YARGITAY KARARI
DAİRE : 2. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2014/22869
KARAR NO : 2016/641
KARAR TARİHİ : 18.01.2016
MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
SUÇ : Hırsızlık, iş yeri dokunulmazlığını bozma, mala zarar verme, sahtecilik,iftira
HÜKÜM : Mahkumiyet
…, …
Dosya incelenerek gereği düşünüldü:
5237 sayılı TCK’nın 53. maddesinin bazı bölümlerinin iptaline ilişkin Anayasa Mahkemesi’nin 24/11/2015 tarihinde yürürlüğe giren 08/10/2015 gün ve 2014/140 esas, 2015/85 sayılı kararı da nazara alınarak bu maddede öngörülen hak yoksunluklarının uygulanmasının infaz aşamasında gözetilmesi mümkün görülmüştür.
Dairemizce de kabul edilerek uygulanan Yargıtay Ceza Genel Kurulu’nun 30.01.2007 tarih ve 2007/3-9 Esas, 2007/18 sayılı kararında belirtildiği üzere; 5271 sayılı CMK’nın 232/6 ve 34/2. maddeleri ile 1412 sayılı CMUK’nın 310. maddesine göre kararda başvurulacak yasa yolu, süresi, mercii ve şekli kuşkuya yer vermeyecek biçimde açıkça gösterilmesi gerektiği halde, yasa yolu bildiriminin yöntemince yapılmaması nedeniyle yokluğunda verilen kararı yasal bir haftalık süreden sonra temyiz eden sanık …’nin temyiz istemi süresinde kabul edilip, temyiz isteminin süre yönünden reddine dair 22.11.2013 tarihli ek kararın kaldırılmasına karar verilerek yapılan incelemede,
Sanık … hakkında sahtecilik suçundan kurulan hükmün incelenmesinde;
Hüküm kurulurken sanık hakkında TCK’nın 204/1. maddesi uyarınca belirlenen 2 yıl hapis cezası üzerinden aynı Kanun’un 62. maddesine göre 1/6 oranında indirim yapıldığı sırada 1 yıl 8 ay yerine hesap hatası sonucu 1 yıl 6 ay hapis cezasına karar verilmek suretiyle eksik ceza tayini karşı temyiz olmadığından bozma nedeni yapılmamış, sanık hakkında tekerrür hükümlerinin uygulanmasına karar verilmesine rağmen tekerrüre esas alınan ilam kararda gösterilmemiş ise de bu hususun infaz aşamasında gözetilmesi mümkün görülmüştür.
Yapılan duruşmaya, toplanan delillere, gerekçeye, hakimin kanaat ve takdirine göre temyiz itirazları yerinde olmadığından reddiyle hükmün istem gibi ONANMASINA,
Sanıklar …, …, … ve … hakkında hırsızlık, iş yeri dokunulmazlığını bozma, mala zarar verme ve iftira suçlarından kurulan hükümlerin incelenmesinde;
Gerekçeli karar başlığında mağdurlar adlarının gösterilmemesi mahallinde tamamlanması mümkün eksiklik olarak kabul edilmiş, hırsızlık suçu şüphelisi olarak yakalanan sanıklardan …’nin kendisini olarak tanıttığı ve aynı şahıs adına düzenlenmiş fakat üzerinde kendisinin fotoğrafı yapıştırılmış olan sürücü belgesini ibraz ettiği, adı geçen sanığın kardeşleri olan diğer sanıklar … ve …’nin de jandarma ve polis tarafından alınan ifadelerinde ağabeyleri olan sanık …’den arkadaşları olarak bahsettiklerinin anlaşılması karşısında sanık …’nin eyleminin başkasına ait kimlik bilgilerinin kullanılması suçunu, sanıklar … ve …’nin eylemlerinin ise başkasına ait kimlik bilgilerini kullanma suçuna iştirak suçunu oluşturduğunun anlaşılması karşısında, tebliğnamenin iftira suçuna yönelik, eylemi sanık işlediği ve diğer sanıkların eylemden sorumlu tutulamayacağına ilişkin bozma düşüncesi benimsenmemiş, diğer temyiz itirazları yerinde görülmemiştir.Ancak;
1)Hüküm fıkrasının B bendinde üç sanık hakkında iftira suçundan mahkumiyet kararı verildiği ancak hangi bahsedilmesine karşın, 5271 sayılı
CMK’nın 225/1. maddesine göre hükmün konusunun iddianamede gösterilen eylemle sınırlı olduğunun belirtilmiş olması da dikkate alınarak, sanık hakkında iftira suçundan usulüne uygun olarak dava açılmadığı ve ek iddianame düzenlenmediği halde atılı suçtan yazılı şekilde karar verilmesi,
