Yargıtay Kararı 11. Hukuk Dairesi 2014/5016 E. 2015/2891 K. 03.03.2015 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 11. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2014/5016
KARAR NO : 2015/2891
KARAR TARİHİ : 03.03.2015

MAHKEMESİ :TİCARET MAHKEMESİ

Taraflar arasında görülen davada …. Asliye Ticaret Mahkemesi’nce bozmaya uyularak verilen 31/12/2013 tarih ve 2012/102-2013/332 sayılı kararın duruşmalı olarak incelenmesi davacılar vekili tarafından istenmiş olup, duruşma için belirlenen 03/03/2015 günü başkaca gelen olmadığı yoklama ile anlaşılıp hazır bulunan davalı vekili Av. … dinlenildikten sonra duruşmalı işlerin yoğunluğu ve süre darlığından ötürü işin incelenerek karara bağlanması ileriye bırakıldı. Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen rapor dinlenildikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacılar vekili, müvekkilleri tarafından 2003 yılında davalı bankanın … Şubesinde 127442 numaralı müşterek bir hesap açıldığını, bu hesap üzerinde her bir müvekkilinin müştereken ve münferiden tasarruf hakkının bulunduğunu, daha sonra bu ana hesap numarasına bağlı olarak bir çok vadeli, vadesiz TL ve döviz hesapları açıldığını, müvekkillerinin hesapları ile esas olarak banka yönetmen yardımcısı …’in ilgilendiğini, hesaptaki paranın kimi zaman 2 milyon YTL’yi aştığını, müvekkillerinin para yatırmak veya çekmek üzere bankaya gittiğinde Nuray’la muhatap olduğunu, bu kişi tarafından banka cüzdanlarına miktarlar, vadeler ile bunun getirilerinin yazıldığını, imzaların atıldığını, yapılan işlemlerde usulsüzlükler olduğunun fark edilmesinin olanaklı olmadığını, bankacılık sektörüne güvenen müvekkillerinin cüzdanlarına yazılı olana itibar ettiklerini, 2006 yılı Mayıs ayının son günlerinde bankaya giden müvekkili …’e yine … tarafından döviz hesaplarıyla ilgili bazı döviz bozum fişleri imzalatıldığını, ancak hemen ertesinde bu işlemlerden şüphelenen müvekkillerinin bankaya giderek hesaplarını kontrol ettiğinde usulsüz işlemleri fark ettiklerini, kendilerinden habersiz olarak çok önceden döviz hesaplarının bozulduğunu, yine vadeli hesaplarının bozulduğunu, hesapları üzerinde talimat ve imza olmaksızın açma kapatma işlemleri yapıldığını öğrendiklerini, bunun üzerine 31.05.2006 tarihi itibariyle bu bankadaki hesaplarını kapatma talimatı vererek ilk önce 1.702.500.00 YTL’yi daha sonra da diğer paralarını çektiklerini, ancak banka cüzdanlarında belirtilen para ile ödenen para arasında farklılık bulunduğu gibi vaat edilen getirilerin de ödenmediğini, dosyaya celp edilecek Bakırköy 3. Sulh Hukuk Mahkemesi’nin tespit dosyasında, usulsüzlüklerin neler olduğunun ortaya konduğunu, bu dosyaya verilen bilirkişi raporlarında habersiz olarak bir çok defa hesap açılıp kapatıldığı, bir çok işlemde davacıların imzasının bulunmadığını, imza yerlerinin boş olduğunun belirtildiğini, nitekim 500.000 USD döviz hesabının 17.05.2006 tarihli kapanış fişinde mudi imzasının olmadığının da bu raporda belirtildiğini, ancak ek raporda döviz bozdurum dekontlarında mudi imzasının bulunduğu açıklanmakta ise de bu imzaların sonradan yanıltma suretiyle alınmış olduğunu, imzaların gerçekte 2006 Mayıs sonunda alınmasına karşın 9, 10, 17 Mayısta alınmış gibi gösterildiğini, imzaların kandırılmak suretiyle sonradan alındığını banka görevlisi …’in savcılık ifadesinde açıkladığını, 500.000 Dolar habersizce bozulup YTL’ye çevrilmemiş olsa müvekkillerinin hesap kapatma tarihi olan 31.05.2006 tarihinde 500.000 Dolar için alacağı paranın 780.000.00 YTL olacağı halde bankaca bu hesap 670.000,00 YTL olarak belirlenip eksik ödeme yapıldığını, aradaki