Yargıtay Kararı 4. Hukuk Dairesi 2015/1079 E. 2015/8972 K. 02.07.2015 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 4. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2015/1079
KARAR NO : 2015/8972
KARAR TARİHİ : 02.07.2015

MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi

Taraflar arasındaki manevi tazminat davasından dolayı yerel mahkemece verilen gün ve sayısı yukarıda yazılı kararın; Dairemizin 11/09/2014 gün ve 2014/10536-2014/11642 sayılı ilamıyla bozulmasına karar verilmiştir. Süresi içinde davalı … ile davalı-karşı davacı … vekili tarafından kararın düzeltilmesi istenilmiş olmakla HUMK’nun 440-442. maddeleri uyarınca tetkik hakimi tarafından hazırlanan rapor ile dosya içerisindeki kağıtlar incelenerek gereği görüşüldü.
1- Temyiz ilamında bildirilen gerektirici nedenler karşısında Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu’nun değişik 440. maddesinde sayılan nedenlerden hiç birine uygun olmayan davalılardan …’nin karar düzeltme istemi reddedilmelidir.
2- Davalı- karşı davacı …’in karar düzeltme istemine gelince;
Dava ve karşı dava haksız eyleme dayalı manevi tazminat istemine ilişkindir. Mahkemece, davalılardan … yönünden davanın reddine, … yönünden istemin ksımen kabulüne ve karşı davanın reddine dair kurulan hüküm davacı ile davalı- karşı davacı …’in temyizi üzerine bozulmuştur. Davalı … ile davalı- karşı davacı … tarafından kararın düzeltilmesi istenmiştir.
Davacı, davalılardan …’nin evlilikleri devam ettiği halde diğer davalı ile birlikte yaşamaya başladığını, davalıların bu eylemlerinin kişilik haklarına saldırı oluşturduğunu belirterek manevi tazminat isteminde bulunmuştur.
Mahkemece, davalılardan … yönünden istemin reddine karar verilmiş; davalılardan … ise tazminatla sorumlu tutulmuştur. Dairemizin 11/09/2014 tarih, 2014/10536 esas, 2014/11642 karar sayılı bozma ilamında özetle; davalılardan …’nin genel hükümlere göre tazminattan sorumlu olduğu ayrıca davacı yararına hüküm altına alınan tazminat miktarının az olduğu gerekçesiyle hükmün bozulmasına karar verilmiştir.
TMK.nun 185. maddesine göre, “Evlenmeyle eşler arasında evlilik birliği kurulmuş olur. Eşler birlikte yaşamak, birbirlerine sadık kalmak ve yardımcı olmak zorundadırlar.” Aynı Yasanın 174. maddesine göre de, “Mevcut veya beklenen menfaatleri boşanma yüzünden zedelenen kusursuz veya daha az kusurlu taraf, kusurlu taraftan uygun bir maddi tazminat isteyebilir. Boşanmaya sebep olan olaylar yüzünden kişilik hakkı saldırıya uğrayan taraf, kusurlu olan diğer taraftan manevi tazminat olarak uygun miktarda bir para ödenmesini isteyebilir.”
Evlenmeyle eşler arasında kurulan aile birliğinin taraflara yüklediği ödevlerin ihlali veya yerine getirilmemesi durumunda bu yükümlülüğü yerine getirmeyen eş yönünden Türk Medeni Kanunundaki sonuçları, boşanma ve boşanma sebebi olması durumunda, bu olaylar yüzünden kişilik haklarının saldırıya uğraması halinde manevi tazminat talep edilebileceğidir.
818 sayılı BK’nın 41. (6098 s. TBK m.49) maddesine göre, kusurlu ve hukuka aykırı bir fiille başkasına zarar veren, bu zararı gidermekle yükümlüdür. Yine 818 sayılı BK ‘nın 49. (6098 s. TBK m.58) maddesinde “Şahsiyet hakkı hukuka aykırı bir şekilde tecavüze uğrayan kişi, uğradığı manevi zarara karşılık manevi tazminat namıyla bir miktar para ödenmesini dava edebilir.” Haksız fiile dayalı bir borcun doğabilmesi için, hukuka aykırı bir fiil bulunmalı, fiili işleyenin kusuru olmalı, sonuçta bir zarar doğmalı, zarar ile işlenen fiil arasında da uygun nedensellik bağı bulunması gerekir.
