Yargıtay Kararı 20. Hukuk Dairesi 2015/10575 E. 2015/10243 K. 03.11.2015 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 20. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2015/10575
KARAR NO : 2015/10243
KARAR TARİHİ : 03.11.2015

İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ : Bakırköy 19. İş Mahkemesi
TARİHİ : 09/06/2015
NUMARASI : 2015/175 – 2015/335
DAVACI : H.. S..
DAVALI : S.. K..

Taraflar arasında görülen davada Bakırköy 19. İş ve İstanbul 21. İş Mahkemelerince ayrı ayrı yetkisizlik kararı verilmesi nedeni ile yargı yerinin belirlenmesi için gönderilen dosya içindeki tüm belgeler incelendi, gereği düşünüldü:

K A R A R

Davacı 05.03.2015 tarihli dilekçe ile; 04.10.2000 tarihinden itibaren 1479 sayılı Kanuna tâbi Bağ-Kur sigortalısı olarak tescilinin yapıldığını, S.. K..nda 07.03.1984 tarihli vergi mükellefi kaydının bulunduğunu, vergi kaydı başlangıç tarihi itibariyle zorunlu sigortalı olarak Bağ-Kur kapsamında değerlendirilmesi yönünde yasal zorunluluk bulunduğunu ileri sürerek, sigortalılık tescil tarihinin vergi kaydı başlangıç tarihi olarak 07.03.1984 tarihinden itibaren tespit edilmesi istemiyle İstanbul İş Mahkemesinde dava açmıştır.
İstanbul 21. İş Mahkemesi, “Somut olayda, 5510 sayılı Kanunun 88/19. maddesi uyarınca kurumun bulunduğu yer mahkemesinin yetkili olduğu, anılan yetkinin kesin yetki olduğundan re’sen dikkate alındığı, uyuşmazlığın Zeytinburnu Vergi Dairesinin bağlı olduğu Bağcılar Sosyal Güvenlik Merkezi işleminden kaynaklandığı, davacının adresinin de “A../İ…” olduğu, Bakırköy yetki alanında kaldığı, yetkili mahkemenin Bakırköy İş Mahkemeleri olduğu” gerekçesiyle;
Bakırköy 19. İş Mahkemesi tarafından ise, “5510 sayılı Kanunun 88/19. maddesinin 6831 sayılı Kanunun uygulamasından doğan ve prim alacaklarının tahsilatına ilişkin davalardaki yetkiye ilişkin olduğu, 21. HD’nin 2014/392 – 731 sayılı içtihadı uyarınca kurum işleminin iptali davalarında davalı tarafından süresinde yetki itirazında bulunulması gerektiği, davalının yetki itirazında bulunmadığından yetkili mahkemenin İstanbul 21. İş Mahkemesi olduğu” gerekçesiyle yetkisizlik kararı verilmiş; kararlar, temyiz edilmeksizin kesinleşmiştir.
Dosya kapsamından, davacının “A…/İ…”da oturduğu, uyuşmazlığın Zeytinburnu Vergi Dairesinin bağlı olduğu Bağcılar Sosyal Güvenlik Merkezi işleminden kaynaklandığı, davalının yetki itirazında bulunmadığı anlaşılmaktadır.
5521 sayılı İş Mahkemeleri Kanununun 5. maddesinde yer alan “İş Mahkemelerinde açılacak her dava, açıldığı tarihte dava olunanın Türk Medenî Kanunu gereğince ikâmetgahı sayılan yer mahkemesinde bakılabileceği gibi işçinin işini yaptığı işyeri için yetkili mahkemede de bakılabilir. Bunlara aykırı sözleşmeler muteber sayılmaz” hükmü ile işçi-işveren arasındaki uyuşmazlıklara ilişkin kesin yetki kuralı düzenlenmiş olup Kanunun 1/B bendinde “İşçi Sigortaları Kurumu ile sigortalılar veya yerine kaim olan hak sahipleri arasındaki uyuşmazlıklardan doğan itiraz ve davalara da bakarlar” hükmü doğrultusunda 5510 sayılı Kanundan kaynaklanan davalar iş mahkemesinde görülmekle birlikte Kurumun taraf olduğu uyuşmazlıklarda yetkili mahkemenin neresi olacağına dair Kanunda açık bir düzenleme bulunmamaktadır.
