Yargıtay Kararı 12. Hukuk Dairesi 2015/26514 E. 2016/3487 K. 11.02.2016 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 12. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2015/26514
KARAR NO : 2016/3487
KARAR TARİHİ : 11.02.2016

MAHKEMESİ : İcra Hukuk Mahkemesi

Yukarıda tarih ve numarası yazılı mahkeme kararının müddeti içinde temyizen tetkiki alacaklı tarafından istenmesi üzerine bu işle ilgili dosya mahallinden daireye gönderilmiş olup, dava dosyası için Tetkik Hakimi…. tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve dosya içerisindeki tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp düşünüldü :
Alacaklının borçlu hakkında başlattığı genel haciz yolu ile ilamsız icra takibinde borçlu vekilinin, borçluya yapılan ödeme emri tebligatının usulsüz olduğunu ileri sürerek şikayette bulunduğu, mahkemece evrak üzerinde yapılan inceleme sonucunda şikayetin kabul edilerek tebligat tarihinin öğrenme tarihi olan 12.05.2015 olarak düzeltilmesine karar verildiği anlaşılmaktadır.
7201 sayılı Tebligat Kanunu’nun 32.maddesi gereğince; tebligatın usulsüz olması halinde muhatabı tebliğden haberdar olmuş ise muteber sayılır. Muhatabın beyan ettiği tarih, tebliğ tarihi olarak kabul edilir.
Öte yandan HGK’nun 5.6.1991 tarih ve 1991/12-258 Esas – 991/344 Karar sayılı ilamında da açıklandığı üzere “….usulsüz tebliğ işlemini öğrenen muhatabın bu tebliği öğrendiği tarihten itibaren yedi gün içinde şikayet yolu ile tebligatın usulsüzlüğünü icra mahkemesi önüne getirmesi gereklidir.” Borçlunun bildirdiği öğrenme tarihi esas olup, bu tarihin aksi karşı tarafça ancak yazılı delil ile ispatlanabilir; yazılı delilin ise resmi ya da muhatapça imzası ikrar edilmiş belge olması gerekir. HGK.nun 12.02.1969 tarih ve 1967/172-107 sayılı kararında da benimsendiği üzere muhatabın (borçlunun) beyan ettiği tarihin aksi tanık beyanıyla ispat edilemez.
Somut olayda öğrenme tarihinin tespitine esas olmak üzere alacaklı tarafça temyiz dilekçesine ekli olarak borçlunun beyanlarını içeren…. Asliye Hukuk mahkemesi’nin 2011/2374 Esas, 2014/896 Karar sayılı kararını ve aynı mahkemenin duruşma tutanaklarını sunarak borçlunun takipten 12.05.2015 tarihinden çok önce haberdar olduğunu bildirdiği görülmektedir.
O halde mahkemece, şikayetin mahiyetine göre duruşma açılmalı, tarafların usulüne uygun biçimde duruşmaya daveti ile alacaklının, borçlunun takibi ve haczi daha önce öğrendiğine dair temyiz dilekçesine ekli olarak sunduğu belgelere karşı tarafların beyanları alınarak bu husustaki gösterecekleri delil ve belgeler toplanıp icra ve mahkeme dosyaları içeriği tüm belge ve bilgiler birlikte değerlendirilerek oluşacak sonuca göre bir karar vermek gerekirken, dosya üzerinde yapılan inceleme ile sonuca gidilmesi isabetsizdir.
SONUÇ : Alacaklının temyiz itirazlarının kabulü ile mahkeme kararının yukarıda yazılı nedenlerle İİK’nun 366 ve HUMK’nun 428. maddeleri uyarınca (BOZULMASINA), bozma nedenine göre sair temyiz nedenlerinin incelenmesine yer olmadığına, peşin alınan harcın istek halinde iadesine, ilamın tebliğinden itibaren 10 gün içinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere, 11/02/2016 gününde oybirliğiyle karar verildi.

GB