Danıştay Kararı 5. Daire 2019/2801 E. 2021/3671 K. 15.11.2021 T.

Danıştay 5. Daire Başkanlığı         2019/2801 E.  ,  2021/3671 K.
T.C.
D A N I Ş T A Y
BEŞİNCİ DAİRE
Esas No : 2019/2801
Karar No : 2021/3671

DAVACI : …

DAVALI : … Kurulu
VEKİLİ : Av. …

DAVANIN KONUSU : Yargı mensubu olarak görev yapmakta iken, Hakimler ve Savcılar Kurulu Genel Kurulu’nun … tarih ve … sayılı kararıyla 667 sayılı Olağanüstü Hal Kapsamında Alınan Tedbirlere İlişkin Kanun Hükmünde Kararname’nin 3/1. maddesi uyarınca, FETÖ ile iltisak ve irtibatının olduğu gerekçesiyle meslekte kalmasının uygun olmadığına ve meslekten çıkarılmasına karar verilen davacının, 2802 sayılı Hâkimler ve Savcılar Kanunu’nun 69. maddesinin son fıkrası uyarınca meslekten çıkarma cezası ile cezalandırılmasına ilişkin Hakimler ve Savcılar Kurulu İkinci Dairesinin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararı ile bu karara karşı yapılan itirazın reddine ilişkin Hakimler ve Savcılar Kurulu Genel Kurulunun … tarih ve E:…, K:… sayılı kararının iptaline, bu kararlar nedeniyle yoksun kaldığı parasal haklarının yasal faiziyle birlikte iadesi istenilmektedir.

DAVACININ İDDİALARI : Soruşturmaya dayanak teftişin hukuka aykırı ve keyfi olarak yapıldığı, kararın ön yargı ile verildiği, KHK kapsamında meslekten çıkarılmamış olsaydı hakkında soruşturma açılmayacağı, savunma hakkının kısıtlandığı, müfettişin yanlı tutumu nedeniyle masumiyet karinesinin ihlal edildiği, örgüt üyeliği kapsamında yapılan ceza yargılamasının devam ettiği, hukuk devleti ilkesinin ihlal edildiği, Anayasanın 138. maddesi ile koruma altına alınan hakimlerin bağımsızlığı ilkesi uyarınca hakkındaki iddiaların meslekten çıkarma kararına dayanak alınmasına imkan bulunmadığı ileri sürülerek dava konusu kararların hukuka aykırı olduğu iddia edilmiştir.

DAVALININ SAVUNMASI : Davacının sübuta eren filleri nedeniyle 2802 sayılı Hakimler ve Savcılar Kanunu’nun 69. maddesinin son fıkrası uyarınca meslekten çıkarma cezası ile cezalandırılmasına ilişkin dava konusu kararlarda hukuka aykırılık bulunmadığı ileri sürülerek davanın reddi gerektiği savunulmuştur.

DANIŞTAY TETKİK HÂKİMİ …’NİN DÜŞÜNCESİ: Davanın reddi gerektiği düşünülmektedir.

