Yargıtay Kararı 12. Hukuk Dairesi 2015/2894 E. 2015/13509 K. 12.05.2015 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 12. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2015/2894
KARAR NO : 2015/13509
KARAR TARİHİ : 12.05.2015

MAHKEMESİ :İcra Hukuk Mahkemesi

Yukarıda tarih ve numarası yazılı mahkeme kararının müddeti içinde temyizen tetkiki borçlu tarafından istenmesi üzerine bu işle ilgili dosya mahallinden daireye gönderilmiş olup, dava dosyası için Tetkik Hakimi tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve dosya içerisindeki tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp düşünüldü :
Sair temyiz itirazları yerinde değil ise de;
Alacaklı tarafından bonoya dayalı olarak kambiyo senetlerine mahsus haciz yoluyla icra takibine başlandığı, borçlunun yetki itirazı ile birlikte bono metnindeki imzaya itiraz ederek takibin iptali istemi ile icra mahkemesine başvurduğu, mahkemece istemin reddine karar verildiği anlaşılmıştır.
12/03/2014 günlü grafoloji ve sahtelik uzmanı tarafından tanzim edilen bilirkişi raporunda; senet üzerindeki borçlu imzalarının … elinden çıkıp çıkmadığı hususunda sağlıklı bir kanaate varılmadığı, 18/07/2014 günlü farklı bilirkişiden alınan raporda ise; incelemeye esas borçlu imzalarının … eli ürünü olmasının kuvvetle mümkün olduğu kanaatine varıldığı görülmüştür.
Mahkemece hükme esas alınan 18/07/2014 tarihli son bilirkişi raporu, kesin kanaat bildirmeyip imzanın borçlu tarafından atılmış olabileceği şeklinde ihtimale dayalı olarak düzenlenmiş olmakla anlaşmazlığa çözüm getirecek nitelikte görülmemiştir.
O halde mahkemece, hükme esas alınan rapora karşı borçlu tarafın süresinde itirazda bulunduğu da dikkate alınarak, imzanın aidiyeti hususunda yeniden bilirkişi incelemesi yaptırılarak oluşacak sonuca göre karar verilmesi gerekirken, yetersiz bilirkişi raporuna dayalı yazılı şekilde hüküm tesisi isabetsizdir.
Diğer taraftan mahkemece tensiben, %15 teminat karşılığı takibin durdurulmasına karar verildiği halde, somut olayda teminatın yatırılmadığı ve takibin durdurulmadığı anlaşılmaktadır. O halde İİK.nun 170/3. maddesi gereğince, takibin muvakkaten durdurulması halinde tazminata ve para cezasına hükmedilebileceğinden, şartları oluşmadığından borçlu aleyhine tazminat ve para cezasına hükmedilmesi isabetsizdir.
SONUÇ : Borçlunun temyiz itirazlarının kısmen kabulü ile mahkeme kararının yukarıda yazılı nedenlerle İİK’nun 366. ve HUMK’nun 428. maddeleri uyarınca (BOZULMASINA), peşin alınan harcın istek halinde iadesine, ilamın tebliğinden itibaren 10 gün içinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere, 12/05/2015 gününde oybirliğiyle karar verildi.