Yargıtay Kararı 7. Hukuk Dairesi 2015/27365 E. 2015/16739 K. 28.09.2015 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 7. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2015/27365
KARAR NO : 2015/16739
KARAR TARİHİ : 28.09.2015

Mahkemesi : İş Mahkemesi
Dava Türü : Alacak

Taraflar arasında görülen dava sonucunda verilen 06.05.2015 tarihli direnme kararı davalı vekili tarafından temyiz edilmekle temyiz isteğinin süresinde olduğu ve Dairemizin 6352 sayılı Kanunun 40. maddesi ile eklenen 5521 sayılı İş Mahkemeleri Kanununun geçici 2. maddesi uyarınca öncelikle inceleme yetkisi olduğu anlaşılmakla, dosya incelendi, gereği görüşüldü:
Mahkemenin, davalı ile husumetli davacı tanık beyanlarına göre hesap edilen fazla mesai ücreti ile milli bayram ve genel tatil çalışma ücretini hüküm altına almasına ilişkin kararı, Dairemizin 03.11.2014 tarih ve 2014/9972 esas 2014/20058 Karar sayılı kararı ile, “…Somut olayda davacının fazla çalışma yaptığının ve genel tatil günlerinde çalıştığının davacı tanık beyanlarıyla ispatlandığı gerekçesiyle anılan alacaklar kabul edilmiştir. Davacı tanıklarından … ve …’in davalıya karşı açılmış davaları bulunmaktadır. Bu durumda davacı tanıklarının davacı ile menfaat birliği ile hareket ettiklerinin kabulu gerekmektedir. Davacı tanıkların beyanlarının başka deliller ile desteklenmediği, aksine davalı tanıklarının fazla çalışma yapılmadığı ve genel tatillerde çalışılmadığı yönündeki beyanları karşısında, bu alacakların davacı tarafından ispatlanamadığı dikkate alınmaksızın kabulüne karar verilmesi hatalı olup bozma nedenidir.” gerekçesi ile bozulmuştur.
Mahkemece bozma sonrası yapılan yargılama sonunda bozma konusu yapılan fazla mesai ile milli bayram ve genel tatil çalışma ücretleri bakımından, “…Davacı tanıklarının davaları olması nedeni ile beyanlarına itibar edilemeyeceği hususunun da değerlendirilmesi açısından ;6100 sayılı HMK nun 257 maddesi ile 1086 sayılı yasanın 247 maddesinin daraltıldığı,yeminsiz dinlenecek tanıklara ilişkin maddenin gerekçesinde 1086 sayılı yasanın 247 maddesinin 1 ve 2 numaralı bendinde gösterilenler dışında yer alan ,diğer yeminsiz dinleneceklerin bir kısmı esasen tanıklıktan çekinme hakları bulunduğu halde,bu haklarını kullanmadıklarına,bir kısmınında menfaat ilişkilerine göre yeminsiz dinlenmeleri ,iyiniyet kuralları ve doğruyu söyleme mükellefiyeti ile bağdaşmaz nitelikte görüldüğünden ,6100 sayılı yasanın 257. maddesinde o kişilere yeminsiz dinlenme hakkı tanınmamıştır.6100 sayılı Yasanın gerekçesi ve amacı dikkate alındığında davacı tanıklarının sırf davalarının olması gerekçesi ile iyiniyet kuralları ve doğruyu söyleme mükellefiyeti dikkate alındığında yalan söyledikleri sonucuna varılamayacağı,davacı ve tanıklarının aynı işyerinde aynı işi yapan ,aynı çalışma şartlarına sahip ve aynı şekilde mağdur olan kişiler olduğu dikkate alındığında aynı taleplerle davalarının olması çok doğal olup, bu durum tanıklıklarının geçersizliğini değil aynı sıkıntıları yaşadıklarını kanıtlamaktadır. Bu tanıklara itibar edilmemesi durumunda davacının ,iş yeri koşullarını bilen tanık bulma şansı da yoktur .Bu husus Yargıtay 7. Hukuk Dairesinin 27.10.2014 tarih, 2014/15058 Esas, 2014/19544 Karar sayılı ilamı ile de teyid edilmiştir. Yargıtay 7. Hukuk Dairesinin 15.10.2014 tarih, 2014/22-578 E., 2014/766 Karar sayılı ilamında da mülga 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanununun 254. maddesi ile 01.10.2011 tarihinde yürürlüğe giren 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun 255. maddesi uyarınca aksine ciddi ve inandırıcı delil ve olaylar bulunmadıkça asıl olan tanıkların gerçeği söylemiş olmalarıdır. Akrabalık veya yakınlık başlı başına tanık beyanını değerden düşürücü bir sebep sayılamaz. Nitekim, aynı ilkeler Hukuk Genel Kurulu’nun 13.04.2011 gün ve 2010/2-751 E., 2011/96 K., 12.09.2012 gün ve 2012/2-387 E., 551K. sayılı ilamlarında da benimsenmiştir. Davacı ve davacı tanık beyanlarına itibar edildiği, yukarıda açıklanan hususlar dikkate alındığında yerleşik Yargıtay içtihatlarına göre ispat kuralları çerçevesinde davacı işçinin davalı tarafça yazılı belge sunulmayan dönemler için her türlü delille ispat edebilme kuralı da dikkate alındığında fazla mesai alacağı ile genel tatil alacaklarının ispat edildiği sabittir. Bu çerçevede davacının haftanın 6 günü günde 3 saatten haftalık 18 saat fazla çalışma yaptığı, genel tatillerde çalıştığı sabit olmakla ıslah talebi ile denetime elverişli teknik bilirkişi raporu ve ek raporundaki hesaplamalara itibar edilerek, bozma dışında bırakılan hususlarda değişiklik yapılmaksızın önceki kararda direnilmesine karar verilerek aşağıdaki şekilde hüküm tesisi kanaat ve sonucuna varılmıştır.” gerekçesi ile önceki kararda direnilmiştir.
Tüm dosya kapsamı, somut olayın özellikleri dikkate alındığında Dairemizin 03.11.2014 tarih 2014/9972 E. 2014-20058 K.sayılı bozma kararının yerinde olmadığı, mahkemenin direnme kararındaki gerekçelerin isabetli olduğu anlaşılmakla dosyadaki yazılara, kararın dayandığı delillerle kanuni gerektirici sebeplere ve özellikle delillerin takdirinde bir isabetsizlik görülmemesine göre davalı vekilinin yerinde bulunmayan tüm temyiz itirazlarının reddi ile usul ve kanuna uygun olan hükmün 5521 sayılı İş Mahkemeleri Kanununun geçici ek ikinci maddesi uyarınca …İş Mahkemesinin 06.05.2015 tarih 2015/63 E.-2015/325 K.sayılı direnme kararının ONANMASINA, aşağıda yazılı temyiz harcının davalıya yükletilmesine, 28.09.2015 gününde oybirliğiyle karar verildi.