Danıştay Kararı 10. Daire 2017/3747 E. 2021/5552 K. 16.11.2021 T.

Danıştay 10. Daire Başkanlığı         2017/3747 E.  ,  2021/5552 K.
T.C.
D A N I Ş T A Y
ONUNCU DAİRE
Esas No : 2017/3747
Karar No : 2021/5552

DAVACI : …Başkanlığı
VEKİLİ : Av. … Av. …

DAVALI : …Bakanlığı / …
VEKİLİ : Av. …

DAVANIN KONUSU : 30/09/2017 tarih ve 30196 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanan Hukuk Muhakemeleri Kanunu Gider Avansı Tarifesi’nin 4. maddesi ile 5. maddesinin 1. fıkrasının ilk cümlesinde yer alan “hükmün kesinleşmesinden sonra” ibaresinin iptali istenilmektedir.

DAVACININ_İDDİALARI : Kişilerin hak arama özgürlüğünü kullanırken fahiş yargı harç ve gideri konulmasının hukuk devleti ilkesiyle bağdaşmadığı, keşif giderleri, bilirkişi ve tanık ücretlerinin de gider avansına dahil edilerek peşin alınmasının düzenlendiği, aksi halde davanın usulden reddedileceği düzenlemesine yer verildiği, asgari ücretle çalışan bir kişinin aylık ücretini aşan meblağların gider avansı şeklinde ödenmesinin Anayasanın 141. maddesinde düzenlenen “Davaların en az giderle ve mümkün olan süratle sonuçlandırılması, yargının görevidir.” kuralına ve yine 36. maddesi ile Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesinin 6. maddesinde belirtilen adil yargılanma hakkına aykırı olduğu, düzenleme ile kişilerin Tarife’nin 4. maddesinde belirtilen kalemler için avans ödemek zorunda bırakılmasının yargı yoluna başvurulmasını, dolayısıyla hak arama özgürlüğünü engellediği, gider avansının sadece posta giderlerini içerecek şekilde yeniden hesaplanmasının daha adil ve hakkaniyetli olacağı, Tarife’nin 5. maddesinde yer alan “..hükmün kesinleşmesinden sonra davacıya iade edilir.” ibaresinin de Kanunun amacına aykırı olduğu, Kanunda gider avansının kullanılmayan kısmının hükmün kesinleşmesinden sonra iade edileceği yönünde bir düzenleme bulunmadığı gibi hükümle birlikte yapılacak giderler tamamlandığından, bu düzenlemenin hukuki gerekçesinin de bulunmadığı, ülkemizde kanun yolu incelemesinin uzun yıllar sürmesinden dolayı söz konusu giderin iade edilmeyip içerde tutulmasının hiçbir dayanağının olmadığı ileri sürülmektedir.

DAVALININ_SAVUNMASI : Avansın yetmemesi durumunda davacılara tamamlatılması yönteminin yargılamanın uzamasına sebebiyet verdiği, Kanuna göre hükmün kesinleşmesinden sonra kullanılmayan kısmın iade edildiği, ödeme gücünden yoksun olan kimselerin zaten adli yardımdan yararlanmalarının mümkün olduğu, Kanun koyucunun avans alınacak giderler yönünden hiçbir sınırlama getirmediği, bu konuda Bakanlığa takdir yetkisi tanıdığı, davacı iddialarının aksine, düzenlemenin yargılama giderlerine ilave bir yük getirmediği, sadece yargılamanın değişik zamanlarında ödenen yargılama giderinin davanın başında hesaplanarak toplu şekilde tahsil edilmesinin, karar kesinleştiğinde ise, avansın artan kısmının iade edilmesinin amaçlandığı, gider avansından arta kalan kısmın hükmün kesinleşmesinden sonra iadesinin, müessesenin doğal sonucu olduğu, kararın temyiz edilmesi halinde kararın bozulması, bozmadan sonra yargılamaya devam edilmesi ve yine bir kısım giderler yapılmasının ihtimal dahilinde bulunduğu, kaldı ki, 6100 sayılı Kanun’un 333. maddesinde gider avansının hükmün kesinleşmesinden sonra iade edileceğinin açıkça kurala bağlandığı, düzenlemenin mevzuata uygun olduğu savunulmaktadır.