DANIŞTAY SAVCISI … DÜŞÜNCESİ: Dava, 2802 sayılı Hakimler ve Savcılar Kanunu’nun 69. maddesinin son fıkrası uyarınca meslekte kalmasının uygun olmadığına ve meslekten çıkarılmasına ilişkin Hakimler ve Savcılar Kurulu 2. Dairesinin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararı ve yeniden inceleme talebibinin reddine dair Hakimler ve Savcılar Genel Kurulu’nun … tarih ve E:…, K:… sayılı kararının iptali ile bu kararlar nedeniyle mahrum kaldığı tüm mali hakların ödenmesi gereken tarihten itibaren yasal faiziyle birlikte ödenmesine karar verilmesi istemiyle açılmıştır.
Anayasanın 138. maddesinde, “Hakimler, görevlerinde bağımsızdırlar; Anayasaya, kanuna ve hukuka uygun olarak vicdani kanaatlerine göre hüküm verirler. Hiçbir organ, makam, merci veya kişi, yargı yetkisinin kullanılmasında mahkemelere ve hakimlere emir ve talimat veremez; genelge gönderemez; tavsiye ve telkinde bulunamaz.”, 139. maddesinde, “Hakimler ve savcılar azlolunamaz … Meslekten çıkarılmayı gerektiren bir suçtan dolayı hüküm giymiş olanlar, görevini sağlık bakımından yerine getiremeyeceği kesin olarak anlaşılanlar veya meslekte kalmalarının uygun olmadığına karar verilenler hakkında kanundaki istisnalar saklıdır.”, 140. maddesinin üçüncü fıkrasında, “Hakim ve savcıların nitelikleri, atanmaları, hakları ve ödevleri, aylık ve ödenekleri, meslekte ilerlemeleri, görevlerinin ve görev yerlerinin geçici veya sürekli olarak değiştirilmesi, haklarında disiplin kovuşturması açılması ve disiplin cezası verilmesi, görevleriyle ilgili veya görevleri sırasında işledikleri suçlarından dolayı soruşturma yapılması ve yargılanmalarına karar verilmesi, meslekten çıkarmayı gerektiren suçluluk veya yetersizlik halleri ve meslek içi eğitimleri ile diğer özlük işleri mahkemelerin bağımsızlığı ve hakimlik teminatı esaslarına göre kanunla düzenlenir.”, Hakimler ve Savcılar Kurulu başlıklı 159. maddesinin 8. fıkrasında, “Kurul, … meslekte kalmaları uygun görülmeyenler hakkında karar verme, disiplin cezası verme, görevden uzaklaştırma işlemlerini yapar; Adalet Bakanlığının, bir mahkemenin kaldırılması veya yargı çevresinin değiştirilmesi konusundaki tekliflerini karara bağlar; ayrıca, Anayasa ve kanunlarla verilen diğer görevleri yerine getirir.”, bu maddenin 10. fıkrasında ise, “Kurulun meslekten çıkarma cezasına ilişkin olanlar dışındaki kararlarına karşı yargı mercilerine başvurulamaz.” hükümlerine yer verilmiştir.
2802 sayılı Hakimler ve Savcılar Kanunu’nun, “Hakimlik ve savcılık görevlerinin sona ermesi” başlıklı 53. maddesinde, ” Hakim ve savcıların: a) Bu Kanun hükümlerine göre meslekten çıkarılmaları veya meslekte kalmalarının uygun olmadığına karar verilmesi, b) Haklarında soruşturma ve kovuşturma bulunması halleri hariç olmak üzere, mesleğe alınma koşullarından herhangi birini taşımadıklarının sonradan anlaşılması, c) Görevdeyken, 8 inci maddenin (a), (d) ve (g) bentlerinde yazılı niteliklerden herhangi birini kaybetmeleri, d) Meslekten çekilmeleri veya çekilmiş sayılmaları, e) İstek, yaş haddi veya malullük nedenlerinden biriyle emekliye ayrılmaları, f) Ölümleri, hallerinde görevleri sona erer.” hükmüne,
Aynı Yasa’nın “Meslekten çıkarma cezası” başlıklı 69. maddesinde ise; “Meslekten çıkarma: Bir daha mesleğe alınmamak üzere göreve son verilmesidir.
