Danıştay Kararı 4. Daire 2019/39 E. 2021/6943 K. 18.11.2021 T.

Danıştay 4. Daire Başkanlığı         2019/39 E.  ,  2021/6943 K.
T.C.
D A N I Ş T A Y
DÖRDÜNCÜ DAİRE
Esas No : 2019/39
Karar No : 2021/6943

TEMYİZ EDEN (DAVALI) : … Vergi Dairesi Başkanlığı
VEKİLİ : Av. …
KARŞI TARAF (DAVACI) : … Kopyalama Kırtasiye Bilgisayar Ticaret Limited Şirketi
İSTEMİN KONUSU : … Vergi Mahkemesinin … tarih ve E…, K:… sayılı kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.
YARGILAMA SÜRECİ :
Dava konusu istem: Davacı adına, sahte fatura kullandığı ileri sürülerek vergi inceleme raporu uyarınca re’sen tarh edilen 2010 yılı vergi ziyaı cezalı kurumlar vergisi ile 213 sayılı Kanun’un 353/1 maddesi uyarınca kesilen özel usulsüzlük cezasının kaldırılması istenilmiştir.
İlk Derece Mahkemesi kararının özeti: Danıştay bozma kararı üzerine Vergi Mahkemesince verilen kararda; davacı şirket hakkında düzenlenen vergi tekniği raporunun incelenmesinden, davacının sahte belgelerin bir kısmını maliyetini artırmak bir kısmını belgesiz alışlarını belgelendirmek maksadıyla kullandığının iddia edildiği, söz konusu iddianın somut bir biçimde ortaya konulamamış olduğu dolayısıyla cezalı tarhiyatta ve özel usulsüzlük cezası yönünden kanunda aranılan şartların olayda gerçekleşmediği gerekçesiyle hukuka uyarlık bulunmadığı sonucuna varılmıştır. Belirtilen gerekçelerle davanın kabulüne karar verilmiştir.
TEMYİZ EDENİN İDDİALARI : Davalı idare tarafından, idarece yapılan işlemelerin hukuka uygun olduğu, aksi yöndeki kararın bozulması gerektiği ileri sürülmektedir.
KARŞI TARAFIN SAVUNMASI : Temyiz isteminin reddi gerektiği savunulmuştur.
TETKİK HÂKİMİ : …
DÜŞÜNCESİ : Temyiz isteminin reddi ile Mahkeme kararının onanması gerektiği düşünülmektedir.
TÜRK MİLLETİ ADINA

Karar veren Danıştay Dördüncü Dairesince, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü:

