Yargıtay Kararı 11. Hukuk Dairesi 2014/17763 E. 2015/3094 K. 06.03.2015 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 11. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2014/17763
KARAR NO : 2015/3094
KARAR TARİHİ : 06.03.2015

MAHKEMESİ :TİCARET MAHKEMESİ

Taraflar arasında görülen davada Asliye Ticaret Mahkemesi’nce verilen 22/04/2014 tarih ve 2013/380-2014/90 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili; müvekkili Banka tarafından … aleyhine 16.09.1987 tarihli İnşaat Sözleşmesinden doğan %6.42 oranındaki hasılat payı alacağının tahsili için yapılan icra takiplerinde, alacaklarının geç ödenmesi nedeniyle açmış olduğu munzam zararının tahsili davasının derdest olduğunu, Bakanlar Kurulu’nun 2001/2202 sayılı Kararı gereğince, …’nin gayrimenkul faaliyetleri ile ilgili iştiraklerinin payları ile bu faaliyetlere ait gayrimenkuller tüm hak ve yükümlülükleri ile davalı Toplu Konut İdaresi Başkanlığına (…) devredildiğini, …’nin bankacılık faaliyetlerine T.C. … gayrimenkul faaliyetlerine davalı …’nin halef olduğu, munzam zarar davasında …’nın davalı olarak gösterildiği ancak Yargıtay 11. Hukuk Dairesi’nin bozma ilamı ile dava konusu olayın gayrimenkul faaliyetleri ile ilgili bulunduğu gerekçesi ile …’na yöneltilen husumetin yersiz olduğuna karar verildiğini, bunun akabinde munzam zarar alacağının tahsili için …’nin gayrimenkul faaliyetlerinin halefi davalı … aleyhine dava açmak zorunda kaldıklarını ileri sürerek müvekkili bankanın 4.967.332,00 TL olan munzam zarar alacağının, 14.12.2001 tarihinden itibaren … kısa vadeli avans kredi faizi ile birlikte tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı … vekili; müvekkilinin …’nin külli halefi olmadığından, davacının bu bankadan olan alacağı için davayı müvekkiline yöneltilmesinin mümkün bulunmadığını, Toplu Konut Kanunu’na eklenen ek madde 14’de 28.03.2001 tarihli 2001/2202 sayılı Bakanlar Kurulu Kararı gereğince Tasfiye Halinde…. tarafından Toplu Konut İdaresi Başkanlığı’na devredilen varlıklardan ve bu varlıklarla ilgili devirden önce yapılmış akitlerden doğan yükümlülükler nedeni ile Toplu Konut İdaresi Başkanlığı’ndan ve ortaklarından hiçbir alacak talebinde bulunulamaz hükmünün yer aldığını savunarak, davanın reddini istemiştir.
Mahkemece iddia, savunma, tüm dosya kapsamına göre; 09.03.2010 tarihinde yayınlanarak yürürlüğe giren 5953 sayılı Arsa Üretimi ve Değerlendirilmesi Hakkında Kanun ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun’un 3. ve 4. maddesi gereğince 2985 sayılı Kanun’a eklenen ek 14. madde ve geçici 4. madde hükümleri dikkate alındığında davalı T.C Başbakanlık Toplu Konut İdaresi Başkanlığı’na husumet yöneltilemeyeceği gerekçesiyle açılan davanın 5953 sayılı Yasa hükümlerine göre konusu kalmadığından esas hakkında karar verilmesine taktiren yer olmadığına karar verilmiştir.
Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir.
1- Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre, davacı vekilinin aşağıdaki bent kapsamı dışında kalan sair temyiz itirazları yerinde değildir.
2- Dava, alacak davası olup; davada husumet, varlığı ileri sürülen alacağı ödemekle yükümlü olduğu iddia olunan …’ye yöneltilmiştir. Söz konusu alacağın, Tasfiye Halinde…. tarafından 28.03.2001 tarihli Bakanlar Kurulu Kararı uyarınca …’ye devredilen varlıklar ve bu varlıklar ile ilgili olarak devirden önce yapılmış akitten kaynaklandığı uyuşmazlık konusu olmadığı gibi 2985 sayılı Yasa’nın Ek 14. maddesi hükmü uyarınca … ve ortaklarından bu nevi alacakların talep edilmesi olanağı ortadan kaldırılmıştır. Bu durumda …’ye yöneltilen davanın pasif husumet yokluğu nedeni ile reddi gerekirken davanın konusuz kalması nedeniyle esas hakkında karar verilmesine yer olmadığına hükmedilmesi doğru değilse de, bu husus esasa etkili olmayıp yeniden yargılamayı gerektirmediğinden yerel mahkeme kararının düzeltilerek onanmasına karar vermek gerekmiştir.
SONUÇ: Yukarıda (1) numaralı bentte açıklanan nedenlerle davacı vekilinin sair temyiz itirazlarının reddine, (2) numaralı bentte açıklanan nedenlerle hükmün 1. numaralı bendinden “konusu kalmadığından esas hakkında karar verilmesine taktiren yer olmadığına” ibaresinin çıkarılarak yerine “pasif husumet yokluğu nedeniyle reddine” ibaresinin eklenerek kararın düzeltilmesine ve kararın düzeltilmiş bu hali ile ONANMASINA, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz edene iadesine, 06.03.2015 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.