YARGITAY KARARI
DAİRE : 14. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2015/1123
KARAR NO : 2015/6307
KARAR TARİHİ : 11.05.2015
MAHKEMESİ :Sulh Ceza Mahkemesi
SUÇ : Çocuğun kaçırılması ve alıkonulması
HÜKÜM : Beraat
İlk derece mahkemesince verilen hüküm temyiz edilmekle dosya incelendi;
5271 sayılı CMK’nın 260/1. maddesine göre katılan sıfatını alabilecek surette suçtan zarar görmüş bulunanlar için kanun yolunun açık olduğu, Dairemizce de benimsenen Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 19.10.2010 gün ve 2010/9-149 Esas, 2010/205 Karar sayılı ilamında da belirtildiği üzere suç ve hüküm tarihinde kayden onbeş yaşından küçük olan mağdurenin katılan sıfatını alabilecek surette suçtan zarar gördüğü konusunda araştırma yapmayı gerektirecek bir tereddüt bulunmadığı, her ne kadar mağdure yargılama sırasındaki beyanında sanıktan şikâyetçi olmadığını belirtmiş ise de, mağdureye barodan atanan zorunlu vekilin sanığın cezalandırılmasını isteyip katılma talebinde bulunması ve mağdurenin kanuni temsilcisi babası …’nin de 22.01.2013 tarihli celsede sanıktan şikâyetçi olup davaya katılan olarak kabulüne karar verilmesi karşısında, mağdure vekilinin de davaya katılma hakkının bulunduğu ve katılma talebiyle ilgili bir karar verilmemiş ise de mağdure vekilinin yargılama sırasında açıkça katılma iradesini ortaya koyduğu anlaşıldığından, 5271 sayılı CMK’nın 237/2. maddesi uyarınca suçtan zarar gören mağdure …’in katılan, barodan atanan zorunlu vekilin de katılan mağdure vekili olarak kabul edilmesine karar verildikten sonra gereği düşünüldü:
Dosya içeriğine göre, suç tarihinde ondört yaşında olan mağdureyle sanığın kardeşi …’ın arkadaş olduğu, sanık ile kardeşinin aynı evde birlikte yaşadıkları, olay tarihinde ailesinden habersiz şekilde evden ayrılan mağdurenin …’la buluşarak gece saat 22:00 sıralarında sanığın evine gelmesinin ardından sanığın bu durumu öğrenmesine rağmen ailesi tarafından arandığını da bildiği halde mağdureyi ailesinin yanına göndermek yerine sabaha kadar evde kalmasına izin verdiğinin anlaşılması karşısında, eyleminin 5237 sayılı TCK’nın 109. maddesinde düzenlenen kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçunu oluşturup oluşturmadığının tayin ve takdiri ile kanıtları değerlendirme ve suç vasfını belirleme görevinin üst dereceli Asliye Ceza Mahkemesine ait olduğu gözetilerek 5271 sayılı CMK’nın 4 ve 5. maddeleri uyarınca görevsizlik kararı verilmesi gerekirken yargılamaya devamla yazılı şekilde hüküm kurulması,
Kanuna aykırı, katılan mağdure vekilinin temyiz itirazları bu itibarla yerinde görüldüğünden, hükmün 5320 sayılı Kanunun 8/1. maddesi gözetilerek 1412 sayılı CMUK’nın 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA, 11.05.2015 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.