İNCELEME VE GEREKÇE :
Temyiz dilekçesinde belirtilen hususlar, kararın özel usulsüzlük cezasına ilişkin kısmının bozulmasını sağlayacak nitelikte görülmemiştir.
213 sayılı Vergi Usul Kanunun’un 30. maddesinin 1. fıkrasında, re’sen vergi tarhı, vergi matrahının tamamen veya kısmen defter, kayıt ve belgelere veya kanuni ölçülere dayanılarak tespitine imkan bulunmayan hallerde takdir komisyonları tarafından takdir edilen veya vergi incelemesi yapmaya yetkili olanlarca düzenlemiş vergi inceleme raporlarında belirtilen matrah veya matrah kısmı üzerinden vergi tarh olunması şeklinde tanımlandıktan sonra, inceleme raporunda bu maddeye göre belirlenen matrah veya matrah farkının resen takdir olunmuş sayılacağı belirtilmiş, müteakip bentlerde re’sen takdir nedenleri sayılmış, 134. maddesinde de, vergi incelenmesinden maksadın ödenmesi gereken vergilerin doğrululuğunu araştırmak, tespit etmek ve sağlamak olduğu kuralına yer verilmiştir.
Anılan Kanunun “vergi kanunlarının uygulanması ve ispat” başlıklı 3/B maddesinde, vergilendirmede vergiyi doğuran olayın ve bu olaya ilişkin muamelelerin gerçek mahiyetinin esas olduğu, vergiyi doğuran ve bu olaya ilişkin muamelelerin gerçek mahiyetinin yemin hariç ve türlü delille ispatlanabileceği, iktisadi, ticari ve teknik icaplara uymayan veya olayın özelliğine göre normal ve mutad olmayan bir durumun iddia olunması halinde ispat külfetinin, bunu iddia eden tarafa ait olduğu hükme bağlanmıştır.
5520 sayılı Kurumlar Vergisi Kanunu’nun 6. maddesinde ise kurumlar vergisinin, mükelleflerin bir hesap dönemi içinde elde ettikleri safi kurum kazancı üzerinden hesaplanacağı, safi kurum kazancının tespitinde ise Gelir Vergisi Kanunu’nun ticari kazanç hakkındaki hükümlerinin uygulanacağı hükme bağlanmış, 193 sayılı Gelir Vergisi Kanunu’nun 2. maddesinde de, gerçek gelirin vergilendirileceği ilkesi benimsenmiştir.
Yukarıdaki mevzuatın birlikte değerlendirilmesinden; vergi hukuku sistematiğimizde “serbest delil” ilkesinin benimsenmiş olduğu, kurumlar vergisi açısından gerçek gelirin vergilendirileceği, re’sen tarh yoluna başvurulması durumunda söz konusu gerçek gelirin ortaya konulması bakımından, yetkili olanlarca her türlü delilin değerlendirilmesi suretiyle matrah tayin edileceği anlaşılmaktadır.
Dosyanın incelenmesinden; davacı şirketin ihtilaflı dönemlerde bir kısım sahte faturayı kayıtlarına intikal ettirdiği, bu sahte faturaların bir kısmını fiktif maliyet kaydı yapmak suretiyle kurumlar vergisi matrahını aşındırmak bir kısmını ise belgesiz olarak satın aldığı mal/hizmetleri belgelendirmek amacıyla kullandığı, davacının ifadesinde beyan ettiği ortalama karlılık oranı üzerinden dava konusu tarhiyatın yapıldığı ve özel usulsüzlük cezasının kesildiği anlaşılmaktadır.
Davacı şirket hakkında 2009, 2010, 2011 ve 2012 yılı hesaplarının incelenmesi neticesi düzenlenen … tarihli ve … sayılı vergi tekniği raporunda özetle; davacı şirket hakkında yapılan yoklamalarda mal alım-satımına dayalı gerçek bir ticari faaliyet ile iştigal ettiği, işçi çalıştırdığı, işyerinde muhtelif nitelikte kırtasiye malzemelerinin bulunduğuna dair tespitlerin yapıldığı, şirket adına tahakkuk eden vergilerin ödendiği, yükümlü şirket adına inceleme konusu dönemde verilen muhtasar beyannameler incelendiğinde ise şirketin bahse konu dönemde sayısı değişmekle birlikte genelde üç yada dört kişi civarında işçi çalıştırdığının tespit edildiği, POS hasılat sorgulamalarında ise şirketin her yıl belli tutardaki satış hasılatının sahip olduğu POS cihazları aracılığıyla tahsil edildiği, şirket ortakları … ile … hakkında yapılan sorgulamada başka bir şirkette ortaklığının bulunduğuna dair tespitin yapılamadığı, dolayısıyla şirketin 2009, 2010, 2011 ve 2012 takvim yıllarında gerçek bir ticari faaliyet ile iştigal etmediğine dair somut ve objektif nitelikte bir veri elde edilemediği, diğer taraftan, 2010, 2011 ve 2012 yıllarında yükümlü şirketin mal ve hizmet alımlarının büyük bir kısmının; haklarında sahte fatura