farkın yaklaşık 110.000.00 YTL olduğunu ve oluşan bu farklılıktan davalı bankanın sorumlu olacağının açık olduğunu, bankaya olan güvenlerini kaybeden müvekkillerinin bankadan paralarını çekmeye başladığı 31.05.2006 tarihi itibariyle ellerinde 144 numaralı 500.000.00 Dolarlık döviz banka cüzdanı, 147 numaralı 1.000.000.00 YTL’lik banka cüzdanı, 148 numaralı 250.156.35 YTL’lik banka cüzdanı, 145 nolu 335.000.00 YTL’lik banka cüzdanı ile 90.000.00 YTL’lik dekont bulunduğunu, ayrıca 85.000.00 YTL bedelinde borsa işleminin mevcut olduğunu, banka cüzdanları daha sonra banka tarafından yanlış bir şekilde işlendiğini, döviz hesabının 31.05.2006 tarihi itibariyle yukarıda açıklanan nedenlerle birim 1.560.00 YTL’den 780.000.00 YTL olarak değerlendirildiğinde tüm paranın toplamının 2.540.156,35 YTL olduğu halde ödenen paranın 2.215.000,00 YTL olduğunu, arada 235.156.35 YTL fark bulunduğunu ileri sürerek ıslah edilmiş şekliyle 250.000,00 YTL’nin hesap kapatma tarihi olan 31.05.2007 tarihinden itibaren işleyecek ticari reeskont faizi ile birlikte davalıdan alınıp davacılara verilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili; davacılar adına, müvekkili bankanın … Şubesi nezdinde 29.03.2003 tarihinde 127442 sayı ile hesap açıldığını, hesapta her bir davacının tek başına tasarruf yetkisi bulunduğunu, bu hesabın 31.05.2006 tarihine kadar açık kaldığını ve bir çok ek hesaplar açılarak davacıların çeşitli yatırım enstrümanlarında işlem yaptığını, 31.05.2006 tarihinde ise davacıların müvekkili bankadaki hesaplarını kapatma kararı verip, paralarını çektiklerini, davacıların hesaplarındaki paraları itirazı kayıt koymadan çektiklerini, yaklaşık 6 ay sonra 28.11.2006 tarihli ihtarla 230.000,00 YTL talep ettiklerini, davacıların tespit raporunun müvekkilinin yokluğunda hazırlanmış olup, bir kısım belge ve evraklar dikkate alınmadığı gibi müvekkili bankanın görüşlerinin de dikkate alınmadığını, yapılan işlemler sonucunda davacı lehine olan getirilerin de dikkate alınmadığı gibi bilirkişi raporunda yapılmış net bir usulsüzlükten bahsedilmediğini, davacıların banka ile uzun süredir çalışan piyasa şartlarını bilen kişiler olup aldatılarak imzalarının sonradan alındığını iddia etmelerinin inandırıcı olmadığını savunarak, davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, bozma ilamına uyularak yapılan yargılama sonunda tüm dosya kapsamına göre 26/09/2013 tarihli ek bilirkişi raporunda, davacılara ait tüm vadeli hesaplardaki hesap hareketlerine ilişkin işlemlerde davacıların imzalarının bulunduğu, davacıların talimatı doğrultusunda işlemlerin gerçekleştirildiği, vadeli hesaplardaki mevduatın herhangi bir üçüncü şahsa veya üçüncü şahıs hesabına aktarılmadığı, bu suretle vadeli hesaplar yönünden davacıların zararının oluşmadığının anlaşıldığı, ibraz edilen ek raporun hüküm kurmaya elverişli görüldüğü, 08/03/2013 havale tarihli ilk raporda davacıların vadeli hesaplar yönünden 145.000 TL zararın oluştuğu beyan edilmiş ise de ilk raporda hesap hareketlerinde davacıların talimatının olup olmadığı hususunun irdelenmediği, davacıların talimatı yokmuş gibi hesap yapıldığı, ek raporda ise davacıların davalı bankaya hesap hareketleri için talimat verip vermediği irdelendiğinden ilk rapora itibar edilmediği, davacıların vadeli mevduat hesaplarının vadelerinden önce bozulması nedeniyle doğan zararların bulunmadığı, bu durumun … Ağır Ceza Mahkemesi’nin 2007/72 E. 2009/15 K. sayılı ilamında davacılar yönünden yapılan tespitler ile de teyit edildiği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Kararı, davacılar vekili temyiz etmiştir.