Somut olaya gelince, davalı-karşı davacı …’in ve diğer davalı eşin davacıya yönelik, bütün olarak aldatma mahiyetindeki davranışlarının manevi tazminatı gerektirip gerektirmeyeceğinin tartışılması gereklidir.
Davalı-karşı davacı …’in doğrudan davacının bedensel veya ruhsal bütünlüğüne yönelik hukuka aykırı bir fiilde bulunduğundan söz edilemez. Yukarıda anılan yasada yükümlülüğünü ihlal eden eşin eylemini birlikte gerçekleştirdiği kişiler yönünden herhangi bir düzenleme getirilmemiştir.
Dava konusu eylemin gerçekleştiği tarih itibariyle yürürlükte bulunan 818 sayılı BK’nun müteselsil sorumluluğa ilişkin hükümlerinin de uygulanma imkanı bulunmamaktadır. Zira, sözkonusu Yasanın 50. maddesinde haksız fiil nedeniyle müteselsilen sorumluluğuna gidilebilecekler gösterilmiştir. Yukarıda açıklanan yasal duruma göre, davalı zararın meydana gelmesinden asli olarak sorumlu tutulamaz. Yine yasa hükmünün aradığı anlamda iştirak hali de söz konusu olamaz. Zira iştiraken işlenebilir bir eylemin varlığının kabul edilebilmesi için, eylemin müstakilen ve asli olarak da işlenebilir olması gerekir. Ayrıca haksız fiil sorumluluğunu, geniş ve belirsiz bir kavram olan sadakat yükümlülüğünü ihlal etmeye iştirak çerçevesinde değerlendirmek, bu sorumluluğu belirsiz hale getirecektir.
Açıklanan nedenlerle, 818 s. BK.49. (6098 s.TBK m.58) maddesine göre, davalının eylemi, davacının kişilik değerlerine saldırı oluşturacak nitelikte bir eylem olarak kabul edilemez. Mahkemece açıklanan yönler gözetilerek, davalı-karşı davacı … yönünden davacının manevi tazminat isteminin tümden reddine karar verilmesi gerekir. Davalı-karşı davacı … yönünden kararın yukarıdaki gerekçeyle bozulması gerekirken, Dairemizce karar başka gerekçeyle bozulduğundan davalı-karşı davacı …’in karar düzeltme istemi HUMK’nun 440-442. maddeleri uyarınca kabul edilmeli; bozma kararının(2/b) bendi kaldırılmalı ve karar gösterilen nedenle değişik şekilde bozulmalıdır.
SONUÇ: Yukarıda (2) nolu bentte açıklanan nedenle; davalı-karşı davacı …’in karar düzeltme isteminin HUMK’un 440-442 maddeleri uyarınca kabulüne, Dairemizin 11/09/2014 tarih, 2014/10536 esas, 2014/11642 karar sayılı bozma ilamının (2/b) bendinin kaldırılmasına, kararın davalı-karşı davacı … yönünden açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, davalılardan …’nin karar düzeltme itirazlarının (1) nolu bentte açıklanan nedenle reddine, HUMK’nun 442/3. ve 4421 sayılı Kanunun 2. ve 4/b-1. maddeleri gereğince takdiren 248.00 TL para cezası ile aşağıda yazılı ret karar harcının davalılardan …’ye yükletilmesine, peşin alınan harcın bundan mahsubuna, davalı-karşı davacı …’ten peşin alınan harcın istek halinde geri verilmesine 02/07/2015 gününde oyçokluğuyla karar verildi.

KARŞI OY YAZISI

Temyiz ilamında bildirilen gerektirici nedenler karşısında Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu’nun değişik 440. maddesinde sayılan nedenlerden hiç birine uygun olmayan karar düzeltme isteğinin reddine karar verilmesi gerektiğini düşündüğümüzden çoğunluk görüşüne katılmıyoruz. 02/07/2015