YARGITAY KARARI
DAİRE : 11. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2015/4357
KARAR NO : 2015/11420
KARAR TARİHİ : 02.11.2015
MAHKEMESİ : ANTALYA 1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ : 19/12/2014
NUMARASI : 2013/444-2014/655
Taraflar arasında görülen davada Antalya 1. Asliye Ticaret Mahkemesi’nce verilen 19/12/2014 tarih ve 2013/444-2014/655 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davalı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi Hasan Alkaç tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili; Davacı şirketin davalı Banka ile genel kredi ve teminat sözleşmesi imzaladığını 8.200.000,00 TL ve 500.000 TL ‘lik 2 adet kredi kullandığını, kredi riskine teminat olarak Antalya ili Serik İlçesinde ki taşınmazı üzerinde davalı lehine ipotek kurduğunu, akabinde ana kredi borcunu erken ödemek istediğini davalı Banka’ya bildirdiğinde banka yetkililerinin kendisinden anapara dışında faiz ve erken kapama cezası istediklerini, ödenememesi durumunda ipoteği fek etmeyeceklerini bildirdiklerini, bunun üzerine ihtirazi kayıt ileri sürerek talep edilen miktarı 27.05.2013 tarihinde ödediğini, davalıya ihtar göndererek teminata konu ipoteği fek ettirdiklerini belirterek davalı Banka’nın davacıdan aldığı 107.625,00 EURO erken kapama komisyon bedeli, 6.431,00 EURO faiz farkı alacağı, 13.807,50 TL kredi tahsis komisyonunun temerrüde düştüğü 30.09.2013 tarihinden itibaren işleyecek faizi ile birlikte davalı Banka’dan tahsilini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, davacının 4 kalem talebinin de hukuka aykırı olduğunu, kredi sözleşmesini erken kapama opsiyonlu olmadığını bilerek imzaladığını, yine sözleşmede faiz artışı için davacının muvafakatinin aranmayacağını ve yazılı bildirimde bulunulmayacağını bildiğini, tüm tahsilatların banka mevzuatlarını uygun olduğunu savunarak davanın reddini istemiştir.
Mahkemece iddia, savunma, bilirkişi raporları ve tüm dosya kapsamına göre; taraflar arasında Genel Kredi Sözleşmesinden ayrı olarak imzalanan Kredi Kullandırma Protokolünün bağlayıcı olduğu, buna göre davacıdan alınan 107.625,00 EURO erken kapama cezasının, 13.807,50 TL kredi tahsis komisyonunun dayanağının olmadığı, Genel Kredi ve Teminat Sözleşmesinin 7.maddesi gereği bankaya yapacağı değerlendirme sonucu faiz oranlarını arttırma yetkisi verildiği, davalıya kesintilerin iadesi için gönderilen ihtarname itibariyle davalının 01.10.2013 tarihinde temerrüde düştüğü gerekçesiyle, davacının davasının kısmen kabulüne ve 107.625,00 Euro’nun 01.10.2013 tarihinden itibaren devlet bankalarınca yabancı mevduata uygulanan en yüksek faiz oranı ve ödeme günündeki kuru üzerinden, 13.807,50 TL’nin 01.10.2013 tarihinden itibaren avans faiziyle davalıdan alınarak davacıya verilmesine, fazlaya ilişkin talebin reddine, karar verilmiştir.
Kararı, davalı vekili temyiz etmiştir.
Dava, erken kapama komisyonu ve kredi tahsis komisyonunun davalıdan istirdadı istemine ilişkin olup, mahkemece taraflar arasında ki protokolun 3.3. maddesine dayalı olarak yazılı şekilde karar verilmiştir. Ancak, davalı banka baştan itibaren bu madde de ki şartın gerçekleşmediğini ve bu maddenin uygulanamayacağını savunmuştur. Taraflar arasında ki protokolun 1.2. maddesinde kredinin vadeleri gösterilmiş ve kredinin erken geri ödeme opsiyonunun bulunmadığı belirtilmiş ve 3.3. maddede ise “Banka, uzun vadeli yatırım kredisi ile ilgili açılışta ve/veya erken kapama opsiyonunun realize olması ve vadeden önce kapatılması halinde borçludan herhangi bir kredi kapama komisyonu talep etmeyeceğini, ancak ipotek fek ve sair masrafların borçludan talep edileceğini beyan eder” denilmiştir. Bu durumda sözleşmenin 1.2. md. ile 3.3. md.si birlikte değerlendirilmek suretiyle erken kapama opsiyonunun realize olması ve vadeden önce kapatılması halinde açılışta ve kredi kapanışında komisyon talep etmeyeceğinin ne manaya geldiği hususunda bu işlerden anlayan yeni bir bilirkişi/bilirkişi kurulundan rapor alınması gerekirken, bu hususta hiçbir açıklama içermeyen rapora dayalı olarak karar verilmesi doğru olmayıp bozmayı gerektirmiştir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle davalı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün davalı yararına BOZULMASINA, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz edene iadesine, 02/11/2015 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.