Yargıtay Kararı 4. Hukuk Dairesi 2015/8021 E. 2015/8951 K. 01.07.2015 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 4. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2015/8021
KARAR NO : 2015/8951
KARAR TARİHİ : 01.07.2015

MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi

Davacı … vekili Avukat … tarafından, davalı … aleyhine 09/04/2014 gününde verilen dilekçe ile manevi tazminat istenmesi üzerine mahkemece yapılan yargılama sonunda; davanın kabulüne dair verilen 19/03/2015 günlü kararın Yargıtay’ca adli yardım talepli olarak incelenmesi davalı tarafından süresi içinde istenilmekle temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra tetkik hakimi tarafından hazırlanan rapor ile dosya içerisindeki kağıtlar incelenerek gereği görüşüldü.
6100 sayılı HMK madde 334 de “(1) Kendisi ve ailesinin geçimini önemli ölçüde zor duruma düşürmeksizin, gereken yargılama veya takip giderlerini kısmen veya tamamen ödeme gücünden yoksun olan kimseler, iddia ve savunmalarında, geçici hukuki korunma taleplerinde ve icra takibinde, taleplerinin açıkça dayanaktan yoksun olmaması kaydıyla adli yardımdan yararlanabilirler. (2) Kamuya yararlı dernek ve vakıflar, iddia ve savunmalarında haklı göründükleri ve mali açıdan zor duruma düşmeden gerekli giderleri kısmen veya tamamen ödeyemeyecek durumda oldukları takdirde adli yardımdan yararlanabilirler. (3) Yabancıların adli yardımdan yararlanabilmeleri ayrıca karşılıklılık şartına bağlıdır.” hükmü getirilmiştir. Aynı kanun madde 336 da ise “(2) Talepte bulunan kişi, iddiasının özeti ile birlikte, iddiasını dayandıracağı delilleri ve yargılama giderlerini karşılayabilecek durumda olmadığını gösteren mali durumuna ilişkin belgeleri mahkemeye sunmak zorundadır. (3) Kanun yollarına başvuru sırasında adli yardım talebi bölge adliye mahkemesine veya Yargıtaya yapılır. (4) Adli yardım talebine ilişkin evrak, her türlü harç ve vergiden muaftır.” şeklinde düzenleme yapılmıştır.
Dilekçeye ekli ve dosyadaki bilgi ve belgelerden, davalının yukarıda belirtilen kanun hükmünün öngördüğü şartları taşıdığı anlaşıldığından, adli yardım talebinin kabulüne karar verilerek işin esasının incelenmesine geçildi.
Dava, haksız eylem nedeniyle uğranılan manevi zararın ödetilmesi istemine ilişkindir.
Mahkemece, davanın kabulüne karar verilmiş; hüküm davalı tarafından temyiz edilmiştir.
Davacılar vekili, müvekkillerinin murisi olan babaları …’ın davalı tarafından kasten öldürülmesi nedeni ile haksız eylemine maruz kaldıklarını belirterek uğradıkları manevi zararın giderilmesini istemiştir.
Davalı ise, davanın reddedilmesi gerektiğini savunmuştur.
Mahkemece, davanın kabulüne karar verilmiştir.
Dava dosyasının incelenmesinde; davalının, davacıların murisleri …’a yönelik kasten öldürme eylemi nedeniyle Ağır Ceza Mahkeme’sinin 2013/137-418 E-K sayılı ilamı ile davalının yirmibeş yıl hapis cezası ile cezalandırılmasına karar verildiği, kararda haksız tahrik hükümlerinin uygulanmadığı, kararın Yargıtay Ceza Dairesi’nde temyiz inceleme aşamasında olup henüz kesinleşmediği anlaşılmaktadır.
Ceza mahkemesinin maddi vakıalara yönelik kesinleşmiş kararı bağlayıcı olmasına rağmen somut olayda henüz kesinleşmiş bir karardan söz etmek mümkün değildir. Esasen davalı savunmasında, söz konusu eylemi haksız tahrik altında gerçekleştirdiğini belirtmiş ise de yerel mahkeme gerekçesinde, davalının eylemini davacıların murislerinin haksız tahriki ile gerçekleştirdiğini kabul etmemiştir. Ancak ceza mahkemesi dosyası Yargıtay Ceza Dairesi’nde temyiz aşamasında incelemede olduğundan ve yargılamanın ilerleyen aşamalarında davalı bakımından haksız tahrik hükümlerinin uygulanma ihtimali bulunduğundan ve bu hükümlerin uygulanması durumunda mahkemece belirlenecek manevi tazminat miktarı etkileneceğinden, ceza yargılaması sonucunda verilecek kararın eldeki davayı etkileyecek nitelikte olması, ceza ve hukuk yargılamasında çelişkili kararlar verilmesinin önüne geçmek bakımından, davalı Mustafa Kızıltaş hakkındaki ceza dosyasının kesinleşmesi beklenmeden karar verilmesi doğru değildir.
Mahkemece, ceza dosyasının kesinleşmesinden sonra varılacak sonuca göre bir karar verilmesi gerekirken, yerinde olmayan gerekçeyle yazılı biçimde hüküm kurulması usul ve yasaya uygun düşmediğinden kararın bozulması gerekmiştir.
SONUÇ: Temyiz olunan kararın yukarıda açıklanan nedenle davalı … yararına BOZULMASINA; bozma nedenine göre davalının diğer temyiz itirazlarının şimdilik incelenmesine yer olmadığına 01/07/2015 gününde oybirliğiyle karar verildi.