Yargıtay Kararı 12. Hukuk Dairesi 2015/33 E. 2015/2997 K. 17.02.2015 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 12. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2015/33
KARAR NO : 2015/2997
KARAR TARİHİ : 17.02.2015

MAHKEMESİ :İcra Hukuk Mahkemesi

Yukarıda tarih ve numarası yazılı mahkeme kararının müddeti içinde temyizen tetkiki şikayetçi tarafından istenmesi üzerine bu işle ilgili dosya mahallinden daireye gönderilmiş olup, dava dosyası için Tetkik Hakimi tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve dosya içerisindeki tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp düşünüldü :
Alacaklı banka tarafından genel kredi sözleşmesi, ipotek akit tablosu ve hesap kat ihtarına dayalı olarak borçlu ve ipotek veren taşınmaz maliki üçüncü kişi hakkında ipoteğin paraya çevrilmesi yolu ile ilamlı icra takibine başlandığı, örnek (6) numaralı icra emrinin tebliği üzerine ipotek veren üçüncü kişinin icra mahkemesine yaptığı başvuruda; yetki itirazı ile birlikte, kendisinin takipte taraf olarak gösterilmediği, ipoteğin üst sınır ipoteği olup alacağın varlığı ve miktarının yargılamayı gerektirdiği, hesap kat işlemi yapılmadığı iddialarıyla takibin iptali isteminde bulunduğu, mahkemece asıl borçlunun hesap özetine itirazı ve mahkemeye şikayeti bulunmadığından ipotek veren 3. kişinin de icra mahkemesine başvurma hakkı bulunmadığı gerekçesiyle şikayetin reddine karar verildiği görülmektedir.
İpotek veren üçüncü kişinin somut olayda takip borcuna itiraz hakkı yok ise de, borcun ödendiği veya ertelendiği itirazları yanında takibe karşı şikayet hakkı vardır.
İİK’nun 150/ı maddesinde; ”Borçlu cari hesap veya kısa, orta, uzun vadeli kredi şeklinde işleyen nakdi veya gayrinakdi bir krediyi kullandıran tarafın ibraz ettiği ipotek akit tablosu kayıtsız ve şartsız bir para borcu ikrarını ihtiva etmese dahi, krediyi kullandıran taraf, krediyi kullanan tarafa ait cari hesabın kesilmesine veya kısa, orta, uzun vadeli kredi hesabının muaccel kılınmasına ilişkin hesap özetinin veya gayrinakdi kredinin ödenmiş olması nedeniyle tazmin talebinin veya borcun ödenmesine ilişkin ihtarın noter aracılığıyla krediyi kullanan tarafa kredi sözleşmesinde yazılı ya da ipotek akit tablosunda belirtilen adrese gönderilmek suretiyle tebliğ edildiğini veya 68/b maddesi gereğince tebliğ edilmiş sayıldığını gösteren noterden tasdikli bir sureti icra müdürüne ibraz ederse icra müdürü 149 uncu madde uyarınca işlem yapar” hükmüne yer verilmiştir.
Anılan yasal düzenlemede, hesap özetinin noter marifetiyle krediyi kullanan tarafa (borçluya) gönderilmesi gerektiği açıklanmıştır. Sözü edilen madde hükmünde, hesap özetinin ipotek veren üçüncü kişiye tebliği ise öngörülmüş değildir. Bu nedenle, takip edilebilmesi için ipotek veren taşınmaz maliki üçüncü kişiye İİK’nun 150/ı maddesi gereğince hesap özeti gönderilmesi zorunluluğu bulunmamakta ise de; ipotek veren üçüncü kişi hakkında takip yapılabilmesi için Türk Medeni Kanunu’nun 887. maddesi uyarınca, alacağın kendisinden istenilmesi yani muacceliyet ihtarının gönderilmesi gerekmektedir. Bir başka ifadeyle, söz konusu düzenleme gereğince, ipotekli taşınmaz maliki üçüncü şahsa ihbar
yapılmadıkça, onun yönünden borç muaccel olmayacağından hakkında icra takibi başlatılamaz. İİK’nun 150/1. maddesinin son cümlesi uyarınca “Hesap özetinin, tazmin talebinin veya ihtarın ipotekli taşınmaz malikine tebliğ edilmesi veya tebliğ edilmiş sayılması, Türk Medeni Kanunu’nun 887. maddesinde öngörülen ödeme istemi yerine geçer.”
Somut olayda, şikayetçi …, ipotek veren üçüncü kişi olup; noter marifeti ile çıkarılan 02.12.2009 tarihli hesap kat ihtarının, ipotek veren üçüncü kişiye tebliğ edildiği dosya kapsamı ile sabittir. Hal böyle olunca ipotek veren üçüncü kişiye tebliğ edilen hesap kat ihtarnamesinin, TMK’nun 887. maddesi anlamında ihbar (muacceliyet ihtarı) yerine geçtiğinin kabulü gerekeceği açıktır. Bu durumda, şikayetçiye icra emri gönderilmesinde yasaya aykırı bir yön bulunmamaktadır. Şikayetçinin takipte taraf olarak gösterildiği de dosya kapsamı ile sabittir.
O halde mahkemece bu nedenlerle şikayetin reddine karar verilmesi gerekirken yazılı gerekçe ile reddi doğru değil ise de, sonuçta istem reddedildiğinden sonucu doğru mahkeme kararının onanması gerekmiştir.
SONUÇ: Şikayetçinin temyiz itirazlarının reddi ile sonucu doğru mahkeme kararının yukarıda yazılı nedenlerle İİK’nun 366. ve HUMK’nun 438. maddeleri uyarınca (ONANMASINA), alınması gereken 27,70 TL temyiz harcından, evvelce alınan harç varsa mahsubu ile eksik harcın temyiz edenden tahsiline, ilamın tebliğinden itibaren 10 gün içinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere, 17.02.2015 gününde oybirliğiyle karar verildi.