2)5271 sayılı CMK’nın 225/1. maddesine göre hükmün konusunun iddianamede gösterilen eylemle sınırlı olduğunun belirtilmiş olması karşısında, sanık hakkında mağdurlar karşı hırsızlık, iş yeri dokunulmazlığını bozma ve mala zarar verme suçlarından usulüne uygun olarak dava açılmadığı ve ek iddianame düzenlenmediği halde atılı suçlardan yazılı şekilde mahkumiyet kararları verilmesi,
3)Kararın hüküm fıkrasında C,D,E ve F bentlerinde hırsızlık, iş yeri dokunulmazlığını bozma ve mala zarar verme suçlarından dört sanığın hükümlülüğüne karar verildiği belirtildiği halde üç sanık hakkında seçenek yaptırım, erteleme ve hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına yer olmadığına dair karar verilerek hükmün karıştırılması,
4)Hüküm fıkrasının D bendinde dört sanığın mahkumiyetine karar verildiği yazıldığı halde aynı fıkra içerisinde bu kez TCK’nın 142/1-b maddesinin üç sanık hakkında uygulandığı belirtilerek çelişkiye neden olunması,
5)Sanıklar hakkında mağdur karşı hırsızlık, iş yeri dokunulmazlığını bozma ve mala zarar verme suçlarından açılan dava nedeniyle sanıkların yargılanıp Kulu Asliye Ceza Mahkemesinin 04/05/2011 günlü 2009/260 esas sayılı kararıyla beraatlerine karar verildiği gözetilmeden aynı suçlar nedeniyle yargılamaya devamla hüküm fıkrasının “C” bendinde hırsızlık, E beninde mala zarar verme F bendinde iş yeri dokunulmazlığını bozma suçlarından bu kez mahkumiyetlerine karar verilmesi,
6)Sanıklar mağdurlar karşı hırsızlık, iş yeri dokunulmazlığını bozma ve mala zarar verme suçlarıyla ilgili olarak atılı suçları işlemediklerini savunmaları ve adı geçen mağdurlara ait suç konusu malların ele geçirilememiş olması karşısında, sanıkların yükletilen suçları işlediklerine dair mahkumiyetlerine yetecek nitelikte hukuka uygun ve kesin delillerin neler olduğu denetime olanak verecek şekilde gösterilip tartışılmadan yetersiz gerekçeyle mahkumiyetlerine karar verilmesi,
7)Sanıklar hakkında mağdur Kazım’a karşı eylemleriyle ilgili olarak, 10/03/2009 günlü Olay Yeri İnceleme Tutanağı içeriğine göre, olay yerinden elde edilen kan izinin sanıklara ait olup olmadığı araştırılıp sonucuna göre sanıkların hukuki durumlarının, takdiri gerektiği gözetilmeden, eksik inceleme ve yetersiz gerekçeyle mahkumiyetlerine karar verilmesi,
8-Kabule göre de; sanıkların, mağdurlar yönelik hırsızlık eylemleriyle ilgili olarak kurulan hükümlerde suçun geceleyin işlendiğine dair delillerin neler olduğu gösterilip tartışılmadan, TCK’nın 143. maddesi uyarınca artırım yapılması,
9)Sanıklar hakkında iş yeri dokunulmazlığını bozma suçundan hüküm kurulurken TCK’nın 116/2. maddesi yerine 142/1-b maddesinin gösterilmiş olması,
10)İftira suçunun mağduru aşamalarda beyanının alındığına dair herhangi bir belgeye rastlanmadığı gibi duruşmalara da çağrılmadığının anlaşılması karşısında, suçtan doğrudan zarar gören müştekiyi kovuşturma evresinde duruşmalardan haberdar edilmesi gerektiği ve kovuşturmanın her aşamasında kamu davasına katılma hakkı bulunduğu gözetilerek, mağdur usulüne uygun çağrı kağıdıyla duruşmaya çağrılıp, 5271 sayılı CMK’nın 238/2 maddesi uyarınca davaya katılmak isteyip istemediğinin sorulması ve davaya katılmak istemesi halinde bu hususta olumlu veya olumsuz bir karar verilmesi gerektiğinin gözetilmeyerek aynı Kanun’un 234. maddesinin 1 fıkrasının (b) bendine aykırı davranılması,
Bozmayı gerektirmiş, sanık müdafii ile sanıklar temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan hükmün bu sebeplerden dolayı istem gibi BOZULMASINA, 18/01/2016 gününde oybirliğiyle karar verildi.