YARGITAY KARARI
DAİRE : 12. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2015/470
KARAR NO : 2015/4511
KARAR TARİHİ : 03.03.2015
MAHKEMESİ :İcra Hukuk Mahkemesi
Yukarıda tarih ve numarası yazılı mahkeme kararının müddeti içinde temyizen tetkiki şikayetçi tarafından istenmesi üzerine bu işle ilgili dosya mahallinden daireye gönderilmiş olup, dava dosyası için Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve dosya içerisindeki tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp düşünüldü:
Şikayetçi icra mahkemesine başvurusunda; satış ilanının kendisine tebliğ edilmediğini, satışın gazetede ilan edilmediğini, ihaleye fesat karıştırıldığını ve sair şikayet nedenlerini belirterek 6183 Sayılı Yasa kapsamında Marmara Kurumlar Vergi Dairesi Müdürlüğü tarafından yapılan 20.05.2003 tarihli menkul ihalesinin feshini istemiştir.
İstanbul 4. İcra Hukuk Mahkemesi’nin 01.06.2011 tarih, 2010/1098 Esas, 2011/555 Karar Sayılı kararı ile; menkul ihalesinin feshine yönelik şikayeti inceleme görevinin, Vergi Mahkemeleri olduğundan bahisle görevsizlik karar verdiği; Uyuşmazlık Mahkemesi’nin 2013/982 Esas-2013/1408 Karar ve 07.10.2013 tarihli hukuk bölümü kararı ile “……dava konusu olayda vergi dairesi tarafından icra dairesi aracı kılınmak suretiyle takip başlatıldığı, haciz ve satış işlemlerine girişildiği, ayrıca dava konusu taleplerin vergi alacağı temeline dayanmadığı, sorunun temel hükümler doğrultusunda 2004 Sayılı Kanundaki yasal düzenlemeler çerçevesinde çözümlenmesi gerektiği” sonucuna varılarak görevsizlik kararının kaldırıldığı, sonrasından yapılan yargılama neticesinde mahkemece, ihalenin usulüne uygun olduğu kabul edilerek şikayetin reddine karar verildiği görülmüştür.
Somut olayda şikayetçinin ihalenin feshi nedeni olarak ileri sürdüğü hususlar hakkında, mahkemece, “satışın yasal mevzuata uygun olduğundan” bahisle istemin reddine karar verildiği, ancak hangi iddianın neden kabul edilmediğinin tek tek tartışılmadığı, bir başka deyişle istemin reddine dair kararın gerekçelendirilmediği görülmektedir.
Bir mahkeme kararının gerekçesi, o davaya konu maddi olguların mahkemece nasıl nitelendirildiğini, kurulan hükmün hangi nedenlere ve hukuksal düzenlemelere dayandırıldığını ortaya koyar; kısaca, maddi olgular ile hüküm arasındaki mantıksal bağlantıyı gösterir. Tarafların o dava yönünden, hukuk düzenince hangi nedenle haklı veya haksız görüldüklerini anlayıp değerlendirebilmeleri ve Yargıtay’ın hukuka uygunluk denetimini yapabilmesi için ortada usulüne uygun şekilde oluşturulmuş, hükmün hangi nedenle o içerik ve kapsamda verildiğini ayrıntılarıyla gösteren, ifadeleri özenle seçilmiş ve kuşkuya yer vermeyecek açıklıkta bir gerekçe bölümünün bulunması zorunludur. Bütün mahkemelerin her türlü kararlarının gerekçeli olarak yazılması gerektiğini öngören Anayasa’nın 141/3. maddesi ve ona paralel bir düzenleme içeren 6100 Sayılı HMK’nun 27 ve 297. maddeleri işte bu amacı gerçekleştirmeye yöneliktir.
O halde mahkemece belirtilen anayasal ve yasal düzenlemeler doğrultusunda, 6183 Sayılı Yasa’nın 84 ve devamı maddeleri uyarınca değerlendirme yapılarak, şikayetçi tarafından ileri sürülen fesih sebepleri gerekçesiyle birlikte tek tek tartışılıp oluşacak sonucuna göre karar verilmesi gerekirken, fesih nedenleri irdelenmeden ve gerekçelendirilmeden yazılı şekilde hüküm tesisi isabetsizdir.
SONUÇ : Şikayetçinin temyiz itirazlarının kabulü ile mahkeme kararının yukarıda yazılı nedenlerle İİK 366 ve HUMK’nun 428. maddeleri uyarınca (BOZULMASINA), bozma nedenine göre sair temyiz nedenlerinin bu aşamada incelenmesine yer olmadığına, peşin alınan harcın istek halinde iadesine, ilamın tebliğinden itibaren 10 gün içinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere, 03.03.2015 gününde oybirliğiyle karar verildi.