YARGITAY KARARI
DAİRE : 11. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2015/4781
KARAR NO : 2015/11544
KARAR TARİHİ : 04.11.2015
MAHKEMESİ : İSTANBUL 3. FİKRÎ VE SINAÎ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ
TARİHİ : 02/10/2014
NUMARASI : 2013/262-2014/226
Taraflar arasında görülen davada İstanbul 3. Fikrî ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi’nce verilen 02.10.2014 tarih ve 2013/262-2014/226 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davalı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili; müvekkilinin 1986 yılından beri Türkiye’de kurduğu iştiraki ile faaliyet gösterdiğini, yer temizlik ürünleri konusunda tanınmış birçok markası olduğunu, bu markalardan biri olan “mr muscle” markasının da uzun süren bilimsel çalışmalar ile ortaya çıktığını ve çokça tercih edildiğini, TPE nezdinde 01-03-04-05. sınıflarda çeşitli yıllara ait tescillerinin bulunduğunu, ilk tescilinin 1992 yılına ait olduğunu, davalı adına TPE nezdinde tescilli bulunan 2006/51346 sayılı MR M. ibareli markanın görsel, işitsel ve kavramsal özellikler itibarıyla müvekkil markasıyla aynı olduğunu ve karıştırılma ihtimalinin yüksek olduğunu ileri sürerek öncelikle tedbir kararı verilmesini, davalı adına tescilli 2006/51346 sayılı markanın hükümsüzlüğü ile sicilden terkinine, müvekkilin marka hakkına vaki tecavüzün ve davalının haksız rekabet teşkil eden fiillerinin tespiti ile durdurulmasına, giderilmesine ve önlenmesine karar verilmesini talep ile dava etmiştir.
Davalı vekili; Bakırköy Fikrî ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi’nin yetkili olduğunu, davacının tanınmışlık iddiasının haksız ve dayanaksız olduğunu, ayrıca markalar arasında şekil, renk, ambalaj, desen ve kullanılan sınıf itibarıyla hiçbir benzerlik bulunmadığını, tescillerin bulunduğu emtia sınıflarının ve ürün gruplarının farklı olduğunu, bu nedenle karıştırılma ihtimalinin olmadığını, davacının uzun süre sessiz kalma yoluyla hak kaybına uğramış olduğunu savunarak davanın reddini istemiştir.
Mahkemece iddia, savunma, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre; davacının TPE nezdinde 1992 yılından itibaren tescilli markasının mevcut olduğu, menşei ülke ABD ve dünyanın diğer bir kısım ülkelerindeki tescillerin daha eski tarihlere dayandığı ve Mr. M. ibaresi üzerinde davacının öncelik hakkına sahip olduğu, sunulan delillere göre davacı markasının tanınmış olduğu, bu ibareden davalı yanın başvuru tarihinde haberdar olmadığının düşünülemeyeceği, davalının tescilinin kötüniyetli olduğu, taraf markalarının tescil sınıfları
birebir aynı değil ise de Paris Sözleşmesi’nin 1. Mükerrer 6. maddesinde belirtilen, ayrıca 556 Sayılı KHK’nın 7/1-ı ve 8/4 maddesinde belirtilen hükümsüzlük koşullarının mevcut olduğu gerekçesiyle davanın kısmen kabulü ile davalı adına tescilli 2006/51346 sayılı “M.” ibareli markanın hükümsüzlüğüne ve sicilden terkinine, ancak davalı yanın markayı fiillen kullanımın TPE nezdinde kayıtlı olan tescile dayalı olması sebebiyle kullanımının yasal zeminde olduğu, bu halde de markaya tecavüz ve haksız rekabet fiillerinin gerçekleşmeyeceğinden bu yöndeki taleplerin reddine karar verilmiştir.
Kararı, davalı vekili temyiz etmiştir.
Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre, davalı vekilinin tüm temyiz itirazları yerinde değildir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerden dolayı, davalı vekilinin bütün temyiz itirazlarının reddiyle usul ve kanuna uygun bulunan hükmün ONANMASINA, temyiz harcı peşin alındığından başkaca harç alınmasına mahal olmadığına, 04.11.2015 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.