68 inci maddenin (e) bendinde yazılı hallerden dolayı hangi sınıf ve derecede olursa olsun iki defa, diğer hallerden dolayı bir derecede iki veya derece ve sınıf kaydı aranmaksızın üç defa yer değiştirme veya derece yükselmesinin durdurulması cezası almış olmak veya taksirli suçlar hariç olmak üzere, altı aydan fazla hapis veya affa uğramış olsa bile 8 inci maddenin (h) bendinde yazılı suçlardan biri ile kesin hüküm giymek meslekten çıkarılmayı gerektirir. Ancak, verilen cezanın 8 inci maddenin (h) bendinde yazılı suçlardan dolayı verilmemiş olması ve cezanın ertelenmiş, 5237 sayılı Türk Ceza Kanununun 50 nci maddesindeki tedbirlerden birine çevrilmiş veya yüzseksen günden fazla adlî para cezası olması halinde meslekten çıkarma cezası yerine, yer değiştirme cezası verilir.
Birinci fıkra dışında kalan ceza mahkûmiyetlerinin ertelenmiş veya 5237 sayılı Türk Ceza Kanununun 50 nci maddesindeki ceza veya tedbirlere çevrilmiş olup olmadığına bakılmaksızın suçun niteliğine göre 64, 65, 66, 67 veya 68’inci maddelerde sayılan disiplin cezalarından biri verilir.
Hükümlülüğü gerektiren suç, mesleğin şeref ve onurunu bozan veya mesleğe olan genel saygı ve güveni gideren nitelikte görülürse, Kanunda daha alt derecede bir disiplin cezası öngörülmemiş olmak kaydıyla, cezanın miktarına ve ertelenmiş veya 5237 sayılı Türk Ceza Kanununun 50’nci maddesindeki ceza veya tedbirlerden birine çevrilmiş olup olmadığına bakılmaksızın, meslekten çıkarma cezası verilir.” hükmüne yer verilmiştir.
6087 sayılı Hakimler ve Savcılar Kurulu Kanunu’nun “Kurulun görevleri” başlıklı 4. maddesinin; hakim ve savcılarla ilgili olarak (b) fıkrasının 6. bendinde, meslekte kalmaları uygun görülmeyenler hakkında karar verme, 7. bendinde, disiplin cezası verme, 8. bendinde de görevden uzaklaştırma işlemlerini yapmak Kurulun görevleri arasında sayılmış, “Genel Kurulun Oluşumu ve Görevleri” başlıklı 7. maddesinin 2. fıkrasının (ı) bendinde de, 4. maddenin anılan bentlerindeki düzenlemelere Genel Kurulun görevleri arasında yer verilmiş, 33. maddesinde ise, Genel Kurulun veya dairelerin, meslekten çıkarma cezasına ilişkin kesinleşmiş kararlarına karşı yargı mercilerine başvurulabileceği, diğer kararlarının yargı denetimi dışında olduğu, meslekten çıkarma kararlarına karşı açılan iptal davalarının ilk derece mahkemesi olarak Danıştay’da görüleceği hükme bağlanmıştır.
Dava dosyasının incelenmesinden; Şanlıurfa C.Başsavcılığının … tarih ve … sayılı yazısı ile, FETÖ/PDY örgütüne üye olduğu, Kamu ihale Kanununa muhalefet, kamuyu zarara uğratmak, resmi belgede sahtecilik ve nitelikli dolandırıcılık suçlarını işlediği yolunda hakkında iddialar bulunan şüpheli …’un ikametinde yakalanmasına yönelik 02/05/2016 günü saat 09.00 itibariyle arama yapılmasına ve şüphelinin CMK 90. maddesi uyarınca yakalanmasına karar verildiği, bu kapsamda Şanlıurfa Sulh Ceza Hakimliğine yakalamaya yönelik arama kararı verilmesi üzerine başvurulduğu, o tarihte davacının … Nöbetçi … Sulh Ceza Hakimi olarak görev yaptığı, anılan başvuru üzerine, davacının … Nöbetçi … Sulh Ceza Hakimi olarak verdiği … tarih ve D.