DANIŞTAY TETKİK HAKİMİ : …

DÜŞÜNCESİ : Davanın reddi gerektiği düşünülmektedir.

DANIŞTAY SAVCISI : …

DÜŞÜNCESİ : Dava; 30/09/2017 tarih ve 30196 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanan Hukuk Muhakemeleri Kanunu Gider Avansı Tarifesinin 4. maddesinin ve 5. maddesinin 1. fıkrasının “gider avansının kullanılmayan kısmı hükmün kesinleşmesinden sonra davacıya iade edilir” cümlesinde yer alan “hükmün kesinleşmesinden sonra” ibaresinin iptali istemiyle açılmıştır.
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun “Harç ve Avans Ödenmesi” başlıklı 120. maddesinde, “(1) Davacı, yargılama harçları ile her yıl Adalet Bakanlığınca çıkarılacak gider avansı tarifesinde belirlenecek olan tutarı, dava açarken mahkeme veznesine yatırmak zorundadır. (2) Avansın yeterli olmadığının dava sırasında anlaşılması hâlinde, mahkemece, bu eksikliğin tamamlanması için davacıya iki haftalık kesin süre verilir.” hükmü, “Avansın İadesi” başlıklı 333. maddesinde ise; hükmün kesinleşmesinden sonra mahkemenin kendiliğinden, yatırılan avansın kullanılmayan kısmının iadesine karar vereceği hükmü yer almaktadır.
Anılan Yasa hükmüne dayanılarak hazırlanan ve 30/09/2017 tarih ve 30196 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanan Hukuk Muhakemeleri Kanunu Gider Avansı Tarifesinin “Gider avansı miktarı” başlıklı 4. maddesinde, “(1) Davacı;
a) Taraf sayısının beş katı tutarında tebligat gideri,
b) Dava dilekçesinde tanık deliline dayanılmış ve tanık sayısı belirlenmiş ise tanık sayısınca tanık asgari ücreti ve tebligat gideri; tanık sayısı belirtilmemiş ise en az üç tanık asgari ücreti ve tebligat gideri,
c) Dava dilekçesinde keşif deliline dayanılmış ise keşif harcı avansı ile birlikte 85 TL ulaşım gideri,
ç) Dava dilekçesinde bilirkişi deliline dayanılmış ise Bilirkişi Ücret Tarifesinde davanın açıldığı mahkeme için öngörülen bilirkişi ücreti,
d) Diğer iş ve işlemler için 55 TL,
toplamını avans olarak öder.” düzenlemesine, aynı Tarifenin “Gider avansının iadesi” başlıklı 5. maddesinin 1. fıkrasında ise, “Gider avansının kullanılmayan kısmı hükmün kesinleşmesinden sonra davacıya iade edilir.” düzenlemesine yer verilmiştir.
6100 sayılı Kanun’un 120. maddesinin lafzı ile anılan Kanun’un genel gerekçesi ve madde gerekçesi birlikte incelendiğinde; madde ile, dava açılırken yargılama harçlarının mahkeme veznesine yatırılması zorunluluğunun düzenlendiği, maddede ayrıca, 1086 sayılı Kanun’da yer almayan, yeni bir düzenleme yapılarak, her türlü tebligat ücretleri, keşif giderleri, bilirkişi ve tanık ücretleri gibi giderleri karşılayacak tutarın, avans olarak davacı tarafından dava açarken yatırılması zorunluluğunun getirildiği, avans miktarının, davanın türü ve özelliklerine göre her yıl Adalet Bakanlığınca ilân edilecek tarifeye göre belirleneceği, maddede yapılan bu düzenlemeyle, gerekli masrafların zamanında yatırılmamasından dolayı davaların gecikmesinin önüne geçilmesinin amaçlandığı anlaşılmıştır.
Hukuk muhakemelerinin genel bir ilkesi olarak ve 6100 sayılı Kanun’un 324. maddesinde belirtildiği gibi, tarafların ikamesini talep ettikleri deliller için belirlenen avans miktarını mahkeme veznesine yatırmak zorunda oldukları, bu ilke doğrultusunda Tarifenin 4. maddesinde; dava dilekçesinde dayanılan delillere göre avans miktarının belirleneceğinin düzenlendiği, maddenin (a) bendinde düzenlenen tebligat giderine ilişkin avans miktarının ise dava dosyalarının tekemmül süreci düşünüldüğünde makul düzeyde olduğu ve ayrıca maddenin, Tarifenin dayanağı olan Kanun hükmünün konuluş amacına paralel hükümler içerdiği görülmüştür.
Tarifenin “Gider avansının iadesi” başlıklı 5. maddesinin 1. fıkrasının “Gider avansının kullanılmayan kısmı hükmün kesinleşmesinden sonra davacıya iade edilir.” cümlesinde yer alan “…hükmün kesinleşmesinden sonra…” ibaresinin iptali istemi yönünde ise, 6100 sayılı Kanun’un “Avansın İadesi” başlıklı 333. maddesinde; hükmün kesinleşmesinden sonra mahkemenin kendiliğinden, yatırılan avansın kullanılmayan kısmının iadesine karar vereceği düzenlemesine yer verilmiş olup, bu doğrultuda, artan gider avansının, hükmün kesinleşmesinden sonra iadesine ilişkin dava konusu tarife düzenlemesi de dayanağı olan yasa hükümlerine uygundur.
Bu durumda, Hukuk Muhakemeleri Kanunu Gider Avansı Tarifesinin iptali istenen hükümlerinin, Tarifenin dayanağı olan 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun amacına uygun olduğu ve dava konusu düzenlemelerde hukuka ve mevzuata aykırılık bulunmadığı sonucuna varılmıştır.
Açıklanan nedenlerle, davanın reddi gerektiği düşünülmektedir.

TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Danıştay Onuncu Dairesince, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü:

MADDİ OLAY VE HUKUKİ SÜREÇ :
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu gereğince dava açılırken mahkeme veznesine yatırılacak olan gider avansının miktarı ile avansın ödenmesine ilişkin usul ve esasları belirlemek amacıyla, anılan Kanun’un 120. maddesinin 1. fıkrasına dayanılarak hazırlanan Hukuk Muhakemeleri Kanunu Gider Avansı Tarifesi, 30/09/2017 tarih ve 30196 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanarak, 01/10/2017 tarihinde yürürlüğe konulmuştur.
Davacı tarafından, söz konusu Tarife’nin 4. maddesi ile 5. maddesinin 1. fıkrasının ilk cümlesinde yer alan “hükmün kesinleşmesinden sonra” ibaresinin iptali istemiyle bakılmakta olan dava açılmıştır.

İNCELEME VE GEREKÇE :
İLGİLİ MEVZUAT:
04/02/2011 tarih ve 27836 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanarak, 01/10/2011 tarihinde yürürlüğe giren 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun dava konusu Tarifenin tesis edildiği tarihte yürürlükte olan haliyle “Harç ve Avans Ödenmesi” başlıklı 120. maddesinde, “(1) Davacı, yargılama harçları ile her yıl Adalet Bakanlığınca çıkarılacak gider avansı tarifesinde belirlenecek olan tutarı, dava açarken mahkeme veznesine yatırmak zorundadır. (2) Avansın yeterli olmadığının dava sırasında anlaşılması hâlinde, mahkemece, bu eksikliğin tamamlanması için davacıya iki haftalık kesin süre verilir.” hükümlerine; “Avansın iadesi” başlıklı 333. maddesinde ise, “(1) Hükmün kesinleşmesinden sonra mahkeme kendiliğinden, yatırılan avansın kullanılmayan kısmının iadesine karar verir. Bu kararın tebliğ gideri iade edilecek avanstan karşılanır.” hükmüne yer verilmiştir.
06/08/2015 tarih ve 29437 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren Bölge Adliye ve Adlî Yargı İlk Derece Mahkemeleri ile Cumhuriyet Başsavcılıkları İdarî ve Yazı İşleri Hizmetlerinin Yürütülmesine Dair Yönetmeliğin “Harç, gider avansı ve delil avansının ödenmesi” başlıklı 205. maddesinin 1. fıkrasında “(1) Davacı, yargılama harçları ile her yıl Bakanlıkça çıkarılacak gider avansı tarifesinde belirlenecek olan tutarı dava açarken mahkeme veznesine yatırmak zorundadır. Gider avansı, her türlü tebligat ve posta ücretleri, keşif giderleri, bilirkişi ve tanık ücretleri gibi giderler için davacıdan alınan meblağı ifade eder.” düzenlemesine yer verilmiştir.
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun yukarıda yer verilen 120. maddesinin 1. fıkrasına dayanılarak, dava açılırken mahkeme veznesine yatırılacak olan gider avansının miktarı ile avansın ödenmesine ilişkin usul ve esasları belirlemek amacıyla hazırlanan ve 30/09/2017 tarih ve 30196 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanan Hukuk Muhakemeleri Kanunu Gider Avansı Tarifesi’nin “Gider avansı miktarı” başlıklı 4. maddesinde, “(1) Davacı; a) Taraf