Yargıtay Kararı 11. Hukuk Dairesi 2015/5141 E. 2015/12068 K. 16.11.2015 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 11. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2015/5141
KARAR NO : 2015/12068
KARAR TARİHİ : 16.11.2015

MAHKEMESİ : DATÇA ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ
TARİHİ : 18/12/2014
NUMARASI : 2013/169-2014/296

Taraflar arasında görülen davada Datça Asliye Hukuk Mahkemesi’nce verilen 18/12/2014 tarih ve 2013/169-2014/296 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, müvekkilinin dava dışı M. Turizm İşletmeciliği San ve Tic. A.Ş’ndeki payı %40 iken %4’lere düşmesine sebep olacak sermaye artırımı kararının iptal edildiğini, davalı D.E.’in de bu şirketin ortağı ve yönetim kurulu üyesi olduğunu, sermaye artımına ilişkin genel kurul kararının iptali davası devam ederken davalı D. E.in müvekkilinden mal kaçırmak kastıyla müvekkili tarafından şirkete sermaye konulan, şirket aktifine katılan, şirketin tek malvarlığı olan 3 adet taşınmazı muvazaalı bir surette davalı şirkete devrettiğini, taşınmazların müvekkiline ait olduğunun mahallinde herkes tarafından bilindiğini ileri sürerek taşınmazların davalı şirket adına olan kaydının iptali ile şirket adına tesciline, bunun mümkün olmaması halinde 6100 sayılı HMK’nın 107. maddesi uyarınca belirlenecek maddi tazminatın davalı D. E.’den tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı şirket vekili, müvekkiline husumet yöneltilemeyeceğini, taşınmazların gerçek bedeli üzerinden satın alındığını, bedelin banka yoluyla ödendiğini, müvekkilinin iyi niyetli olduğunu, taşınmaz rayiç değeri göre satıldığından şirketin zarar görmediğini, muvazaa iddiasının açıklanamadığını savunarak davanın reddini istemiştir.
Davalı D.. T.. vekili, nakit finansman ihtiyacı sebebiyle taşınmazların satıldığını savunarak davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre, dava konusu taşınmazların davalı şirkete 420.000 TL bedelle satıldığı, belirtilen bedelin şirket hesaplarına aktarılıp şirket aktifinde yer aldığını, satın alınan bedel ile ortalama rayiç değeri arasında olağanüstü bir fark bulunmadığı, dinlenen tanık beyanlarında da davalı şirketin civarda pek çok taşınmaz aldığının ve satışın muvazaalı olmadığının anlaşıldığı, davacının şirketteki payı oranında alacağını tahsil edebilme imkanı bulunduğu, muvazaa ve zarar iddiasının ispat edilemediği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir.
Davacı, dava dilekçesinde kendisine ait 3 adet taşınmazı M.Turizm İşletmeciliği San. ve Tic. A.Ş’ne sermaye olarak koyduğunu, şirketin tek malvarlığının bu taşınmazlar olduğunu, davalı şirket yöneticisinin bu taşınmazları diğer davalı şirkete sattığını ileri sürerek taşınmazların tapu kayıtlarının iptali ile şirket adına tesciline, mümkün olmaması halinde zararın davalı şirket yöneticisinden tahsiline karar verilmesini istemiştir. Mahkemece yazılı gerekçe ile davanın reddine karar verilmişse de, şirketin ana sözleşmesinde yazılı faaliyet mevzuu ile ilgili tüm varlıklarının satılması, 6762 sayılı TTK’nın 441 vd. maddelerinde düzenlenen şirketin tasfiyesi hukuki sonucunu doğuracağından bu hususta alınmış genel kurul kararını gerektirir. Bu itibarla, şirketin faaliyeti ile ilgili başkaca malvarlığı bulunup bulunmadığının gerektiğinde şirket defter ve kayıtları üzerinde inceleme yapılarak tespit edilmesi ve yukarıda belirtilen hususlarda gerekli değerlendirmenin yapılarak sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken eksik incelemeye dayalı yazılı şekilde hüküm tesisi doğru olmamış, bozmayı gerektirmiştir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile kararın davacı yararına BOZULMASINA, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz edene iadesine, 16/11/2015 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.