5521 sayılı Kanunun 15. maddesinde bu Kanunda sarahat bulunmayan hallerde Hukuk Muhakemeleri Usûlü Kanunu hükümlerinin uygulanacağı bildirilmiştir.
01.10.2011 tarihinde yürürlüğe giren 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun 447/2. maddesine göre “Mevzuatta, yürürlükten kaldırılan 18.6.1927 tarihli ve 1086 sayılı Hukuk Usûlü Muhakemeleri Kanununa yapılan yollamalar, Hukuk Muhakemeleri Kanununun bu hükümlerin karşılığını oluşturan maddelerine yapılmış sayılır” hükmü gereğince genel yetki kuralı dışında düzenleme öngörülmemiş olması karşısında 6100 sayılı HMK’da yer verilen özel yetkiye ilişkin düzenlemelerin iş mahkemelerinin yetkisinin belirlenmesinde dikkate alınması ve bu doğrultuda uyuşmazlığın 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun 14. maddesinde yer alan hükümler doğrultusunda çözüme kavuşturulması gerekir.
HMK’nın 14/1. maddesi uyarınca “Bir şubenin işlemlerinden doğan davalarda, o şubenin bulunduğu yer mahkemesi de yetkilidir.” Bu yetki kuralı kesin olmadığından HMK’nın 19. maddesinde belirlenen süre ve yöntemle yetkisizlik itirazında bulunulmaz ise davanın açıldığı mahkeme yetkili hale gelir ve mahkemece kendiliğinden yetkisizlik kararı verilemez. Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 2012/10-1153 E. – 2013/245 K. sayılı ilâmı da aynı yöndedir.
6100 sayılı HMK’nın İlk İtirazların Konusu başlığı altında düzenlenen 116/1-a maddesi “Kesin yetki kuralının bulunmadığı hâllerde yetki itirazı”nı ilk itiraz olarak hüküm altına almıştır. Aynı Kanunun İlk İtirazların İleri Sürülmesi ve İncelenmesi başlığı altında düzenlenen 117/1. maddesi “İlk itirazların hepsi cevap dilekçesinde ileri sürülmek zorundadır; aksi hâlde dinlenemez.” hükmünü amirdir. Yine, Yetki İtirazının İleri Sürülmesi başlığı altında düzenlenen 19/2 maddesi “Yetkinin kesin olmadığı davalarda, yetki itirazının, cevap dilekçesinde ileri sürülmesi gerekir. Yetki itirazında bulunan taraf, yetkili mahkemeyi; birden fazla yetkili mahkeme varsa seçtiği mahkemeyi bildirir. Aksi takdirde yetki itirazı dikkate alınmaz.” hükmünü içermektedir. Aynı Kanunun Cevap Dilekçesini Verme Süresi başlığı altında düzenlenen 127/1. maddesi de “Cevap dilekçesini verme süresi, dava dilekçesinin davalıya tebliğinden itibaren iki haftadır. Ancak, durum ve koşullara göre cevap dilekçesinin bu süre içinde hazırlanmasının çok zor yahut imkânsız olduğu durumlarda, yine bu süre zarfında mahkemeye başvuran davalıya, bir defaya mahsus olmak ve bir ayı geçmemek üzere ek bir süre verilebilir. Ek cevap süresi talebi hakkında verilen karar taraflara derhâl bildirilir.” hükmünü içermektedir.
Somut olayda, davanın İstanbul İş Mahkemesinde açıldığı, davalı Kurumun yetki itirazında bulunmadığı anlaşılmakla, uyuşmazlığın davanın ilk açıldığı İstanbul İş Mahkemesinde görülüp sonuçlandırılması gerekmektedir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle; 6100 sayılı HMK’nın 21 ve 22. maddeleri gereğince; İstanbul 21. İş Mahkemesinin YARGI YERİ OLARAK BELİRLENMESİNE 03/11/2015 gününde oy birliği ile karar verildi.