düzenlemekten dolayı vergi tekniği raporu bulunan mükellefler ile mükellefiyet kaydı tesis ettirdikleri tarihten kısa süre sonra mükellefiyet kayıtlarının re’sen terk ettirildiği, tamamının vergisel ödevlerini yerine getirmeyen mükelleflerden olduğu, bununla birlikte mükellef tarafından, genelde mal alımlarının irsaliyeli faturalar ile gerçekleştirilmiş olması ve ortada yapılan bu alımları mal hareketi yönünden ispat edecek nitelikte herhangi bir sevk irsaliyesi, taşıma irsaliyesi ya da nakliye hizmet alım belgesinin bulunmadığı, şirket tarafından mal veya hizmet alımları karşılığında yapılan ödemeler nakit surette yada cari hesap mahsuplaşması suretiyle yapılmış gibi muhasebeleştirilmiş olmasına rağmen şirket yetkililerince özellikle 2009 ile 2012 takvim yıllarında banka ve finans kurumları aracılığıyla ödeme yaptıklarının tespit edilmesi üzerine yapılan incelemede; banka hesaplarına yatırılan ya da hesaplara transfer edilen paraların tamamının aynı gün içinde ya da bir gün sonrasında hesaplardan nakit surette çekildiği, bahse konu hesaplar üzerinde çek keşidesi ya da çek tahsilatı niteliğinde herhangi bir işlemin olmadığı, birden fazla şahıs ya da firma adına açılmış banka hesapları bulunmasına rağmen hesaplardaki para hareketliliklerinin büyük benzerlikler göstermesi ve hesaplarda yaşanan gerek para yatırma gerekse para çekme işlemlerinin büyük bir kısmının haklarında sahte belge düzenleme yada sahte belge düzenleme fiiline iştirak sebebiyle muhtelif vergi tekniği raporu tanzim edilen … tarafından yapıldığının tespit edildiği, ayrıca şirket tarafından verilen kurumlar vergisi beyannamelerinde belli tutarlarda kar beyan edilmiş olmasına karşılık şirket yetkilisi tarafından inceleme aşamasında vergi müfettişine verilen ifadesinde beyan edilen brüt karlılık oranının (%10) oldukça altında kaldığının belirlendiği, tüm bunlar sonucunda; 2009 ile 2012 yıllarında muhtelif mükelleflerden temin edip yasal defter kayıtlarına ve beyanlarına intikal ettirdiği sahte mal ve hizmet alış faturalarının bu yıllarda belgelendirilemeyen mal veya hizmet alışlarını belgelendirmek amacıyla bir kısmının ise ilgili dönem kurum kazancını gizlemek maksadıyla temin edilip şirketin yasal defterlerine kayıt ve beyanlarına intikal ettirildiği kabul edilerek yükümlü şirketin ilgili dönemlere ait kurum kazancının yeniden hesaplanacağı, diğer yandan 2011/Eylül döneminde … Grup Proje Müh. Kırt. Bilgi. San. Tic. Ltd. Şti. adına tanzim edilen faturaların gerçek bir mal teslimi ya da hizmet ifasına dayanmaksızın sahte surette düzenlendiğinin tespit edildiğinden bu faturaların kurum kazancı hesaplanması sırasında dikkate alınmaması gerektiği tespitlerine yer verilmiştir.
Davacı hakkında düzenlenen rapor ve yukarıda değinilen mevzuatın birlikte değerlendirilmesinden; davacının sahte fatura kullanmak suretiyle kurumlar vergisi matrahını aşındırmış bulunduğunun, alış faturalarının değerlendirilmesi ve davacının ifadesinde beyan ettiği kârlılık oranı ile kayıtlarından ortaya çıkan kârlılık oranı arasındaki açık çelişkiden hareketle tespit edilmiş olduğu, dikkate alındığında, dava konusu cezalı tarhiyatta hukuka aykırılık bulunmadığından Mahkeme kararının buna ilişkin kısmında hukuki isabet görülmemiştir.

KARAR SONUCU :
Açıklanan nedenlerle;
1. Temyiz isteminin kısmen kabul, kısmen reddine,
2. Temyize konu … Vergi Mahkemesinin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararının, özel usulsüzlük cezasına ilişkin kısmının ONANMASINA,
3. Mahkeme kararının cezalı kurumlar vergisi tarhiyatına ilişkin kısmının BOZULMASINA,
4. Bozulan kısım hakkında yeniden bir karar verilmek üzere dosyanın anılan Mahkemeye gönderilmesine,
5. 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu’nun (Geçici 8. maddesi uyarınca uygulanmasına devam edilen) 54. maddesinin 1. fıkrası uyarınca bu kararın tebliğ tarihini izleyen onbeş (15) gün içinde kararın düzeltilmesi yolu açık olmak üzere, 18/11/2021 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.