Yargıtay Kararı 10. Ceza Dairesi 2011/4033 E. 2015/6679 K. 12.02.2015 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 10. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2011/4033
KARAR NO : 2015/6679
KARAR TARİHİ : 12.02.2015

Mahkeme : Sulh Ceza Mahkemesi
Suç : Kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma
Hüküm : Tedavi ve denetimli serbestlik tedbirine uyulmaması
üzerine mahkûmiyet

28.11.2007 tarihli tedavi ve denetimli serbestlik tedbiri kararında gösterilen kanun yolu açıklamaları yeterli olduğundan, bu kararın kesinleşmediğine ve 22.12.2008 tarihli mahkûmiyet hükmünün hukuki değerden yoksun olduğuna ilişkin tebliğnamedeki düşünceye iştirak edilmemiş, 22.12.2008 tarihli hüküm incelenmiştir.
Yargılama sürecindeki işlemlerin yasaya uygun olarak yapıldığı, delillerin gerekçeli kararda gösterilip tartışıldığı, vicdanî kanının dosya içindeki belge ve bilgilerle uyumlu olarak kesin verilere dayandırıldığı, eylemin sanık tarafından gerçekleştirildiğinin saptandığı, eyleme uyan suç tipi ile yaptırımların doğru biçimde belirlendiği anlaşıldığından; sanık müdafiinin yerinde görülmeyen temyiz itirazlarının reddiyle, hükmün ONANMASINA, Başkan vekili ….’nın karşı oyu ve oyçokluğuyla 12.02.2015 tarihinde karar verildi.

KARŞI OY GEREKÇESİ

Anayasa’nın 40. maddesinin 2. fıkrası ile CMK’nın 34. maddesinin 2. fıkrası, 231. maddesinin 2. fıkrası ve 232. maddesinin 6. fıkrası hükümlerine göre; gerek yüze karşı gerekse yoklukta verilen hüküm ve kararlarda başvurulacak kanun yolunun, kanun yoluna başvuru süresinin, başvurunun yapılacağı merciin, başvuru şeklinin ve başvuruyu inceleyecek merciin hiçbir duraksamaya yer vermeyecek biçimde açıkça belirtilmesi zorunludur.
Yasa yoluna ilişkin bildirimin eksik yapılması ile hiç yapılmaması aynı sonucu doğurur. Geçersiz olan tefhim veya tebligat, temyiz süresinin başlangıcına esas alınamaz.
Sanık hakkında “kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma” suçundan 28.11.2007 tarihinde TCK’nın 191. maddesinin 2. fıkrası uyarınca “tedavi ve denetimli serbestlik tedbiri uygulanmasına” karar verilmiş; bu kararın kesinleştiği ve sanığın tedavi ve denetimli serbestlik tedbirinin gereklerine uymadığı kabul edilerek 22.12.2008 tarihinde sanık hakkında mahkûmiyet hükmü kurulmuştur.
Yargıtay Ceza Genel Kurulu’nun 2011/785-2012/101 ve Dairemizin 2011/10681-2012/7975 sayılı kararlarına yazdığım karşı oy gerekçelerimde açıkladığım nedenlerle; TCK’nın 191. maddesinin 2. fıkrasına 6217 sayılı Kanun’la eklenen cümlenin yürürlüğe girdiği 14.04.2011 tarihinden önce, belirtilen fıkra gereğince verilen “tedavi ve denetimli serbestlik tedbiri uygulanmasına” ilişkin kararlar hüküm niteliğinde olup, bu kararlara karşı başvurulacak kanun yolu, hüküm tarihi itibarıyla “itiraz” olmayıp “temyiz”dir.
28.11.2007 tarihinde sanığın yokluğunda verilen sözü edilen hükümde “7 gün içerisinde mahkemeye vereceği dilekçe veya tutanağa geçirilecek beyanla itiraz yolu açık olmak üzere karar verildiği” belirtilmiş; böylece yasa yolu temyiz yerine itiraz olarak yanlış ve başvuru şekli eksik olarak gösterilmiş, başvuruyu inceleyecek merci ise hiç gösterilmemiştir.
Bu nedenle, geçerli bir tebligat olmadığından, 28.11.2007 tarihli hüküm kesinleşmemiştir. Buna bağlı olarak;
a) 22.12.2008 tarihli hükmün hukuksal geçerliliği yoktur.
b) Sanığın temyizinin 28.11.2007 tarihli hükme yönelik olduğunun kabul edilmesi ve bu hükmün incelenmesi gerekir.
Açıkladığım nedenlerle; 28.11.2007 tarihli hükmün kesinleştiğine ve 22.12.2008 tarihli hükmün onanmasına ilişkin çoğunluk görüşüne katılmıyorum. 12.02.2015