YARGITAY KARARI
DAİRE : 6. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2015/9331
KARAR NO : 2016/1397
KARAR TARİHİ : 22.02.2016
MAHKEMESİ : Ağır Ceza Mahkemesi
SUÇLAR : Yağma, tehdit, 6136 sayılı Kanuna muhalefet
Yerel Mahkemece verilen hüküm katılan vekili tarafından duruşmalı olarak da temyiz edilmekle; başvurunun nitelik, ceza türü, süresi ve suç tarihine göre dosya görüşüldü:
Yakınan …’ın, sanık .. … hakkında 06.11.2014 tarihli duruşmada katılan sıfatını aldığı, diğer sanıklar … …, … … ve … …’ın dosyasının birleştirilmesinden sonra 14.04.2015 tarihli duruşmada “davaya daha önce katıldığını ve bu talebini yinelediğini” belirttiği halde mahkeme tarafından bu sanıklar yönünden yakınanın katılma talebi değerlendirilmeden yargılamaya devamla hüküm kurulduğu anlaşılmakta ise de, vekilinin süresinde hükmü temyiz ederek katılma iradesini açıkça ortaya koyduğunun anlaşılması karşısında, 5271 sayılı CMK.nın 237/2. maddesi uyarınca … …’ın kamu davasına katılan olarak kabulüne karar verilmesi gerektiğinden aynı kanunun 260/1. maddeside gözetilerek yapılan temyiz incelemesinde;
Katılan … … vekilinin, koşulları oluşmayan duruşmalı inceleme isteğinin, 5320 sayılı Yasanın 8/1. maddesi delaletiyle 1412 sayılı Yasanın 318; 6136 sayılı Yasaya muhalefet suçundan açılan davaya niteliği itibariyle katılmanın mümkün bulunmadığı, ayrıca katılan …’ın, katılan … …’na yönelik silahla tehdit suçundan doğrudan zarar görmediği gözetilmeden, hukuken geçerliliği bulunmayan katılma kararının hükmü temyize de yetki vermeyeceği anlaşıldığından, katılan … … vekilinin bu suçlardan tesis edilen hükme yönelik temyiz isteminin anılan Yasa’nın 317. maddeleri uyarınca REDDİNE,
I-Sanıklar … …, … … ve … … hakkında kurulan hükmün incelemesinde;
Sanık … … 12.06.2014 tarihli hazırlık ifadesinde; olaydan 1 ay önce sanık … ile bir kafede tanıştıktan sonra onun vasıtasıyla diğer sanıklar … ve … ile tanıştığını ve sanıkların kendisini suça azmettirdikleri konusunda beyanda bulunmuş ve aynı tarihte sanıkları fotoğraftan teşhis etmiş ise de, yüz yüze teşhiste, sanık …’yu teşhis ettiği, sanık … …’ı teşhis edemediği, UYAP’tan alınan kayıtlara göre sanık … …’un 22.08.2008 tarihinde cezaevine alındığı ve suç tarihi itibariyle de cezaevinde cezasını infaz etmekte olduğu, sanık …’ın cep telefonunun incelenmesine dair 16.06.2014 tarihli tutanakta, sanıklar …, … ve …’nun cep telefonları ile herhangi bir irtibatlarının tespit edilmediği, sanık …’ın cep telefonunda kayıtlı, “…’ın Hanımı” ismi ile kayıtlı telefon numarasının katılan … tarafından kullanıldığı anlaşılmakla, sanıkların atılı suçu işlediklerine dair tam ve kesin delil bulunmaması sebebiyle;
Dosya ve duruşma tutanakları içeriğine, toplanıp karar yerinde incelenerek tartışılan elverişli kanıtlara, gerekçeye ve Hakimler Kurulunun takdirine göre, katılan … … vekilinin temyiz itirazları yerinde görülmemiş olduğundan reddiyle, usul ve yasaya uygun ve takdire dayalı bulunan hükmün tebliğnameye uygun olarak ONANMASINA,
II-Sanık … … hakkında 6136 sayılı Kanuna muhalefet, katılan … …’a yönelik yağma, katılan … …’na yönelik tehdit suçlarından kurulan hükmün incelemesinde;
Dosya içeriğine, toplanıp karar yerinde incelenerek tartışılan hukuken geçerli ve elverişli kanıtlara, gerekçeye ve Hakimler Kurulunun takdirine göre, suçların sanık tarafından işlendiğini kabulde ve nitelendirmede usul ve yasaya aykırılık bulunmadığından diğer temyiz itirazları yerinde görülmemiştir.
Sanığın, hapis cezasının infazı tamamlanıncaya kadar TCK’nın 53/1-a-b-c-d-e maddesinde yazılı hakları kullanmaktan yoksun bırakılmasına; ancak, TCK’nın 53/3. maddesi uyarınca koşullu salıverildiği takdirde, kendi altsoyu üzerinde TCK’nın 53/1-c bendinde sayılan hakları kullanmaktan yoksunluğunun sona erdirilmesine karar verilmiş ise de; 24.11.2015 tarihli Resmi Gazete’de yayımlanarak aynı tarihte yürürlüğe giren Anayasa Mahkemesi’nin 08.10.2015 gün, 2014/140-2015/85 Esas ve Karar sayılı kararı ile TCK’nın 53/1-b maddesinde yazılı, “seçme, seçilme ve diğer siyasi hakları kullanmaktan” ibaresinin iptal edilmiş olması,
Bozmayı gerektirmiş, katılan … … ve sanık … … savunmanının temyiz itirazları bu bakımdan yerinde görülmüş olduğundan, hükmün açıklanan nedenle BOZULMASINA, bozma nedeni yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden, 5320 sayılı Yasanın 8/1. maddesi yollamasıyla 1412 sayılı CMUK’nın 322. maddesinin verdiği yetkiye dayanılarak, hüküm fıkrasından TCK’nın 53. maddenin uygulanmasına ilişkin bölüm çıkarılarak yerine, “Sanığın, kasten işlemiş olduğu suç için hapis cezasıyla mahkumiyetinin yasal sonucu olarak, TCK’nın 53/1. maddesinin uygulanması yönünden, (a, c, d ve e) bentleri ile (b) bendinde yazılı seçme, seçilme ve diğer siyasi hakları kullanmaktan yoksun bırakılmasına; aynı Kanunun 53/2. maddesinin uygulanması açısından, 53/1.maddesinin (a, c, d ve e) bentleri ile (b) bendinde yazılı seçme ve diğer siyasi hakları ve aynı maddenin 3. fıkrası uyarınca, (c) bendinde yazılı kendi alt soyu üzerindeki velayet, vesayet ve kayyımlık yetkilerini mahkum olduğu hapis cezasından koşullu salıverilinceye kadar kullanamamasına” cümlesinin yazılması suretiyle, diğer yönleri usul ve yasaya uygun bulunan hükmün DÜZELTİLEREK ONANMASINA, 22.02.2016 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.