sayısının beş katı tutarında tebligat gideri, b) Dava dilekçesinde tanık deliline dayanılmış ve tanık sayısı belirlenmiş ise tanık sayısınca tanık asgari ücreti ve tebligat gideri; tanık sayısı belirtilmemiş ise en az üç tanık asgari ücreti ve tebligat gideri, c) Dava dilekçesinde keşif deliline dayanılmış ise keşif harcı avansı ile birlikte 85 TL ulaşım gideri, ç) Dava dilekçesinde bilirkişi deliline dayanılmış ise Bilirkişi Ücret Tarifesinde davanın açıldığı mahkeme için öngörülen bilirkişi ücreti, d) Diğer iş ve işlemler için 55 TL toplamını avans olarak öder.” düzenlemesine; aynı Tarifenin “Gider avansının iadesi” başlıklı 5. maddesinin 1. fıkrasında ise, “Gider avansının kullanılmayan kısmı hükmün kesinleşmesinden sonra davacıya iade edilir.” düzenlemesine yer verilmiştir.

HUKUKİ DEĞERLENDİRME:
Anayasa’nın 124. maddesinde, Cumhurbaşkanı, bakanlıklar ve kamu tüzelkişilerinin, kendi görev alanlarını ilgilendiren kanunların ve Cumhurbaşkanlığı kararnamelerinin uygulanmasını sağlamak üzere ve bunlara aykırı olmamak şartıyla, yönetmelikler çıkarabileceği hükmüne yer verilmiştir.
Buna göre, idari teşkilat yapısı içinde yer alan Bakanlıklar ile diğer kamu kurum ve kuruluşları, görev alanlarına ilişkin olarak ve yönetmelik, yönerge, tebliğ, genelge ve talimat gibi çeşitli adlar altında düzenleme yapabilmektedirler.
Bu düzenlemeler arasında uyulması gereken “normlar hiyerarşisi” kuramına göre, hukuk düzeni, farklı kademede yer alan Anayasa, kanun, yönetmelik ve diğer düzenleyici işlemlerden oluşan birçok normu içermekte ve her norm geçerliliğini bir üst basamakta yer alan normdan almaktadır. Normlar hiyerarşisine göre kanundan sonra gelen yönetmelik, genelge, tebliğ, talimat gibi düzenlemelerin, ancak kanunda verilmiş olan hakkın kullanılmasının açıklanması ile ilgili olacağı, bu metinlerde kanun ile verilmiş olan hakkı genişletici veya daraltıcı mahiyette hükümlere yer verilemeyeceği hukukun genel ilkelerindendir.
6100 sayılı Kanun’un yukarıda aktarılan hükümlerinde; davacının, Adalet Bakanlığınca çıkarılacak gider avansı tarifesinde belirlenecek olan tutarı, dava açarken mahkeme veznesine yatırmak zorunda olduğu ve hükmün kesinleşmesinden sonra mahkemenin yatırılan avansın kullanılmayan kısmının iadesine kendiliğinden karar vereceği açıkça kurala bağlanmış; “gider avansı”nın kapsamı hakkında ise bir sınırlama getirilmemiş ve bu konu Bölge Adliye ve Adlî Yargı İlk Derece Mahkemeleri ile Cumhuriyet Başsavcılıkları İdarî ve Yazı İşleri Hizmetlerinin Yürütülmesine Dair Yönetmeliğin 205. maddesinin 1. fıkrasında, “Gider avansı, her türlü tebligat ve posta ücretleri, keşif giderleri, bilirkişi ve tanık ücretleri gibi giderler için davacıdan alınan meblağı ifade eder.” şeklinde düzenlenmiştir.
Buna göre, öncelikle, davalı Bakanlığın dava açarken davacıların yatıracağı gider avansı tutarını tarife çıkarmak suretiyle belirlemeye yetkili olduğu hususunda duraksama bulunmamaktadır.

