YARGITAY KARARI
DAİRE : 15. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2015/10594
KARAR NO : 2015/28062
KARAR TARİHİ : 02.07.2015
MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi
SUÇ : Nitelikli dolandırıcılık, resmi belgede sahtecilik
HÜKÜM : Mahkumiyet
Dosya incelenerek gereği düşünüldü;
Dolandırıcılık suçunun oluşabilmesi için; failin bir kimseyi, kandırabilecek nitelikte hileli davranışlarla hataya düşürüp, onun veya başkasının zararına, kendisine veya başkasına yarar sağlaması gerekmektedir. Hile nitelikli bir yalandır. Fail tarafından yapılan hileli davranış belli oranda ağır, yoğun ve ustaca olmalı, sergileniş açısından mağdurun inceleme olanağını ortadan kaldıracak nitelikte bir takım hareketler olmalıdır. Kullanılan hileli davranışlarla mağdur yanılgıya düşürülmeli ve bu yanıltma sonucu yalanlara inanan mağdur tarafından sanık veya bir başkasına haksız çıkar sağlanmalıdır. Hilenin kandırıcı nitelikte olup olmadığı olaysal olarak değerlendirilmeli, olayın özelliği, fiille olan ilişkisi, mağdurun durumu, kullanılmışsa gizlenen veya değiştirilen belgenin nitelikleri ayrı ayrı nazara alınmalıdır.
5237 sayılı TCK’nın 158/1-j bendinde, dolandırıcılık suçunun, banka veya diğer kredi kurumlarınca tahsis edilmemesi gereken bir kredinin açılmasını sağlamak maksadıyla, işlenmesi, nitelikli hal olarak kabul edilmiştir. Bu suçun oluşabilmesi için, kredi elde eden kişinin banka veya diğer kredi kurumu görevlilerini hile ile aldatmış olması gerekir. Krediyi alan kişinin aldatıcı herhangi bir eylemi olmaksızın, sırf banka elemanlarının kendi görevlerini layıkıyla yerine getirmemeleri yüzünden bir kredi açılmışsa, dolandırıcılıktan bahsedilemez, şartları varsa bankacılık suçundan bahsedilebilir.
Bu suçun mağdurları banka ve diğer kredi kurumlarıdır. 5411 sayılı “Bankacılık Kanunu’nun 3. maddesinde banka, 48. maddesinde ise kredinin tanımı yapılmıştır. Tahsis edilmemesi gereken bir kredinin açılmasını sağlama suçun konusudur. Kredinin tahsis edilmesinin gerekli olup olmadığı, kredi verecek kuruluşun mevzuatında öngörülen düzenlemeler çerçevesinde belirlenir. Fiil, sahte kıymet takdiri raporları veya gerçeğe aykırı belgeler,bilançolar düzenleyerek hileli davranışıyla bunları aldatmaktadır.
Kredi kurumu banka olmamasına karşın faiz karşılığında olsun veya olmasın, kanunen borç vermeye yetkili kılınan kurumlar anlaşılır. Bu itibarla böyle bir yetkiye sahip olmayan bir kişi veya kuruluşa karşı bu fiilin işlenmesi hâlinde koşulları varsa,basit dolandırıcılık suçu söz konusu olacaktır.
Sanığın, Vakıfbank Yıldız Şubesi’nden kullandığı kredi için, suça konu borçlusu şikayetçi … olarak görünen 10.08.2007 keşide tarihli, 9.850 TL bedelindeki sahte senedi tanzim ederek kullandığının iddia edildiği somut olayda;
1- Sanık müdafiinin temyiz talebinin incelenmesinde;
Sanığın yokluğunda verilip 16.06.2011 tarihinde tebliğ olunan 31.05.2011 tarihli mahkumiyet hükmüne yönelik, sanık müdafiinin yasal süresi geçtikten sonra yaptığı, 22.10.2013 tarihli temyiz inceleme başvurusunun, 5320 sayılı Kanunun 8/1. maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK’nın 317. maddesi uyarınca REDDİNE,
2- Katılan Vakıfbank vekilinin sanığın nitelikli dolandırıcılık ve resmi belgede sahtecilik suçlarından kurulan mahkûmiyet hükümlerine yönelik temyiz talebinin incelenmesinde;
Sanığın savunmasında şikayetçinin daha önce … Şubesi’nden kredi kullamak istediğini, bankanın kendisinin kefil olması halinde bu krediyi verebileceğini söylediğini, şikayetçiye kefil olduğunu, 10.000,00 TL kredi bedelini şikayetçinin aldığını, ancak ilk dört taksitten sonraki taksitleri ödemediği için kefil olarak kredi borcunu kendisinin ödediğini, buna karşılık şikayetçinin de aracını satıp borcunu ödeyeceğini söylediğini, ardından cebinden çıkarttığı senedi kendisine verdiğini belirtmesi, dosya içerisine alınan … Şubesi’nin 17.12.2010 tarihli yazısına ve ekindeki kredi sözleşmesine göre de sanığın gerçekten katılanın kullandığı krediye kefil olduğunun anlaşılması karşısında sanığın, şikayetçinin kullandığı kredi borcunu kefil sıfatı ile ödeyip ödemediği, ödemişse toplam tutarı tespit edip, suça konu senet bedeli ile uyumlu olup olmadığı belirlenip, sanığın kullandığı krediye ilişkin kredi talep formu, kredi sözleşmesi ve senedin teslim alındığını gösterir belgeler getirtilerek, kredi sözleşmesi sırasında mı yoksa daha sonraki bir tarihte mi suça konu senedin teminat olarak alındığı araştırılıp, daha sonraki bir tarihte alınması halinde önceden doğan borç için sonradan yapılan hileli hareketin nitelikli dolandırıcılık suçunun unsurunu oluşturmayacağı da değerlendirildikten sonra sanığın üzerine atılı her iki suçla ilgili olarak hukuki durumunun tayin ve tespiti gerekirken eksik inceleme ile yazılı şekilde hüküm kurulması,
Kabule göre de;
Suçun sübutu halinde denetime izin verecek şekilde kredi miktarı tespit edilip TCK’nın 158/1-j-son maddesi gereğince elde edilen haksız menfaatin iki katı kadar adli para cezasının kredi bedeline göre belirlenmesi gerekirken, sahte senet bedelinin iki katının esas alınması,
Bozmayı gerektirmiş, katılan vekilinin temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan, hükümlerin bu sebepten dolayı 5320 sayılı Kanun’un 8/1. maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK’nın 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA, 02.07.2015 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.