YARGITAY KARARI
DAİRE : 4. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2014/11160
KARAR NO : 2015/8930
KARAR TARİHİ : 01.07.2015
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
Davacı … vekili Avukat … tarafından, davalılar … ve diğerleri aleyhine 17/02/2006 gününde verilen dilekçe ile maddi ve manevi tazminat istenmesi üzerine mahkemece yapılan yargılama sonunda; davanın reddine dair verilen 05/11/2013 günlü kararın Yargıtay’ca adli yardım talepli olarak incelenmesi davacılar vekili ve davalılar …, … ile … vekilleri tarafından süresi içinde istenilmekle temyiz dilekçelerinin kabulüne karar verildikten sonra tetkik hakimi tarafından hazırlanan rapor ile dosya içerisindeki belgeler incelenerek gereği görüşüldü.
6100 sayılı HMK madde 334 de “(1) Kendisi ve ailesinin geçimini önemli ölçüde zor duruma düşürmeksizin, gereken yargılama veya takip giderlerini kısmen veya tamamen ödeme gücünden yoksun olan kimseler, iddia ve savunmalarında, geçici hukuki korunma taleplerinde ve icra takibinde, taleplerinin açıkça dayanaktan yoksun olmaması kaydıyla adli yardımdan yararlanabilirler. (2) Kamuya yararlı dernek ve vakıflar, iddia ve savunmalarında haklı göründükleri ve mali açıdan zor duruma düşmeden gerekli giderleri kısmen veya tamamen ödeyemeyecek durumda oldukları takdirde adli yardımdan yararlanabilirler. (3) Yabancıların adli yardımdan yararlanabilmeleri ayrıca karşılıklılık şartına bağlıdır.” hükmü getirilmiştir. Aynı kanun madde 336 da ise “(2) Talepte bulunan kişi, iddiasının özeti ile birlikte, iddiasını dayandıracağı delilleri ve yargılama giderlerini karşılayabilecek durumda olmadığını gösteren mali durumuna ilişkin belgeleri mahkemeye sunmak zorundadır. (3) Kanun yollarına başvuru sırasında adli yardım talebi bölge adliye mahkemesine veya Yargıtaya yapılır. (4) Adli yardım talebine ilişkin evrak, her türlü harç ve vergiden muaftır.” şeklinde düzenleme yapılmıştır.
Dosyadaki bilgi ve belgelerden, davacının yukarıda belirtilen kanun hükmünün öngördüğü şartları taşıdığı anlaşıldığından, adli yardım talebinin kabulüne karar verilerek işin esasının incelenmesine geçildi.
1- Dosyadaki yazılara, kararın bozmaya uygun olmasına, delillerin değerlendirilmesinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre
davacıların tüm, davalılardan …, … ile …’ın aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan temyiz itirazları reddedilmelidir.
2- a) Davalılardan …, … ile …’ın diğer temyiz itirazlarına gelince; Dava, haksız eylem nedeniyle uğranılan maddi ve manevi zararın ödetilmesi istemine ilişkindir. Mahkemece, davanın reddine karar verilmiş; hüküm, davacılar ile davalılardan …, … ile … tarafından temyiz olunmuştur.
Davacı, müteveffa eşi …’ın … TV’de yayınlanan ‘… ile …’ adlı programa katıldığını, program yapımcılarının tedavi yardımı için kendilerine gelen …’a çocukken babasının tacizleri sonucu yaşamış olduğu ‘ensest’ ilişkiyi anlatması için ikna ettiklerini, müteveffanın 9 yaşında babası tarafından tecavüze uğradığını anlattığını, programda kullandığı kelimelerin hiçbir şekilde kesilmediğini, müteveffanın tanınmasına yol açacak şekilde yayınlandığını, yayın sona erdikten 2 gün sonra müteveffanın babası Ersin Kaygaz tarafından evinde çocuklarının gözü önünde öldürüldüğünü belirterek kendisi ve çocukları için maddi ve manevi zararının ödetilmesi isteminde bulunmuştur.
Dosya kapsamından dahili davalı … hakkında usulüne göre açılmış bir dava bulunmadığı, yargılama sırasında dahili dava dilekçesi tebliğ edilerek davaya dahil edildiği anlaşılmaktadır. Ancak, dahili dava yoluyla taraf değiştirilemeyeceği gibi davalı sıfatı da kazandırılamaz. … hakkında usulüne uygun olarak açılmış bir dava bulunmadığından, hakkında karar verilmesine yer olmadığına şeklinde karar verilmesi gerekirken, yazılı şekilde hüküm kurulması usul ve yasaya uygun düşmediğinden kararın bozulması gerekmiştir.
b) Dava konusu yayın tarihinde yürürlükte bulunan 3984 sayılı Özel Radyo ve Televizyonların Kuruluş ve Yayınları Hakkındaki Kanun’da yayın yoluyla yapılan saldırılardan dolayı sorumlu olanlara ilişkin özel bir düzenleme bulunmamakta olup yasanın 28. maddesinde “Gerçek ve tüzel kişilerin ayrıca genel hükümlere göre ilgili yayın kuruluşuna karşı tazminat davası açma hakkı saklıdır, Yayın kuruluşu ile birlikte şirketin yönetim kurulu başkanı da müştereken ve müteselsilen sorumludur.” denmekle genel hükümlere yollama yapılmıştır.
BK’nun 41. maddesinde “gerek kasten, gerek ihmal ve teseyyüp yahut tedbirsizlik ile haksız bir suretle diğer kimseye bir zarar ika eden şahıs, zararın tazminine mecburdur” denildikten sonra aynı yasanın 50. maddesinde “haksız eylemin ve bunun sonucunda doğan zararın birden fazla kişi tarafından meydana getirilmesi durumunda zarar gören dilediği takdirde zarardan eyleme katılanların birisinin, birkaçının veya tamamının zincirleme olarak sorumlu tutulmalarını isteyebilir” hükümleri düzenlenmiştir.
Şu durumda, 3984 sayılı Kanunda genel yayın yönetmeninin sorumluluğuna ilişkin özel bir düzenleme getirilmediğine, genel hükümlere göre davalılardan …’in dava konusu yayının hazırlanması ve yayınlanmasında BK’nun 50. maddesi kapsamında bir iştiraki bulunduğu konusu iddia ve ispat olunmadığına göre, davalılardan …’e yönelik davanın husumetten reddi gerekirken onun yönünden de işin esasına girilmiş bulunması doğru olmayıp bozmayı gerektirmiştir.
c) Davacı maddi tazminat isteminde bulunmuş, mahkemece istemin reddine karar verilmiş ve temyiz eden davalılar kendisini vekil ile temsil ettirmesine rağmen yararlarına vekalet ücretine hükmedilmemiştir.
Davalılar …, … ile … hakkında açılan maddi tazminat davası reddedildiğine göre kendisini yargılamada vekille temsil ettiren davalılar yararına yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi’ne göre vekalet ücreti takdir edilmesi gerekirken bu konuda hüküm kurulmamış olması doğru olmamış ve kararın bu nedenle de bozulması gerektirmiştir.
SONUÇ : Temyiz olunan kararın yukarıda (2/a-b-c) bendinde belirtilen nedenlerle temyiz eden davalılar …, … ile … yararına BOZULMASINA, davacıların tüm, temyiz eden davalıların diğer temyiz itirazlarının ilk bentte açıklanan nedenlerle reddine ve temyiz eden davalılardan peşin alınan harcın istek halinde geri verilmesine 01/07/2015 gününde oybirliğiyle karar verildi.