Dava, davacılara ait vadeli mevduat hesaplarının vadelerinden önce davalı banka çalışanınca bozulması nedeniyle doğan zararların davalıdan tahsili istemine ilişkindir.
Mahkemece, bozma ilamına uyulduktan sonra iddia, savunma, taraf delilleri, dosya içerisinde bulunan bilirkişi kök ve ek raporları ile bozma ilamı değerlendirilmek sureti ile davacı tarafın isteminin yerinde olup olmadığı, davacılara ait vadeli mevduat hesaplarının vadelerinden önce davalı banka personelince bozulması nedeniyle zararlarının bulunup bulunmadığı, zararları var ise zararın miktarının belirlenmesi için bilirkişiler bankacı …, hukukçu bilirkişi Prof. Dr. … ve mali müşavir …’dan rapor alınmıştır. 22.02.2013 tarihli heyet raporunda bankacılık mevzuatı ve BK’nın 100. maddesi uyarınca davalı bankanın sorumlu olduğu kabul edilmesi halinde davacıların davalı bankadan 145.729,15 TL talep edebilecekleri bildirilmiştir. Davalı vekili 08.04.2013 tarihli dilekçesi ile anılan rapora hem sorumluluk hem miktar bakımından itiraz ederek yeni bir heyetten rapor alınmasını istemiştir. Mahkemece söz konusu rapor yeterli görülmeyerek bilirkişilerden ek rapor alınmasına karar verilmesine rağmen bu karardan vazgeçilerek dosya ek rapor için bankacı bilirkişi …’a teslim edilmiştir. Bankacı bilirkişi … 26.09.2013 tarihli raporunda önceki raporun aksine TL mevduat hesapları yönünden davacıların zararı bulunmadığını bildirmiştir. Davacılar vekili 24.10.2013 havale tarihli dilekçesi ile anılan ek rapora itiraz etmiştir.
Mahkemece, uyuşmazlığın çözümünün hakim tarafından bilinemeyen özel ve teknik bilgiyi gerektirdiği kabul edilerek HUMK’nın 275. maddesine uygun olarak 3 kişilik uzman bilirkişi heyetinden rapor alınmıştır. Alınan raporun yeterli görülmemesi halinde mahkemece aynı Yasa’nın 283. maddesi gereğince ek rapor ya da yeni bir bilirkişi raporu alınması gerektiği hususu düzenlenmiştir. Mahkemece de anılan hüküm uyarınca davalı vekilinin itirazı üzerine bilirkişi heyetinden ek rapor alınmasına karar verilmesine rağmen bu karardan vazgeçilerek diğer bilirkişiler arasında mali müşavir bilirkişi de bulunduğu halde ve davalı bankanın hukuki sorumluluğunun bulunmadığı yönünde davalı taraf itirazı olduğu halde sadece bankacı bilirkişiden ek rapor alınarak ve söz konusu raporlar arasındaki çelişki de giderilmeden yazılı şekilde hüküm tesisi doğru görülmemiş, bozmayı gerektirmiştir.
2- Bozma neden ve şekline göre, davacılar vekilinin sair temyiz itirazlarının bu aşamada incelenmesine gerek olmadığına karar vermek gerekmiştir.
SONUÇ: Yukarıda (1) numaralı bentte açıklanan nedenlerle davacılar vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile kararın davacılar yararına BOZULMASINA, (2) numaralı bentte açıklanan nedenlerle davacılar vekilinin sair temyiz itirazlarının incelenmesine gerek olmadığına, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz edenlere iadesine, 03/03/2015 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.