YARGITAY KARARI
DAİRE : 4. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2015/8314
KARAR NO : 2015/8989
KARAR TARİHİ : 02.07.2015
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
Davacı … vekili Avukat … tarafından, davalı … aleyhine 25/01/2012 gününde verilen dilekçe ile manevi tazminat istenmesi üzerine mahkemece yapılan yargılama sonunda; Mahkemenin görevsizliğine dair verilen 03/03/2015 günlü kararın Yargıtay’ca incelenmesi davalı vekili tarafından süresi içinde istenilmekle temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra tetkik hakimi tarafından hazırlanan rapor ile dosya içerisindeki kağıtlar incelenerek gereği görüşüldü.
Dava, manevi tazminat istemine ilişkindir. Mahkemece görevsizliğine karar verilmiş, hüküm davalı tarafından temyiz edilmiştir.
Davacı, okul müdürü olan davalının sicil notunu kasıtlı olarak düşük verdiğini, sicil raporunda itham edici ifadeler kullandığını, öğrencileri aleyhine dilekçe vermeleri konusunda kışkırttığını, görev gereklerine aykırı hareket ettiğini belirterek manevi tazminat isteminde bulunmuş, davalı davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece 28/11/2013 tarihli ilk kararda davanın kısmen kabulüne karar verilmiş, hükmün davalı tarafından temyiz edilmesi üzerine Dairemizin 26/05/2014 tarih 2014/5709 e, 2014/8571 k. sayılı ilamı ile “Kamu görevlilerinin yetkilerini kullanırken veya görevlerini yaparken kişilere zarar vermesi ilgili Kurumun hizmet kusurunu oluşturur. Bu durumda sorumlu, kamu görevlisinin emrinde çalışmakta olduğu kamu kurumu olup dava o kurum aleyhine açılmalıdır. (T.C. Anayasası 40/111, 129/V 657 sayılı Kanun’un 13, HGK 2011/4-592 e. 2012/25 k.) Bu konuda yasal düzenlemeler emredici hükümler içermektedir. Diğer yandan sorumluluk hukukunun temel ilkeleri açısından bakıldığından da bu şekilde düzenlemenin mevzuatta yer almış olması zarar görenin zararının karşılanması yönünden önemli bir teminattır. Somut olayda okul müdürü olan davalının görevi sırasında ve bu görevi kapsamındaki eylem ve işlemleri nedeni ile tazminat talep eldilmiş olmasına göre davanın idari yargı yerinde ve idareye karşı açılması gerekmektedir. Mahkemece kamu görevlisi olan davalı hakkında, taraf sıfatı bulunmadığından, davanın husumet yönünden reddine karar verilmesi gerektiği gerekçesiyle bozulmuştur.
Bozma kararına uyularak ilk oturumda verilen kararda; davalının müdürü olduğu sırada bu görevi kapsamındaki eylem ve işlemler nedeniyle tazminat talebinde bulunulmuş olduğundan mahkemenin görevsizliğine, İYUK 15/C bendine göre idari yargıda hasım gösterilmeden veya yanlış hasım gösterilerek açılan davalarda dava dilekçesinin tespit edilecek gerçek hasıma yöneltileceği, bozma ilamında her ne kadar davanın husumetten reddine karar verilmesi gerekirken denilmiş ise de, görev kamu düzenine ilişkin olduğundan mahkemenin görevsizliğine karar verilmiştir.
2577 sayılı idari Yargılama Usulü Kanun’un 2. maddesi gereğince idari yargı yerlerinde ancak ilgili idare hakkında dava açılabilir. Yerel mahkemece bozma ilamına uyulduğu halde gereği yerine getirilmeksizin ve davalı gerçek kişi aleyhine idari yargı yerinde dava açılamayacağı da gözetilmeksizin yargı yolu bakımından görevsizlik kararı verilmiş olması usul ve yasaya aykırı olup yeniden bozmayı gerektirmiştir.
SONUÇ: Temyiz olunan kararın açıklanan nedenlerle BOZULMASINA ve peşin alınan harcın istek halinde geri verilmesine 02/07/2015 gününde oybirliğiyle karar verildi.