İş: … sayılı kararda; “arama yapılması talep edilen adresin şüpheli …’a ait olduğu arama talep yazısında belirtilmiş ise de, dosyadaki 27/04/2016 tarihli tutanak dışında bu adresin şüpheliye ait olduğuna ilişkin belge olmadığı, MERNİS kayıtlarında belirtilen adresin kim adına kayıtlı olduğu dosya kapsamında anlaşılmadığı gibi, şüphelinin bu adreste bulunduğuna dair somut bir bilgi ya da belge ibraz edilememesi nedeniyle, 30/04/2016 tarihli yazı ile yapılan arama ve yakalamaya yönelik talebinin yasal koşulların oluşmaması nedeniyle REDDİNE,” karar verdiği, öte yandan darbe girişimine bağlı olarak yapılan soruşturmada, davacının 667 sayılı Olağanüstü Hal Kapsamında Alınan Tedbirlere ilişkin Kanun Hükmünde Kararname’nin 3/1. maddesi uyarınca Hakimler ve Savcılar Kurulu Genel Kurulunun … tarih ve … sayılı kararı ile daha önce meslekten çıkarılmasına karar verildiği, sonrasında yapılan soruşturma sonucunda hazırlanan müfettiş tahkikat dosyası da dikkate alınarak, davacının yukarıda anılan yakalamaya yönelik arama talebinin reddedilmesinin, davacının yargı görevi dışında başka bir saik ile hareket etmesi sonucuna bağlı olduğundan bahisle Hakimler ve Savcılar Kurulu 2. Dairesinin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararı ile 2802 sayılı Hâkimler ve Savcılar Kanunu’nun 69’uncu maddesinin son fıkrası gereğince ayrı bir idari işlem olarak meslekten çıkarma cezası ile cezalandırılmasına karar verildiği, davacının yeniden inceleme talebinin ise, aynı Kurulun … tarih ve E:…, K:… sayılı kararıyla reddedildiği anlaşılmaktadır.
Davacı dava dilekçesinde, Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 116. ve 119. maddeleri kapsamında söz konusu olayda makul şüphenin bulunmadığını iddia etmekte ise de; … Nöbetçi … Sulh Ceza Hakimi olarak verdiği … tarih ve D.İş; … sayılı anılan kararda; dosyadaki 27/04/2016 tarihli tutanak dışında bu adresin şüpheliye ait olduğuna ilişkin belge olmadığı, MERNİS kayıtlarında belirtilen adresin kimin adına kayıtlı olduğunun dosya kapsamından anlaşılmadığı gibi, şüphelinin bu adreste bulunduğuna dair somut bir bilgi ya da belge ibraz edilememesi gerekçeleriyle hüküm kurmuş, makul şüphenin bulunmadığı gerekçesine kararda yer verilmemiştir.
Ayrıca Hakimler Savcılar Kurulu tarafından görevlendirilen müfettiş tahkikat dosyasında; davacının hakim olarak görev yaptığı … Sulh Ceza Hâkimliği tarafından verilen kararın dosya içeriğinde, MERNİS adres sorgulaması yapıldığına dair bir kayıt bulunmadığı, … isimli şahsın ikamet ettiği adresin, KOM Şube polis memurları tarafından 27/04/2016 tarihinde tutulan tutanak ile tespit edildiği, müfettiş marifetiyle yapılan araştırmada arama kararı talep edilen adres ile aramanın yapıldığı adreslerin fiziken aynı adresler olduğu, nitekim tespit gereği gecikmesinde sakınca olan hal nedeniyle 5271 sayılı CMK’nın 119’uncu maddesi çerçevesinde Cumhuriyet Savcısının talimatı ile şüphelinin arama talep yazısında belirtilen adreste yakalandığı yolunda tespitlerin yapıldığı da görülmektedir.
Bu durumda, dosya içeriğindeki bilgi ve belgeler ile Hakimler ve Savcılar Kurulunun … tarih ve … sayılı kararı ile davacının meslekten çıkarılmasına ilişkin karar da dikkate alındığında, dava konusu; Hakimler ve Savcılar Kurulu 2. Dairesinin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararı ve yeniden inceleme talebinin reddine dair Hakimler ve Savcılar Genel Kurulu’nun … tarih ve E:…, K:… sayılı kararında hukuka aykırılık görülmediği sonuç ve kanaatine varılmıştır.
Dava konusu idari işlemlerin hukuka uygun olduğu kanaatine varıldığından, davacının parasal hak talebinin de reddi gerekir.
Açıklanan nedenlerle, davanın reddi gerektiği düşünülmektedir.

TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Danıştay Beşinci Dairesince, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü:

A) MADDİ OLAY VE HUKUKİ SÜREÇ :
Davacının … Nöbetçi … Sulh Ceza Hakimi olarak görev yaptığı döneme ilişkin olarak hakkında, FETÖ/PDY terör örgütünün amaç ve gayesi doğrultusunda planlı ve sistematik bir şekilde yürütülen bir organizasyonun parçası olarak mesleğin şeref ve onurunu bozan veya mesleğe olan genel saygı ve güveni gideren nitelikte eylemlerde bulunduğu,
Bu bağlamda;
“1- Şanlıurfa C.Başsavcılığının … tarih ve … sayılı yazısı ile, FETÖ/PDY örgütüne üye olduğu, Kamu ihale Kanununa muhalefet, kamuyu zarara uğratmak, resmi belgede sahtecilik ve nitelikli dolandırıcılık suçlarını işlediği yolunda hakkında iddialar bulunan şüpheli Y.K.’nın ikametinde yakalanmasına yönelik 02/05/2016 günü saat 09.00 itibariyle arama yapılmasına ve şüphelinin CMK 90. maddesi uyarınca yakalanmasına karar verildiği, bu kapsamda … Sulh Ceza Hakimliğine yakalamaya yönelik arama kararı verilmesi üzerine başvurulduğu, o tarihte davacının … Nöbetçi … Sulh Ceza Hakimi olarak görev yaptığı, anılan başvuru üzerine, davacının … Nöbetçi …. Sulh Ceza Hakimi olarak verdiği … tarih ve D.İş: … sayılı kararda; “arama yapılması talep edilen adresin şüpheli Y.K.’ya ait olduğu arama talep yazısında belirtilmiş ise de, dosyadaki 27/04/2016 tarihli tutanak dışında bu adresin şüpheliye ait olduğuna ilişkin belge olmadığı, MERNİS kayıtlarında belirtilen adresin kim adına kayıtlı olduğu dosya kapsamında anlaşılmadığı gibi, şüphelinin bu adreste bulunduğuna dair somut bir bilgi ya da belge ibraz edilememesi nedeniyle, 30/04/2016 tarihli yazı ile yapılan arama ve yakalamaya yönelik talebinin yasal koşulların oluşmaması nedeniyle REDDİNE karar verdiği”” gerekçesiyle disiplin soruşturması başlatılmıştır.
Anılan soruşturma sonucunda, Hakimler ve Savcılar Kurulu müfettişlerince düzenlenen 23/05/2017 tarihli soruşturma raporuna istinaden Hakimler ve Savcılar Kurulu İkinci Dairesi’nin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararıyla, davacının eyleminin mesleğin şeref ve onurunu ve memuriyet nüfuz ve itibarını bozacak nitelikte olduğu sonucuna ulaşılmış ve 2802 sayılı Hâkimler ve Savcılar Kanunu’nun 69. maddesinin son fıkrası uyarınca meslekten çıkarma cezası ile cezalandırılmasına karar verilmiştir.
Davacı tarafından, meslekten çıkarma cezası ile cezalandırılmasına ilişkin Hakimler ve Savcılar Kurulu İkinci Dairesinin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararı ile bu karara karşı yapılan itirazın reddine ilişkin Hakimler ve Savcılar Kurulu Genel Kurulunun … tarih ve E:…, K:… sayılı kararının iptaline karar verilmesi talebiyle bakılmakta olan dava açılmıştır.

