YARGITAY KARARI
DAİRE : 15. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2013/6899
KARAR NO : 2015/190
KARAR TARİHİ : 13.01.2015
MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
SUÇ : Hizmet nedeniyle güveni kötüye kullanma
HÜKÜM : Mahkumiyet
Dosya incelenerek gereği düşünüldü;
Güveni kötüye kullanma suçunun oluşabilmesi için; failin bir malın zilyedi olması,malın iade edilmek veya belirli bir şekilde kullanmak üzere faile rızayla tevdi ve teslim edilmesi, failin kendisine verilen malı, veriliş gayesinin dışında, zilyedi olduğu malda malikmiş gibi satması, rehnetmesi tüketmesi, değiştirmesi veya bozması ve benzeri şekillerde tasarrufta bulunması ya da devir olgusunu inkar etmesi şeklinde, kendisine veya başkasına yarar sağlaması gerekmektedir.
Somut olayda; sanığın katılana ait … adresinde bulunan …. Isimli petrol istasyonunda 2008 ile 2009 yılları arasında 10 ay boyunca para tahsilat işiyle yetkili pompacı olarak çalıştığı, bu süre içerisinde müşterilerden tahsil etmiş olduğu 16.000 TL parayı şirkete teslim etmeyerek şahsi işlerinde kullandığı, bu suretle üzerine atılı hizmet nedeni ile güveni kötüye kullanma suçunu işlediği, sanığın ikrarı, oluş ve dosya kapsamından anlaşılmakla, mahkemenin sübutu kabulünde isabetsizlik görülmemiştir.
Sanığın, çalışmış olduğu 10 ay boyunca müşterilerden tahsil ettiği toplam 16.000TL yi uhdesine geçirmesi şeklinde gerçekleşen eylemde aynı suçu işleme iradesi ile farklı zamanlarda bu paraların tahsil edilip iade edilmemiş olmasına karşın sanık hakkında 5237 sayııl TCK 43. maddesinde düzenlenen zincireme suç hükümlerinin uygulanmamış olması ile sanığa eksik ceza tayini ile 5237 sayılı TCK’nın 51/2. maddesine göre, cezanın ertelenmesi, mağdurun veya kamunun uğradığı zararın aynen iade, suçtan önceki hâle getirme veya tazmin suretiyle tamamen giderilmesi koşuluna bağlı tutulabileceği, koşul gerçekleşinceye kadar cezanın infaz kurumunda çektirilmesine devam edileceği, koşulun yerine getirilmesi hâlinde, hâkim kararıyla hükümlü infaz kurumundan derhâl salıverileceği hükmüne yer verildiği, malvarlığına yönelik bazı suçlarda etkin pişmanlığı düzenleyen aynı Kanun’un 168. maddesinde, failin, azmettirenin veya yardım edenin etkin pişmanlık göstererek mağdurun uğradığı zararı aynen geri verme ya da tazmin suretiyle tamamen
gidermesi halinde mağdurun rızası aranmaksızın, kısmî geri verme veya tazmin halinde ise mağdurun rıza göstermesi koşuluyla ve etkin pişmanlığın gerçekleştiği yargılama aşaması dikkate alınarak ceza indirimi öngörüldüğü, öte yandan aynen geri verme veya tazmin tedbiri aynı Kanun’un 51. maddesinde bir koşul olarak gösterilmiş ise de, yasal bir indirim nedeninin, bundan yararlanmama iradesini ortaya koyan failin cezasını etkisiz kılacak biçimde aynen tazmin tedbir şartına bağlı tutulması imkanının bulunmadığı, böyle bir uygulamanın, mağdurun zararını soruşturma veya kovuşturma aşamalarında gidermeyen faillere yeni bir olanak tanırken, soruşturma veya kovuşturma aşamalarında zararı ödeyen sanık veya sanıklar aleyhine ve adalete aykırı bir sonuç doğuracağı, maddenin düzenleniş amacının da bu şekilde yorumlanamayacağı gözetilmeyerek, etkin pişmanlık hükümlerinden yararlanmayan sanık hakkında ertelemenin, katılanın uğradığı zararın giderilmesi şartına tabi tutulması, aleyhe temyiz bulunmadığından bozma nedeni yapılmamıştır.
Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin kovuşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya kapsamına göre sanığın yerinde görülmeyen sair temyiz itirazlarının reddine, ancak;
Hakkında verilen uzun süreli hapis cezası ertelenen sanık hakkında TCK 53/3. maddesine muhalefet edilmek sureti ile, 53/1-c maddesinde düzenlenen hakları kullanmaktan yoksun bırakılmasının uygulanamayacağı göz ardı edilerek koşullu tahliye tarihine kadar 53/1-c maddesinde düzenlenen hakları kullanmaktan yoksun bırakılması,
Bozmayı gerektirmiş, sanığın temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde görülmüş olduğundan, hükmün 5320 sayılı Kanun’un 8. maddesi uyarınca uygulanması gereken CMUK’nın 321. maddesi gereğince BOZULMASINA; fakat, bu aykırılığın yeniden duruşma yapılmaksızın aynı Kanun’un 322. maddesi uyarınca düzeltilmesi mümkün bulunduğundan; hüküm fıkrasının hak yoksunlukları ile ilgili kısmından “TCK 53/1-c maddesinde düzenlenen kamu haklarından koşullu salıverme tarihinde kadar yoksun bırakılmasına” dair kısmın çıkartılması suretiyle sair yönleri usul ve kanuna hükmün DÜZELTİLEREK ONANMASINA, 13/01/2015 tarihinde oybirliği ile karar verildi.