33 TL’nin davalı idarelerin kusur oranına (%50) isabet eden kısmı olan 1.465,16 TL olmak üzere toplam 6.715,16 TL’nin davacıya ödenmesine karar verilmesi gerekirken; taleple bağlı kalındığı ifade edilerek davacının bitkisel ürün zararı olarak talep ettiği 5.250,00 TL ile … Sulh Hukuk Mahkemesince gerçekleştirilen keşif incelemesi neticesinde düzenlenen raporda davacının evi nedeniyle uğradığı zarar miktarı olarak belirtilen 2.930,33 TL’nin toplanması (8.180,33 TL) ve davalı idarelerin kusurları (%50) doğrultusunda ikiye bölünmesi suretiyle elde edilen 4.090,16 TL’nin davacıya ödenmesine karar verilmesinde hukuki isabet görülmemiştir.
Bu itibarla, Mahkemece belirtilen husus dikkate alınarak yeniden bir karar verilmesi gerekmektedir.

KARAR SONUCU :
Açıklanan nedenlerle;
1. Tarafların temyiz istemlerinin kabulüne,
2. … İdare Mahkemesinin … tarih ve E:…, K:… sayılı temyize konu kararının BOZULMASINA,
3. Yeniden bir karar verilmek üzere dosyanın anılan Mahkemeye gönderilmesine,
4. 2577 sayılı Kanun’un (Geçici 8. maddesi uyarınca uygulanmasına devam edilen) 54. maddesinin 1. fıkrası uyarınca bu kararın tebliğ tarihini izleyen 15 (on beş) gün içerisinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere, 22/11/2021 tarihinde oy çokluğuyla karar verildi.

(X) KARŞI OY:
Bakılan davada; Devlet Su İşleri Genel Müdürlüğünce Kayacık Sulama Projesi kapsamında yapılan sulama tesislerinin inşası sırasında drenaj kanalları tamamlanmamasına rağmen yerel su kullanıcılarının talebi üzerine … Birliğince işletmeye açıldığı, davacının da aralarında bulunduğu su kullanıcılarından “Kayacık Sulama Sahası içerisinde bulunan fakat tahliye kanalları inşaatı tamamlanmayan arazimden sulamadan istifade etmek istediğimi bildirir, bu nedenden dolayı çıkabilecek her türlü zarar, ziyandan ve barajda su bitmesinden DSİ ve … Birliğini sorumlu tutmayacağımı taahhüt ederim.” şeklinde taahhütname alındığı, buna göre, davacının drenaj kanallarının tamamlanmamış olması nedeniyle tarlasındaki ürünlerin zarara uğrayabileceğini bildiği, buna rağmen … Birliğinden su talebinde bulunduğu anlaşılmaktadır.
Bu durumda, drenaj kanallarının tamamlanmamış olması nedeniyle tarlasındaki ürünlerin zarara uğrayabileceğini bilen, buna rağmen … Birliğinden su talebinde bulunan ve sulama beyanı sözleşmesindeki taahhüdüyle oluşacak zararlarda sorumluluğu üstlenen davacının, drenaj kanalı yetersizliğine bağlı dava konusu zarardan tamamıyla kendisinin sorumlu olduğu ve bu durumun davalı idarelerin sorumluluğunu ortadan kaldırdığı oyuyla temyize konu İdare Mahkemesi kararının bozulması yönündeki karara gerekçesi yönünden katılmıyorum.