B) İLGİLİ MEVZUAT:
T.C. Anayasasının “Hakimlik ve savcılık teminatı” başlıklı 139. maddesinde; “Hakimler ve savcılar azlolunamaz, kendileri istemedikçe Anayasada gösterilen yaştan önce emekliye ayrılamaz; bir mahkemenin veya kadronun kaldırılması sebebiyle de olsa, aylık, ödenek ve diğer özlük haklarından yoksun kılınamaz. Meslekten çıkarılmayı gerektiren bir suçtan dolayı hüküm giymiş olanlar, görevini sağlık bakımından yerine getiremeyeceği kesin olarak anlaşılanlar veya meslekte kalmalarının uygun olmadığına karar verilenler hakkında kanundaki istisnalar saklıdır.”, “Hakimlik ve savcılık mesleği” başlıklı 140. maddesinin 3. fıkrasında; “..Hakim ve savcıların nitelikleri, atanmaları, hakları ve ödevleri, aylık ve ödenekleri, meslekte ilerlemeleri, görevlerinin ve görev yerlerinin geçici veya sürekli olarak değiştirilmesi, haklarında disiplin kovuşturması açılması ve disiplin cezası verilmesi, görevleriyle ilgili veya görevleri sırasında işledikleri suçlarından dolayı soruşturma yapılması ve yargılanmalarına karar verilmesi, meslekten çıkarmayı gerektiren suçluluk veya yetersizlik halleri ve meslek içi eğitimleri ile diğer özlük işleri mahkemelerin bağımsızlığı ve hakimlik teminatı esaslarına göre kanunla düzenlenir..” şeklinde hükümlere yer verilmiştir.
2802 sayılı Hakimler ve Savcılar Kanununun 69. maddesinin 1. fıkrasında, “… Meslekten çıkarma: Bir daha mesleğe alınmamak üzere göreve son verilmesidir. ” hükmüne, son fıkrasında da; “..Disiplin cezasının uygulanmasını gerektiren fiil suç teşkil etmezse ve hükümlülüğü gerektirmese bile mesleğin şeref ve onurunu ve memuriyet nüfuz ve itibarını bozacak nitelikte görüldüğü takdirde de meslekten çıkarma cezası verilir.
” hükmüne yer verilmiştir.