Anılan yetki doğrultusunda Tarifenin dava konusu 4. maddesinde düzenlenen gider avansının içeriğine ve miktarına gelince; Tarifenin dayanağı olan 6100 sayılı Kanun’un TBMM’ye sunulan tasarısında ve Kanunla ilgili TBMM Adalet Komisyonu Raporunda belirtilen Kanunun genel gerekçesi ve madde gerekçesi incelendiğinde; madde ile dava açılırken yargılama harçlarının mahkeme veznesine yatırılması zorunluluğunun düzenlendiği, maddede ayrıca, 1086 sayılı Kanun’da yer almayan yeni bir düzenleme yapılarak, her türlü tebligat ücretleri, keşif giderleri, bilirkişi ve tanık ücretleri gibi giderleri karşılayacak tutarın, avans olarak davacı tarafından dava açarken yatırılması zorunluluğunun getirildiği, avans miktarının, davanın türü ve özelliklerine göre her yıl Adalet Bakanlığınca ilân edilecek tarifeye göre belirleneceği, maddede yapılan bu düzenlemeyle, gerekli masrafların zamanında yatırılmaması sebebiyle davaların gecikmesinin önüne geçilmesinin amaçlandığı görülmüş olup; dava konusu Tarifenin de, dayanağı olan Kanun hükmünün amacına ve bu amaç göz önünde bulundurularak gider avansını tanımlayan yukarıda anılan Yönetmeliğe paralel hükümler içerdiği, ayrıca avans miktarının ihtiyaca (avans konusu gideri gerçekleştirmeye yetecek düzeyde) ve günün ekonomik koşullarına uygun olacak şekilde makul belirlendiği ve fahiş olmadığı görülmüştür.
Tarifenin “Gider avansının iadesi” başlıklı 5. maddesinin 1. fıkrasının ilk cümlesinde yer alan “hükmün kesinleşmesinden sonra” ibaresinin iptali istemi yönünden ise; 6100 sayılı Kanun’un yukarıda aktarılan “Avansın iadesi” başlıklı 333. maddesinde, mahkemenin, hükmün kesinleşmesinden sonra yatırılan avansın kullanılmayan kısmının iadesine kendiliğinden karar vereceği düzenlemesine açıkça yer verildiğinden, artan gider avansının, hükmün kesinleşmesinden sonra iadesine ilişkin dava konusu ibarenin, dayanağı olan Kanun hükmü doğrultusunda düzenlendiği anlaşılmıştır.
Bu durumda, Hukuk Muhakemeleri Kanunu Gider Avansı Tarifesinin iptali istenen kısımlarının, Tarifenin dayanağı olan 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun lafzına ve amacına uygun olduğu, bu nedenle dava konusu düzenlemelerde hukuka aykırılık bulunmadığı sonucuna varılmıştır.

KARAR SONUCU :
Açıklanan nedenlerle;
1. DAVANIN REDDİNE,
2. Ayrıntısı aşağıda gösterilen toplam …TL yargılama giderinin davacı üzerinde bırakılmasına,
3. Karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca …TL vekâlet ücretinin davacıdan alınarak davalı idareye verilmesine,
4. Posta gideri avansından artan tutarın kararın kesinleşmesinden sonra davacıya iadesine,
5. Bu kararın tebliğ tarihini izleyen 30 (otuz) gün içerisinde Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulu’na temyiz yolu açık olmak üzere, 16/11/2021 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.