YARGITAY KARARI
DAİRE : 12. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2015/2232
KARAR NO : 2015/13575
KARAR TARİHİ : 14.05.2015
MAHKEMESİ :İcra Hukuk Mahkemesi
Yukarıda tarih ve numarası yazılı mahkeme kararının müddeti içinde temyizen tetkiki alacaklı tarafından istenmesi üzerine bu işle ilgili dosya mahallinden daireye gönderilmiş olup, dava dosyası için Tetkik Hakimi tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve dosya içerisindeki tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp düşünüldü:
Borçlular vekilinin icra mahkemesine başvurusu, haczedilen mahcuzların taşınmaz rehni kapsamında kaldığından, mütemmim cüz ve teferruat olması sebebiyle taşınmazdan ayrı haczedilemeyeceğine ve haczin kaldırılmasına ilişkindir.
MK.nun 686.maddesine göre; “Bir şeye ilişkin tasarruflar aksi belirtilmedikçe onun eklentisini de kapsar.” Eklenti (teferruat), asıl şey malikinin anlaşılabilen arzusuna veya yerel adetlere göre işletilmesi, korunması veya yarar sağlanması için asıl şeye sürekli olarak özgülenen ve kullanılmasında birleştirme, takma veya başka bir biçimde asıl şeye bağlı kılınan taşınır maldır. Eklenti asıl şeyden geçici olarak ayrılmakla bu niteliğini kaybetmez.
Aynı kanunun 684.maddesine göre ise; “Bir şeye malik olan kimse o şeyin bütünleyici parçalarına da malik olur.” Bütünleyici parça (mütemmim cüz) yerel adetlere göre asıl şeyin temel unsuru olan ve o şey yok edilmedikçe, zarara uğratılmadıkça veya yapısı değiştirilmedikçe ondan ayrılmasına olanak bulunmayan parçadır.
MK.nun 684.maddesi hükmüne göre mütemmim cüz niteliğindeki şeyler, bütünden ayrı haczedilemez. Öte yandan kural olarak eklentinin taşınmazdan ayrı olarak haczi mümkündür. Yani alacaklılar fabrika binasını satmadan binada bulunan eklenti niteliğindeki malları ayrı ayrı haczettirebilir ve sattırabilirler. Zira, eklentinin taşınmaz yok edilmeden, zarara uğratılmadan veya yapısı değiştirilmeden ondan ayrılması mümkündür.
İrdelenmesi gereken bir başka husus da, gerçekte teferruat niteliği tespit edilen mahcuzların İİK.nun 83/c maddesi gereğince ipotek akit tablosunda yer alması halinde taşınmazdan ayrı hacizleri mümkün değildir. Bir başka anlatımla bu maddenin uygulanabilmesi için, mahcuzun ipotek akit tablosunda yazılı olması yetmez. MK.nun 686.maddesinde tarif edilen şekilde eklenti niteliğini taşıması zorunludur.
Ayrıca ipotek akit tablosunda yazılı olmasa dahi, TMK’nun 862. maddesi uyarınca da ipotek, taşınmazı, bütünleyici parçaları ve eklentileri ile birlikte yükümlü kılacağı ve taşınmazın haczi onun bütünleyici parçalarını (TMK m.684) ve eklentilerini de (TMK.m.686) kapsayacağından bu madde uyarınca da bütünleyici parça ve eklentilerinin haczi mümkün değildir. Bu maddenin uygulanabilmesi için haczedilen malların yasa maddelerinde gösterildiği şekilde bütünleyici parça ve eklenti olduğunun belirlenmesi gerekir.
Somut olayda, mahkemece hükme esas alınan ilk ve ek raporda; “…Makine ve teçhizatlar arasında üretime hazır olmayan ve kullanılmayan makine ve parçaların da bulunduğu, … incelenen makine ve ekipmanların tek başına bir anlam taşımadığı, bölümdeki diğer parçalarla kullanılabileceği, herhangi bir bölümün fiziki olarak sökülüp bir başka yere taşınmasında sakınca olmamasına rağmen, sökülmesi ve başka yere taşınmasının mali kıymetini düşüreceği, Ticari işletme rehni sözleşmesindeki menkullerle aynı özelliklere sahip oldukları ve bu makine ve parçaların işletmeye ve gayrimenkule ait bir bütün olduğu, hacze konu makine ve teçhizatın gayrimenkulün mütemmim bir parçası olup, tek başına bir anlam taşımadığı, diğer makine ve ekipmanlarla birlikte aynı amaca hizmet edebileceği …” beyan edilmektedir. Bu raporlarda, hangi menkullerin teferruat, hangilerinin mütemmim cüz olduğu belirtilmediği gibi, bunların mütemmim cüz ve teferruat sayılmasını gerektiren unsurların ve maddi dayanaklarının da gösterilmediği, kullanılmayan ve üretime hazır olmayan parçaların nelerden ibaret olduğunun açıklanmadığı, söz konusu kullanılmayan bu parçaların ne surette mütemmim bir parça veya teferruat sayıldığı da irdelenmeden görüş beyan edildiği görülmektedir. Bu hali ile söz konusu raporlar uyuşmazlık konusu olayın çözümüne yeterli açıklık ve netlikte olmayıp hüküm kurmaya elverişli değildir.
Bu durumda, mahkemece yapılacak iş; şikayete konu mahcuzların gerçekte TMK.nun 684 ve 686.maddelerinde açıklandığı gibi, mütemmim cüz ve teferruat niteliğinde olup olmadıkları, konusunda uzman bilirkişilerden Yargıtay denetimine uygun ve hüküm kurmaya elverişli nitelikte rapor alınarak usulüne uygun olarak tespit edildikten sonra, mütemmim cüz ve teferruat niteliğinde olduklarının belirlenmesi halinde, TMK.nun 686/1 ve 862/1 maddeleri gereğince rehin kapsamında kaldıklarından (İİK.nun 83/c koşullarında ipotek akit tablosunda yazılmasa dahi) haczedilemeyecekleri göz önünde tutularak; mütemmim cüz ve teferruat niteliğinde bulunmayan mahcuzların ise haczedilebilecekleri düşünülerek sonucuna göre bir karar verilmesinden ibarettir. Eksik inceleme ve yetersiz bilirkişi raporuna dayalı olarak yazılı şekilde sonuca gidilmesi isabetsizdir.
SONUÇ :Alacaklının temyiz itirazlarının kabulü ile mahkeme kararının yukarıda yazılı nedenlerle İİK’nun 366 ve HUMK’nun 428. maddeleri uyarınca (BOZULMASINA), peşin alınan harcın istek halinde iadesine, ilamın tebliğinden itibaren 10 gün içinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere, 14.05.2015 gününde oybirliğiyle karar verildi.