C) İNCELEME VE GEREKÇE:
Bakılan uyuşmazlıkta, davacıya isnat olunan eylemin, FETÖ/PDY mensubiyeti ile birlikte değerlendirilmesi gerekmektedir.
Bilindiği üzere, FETÖ/PDY terör örgütü, 17-25 Aralık 2013 tarihinde hukuki bir soruşturma görünümü altında Türkiye Cumhuriyeti hükümetini cebren ortadan kaldırmaya ve engellemeye yönelik bir teşebbüste bulunmuştur. Bu girişim sonrası Devlet, bekası için bir dizi tedbirler almak zorunda kalmış, bu amaçla FETÖ/PDY üyelerine yönelik soruşturma ve kovuşturmalar başlamıştır.
Dava dosyasına sunulan bilgi ve belgeler incelendiğinde, Kahramanmaraş Cumhuriyet Başsavcılığı hazırlık bürosunun 2016/2322 soruşturma dosyası ile şüpheli Y.K. hakkında FETÖ/PDY kapsamında yürütülen soruşturmada; Cumhuriyet Savcısı tarafından şüpheli Y.K.’nın … Mahallesi … Sokak … Karşısı … Apt.Daire … …/ŞANLIURFA adresinde şahsın yakalanmasına yönelik 02/05/2016 günü saat 09.00 itibari ile arama yapılarak şüphelinin yakalanması ve Kahramanmaraş Emniyet Müdürlüğü KOM Şube Müdürlüğü görevlilerine teslimi ile Cumhuriyet Başsavcılığına naklinin sağlanması hususunda 29/04/2016 tarihinde Şanlıurfa Cumhuriyet Başsavcılığına talimat yazıldığı, Şanlıurfa Cumhuriyet Başsavcılığının … tarih ve … muhabere dosyası ile Cumhuriyet Savcısı tarafından şüphelinin talimat yazısında belirtilen yer ve zaman diliminde şüphelinin sadece yakalanmasına yönelik arama yapılmasına ve CMK’nm 90. maddesi uyarınca yakalanmasına karar verilmesinin davacının görev yaptığı Şanlıurfa 2.Sulh Ceza Hâkimliğinden talep edildiği, Şanlıurfa 2.Sulh Ceza Hâkimliğinin 01.05,2016 tarih ve 2016/3862 değişik iş sayılı kararıyla; “Arama yapılması talep edilen adresin şüpheli …’a ait olduğu arama talep yazısında belirtilmiş ise de, dosyadaki 27/04/2016 tarihli tutanak dışında bu adresin şüpheliye ait olduğuna ilişkin belge olmadığı, MERNİS kayıtlarında belirtilen adresin kim adına kayıtlı olduğu dosya kapsamında anlaşılamadığı gibi, şüphelinin bu adreste bulunduğuna dair somut bir bilgi yada belge ibraz edilememesi nedeniyle, 30/04/2016 tarihli yazı ile yapılan arama ve yakalamaya yönelik talebinin yasal koşulların oluşmaması nedeniyle “ talebin reddine karar verildiği, Kahramanmaraş Cumhuriyet Başsavcılığının … soruşturma sayılı dosyası kapsamında, soruşturma ile bağlantısı bulunduğu belirtilen Y.K.’nın ikamet adresinin tespitinin istenilmesi üzerine KOM Şube Müdürlüğü Mali Suçlar Büro Amirliğinde görevli polis memurları tarafından 27/04/2016 tarihinde tutulan tutanakta Y.K. isimli şahsın arama kararının talep edildiği, … Mahallesi … Sokak … karşısı … Apartmanı Daire:… …/Şanlıurfa adreste ikamet ettiğinin tespit edildiği, arama ve yakalama kararı talebinin reddedilmesi üzerine 5271 sayılı CMK’nın 119. maddesi çerçevesinde Cumhuriyet Savcısının 02/05/2016 günü saat 07.00’de gecikmesinde sakınca olan hal nedeniyle şüphelinin adresinde arama yapılması yönünde verdiği talimat gereği adı geçen şüphelinin belirtilen adreste yakalandığı, bu hususa ilişkin 02/05/2016 tarihli yakalama tutanağının ve talimat fezlekesinin soruşturma dosyası içerisinde bulunduğu görülmüştür.
Öte yandan, davacı dava dilekçesinde, Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 116. ve 119. maddeleri kapsamında söz konusu olayda makul şüphenin bulunmadığını iddia etmekte ise de; … Nöbetçi … Sulh Ceza Hakimi olarak verdiği … tarih ve D.İş; … sayılı anılan kararda; dosyadaki 27/04/2016 tarihli tutanak dışında bu adresin şüpheliye ait olduğuna ilişkin belge olmadığı, MERNİS kayıtlarında belirtilen adresin kimin adına kayıtlı olduğunun dosya kapsamından anlaşılmadığı gibi, şüphelinin bu adreste bulunduğuna dair somut bir bilgi ya da belge ibraz edilememesi gerekçeleriyle hüküm kurmuş, makul şüphenin bulunmadığı gerekçesine kararda yer verilmediği görülmüştür.
Diğer taraftan, Hakimler ve Savcılar Kurulu Genel Kurulunun … tarih ve … sayılı kararı ile davacının FETÖ ile iltisak ve irtibatının olduğu gerekçesiyle meslekte kalmasının uygun olmadığına ve meslekten çıkarılmasına karar verilmiş; bu karara karşı yapılan yeniden inceleme talebi de … tarih ve … sayılı Hakimler ve Savcılar Kurulu Genel Kurulu kararıyla reddedilmiştir. Davacı tarafından bu kararların iptali istemiyle açılan dava ise Dairemizin 15/11/2021 tarih ve E:2016/57775, K:2021/3665 sayılı kararıyla reddedilmiştir.
Netice itibarıyla, yargı kararıyla FETÖ/PDY silahlı terör örgütü ile iltisak ve iritbatı olduğu tespit edilen davacının yukarıda yer verilen bu eyleminin yargısal takdire ilişkin olmayıp plânlı bir organizasyonun parçası olarak hukuk dışı amaçların gerçekleştirilmesine ve örgütsel hiyerarşi içerisinde kendilerine verilen görevi yerine getirmeye yönelik olduğu anlaşılmaktadır. Bu itibarla mesleğin şeref ve onurunu, memuriyet nüfuz ve itibarını bozacak nitelikteki tespit edilen eylemi nedeniyle davacının 2802 sayılı Hâkimler ve Savcılar Kanunu’nun 69. maddesinin son fıkrası uyarınca meslekten çıkarma cezası ile cezalandırılmasına ilişkin Hakimler ve Savcılar Kurulu İkinci Dairesinin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararı ile bu karara karşı yapılan itirazın reddine ilişkin Hakimler ve Savcılar Kurulu Genel Kurulunun … tarih ve E:…, K:… sayılı kararında hukuka aykırılık görülmemiştir.
Dava konusu kararlarda hukuka aykırılık görülmediğinden davacının bu kararlar nedeniyle yoksun kaldığı parasal haklarının yasal faiziyle birlikte iadesi isteminin de reddi gerekmektedir.

D) KARAR SONUCU:
Açıklanan nedenlerle;
1. Davacının meslekten çıkarma cezası ile cezalandırılmasına ilişkin Hakimler ve Savcılar Kurulu İkinci Dairesinin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararı ile bu karara karşı yapılan itirazın reddine ilişkin Hakimler ve Savcılar Kurulu Genel Kurulunun … tarih ve E:…, K:… sayılı kararının iptaline karar verilmesi istemi yönünden DAVANIN REDDİNE,
2. Davacının bu kararlar nedeniyle yoksun kaldığı parasal haklarının yasal faiziyle birlikte iadesi istemi yönünden DAVANIN REDDİNE,
3. Davacının adli yardım isteminin kabul edilmiş olması nedeniyle davanın açılışı sırasında tahsil edilemeyen ve ayrıntısı aşağıda gösterilen toplam … TL yargılama giderinin davacıdan tahsili için müzekkere yazılmasına,
4. Karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca belirlenen … TL vekâlet ücretinin davacıdan alınarak davalı idareye verilmesine,
5. Bu kararın tebliğ tarihini izleyen 30 (otuz) gün içerisinde Danıştay İdari Dava Daireleri Kuruluna temyiz yolu açık olmak üzere, 15/11/2021 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.